6. Ceza Dairesi 2014/7078 E. , 2014/19433 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat, Düşme Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmolunan cezanın miktarına göre de, sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılı…
**6. Ceza Dairesi 2014/7078 E. , 2014/19433 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat, Düşme Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmolunan cezanın miktarına göre de, sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE, I-Sanıklar ... ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan düşme; sanık ... hakkında 29.04.2013 tarihli yağma suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde: Düşme ve beraat kararının gerekçesine yönelik bulunmayan sanıklar savunmanlarının temyiz isteminde, sanıkların hukuki yararı bulunmadığından, bu konudaki temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 317.maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, II-Sanıklar ... ve ... hakkında 30.04.2013 tarihli yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde: Sanık ... hakkında düzenlenen iddianamenin 02.10.2013 tarihinde, sanık ... hakkında düzenlenen iddianamenin ise 31.07.2013 tarihinde kabulüne karar verildiği, yakınanın 18.09.2013 tarihli oturumda, zararının dava açıldıktan sonra sanık ... tarafından giderildiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; yakınana zararının hangi sanık hakkında açılan davadan sonra giderildiği sorulmadan, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/1-3. maddesiyle uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamede yer alan bozma istemli düşünce benimsenmemiştir. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-)TC. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunmanın ücretlerinin sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretlerin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin sanıklardan alınmasına hükmedilmesi, 2-) Sosyal inceleme raporu için harcaması zorunlu kamu masrafının, sanık ...'a yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'ye aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından, “yargılama giderine” ilişkin bölümler çıkarılarak, “ 37 TL yargılama giderinin sanık ...'den, 30,50 TL yargılama giderinin sanık ...'dan tahsiliyle hazineye irad kaydına” karar verilmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, III-Sanıklar ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde: Yakınanın olay yerine gelen polis ekiplerine, evden çıkıp uzaklaştığı sırada beyaz renkli bir araca zorla bindirilmek istendiğini, şahısların kendisini darp ettiğini ve araçla olay yerinden ayrıldıklarını, Kollukta alınan beyanında ise, odasının penceresinden atladıktan sonra ... Otele doğru kaçtığını, sanık ...'ın koşarak, sanık ...'in ise araçla kendisini kovaladıklarını, aracın önünü kestiğini, sanık ...'in kendisini araca bindirmeye çalıştığını, ... isimli kişinin “şimdi polisler gelecek” diyerek .. uzaklaştırmaya çalıştığını ve araçla olay yerinden kaçtıklarını beyan ettiği, Dosya içinde bulunan 21.05.2013 tarihli CD inceleme tutanağında, suç tarihinde geceleyin saat 21:25:36'da markası ve rengi belli olmayan bir aracın olay yeri adresin önüne farları açık şekilde geldiği, saat 21:25:40'da araç kısmından 2 şüpheli şahsın gelerek olay yeri adrese doğru gittikleri, şüpheli aracın adres önünde beklediği, saat 21:26:26'da şüpheli bir şahsın araca doğru geldiği, saat 21:28:10'da şüpheli bir şahsın araç yanından olay yeri bina tarafına doğru gittiği, saat 21:29:46'da şüpheli bir şahsın olay yeri bina kısmından araç yanına doğru gittiği, saat 21:30:09'da şüpheli aracın olay yeri bina yanından ayrılarak uzaklaştığının belirtildiği, Dosya içinde bulunan tutanaktaki görüntü kayıtlarının yakınanın evinin yakınındaki büfeye ait güvenlik kamera kayıtlarından tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; yakınanın iddiasında geçtiği haliyle sanıklar tarafından araca bindirilmeye çalıştığı yeri görüntüleyen başkaca kamera kaydı bulunup bulunmadığı araştırılıp, yakınanın evden kaçması, sanıklarca kovalanması, araca bindirilmeye çalışılması ve ardından polise yapılan ihbarın saatinin bir arada değerlendirilebilmesi için, mahallinde yöntemince keşif yapılıp, olaya ilişkin tüm deliller toplandıktan sonra, sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması; Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 07.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.