11. Hukuk Dairesi 2012/17389 E. , 2013/15683 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN BİRLEŞEN DAVADA BİRLEŞEN DAVA : DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2010/513 ESAS Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2012 tarih ve 2010/165-2012/325 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı/birleşen davada davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, d
**11. Hukuk Dairesi 2012/17389 E. , 2013/15683 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN BİRLEŞEN DAVADA BİRLEŞEN DAVA : DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2010/513 ESAS Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2012 tarih ve 2010/165-2012/325 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı/birleşen davada davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı şirket vekili, davalı ...' nın müvekkili şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, davalının davetlere rağmen şirket toplantılarına ve faaliyetlerine katılmadığı gibi müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet göstererek haksız rekabette bulunduğunu, şirket aleyhine spekülasyonlar çıkartarak şirketin zararına neden olduğunu, ortakların davalıya güveni kalmadığını ileri sürerek, davalının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davalılar vekili, genel kurul kararının iptali için dava açma süresinin dolduğunu, davacı diğer hissedar...a karşı dava açmadığından husumet eksikliği nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davacının 23.06.2007 tarihli sermaye arttırımına ilişkin toplantıya iştirak etmeyeceğini beyan ettiğini ve imzadan imtina ettiğini, bu tarihten sonraki yapılan toplantılara ise katıldığını, sözleşmeye ve hukuka uygun nisaplarla alınmış kararların iptalini isteme hakkı bulunmadığını, çağrının usulsüzlüğünün hükümsüzlük nedeni olmadığını, savunarak davanın reddini istemişlerdir. Asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin şirket ile aynı alanda faaliyet göstermesinin davacı şirket müdürü ...'ın bilgisi dahilinde olduğunu, kaldı ki haksız rekabet yasağının müdürler için geçerli olduğunu, davacının haklı sebebin varlığını ve şirketin zarara uğradığını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davada davacı olarak, şirket müdürünün ortaklığa aykırı tutum ve davranışları nedeni ile şirketin zarara uğratıldığını, 23.06.2007 tarihli sermaye arttırımı ve görev taksimine ilişkin 5 ve 6 nolu kararların, genel kurul toplantısının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, sermaye artışı ve azaltılmasına ilişkin kararların ana sözleşmenin değiştirilmesi niteliğinde olup oybirliğ ile alınması gerektiğini ileri sürerek, 23.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların özellikle sermaye arttırımına ilişkin genel kurul kararının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, davalıların şirket müdürü olarak imza yetkilerinin kaldırılarak şirket idaresinin şirket ortaklarının tamamının birlikte atacağı imza ile temsilinin sağlanmasını ve kâr payının tespiti ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.06.2012 tarihli celsede kâr payı taleplerini atiye bıraktıklarını birdirmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 23.06.2007 tarihli toplantı davetinin, şirket müdürleri yerine şirket ortakları tarafından ve ...'ın şirket kayıtlarındaki adresi yerine şirket adresine gönderildiği ve şirket çalışanına tebliğ edildiği, bu nedenle 23.06.2007 tarihli sermayenin arttırılmasına ve görev taksimine ilişkin 5 ve 6 nolu kararların alındığı ortaklar kurulu toplantı davetinin TTK'nın 538. maddesinde öngörülen usule uygun yapılmadığı, somut olayda davalı ...'ın çoğunluk pay sahibi konumunda olmadığından bir sadakat yükümlülüğünden bahsedilemeyeceği, özellikle dinlenen davacı tanıklarının anlatımından davalı ... ile davalı şirket yetkilisi ...'ın 2005 ve 2006 yıllarında görüşüp anlaşarak ve davalı ...'a iki adet araç vermek suretiyle davacı şirketten ayrıldığı ve kendi işini kurduğu, ...ismi altında taşımacılık işini yaptığı, şirkete gelip gitmediği, şirket ile doğrudan bir bağının bulunmadığı, zaman zaman prosedür gereği alınan bazı kararları haricen imzaladığı tespitleri karşısında, davalı ...'ın davranışlarının haksız rekabet teşkil etmediği, gerekçesiyle davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılmaya yönelik davanın reddine, birleşen dosyada davacı ... tarafından davalılar ... ve ... Tekstil. Turz. Taş. Otomotiv Tic. ve San. Ltd. Şti. aleyhine açılan 23/06/2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptaline yönelik davanın kabulü ile şirket sermayesinin artırılmasına ve görev taksimine ilişkin 23/06/2007 tarihli 5 ve 6 nolu ortaklar kurulu kararının toplantı davetinin TTK 538. maddesine uygun yapılmadığından iptaline, davalı şirket müdürlerinin imza yetkilerinin kaldırılarak temsile yetkili zorunlu organları belirleninceye kadar şirket idaresinin tedbiren şirket ortaklarının tamamının birlikte atacağı imzalar ile sağlanmasına, karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davacı/birleşen davada davalı şirket vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı/birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Ancak, 6762 s. Yasa'nın 506/son maddesi delaleti ile uyuşmazlığa uygulanması gereken aynı Yasa' nın 381. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Mutlak butlan hallerinde MK'nın 2. maddesi hükümleri saklı kalmak kaydı ile her zaman dava açılabilir. Somut uyuşmazlıkta, birleşen davada davacı ... iptali istenen ortaklar kurulu tarihi itibari ile 2.000 TL paya sahip olup, karar ise şirketin 8.000 TL pay sahibi 2 ortağın iştiraki ile alınmış bulunmaktadır. Bu halde ve davada alınan kararların yokluğu sonucunu doğuracak başka bir halin varlığı da iddia edilmediğine göre ortada alınan kararların yokluğu sonucunu doğuracak bir hal mevcut değildir. Diğer taraftan çağrı yapılmaması ortağa sadece dava hakkı veren bir durum olup, alınan kararların iptali için ayrıca kararların yasaya, ana sözleşmeye veya iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun kanıtlanması gerekir. Öte yandan, birleşen davanın davacısı dava konusu edilen ortaklar kurulu toplantısından sonra yapılan toplantı tutanaklarını imzalamış olduğundan ve bu nedenle de iptali istenen ortaklar kurulu toplantısında alınan kararlardan haberdar olunmadığı ileri sürülemeyeceğinden davada MK'nın 2. maddesi hükümlerinin de nazara alınması gerekir. Açıklanan tüm bu nedenlerle, mahkemece, birleşen davanın reddine karar vermek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan iptal kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 3- Öte yandan, şirkette organ boşluğu bulunmadığı halde şirketin tüm ortaklarının birlikte imzaları ile şirketin temsiline karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı/birleşen davada davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen davada davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve ( 3 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen davada davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.