İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde; Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, taraflarca UPS ve Jeneratör satışı için anlaşıldığını, ürünlerin tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edilip kurulumunun yapıldığını, talep edilen bakımların gerçekleştirildiğini, hizmet bedeli olarak düzenlenen …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1649 KARAR NO: 2026/587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/11/2021 NUMARASI: 2019/773 Esas 2021/800 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/11/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde; Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, taraflarca UPS ve Jeneratör satışı için anlaşıldığını, ürünlerin tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edilip kurulumunun yapıldığını, talep edilen bakımların gerçekleştirildiğini, hizmet bedeli olarak düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, ancak hizmete ilişkin 1.040.258,56- TL cari hesap borcunun ödenmediğini, İstanbul ........ İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili, davada görevli ve yetkili mahkemenin ....Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacıya takip tarihi itibari ile 588.268,49 TL borçlarının olduğunu, ancak aralarında vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya uygulama olmadığını, gönderilen 13.9.2018, 15.10.2018 ve 31.10.2018 tarihlerinde gönderilen 438.035,52 TL olan vade farkı faturasına süresi içinde itiraz edilerek davacıya iade edildiğini, taraflar arasında ara ödemeler şeklinde örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, takip öncesi davacının müvekkilini temerrüde düşürmediğini, davacının icra masrafları ile zarar verme kastı ile hareket ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece taraf defterlerinin yasal koşulları taşıdığı, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 594.226,65-TL alacaklı, davalı ticari defterlerine göre davacıya 588.266,49-TL borçlu olduğu, takibe konu 438.035,52-TL'lik vade farkı faturasının tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takibin 594.226,65-TL alacak ve 438.035,52-TL'lik vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.032.262,17-TL alacak üzerinden yapıldığı, vade farkı faturalarının 05/01/2017 ile 29/06/2018 tarihleri arasında tahsil edilemeyen faturalar için düzenlendiği, 2017 yılı öncesi için vade farkı uygulaması yapılmadığı ve taraf defter ve kayıtlarına göre vade farkı ödemesinin yapıldığına ilişkin bir kayda ulaşılamadığı, sipariş formları ve fatura üzerilerinde aylık %3 vade farkı uygulanacağı ibaresinin tek yanlı düzenlenmiş olması nedeniyle vade farkı istenemeyeceği, davalı kayıtlarında yer almayan 19/07/2018 tarihli ve 3337 sayılı 5.957,97-TL bedelli faturanın irsaliyesinin mevcut olması nedeniyle talep edilebileceğine dayanılarak davanın kısmen kabulü ile; İstanbul..... İcra Dairesinin ...-esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 594.226,56-TL asıl alacak yönünden iptali ile, takip talebindeki koşullarla birlikte devamına, fazlaya ilişkin vade farkı yönünden istemin reddine, alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalının vade farkı uygulanacağına yönelik ihtar içeren faturalara itiraz etmeden kabul edip aylarca ödeme yapmayarak zarara uğrattığını, faturaların her birinin altında da "gününde ödenmeyen bedel üzerinden 3% vade farkı uygulanacağı" yönünde ihtar bulunduğunu,borcun kapanmasına ya da taksitlendirilmesine yönelik bir uzlaşma olmadığını, çok uzun aralıklarla yapılan cüzi ödemelerin davacıyı zor durumda bıraktığını, vade farkının işletildiği her bir alacağın ayrı ayrı tespit edilerek ortaya çıkarıldığını, 06/11/2017 tarihinde kesilen faturadan sonraki hiçbir faturanın (112 fatura) karşılığı olmadığını, yılın her ayı hizmet almasına rağmen yılda bir iki defa cüzi ödeme yaptığını, malların maliyetinin döviz cinsinden olup Türk Lirası olarak ödeme yapıldığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; yetkili mahkemenin...... Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının muaccel hale gelmeyen alacak için kötü niyetli bir şekilde icra takibine giriştiğini, temerrüde düşürülmediğini, itirazlarının haksız ve kötü niyetli olmadığını, alacağın yargılamaya tabi olup likit olmadığını, bu nedenle inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, muaccel olmayan alacak hakkında açılan itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın kısmen reddine konu 446.032-TL üzerinden davalı için 4.080-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını bildirerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE VE SÜREÇ: Dava, cari hesap bakiyesi ve vade farkı alacağına dayanılarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekillerince istinafı üzerine; Dairemizin 2022/355 Esas, 2024/1289 karar sayılı ilamı ile; "Davacı tarafça davalıya gönderilen faturalarda ödeme yapılmaması halinde %3 vade farkı uygulanacağının yazılı olduğu ileri sürülerek cari hesap bakiyesi ile vade farkı alacağının tahsili için 1.032.262.08 TL asıl alacak ile 7.996-TL işlemiş faiz toplamı 1.040.258,56- TL alacak için ilamsız takip yapıldığı, davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itirazı ile arada vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir anlaşma olmadığı, takip öncesi temerrüde düşürülmediği sebepleriyle icra takibine itiraz edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre, aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Eldeki davada takip ve davanın konusu para alacağı olduğundan, davacı şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra daireleri yetkili olup, davalı vekilinin mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine itirazı yerinde değildir. Davacı tarafından yapılan takipte alacağın açıklanması kısmında cari alacak ve kur farkı alacağı yazılı ise de; davacı alacaklı icra takibinde 1.032.262,08-TL alacak talep etmiş olup, 13.9.2018 tarihli 438.035,52 -TL bedelli vade farkı faturası dışındaki 594,226,56-TL açık hesaptan kaynaklanan alacağın tamamının kabul edildiği, uyuşmazlığın 438.035,52-TL bedelli,vade farkı içerikli faturadan ibaret olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafça vade farkı istemine dayanak olarak düzenlenen satış ve hizmet faturaları ile sipariş onay formu altlarında yazılı olan 30 gün içinde banka transferi yapılmayan ödemeler için aylık %3 vade farkı uygulanacağı"na ilişkin kayıtlara dayanılmış, davacı vekili; vade farkına temel teşkil eden faturalarda, zamanında ödenmeyen faturalara vade farkı uygulanacağı kaydı konulduğunu, davalının iş bu faturalara itiraz etmediğini, faturaları bu kayıtla kabul etmiş sayıldığını, geç ödemeleri nedeniyle vade farkı ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Yargıtay İBBGK'nın 2001/1, 2003/1 karar sayılı, 27.06.2003 tarihli ilişkin kararında faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulması ile ilgili olarak "Vade farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir...Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği, faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine" karar verilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ile, somut olayda olduğu gibi vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, teamülden anlaşılması gerekenin taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının anlaşılması gerektiği, bilirkişi incelemesi neticesi taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediği belirlendiğine göre vade farkı faturası nedeniyle istemin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde temerrüt şartları oluşmadığını ileri sürmüştür. Fatura üzerinde bulunan vade tarihi de ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesinde, muaccel bir alacağın borçlusu borcun ifa edileceği tarih belirlenmemişse alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Davalı icra takibi öncesi temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine, karar verilmesi yerindedir.Aksi kararlaştırılmamışsa her borç doğumu anında muaccel olduğundan Davalı vekilinin alacağın muaccel olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.İtirazın iptaline karar verilen alacak, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğundan likit nitelikte olup icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.Ancak, dava kısmen red edildiği ve davanın esası incelendiği halde davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının işlemiş faiz ve vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davalı yararına reddedilen kısım bakımından nispi vekalet ücret takdir edilmesine "karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 11 HD nin 2024/6865 Esas 2025/4964 Karar sayılı ilamı ile "vade farkı faturasından önce düzenlenen sipariş onay formlarında da vade farkı uygulanacak ifadesinin yer aldığı ve sipariş onay formlarına itiraz edilmeksizin sözleşmesel ticari ilişkinin devam ettiğinden bahisle vade farkı uygulanacağı hususunun kabulü gerekir. Buna göre mahkemece öncelikle sipariş onay formlarının davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ve hukuki ilişki bu şekilde kurulmuş olması halinde vade farkı alacağının sözleşmesel ilişkiden kaynaklı teamül haline gelmiş olması halinde vade farkı alacağının doğduğu ve zamanaşımı süresi içerisinde istenebileceğinin kabulü ile buradan varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile vade farkı tutarı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir." denilerek kararın bozulmasına karar verilmiş, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacıya sipariş onay formlarını ve tebliğ evraklarını ibraz etmek üzere; yargılama sürecinde dava dosyasına sunulan üç adet sipariş onay formu sunulmuş ise de, sipariş onay formlarının davalıya gönderilip onaylandığına ilişkin kaşe ve imza bulunmadığı ticari ilişkinin uzun süre devam ettiği, vade farkı ödemeyi kabul ettiğini kabule yeter olmadığından davacı vekilinin vade farkı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı taraf elinde davalı tarafından onaylanıp imzalanan bir sipariş formu sunulmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin kabulüne, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2021 Tarih 2019/...Esas 2021/... Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul.... İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyada icra takibine yaptığı itirazın 594.226,56-TL asıl alacak bakımından iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına ,fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 118.845,30-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 40.592-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 12.563,73-TL'nin mahsubu ile kalan 28.028,27-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 12.614,53-TL peşin harçların davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine , Davacı tarafından yapılan 4.200-TL bilirkişi ücreti, 129,50-TL posta, tebligat masrafının davanın kabulü oranında hesaplanan 2.466,10-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı lehine takdir olunan 95.076,24-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 70.085,68-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 8.156-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 7.424-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Yatırılan 10.148-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 70-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 30-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK’nun 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/04/2026