11. Hukuk Dairesi 2019/4801 E. , 2020/3187 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/11/2018 tarih ve 2017/309-2018/710 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanak…
**11. Hukuk Dairesi 2019/4801 E. , 2020/3187 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/11/2018 tarih ve 2017/309-2018/710 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 15/09/2013 tarihli iş sözleşmesi uyarınca davalının davacıya bağlı olarak voleybol öğrencilerinin antrenörlüğünü yaptığını, davalı ile imzalanan sözleşmede antrenörlerin rekabet yasağına aykırı davranmalarını önlemek için cezai şart konulduğunu, davalının 23/09/2014 günü işten ayrıldığını, davalının öğrencilerin velileri ve öğrencilerle irtibata geçerek davacıyı karalayıp müşteri potansiyelini ele geçirmeye çalıştığını ileri sürerek, sözleşmede belirtilen 15.000.-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının yasaya aykırı faaliyetine son verilmesine, müvekkilinin zararlarının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacıyla davalı arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğunu, davanın iş mahkemesinde açılması gerektiğini, davacı şirkette voleybol antrenörü olarak işe başladığını, davacı şirketin kendisini teşvik etmesi sonucu işyerinde şube koordinatörlüğü görevine getirildiğini, işe girdikten sonra davacının psikolojik baskı uyguladığını, görev yaptığı dönem içerisinde aldığı paranın hakkını vermeye çalıştığını, ancak yapılan baskılar sonunda işten ayrıldığını, işsiz kalmamak için önce başka bir spor kulübünde gönüllü antrenör olarak çalıştığını, davacının öğrencileri ve velileri ile irtibata geçip onları kandırdığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını, herhangi bir haksız rekabette bulunmadığını, sadece çalışmak zorunda olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin konu itibarıyla geçerli bir sınırlama içermediği, lisanslı voleybol antrenörü olan davalının herhangi bir başka kulüp veya spor okulunda çalışamayacağına ve kendisinin kurduğu ortak olduğu vb. kulüp veya spor okulu organizasyonu yapamayacağına ve yönetemeyeceğine dair şartın davanın mesleki faaliyetini sürdürmesini bütünüyle engellemekle TBK'nın 444. maddesi uyarınca geçersiz olduğu, davalının davacının temsilciliğini yaptığı okullarda çalışan öğrencilerle irtibata geçip çeşitli vaadler de bulunarak kendi çalıştığı kulübüne kaydettirdiğine dair iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.