T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/600 KARAR NO : 2025/1472 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 ESAS NO: 2023/790 KARAR NO: 2025/188 DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/600 KARAR NO : 2025/1472 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 ESAS NO: 2023/790 KARAR NO: 2025/188 DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ... ... Sağlık Termal Turizm İnşaat Pazarlama Ve Sanayi Limited Şirketi'nin tarafı olduğu Ankara 1. Tüketici Mahkemesi 2021/201 Esas, 2022/198 Karar sayılı dosyada 17.535,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek faiz ile birlikte, 724,74 TL yargılama gideri ve 2.630,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, mahkemece verilen kararın İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyada öncelikle ilamların icrası yolu denenmişse de herhangi bir sonuç alınamadığını, İİK m.43/2 uyarınca takibin iflas yolu ile yapılması talep edildiğini, müdürlükçe hazırlanan iflas emri davalıya 21.05.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, İİK m.156/4 uyarınca işbu davayı süresi içerisinde açmakta olduklarını, İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının borcu 30.10.2023 tarihli hesapta 43.116,78 TL olarak belirtildiğini, alacağın tahsili için davalı nezdinde bulunan tüm malvarlığı, hak ve alacaklara ihtiyati haciz konulması ve davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "''Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir. .......Borçlu depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, 'konusu kalmayan davanın reddine' karar vermesi gerekir.'' (bkz. Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, Seçkin Yayınları, 2. Baskı, s:442) Somut davada, davacı kesinleşen alacağını ilamlı icra takibine konu etmiş ancak davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine takip yolunu değiştirerek davalı borçluya İflas Yoluyla Adi Takip başlatmış olup daha sonra iflas istemli iş bu dava açılmıştır. İİK'nın 166. maddesi gereğince ilanlar yaptırılmış olup alacağın ilama dayalı olması nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırmaksızın depo emri tutarına esas olmak üzere icra dairesinden kapak hesabı istenmiş ve davalı tarafça depo emri tutarının yasal süre içerisinde yatırıldığı anlaşılmakla iflas davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul BAM 45. HD'nin 2024/42 E.-2024/907 K. Sayılı ilamı vb.)" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle, ilamlı takibin İİK m. 43/2 uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilmesi sonucu açılan iflas davasıdır. 2004 sayılı İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak, İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Ancak iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Davalı şirket adresi Üsküdar /İstanbul olup, davanın yetkili ve görevli mahkemede açıldığı tespit edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca "hukuki yarar" dava şartı olduğundan, dairemizce öncelikle davacının işbu dava yönünden hukuki yararının olup olmadığı hususunun re'sen incelenmesi gerekmiştir. Zira davacı tarafından ilama dayalı alacağın icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi üzerine İİK 177.maddesi uyarınca doğrudan iflas davası açılmamış, ilamlı takip İİK'nın 43/2.maddesi uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilerek, iflas yoluyla takibin kesinleşmesi nedeniyle eldeki iflas davası açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 10/07/2017 tarihli ve 2017/2 E. 2017/3 K. sayılı kararında ilama dayalı bir alacağın ilamsız takip konusu yapılmasında hukuki yarar olmadığına dair karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/5.maddesinde "İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar." hükmü gereği içtihadı birleştirme kararları mahkemeler yönünden bağlayıcıdır. Ancak bu bağlayıcılık içtihadı birleştirme kararına konu edilen uyuşmazlıkla benzer hukuki konulara ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında "ilama bağlanmış para alacakları için genel haciz yoluyla takip yapılıp yapılamayacağı" yani "ilamlı takip" ile "genel haciz yoluyla takip" tartışılmıştır. Eldeki dosyada ise "alacağı ilama bağlanmış bir alacaklının iflas yoluyla adi takip yapması" hali söz konusu olduğundan somut dosya yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Zira genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi ile iflas yoluyla takibin hükümleri farklıdır.İİK'nın "Ödeme emri ve münderecatı" başlıklı 155. maddesinde; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.""İflas talebi ve müddeti" başlığını taşıyan 156. maddesinde ise; "Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır.Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." hükümleri yer almaktadır.YİBHGK kararında genel haciz yoluyla yapılan takipte, borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine, alacaklının icra hukuk mahkemesinde İİK m.68 uyarınca açacağı itirazın kaldırılması davası yada İİK m.67 uyarınca açacağı itirazın iptali davası neticesinde alacağın tekrar ilama bağlanması halinin gündeme geleceği, bu durumun ise gerek hukuki yarar gerekse kesin hüküm veya derdestlik sorunu ile karşılaşacağı açıklanmıştır. Oysa iflas yoluyla takip başlatılması halinde takibe itiraz edilsin yada edilmesin, dosya borcu ödenmez ise alacaklının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren İİK m. 156/4 uyarınca 1 senelik hak düşürücü süre içerisinde yetkili ticaret mahkemesinde iflas davası açması gerekmektedir yani bu halde açılacak dava İİK m.68 uyarınca itirazın kaldırılması davası yada İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davası değildir. Ayrıca alacaklının tercih hakkını doğrudan iflas davası açarak değil adi iflas yoluyla takip başlatarak kullandığı ve iflas yoluyla takipte gönderilen ödeme emrine borçlunun bir itirazının olmaması sebebiyle takibin kesinleştiği eldeki davada ara karar niteliğinde olsa dahi mahkemece "itirazın kaldırılması" yönünde bir karar da verilmeyecektir. Bu nedenle ilama bağlı bir alacağın tekrar ilama bağlanması hali bulunmamaktadır. İflas yoluyla takibe itiraz edilmiş olunması ihtimalinde dahi, açılan iflas davasında verilecek "itirazın kaldırılması" kararı bir "ara karar" niteliğinde olduğundan ilam niteliği taşımamaktadır.Alacak bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye bağlı ise, alacaklı doğrudan doğruya iflas yoluna başvurabilir (m.37;177/4). Fakat alacaklı, böyle bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak, (özellikle m.32'ye göre bir ilamlı icra takibi yapmadan) genel iflas yoluna da başvurabilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1110).İlamlı icrada da, iflasa tabi olan bir borçlu süresi içinde borcunu ödemezse, alacaklı haciz veya iflas yolundan birini tercih edebilir. Ancak alacaklı, ilamlı icra takip talebinde haciz istediğini bildirmiş olsa bile, icra emrindeki süre geçince iflas isteyebilir (m.37). İİK'nın 43.maddesi gereğince takip yolu değiştirilince, terk edilen takipte, takibin kesinleşmiş olması veya hacizlerin yapılmış olmasına bakılmaksızın yeni takip yoluna mahsus ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi zorunludur. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2019, s.376) Genel iflas yolu, alacaklının icra dairesine yapacağı bir iflas takip talebi ile başlar. Bunun üzerine, icra dairesi borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. Borçlu, yedi gün içinde borcunu öderse iflas takibi son bulur. Ödemezse, alacaklı ticaret mahkemesine iflas davası açarak borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Takip talebi ve ödeme emri safhaları, kural olarak genel haciz yolundaki takip talebi ve ödeme emri safhalarına benzer. Alacaklının alacağı bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanmakta ise alacaklı doğrudan doğruya iflas yoluna (m.177/4) başvurabileceği gibi ilam veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak, genel iflas yoluna da başvurabilir. (s.385)Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2012 tarihli 2012/3216 E. 2012/4983 K. sayılı kararında; "...Davalı şirket hakkında başlatılan ilamlı takip, borcun ödenmemesi üzerine iflas yoluyla adi takibe çevrilmiş, İİK'nun 155. maddesi hükmü uyarınca düzenlenen iflas yoluyla adi takiplere ilişkin ödeme emrine itiraz edilmemesi üzerine, davacı tarafça iflas istemli işbu dava açılmıştır. İflas kararı verilebilmesi için İİK'nun 158. madde hükmü uyarınca borçluya, depo emrinin verildiği güne kadar bu alacağın ulaştığı tutarı ve bunun eklentilerini, ödeme süresini ve depo emrine uyulmamasının sonuçlarını gösteren usulüne uygun depo emri çıkartılması, depo emri tebliğine rağmen borcun ödenmemiş olması gerekir. Ödeme emrinin dayanağı olan alacak, ilama dayalı ise de davacı tarafça İİK'nun 177/4. maddesi hükmünden yararlanılmamış olmasına göre, mahkemece İİK'nun 177/4. maddesi hükmündeki usule göre iflas hükmü kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Diğer bir husus İİK m.37'de yer alan "İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemiyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olupta alacaklı isterse salahiyetli ticaret mahkemesince iflasına karar verilir." hükmüdür. Bu hüküm uyarınca icra emrine konu borç ödenmediği takdirde alacaklı ya haciz yoluna gidecek yada isterse mahkemece iflasına karar verilecektir. Anılan hüküm iflas yoluyla takip ile çelişkili değildir. İİK m. 156/4 uyarınca iflas yoluyla takip başlatılması halinde de şayet borç ödenmez ise takibe itiraz edilsin yada edilmesin, cebri icraya yönelik herhangi bir işlem yapılmadan/yapılamadan alacaklının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 1 senelik hak düşürücü süre içerisinde iflas davası açması gerekmektedir. Alacaklının ilama dayalı alacağının icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi halinde başvurulacak tek yolun İİK m. 177 uyarınca açılacak doğrudan iflas davası olduğunun kabulü halinde, bu durum gerek alacaklının gerekse borçlunun menfaatine de uygun düşmeyecektir. Öncelikle İİK m. 177 uyarınca açılacak doğrudan iflas davasında depo emri çıkartılmamaktadır. İflas yoluyla takip nedeniyle açılan iflas davasında ise depo kararı verilmektedir. Depo emri verilmesindeki amaç borçluya borcunu ödemesi ve iflastan kurtulması için son bir fırsatın verilmek istenmesidir. Zira iflas yoluyla takip başlatılması akabinde açılacak iflas davasında mahkemece depo emri gönderileceğinden, somut olayda olduğu gibi depo emrinin borçlu tarafından yerine getirilmesi halinde hem alacaklının alacağına kavuşmasına hem de borçlunun iflastan kurtulmasına imkan varken, bu yol kabul edilmeyerek alacaklının İİK m.177 uyarınca doğrudan iflas davası açmaya mecbur bırakılması halinde, şayet takibin dayanağı ilam için icranın geri bırakılması kararı getirilmediği takdirde ticaret mahkemesi ilamın kesinleşmesini beklemeden ve depo kararı çıkartmadan yapacağı şekli inceleme ile icra emrine rağmen borcun ödenmediği için iflas kararı verecektir. Bu halde ise alacaklının ulaşmak istediği amaca yani alacağına kavuşmasına engel olunacağı gibi borçlu açısından ise ağır bir sonuç doğuran iflasa sebebiyet verilecektir. Borçlunun iflası halinde alacaklının, alacağına tam olarak kavuşup kavuşamayacağı meçhul olduğu gibi alacağına ne zaman kavuşacağı ise belli değildir. İlamlı icra takibinin İİK m. 43/2 uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilmesi neticesinde emsal mahiyette yer alan pek çok iflas davasının da Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçtiği tespit edilmiştir. (bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/996 E. 2025/2434 K. sayılı kararı)Açıklanan nedenlerle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının olduğu kanaatine varılarak dosyanın esastan incelemesine geçilmiştir. 6100 sayılı HMK nun 355. Maddesi gereğince inceleme: İİK m. 43. uyarınca takip yolunun, iflas yolu ile takiple değiştirmesi halinde, takip yolunu değiştirmek isteyen alacaklının başvurusu üzerine icra müdürünün önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun bir ödeme emri düzenleyip borçluya göndermesi ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2013 tarih 2013/1941 E. 2013/2626 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi yeniden gönderilecek ödeme emrinin aynı alacak kalemlerini içermesi gerekmektedir.İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün 2024/13244 E. sayılı dosyası ile; davacı tarafından, Ankara 1.Tüketici Mahkemesi'nin 2021/201 E. 2022/198 K. sayılı ilamı uyarınca hükmedilen alacakların tahsili için ilamlı takip başlatılmış ve 17.535,00 TL asıl alacak, 724,74 TL yargılama gideri, 2.630,25 TL ilam vekalet ücreti, 10.260,50 TL asıl alacak faizi olmak üzere toplam 31.150,49 TL' nin tahsiline yönelik 07/07/2022 tarihli icra emri düzenlenmiş ve İİK m. 43/2 uyarınca takibin iflas yoluyla takibe çevrilmesi sonucunda 16/05/2023 tarihli iflas yolu ile adi takipte ödeme emri (örnek no:11) düzenlenmiştir. Somut dosyada; ilamlı takibe ilişkin ödeme emri ile takip yolunun değiştirilmesi üzerine gönderilen iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrindeki alacak kalemleri ve miktarlar aynı olup, İİK m. 43/2'de öngörülen usule uygundur. İİK m.156/4'te "İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafından iflasın, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde istenmesi gerekmektedir. İflas ödeme emri davalı vekiline 21/05/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, dava hak düşürücü süre içinde 30/10/2023 tarihinde açılmıştır.İİK m. 158'de iflas yoluyla takip başlatılması halinde açılacak iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir. Yasal ilanlar yapılmış, İİK m. 160 uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır.Mahkeme tarafından 18/10/2024 tarihli ara karar ile İİK 158. maddesi uyarınca 21.122,87 TL takipte kesinleşen miktar, 961,09 TL tahsil harcı, 4.500,00 TL vekalet ücreti ,2.805,78 TL toplam faiz ve 488,40 TL masraf olmak üzere toplam 29.878,14 TL depo tutarının 7 günlük kesin süre içerisinde yatırılması aksi halde davalı şirket hakkında iflas kararı verileceğini belirten muhtıranın 23/10/2024 tarihinde davalı şirket ve vekiline tebliğ edildiği, takibin ise 25/02/2025 tarihinde infazen kapatıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder yada borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir... Borçlu, depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, mahkemenin "konusu kalmayan davanın reddine" karar vermesi gerekir. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 442). Davalı tarafa depo emri 23/10/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, 25/02/2025 tarihinde icra dosyasına ödeme yapılmıştır. Bu durumda 7 günlük süre içerisinde ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, mahkeme tarafından depo emrine esas tutarın yasal süre içinde yatırıldığı yönündeki tespitinin yerinde olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda yer alan bilgiler ışığında , istinafa konu edilen iş bu dava dosyasında , davanın konusuz kalması sebebiyle davacının iflas talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmektedir. Yargılama gideri yönünden inceleme:Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda yargılama gideri davacı taraf üzerinde bırakılmış ise de, bu konuya dair gerekçeli kararda herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Oysa ki , dava tarihinde davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği nazara alınarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin bu yönde sunulan istinaf talebinin yerinde olduğuna karar vermek gerekmiştir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.İş bu nedenle; 6100 sayılı HMK nun 355. Maddesi ve yargılama giderlerine ilişkin davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/790 Esas, 2025/188 Karar sayılı ve 26/02/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; Davanın konusuz kalması sebebiyle davacının iflas talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA 2-İlk Derece İncelemesi Yönünden; a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar harcının davacı tarafından peşin alınan 269,85 TL mahsubu ile bakiye 345,55 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından yapılan 6.340,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ç-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine, 3-İstinaf İncelemesi Yönünden; a-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafça yapılan 2.613,50 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilemesine, d-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, e-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/12/2025