İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Davalı şirketin, müvekkili şirket aleyhine Gebze 4. İcra Müd.'nün ... E.sayılı dosyası ile cari hesap alacağı nedeniyle 11/12/2018 tarihinde ilamsız icra…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/587 KARAR NO : 2025/1538 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/10/2021 NUMARASI : 2019/128 Esas - 2021/788 Karar DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Davalı şirketin, müvekkili şirket aleyhine Gebze 4. İcra Müd.'nün ... E.sayılı dosyası ile cari hesap alacağı nedeniyle 11/12/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, iş bu takip dosyasından borçlu müvekkil adresine çıkarılan tebligatların usulsüz olması nedeniyle ödeme emrinden 28/12/2018 tarihinde haberdar olunduğunu, bu usulsüzlük sebebiyle Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/573E.sayılı dosyası ile dava açtıklarını, öncelikle sözü geçen İcra takibindeki 117.050,99-TL'lik asıl alacağın 54.219,87TL tutarındaki kısmını kabul ettiklerini ve 54.219,87-1L alacağı ve fer'ilerini ödeyeceklerini, fakat icra takibindeki kalan 62.831,12-7L'lik kısmını ve fer'ilerini kabul etmediklerini müvekkilinin iş bu tutarda borçlu olmadığını, davalı şirketin müvekkili şirkete sattığı mallarda gizli ayıp bulunduğunu, bu hususun davalı şirket yetkilisi ve müvekkil şirket yetkilisi tarafından tutanak altıncı alındığını, müvekkili şirketin, 19/12/2017 tarihinde gizli ayıbı öğrendiğini ve aynı tarihte davalı şirket yetkilisini arayarak haber verdiğini, davalı şirketin ayıplı malları yerinde görmek istediğini belirttiğini, bunun üzerine 27/12/2017 tarihinde müvekkili davalı şirkete mail atarak ve bu mail içeriğinden de anlaşılacağı üzere kendilerinden haber beklediklerini belirterek proforma fatura gönderildiğini, usulüne uygun şekilde ayıp ihbarının gerçekleştirildiğini, davalı şirketin Bodrum/Muğla ... Projesindeki ayıplı malları görmesi için defalarca çağrıda bulunulduğu halde çağrılara dönüş alınamadığını, yıllardır ticari ilişkide bulunmaları neticesinde oluşan güven ile beklenildiğini, 16/01/2018 tarihinde Bodrum Muğla ... projesi yetkilisini ve ... firma yetkilisini göndererek ayıplı malların görüldüğünü ve tutanak altına alındığını, bu tutanak ile de zaten davalı tarafın malların ayıplı olduğunu açıkça kabul ettiğini, bunun üzerine gizli ayıp nedeniyle reklamasyon faturası keserek davalı şirkete kargo yolu ile gönderildiğini, açıklanan ve mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; davanın kabulü ile müvekkilinin Gebze İcra Müd.'nün ... E.sayılı dosyasındaki 117.050,99-TL'lik asıl alacağın 62.831,12-TL'lik kısmından faizinden ve tüm fer'ilerinden borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/45Dİş 2019/50 Karar sayılı kararı ile müvekkili lehine verilen tedbir kararının HMK 397.maddesi gereğince tedbirin devamına, Davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “kesinleşen takipten sonra davacı borçlunun, icra takip dosyasındaki tebligatın usulsüz olduğundan bahisle Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/573E.sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğunu ve yapılan yargılama neticesinde şikayet talebi reddedilerek tebligatın usulüne uygun olduğuna karar verildiğini, davalı borçlu tarafından, müvekkili şirketin alacağının bir kısmının kabul edilerek bir kısmına itiraz edildiğini, icra takibi başladıktan sonra borcun tamamına itiraz eden borçlunun daha sonra açtığı dava ile kısmi itirazda bulunmaya başladığını, borcun kabul edilen kısmının da ödememeye devam edildiğini, davacı borçlunun, itiraz ettiği kısım için müvekkili şirkete yapmış olduğu gizli ayıp ihbarının kesinlikle doğru olmadığını, müvekkili şirketin işini doğru şekilde yaptığını ve teslim ettiğini ve tarafına herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, eğer ayıplı bir durum var ise karşı tarafın bu hususta mahkemelere giderek bir tespit yaptırması ve ayıbın neler olduğunu ve bunun rakamsal değerinin uzman bilirkişiler marifetiyle tespit ettirmesi gerektiğini, bugüne kadar müvekkili şirkete bu yönde bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacı borçlu tarafın malların ayıplı olduğunun müvekkil şirket yetkilisi tarafından kabul edildiğini belirttiğini, bunun kesinlikle doğru olmadığını müvekkil şirkette imza ve temsil yetkisine haiz kişilerin belli olup, bunların dışında herhangi bir kişinin projede sorumlu olmayan ve müvekkil şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan bir kişinin verdiği iddia edilen yazıyı kabul etmediklerini, davacı borçlu tarafın iddia ettiği ayıba ilişkin usulüne uygun bir ayıp ihbarının söz konusu olmadığını, her iki taraf da tacir olduğu için iddia edilen ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren yasal yollarla bu durumun karşı tarafa hemen bildirilmesi gerektiğini, davacı tarafın dilekçe içeriğinden bu hususta yasal bir bildirim yapılmadığının anlaşıldığını, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddine, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından, “gizli ayıp” ihbarında bulunulduğu, bu kapsamda 27/12/2017 tarihli e-posta ekinde 63.395,50-TL' lik “proforma fatura” gönderildiği halde, bu konuda davalı taraftan herhangi bir geri bildirim alındığına ilişkin bilgi ve belge yer almadığı gibi, bu tarih itibariyle karşılıklı hesap mutabakatı da yer alamadığı, gizli ayıp ihbarına dayanak tutulan 19/12/2017 tarihli e-posta ve proforma faturadan 28 gün sonra 16/01/2018 tarihinde “gizli ayıp” iddiasının tutanak altına alındığı ancak; bu tutanaktan 318 gün sonra 19/12/2017 tarihli “proforma faturadan” ise 347 gün sonra 01/12/2018 tarihli ... numaralı 63.395,50-TL'lik faturanın davacı tarafından düzenlendiği, davacı şirket tarafından davalı ile arasındaki ticari ilişkinin özellikle dava konusu dönemini teşkil eden 2018 yılının tüm aylarında davalı şirket ile yapabileceği cari hesap mutabakatları ile davalıya hitaben düzenlediği “gizli ayıba konu faturaların” davalı tarafından kayıt altına alınıp alınmadığı, borçtan mahsup edilip edilmediğinin kontrolü ve teyidi imkanı olduğu halde bu işlemlerin yapılmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin icra takibine kadar devam ettiği, davalı şirket tarafından, davacı şirketin düzenlediği 01/12/2018 tarihli ve ... numaralı 63.395,50-TL'lik faturaya Gebze 3.Noterliğinin 07/12/2018 tarih ve ... no'lu ihtarname ile itiraz ve iadesinin yapıldığı ve devamında davalı şirket tarafından 13/12/2018 tarihinde Gebze 4. İcra Dairesinin ... E.sayılı icra dosyası ile 117.050,99- TL ekli alacak ve 1.204,64-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 118.255,64-TL üzerinden icra takibine başlandığı, icra takibi asıl alacak tutarı 117.050,99-TL'ye, davacı şirket tarafından 25/06/2019 tarihinde 50.000,00-TL ve 26/06/2019 tarihinde 7.369,00-TL olmak üzere toplam 57.369,00-TL ödeme yapıldığı ve icra takibi anapara bakiyesinin 59.681,99-TL'ye düştüğü, icra takip tarihi itibariyle, işlemiş faiz tutarının 1.204,64-TL olduğu, ve asıl alacak kalanı 59.681,99-TL ve işlemiş faiz 1.204,64-TL olmak üzere 60.886,63-TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Hükme ve denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporu dikkate alınarak davacı itirazlarının reddine karar verilmiştir. Bu durumda davacının tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre takip talebindeki bedel üzerinden borçlu olunan miktarın mahsubu sonucu 57.369,00 TL yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin ise reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin davacı şirkete sattığı mallarda gizli ayıp bulunduğunu, ayıba ilişkin davalı şirket ile davacı şirketin birlikte tutanak tuttuğunu, mallardaki kusurun davacı şirketten kaynaklı olmadığını, davacının sorumluluğu bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin, davacının gizli ayıp ihbarında bulunduğunu gerekçeli kararında açıkça belirttiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini, davalının %20’de aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gizli ayıbın ne zaman ortaya çıktığı, ne zaman görüşme yapıldığı ve ne zaman da ayıp ihbarında bulunulduğunun hiçbir şekilde belli olmadığını, mahkemenin davalı lehine alınan iki adet bilirkişi raporunu yok saydığını ve yeni bir rapor almadan davanın kabulü cihetine gittiğini, yetkisiz bir çalışanın sözde tutanağı ve HMK'ya aykırı tanıklığı ve ne içeriği belli ve ne zamanı belli (Sözde ayıbın ortaya çıktığı zaman) ve ne de seçimlik olarak hangi hakkın kullanılacağı belli bile olmayan bir mail ile davacı lehine hüküm tesis edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibi nedeniyle kısmen borçlu olmadığının tespiti davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacıya teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve bu ürünlerden kaynaklı 62.831,12 TL zararın oluşup oluşmadığı, bu miktar yönünden borçlu olup olmadığı noktasındadır. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında Gebze 4. İcra Dairesinin ... esas numaralı takip dosyası ile " 27/04/2018 - 21/11/2018 tarihleri arası cari hesap ekstresi" borcun sebebi gösterilerek 117.050,099 TL asılı alacak, 1.204,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 118.255,64 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, süresinde itiraz edilmediği, icra hukuk mahkemesine yapılan usulsüz tebligata ilişkin şikayetin reddedildiği, 62.831,12 TL asıl alacak ve ferileri yönünden eldeki menfi tespit davasının açıldığı görülmektedir. Davacı tarafça ayıplı ürünlerin neden olduğu zarara ilişkin düzenlenen reklamasyon faturasının davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafçada Gebze Noterliğinden gönderilen ihtar ile itiraz ve iadesinin yapıldığı ve ticari defterlerine kaydedilmediği, BA forumunun da verilmediği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında muhtelif malzemenin satımına ilişkin ticari sözleşme bulunduğu, bu kapsamda davalının davacıya ... marka MS50 yapıştırıcı satıp teslim ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacının iddiası inşaatta kullanılan yapıştırıcının ayıplı olması nedeniyle yapıştırmayı sağlayamadığı, yapıştırılan seramik malzemelerin kendiliğinden düşerek parçalanması, bunun sonucu eloksak boyalı yüzeyin silinmesi, cephenin sökülüp yeniden yapılması ve 420 m2 sökülen cephenin molozlarının atılması, 420m2 seramik malzemenin çöpe atılması nedeniyle zarara uğradığı yönündedir. Somut olayda; Davacının satın aldığı yapıştırıcının gizli ayıplı olup uygulamadan bir süre sonra yapıştırılan seramiklerin yapışmayıp dökülmeye başladığı, davacı tarafça bu hususun satıcıya hemen bildirildiği, 8 gün sonra da bundan doğan zarara ilişkin proforma fatura ekli e-mail ile " hakan bey ne sizi nede ...'ı bodruma getiremedik." diyerek önceden yapılan ayıp ihbarına atıfta bulunduğu, davalı tarafça bu e posta içeriğini inkar eder herhangi bir bildirim veya delilin dosyaya sunulmadığı, bilahare davalı şirketin satış müdürü ile davacı şirket arasında 16/01/2018 tarihli tutanak tanzim edilerek ürünlerin ayıplı olduğu, uygulama hatası bulunmadığı, ürünün yapıştırmadığı, seramik malzemelerin düştüğü problemin yerinde tespit edildiğine dair tutanak tanzim edildiği görülmektedir. Tutanak mümzi olan davalı firma satış temsilcisi ...'in tanık olarak beyanı tutanak içeriği ihbarın hemen yapıldığı göstermekte olup bir bütün olarak değerlendirildiğinde Davalının süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki itirazı ve istinaf yerinde olmayıp mahkemenin aksi yöndeki kabulü yerindedir. 6098 Sayılı TBK nun ayıplı satımda alıcının haklarını düzenleyen 227. Maddesinin 2. Fıkrası "Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır." düzenlemesini içermektedir. Bu düzenleme gereği satıma konu malın ayıplı olması halinde TBK 227. Maddesinde düzenlenen seçimlik hakların dışında, malın ayıplı olmasından kaynaklı alıcının bir zararı oluşmuş ise örneğin ayıplı aracın yanmasından kaynaklanan bedensel zararlar, mahrum kalınan kar vs. alıcı isterse seçimlik haklara ekleşik olarak aynı davada isterse seçimlik hakları kullanmadan bağımsız bir dava olarak bu zararlarını TBK 146. Maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde talep ve dava edebilir. Davacının dava ettiği talepleri ayıplı ürün nedeniyle TBK 227/1 maddesindeki seçimlik hakların kullanılması değil, TBK 112 maddesi kapsamında ürünün ayıplı olmasının doğurduğu zararın genel hükümler çerçevesinde belirlenerek davalıya olan açık hesap borcundan düşülerek bakiye borcunun belirlenmesi istemine ilişkindir. Dosyada davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme alınan bilirkişi raporu sonrası davalı ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu mali müşavir bilirkişinin hazırladığı kök ve ek raporlar dayanak alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak hükme asas alınan rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. Hüküm esas alınan raporda davacının itiraz etmediği ve ödeme yaptığı miktar BK 100 uygulanmadan takipte talep edilen miktardan düşülerek bakiye 60.886,63 TL davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğu görüşü bildirilmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak davacının uyuşmazlık konusu olmayan ve yapılan ödemeye ilişkin kısım olan 57.369 TL yönünden borçlu olmadığına dair karar verilmesi hatalı olmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti reklamasyon faturası nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacı kendisine teslim edilen yapıştırıcıların ayıplı olduğunu, bu ayıp nedeniyle zarara uğradığını ve zararın miktarını ispatla mükelleftir. Bu hususta yapılmış bir tespit olmadığı gibi ticari defter kayıtları ile ispatlanacak bir husus değildir. Bu durumda ispatlanmayan davanın reddine karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile uyuşmazlık konusu olmayan kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabet yoktur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih 2018/285 - 2019/5221Esas ve Karar sayılı kararı)Davacı tarafça eldeki dava açılmadan önce başvurusu üzerine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/45 D. İş dosyası ile icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, kararın icra dosyasına sunularak tedbirin uygulandığı anlaşılmakla İİK 72/4 Maddesi gereği davalı yararına reddedilen miktar üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece verilen karar isabetli görülmemiş olmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3- Davanın REDDİNE, 4- Reddedilen 62.831,12 TL nin %20 si oranında belirlenen 12.566,22 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.073,00 TL harcın mahsubu ile fazlaya dair 457,60 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,6-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan 50,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-6325 sayılı HUAK'nın 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,2-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025