6. Ceza Dairesi 2015/4919 E. , 2015/46134 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, parada sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/05/2015 ve 14/07/2015 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüld…
**6. Ceza Dairesi 2015/4919 E. , 2015/46134 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, parada sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/05/2015 ve 14/07/2015 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık ... hakkında parada sahtecilik suçu yönünden hükmolunan cezaların miktarına göre, sanık savunmanının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik yağma eylemi nedeniyle duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede; I- Sanıklar hakkında parada sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanıkların hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK'nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; ancak, TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildiği takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK'nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... (...) savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK'nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, "Sanıkların, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1.maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamalarına" cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Sanıklar hakkında yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Dosya içeriğine göre; katılan ...'ın 20.07.2006 günü evinin kurşunlanması olayı ile ilgili aynı gün karakolda ifade verirken, “ Olaydan bir ay kadar önce bir ev satın almak için paraya ihtiyacım oldu. Evdeki çelik kasada bulunan 100.000 Euro parayı bozdurmak için yanımda çalışan ... ile döviz bürosuna gönderdim. Birkaç saat sonra ... beni arayıp, 45.000 Euronun sahte çıktığını söyledi. Ben hemen emniyete başvurmayıp, olayı aile içinde araştırmaya başladım. Önce kızım ...'a durumu sordum. Dövmeme rağmen bir şey söylemedi. Daha sonra küçük kızım ...'a sorunca, kızım ...'nin ayrıldığı eşi ...'nın kendilerini ölümle tehdit ettiğini, bu tehditle evimde bulunan çelik kasadan para almalarını söylediğini, eczaneden ilaç alıp getirdiğini, bu ilacı eşimin kahvesine koyduklarını, eşimin cebinden kasanın anahtarını alıp, iki defada toplamda 100.000 Euro para alıp ...'e verdiklerini, sonradan olayın farkedilmemesi için ...'in sahte 45.000 Euroyu kızım ...'ye vererek kasaya koydurduğunu anlattı.” diyerek beyanda bulunduğu, Sanık ...'ın 24.07.2006 tarihindeki kolluk ifadesinde; “ Ben ... ile 7 ay evli kaldım. 2005 yılı haziran ayında boşandım. Evli kaldığım süre içersinde de geçimsizliklerimiz vardı. Ayrıldıktan sonrada sürekli beni arayıp para vermemi, vermezsem başımın büyük belaya gireceğini söylüyordu. Bu durumdan kardeşim ...'ın da haberi vardı. Bu tarihten 5- 6 ay kadar önce kardeşim ... ile konuşup,...'i susturmak için evdeki çelik kasadan para almaya karar verdik. Bu konuda ... ve kardeşimin erkek arkadaşı ...'tan yardım istedik. ... eczacı bir tanıdığı olduğunu, oradan sakinleştirici bir ilaç getirip, annemin içeceğine katabileceğimizi söyledi. Bu konuşmadan birgün sonra ... “zanaks” adlı ilacı getirip, kardeşim ...'a verdi. Bizde gündüz annemle otururken, annemin neskafesine beş adet ilaç koyduk. Annem uykuya daldı. Kasanın anahtarını annemin cebinden ... aldı. Kasanın şifresini bildiği için bana söyledi. Ben açıp, 24.000 Euro para aldım. Bu paranın 14.000 Eurosunu...'e, 10.000 Eurosunu kardeşim ...'a ...'e vermesi için verdim. Bu olaydan sonra,... yine tehditlerine devam edince, kasadan tekrar para almaya karar verdik. Yine aynı yöntemle kasadan 20.000 Euro aldık. Bunun 10.000 Eurosunu...'e, 4500 Eurosunu ...'e, 5500 Eurosunu kardeşim ...'ın tefeciden aldığı parayı ödemesi için...'e verdim. Sonra babamın kasadaki paranın azalacağından şüpheleneceğini düşünerek,...'e kasaya koymak için sahte para bulmasını söyledim. O da bana 45.000 Euro sahte para getirdi.” diye beyanda bulunduğu, Sanık ...'ın ise 24.07.2006 tarihinde karakolda; “Ablam ... ile ... bir süre evli kaldılar. Her iki tarafın aileside bu evliliği onaylamadı. Boşandıktan sonra,...'in ablamı arayarak para isteyip, tehdit ettiğini ablamdan öğrendim. Tarihten altı ay kadar önce,...'i susturmak için, kasanın anahtarını annemi uyutarak alıp, içindeki paraları almaya karar verdik. Erkek arkadaşım ...'e, sinirlerimin bozuk olduğunu, sakinleştirici bir hap temin etmesini söyledim. O da bana tanıdığı bir eczaneden “zanaks” adlı ilacı getirdi. Ertesi gün annemin içeceğine bu ilaçtan beş tane koyduk. Annem uyuyunca, cüzdanındaki anahtarı aldım. Şifreyi ben biliyordum. Ablam kasayı açıp paraları aldı. Bana 10.000 Euro verdi. Bende arkadaşım ...'e ilettim. Ablamda ne kadar para kaldığını bilmiyorum. Ancak parayı...'e verdiğini biliyorum. İlerleyen günlerde bir kez daha aynı yöntemle kasayı açıp, 20.000 Euro aldık. Sonra durumun farkedilmemesi için,... sahte para getirdi. Bizde kasaya koyduk.” dediği, Sanıklar ... ve ...'ın üzerlerine atılı suçlamaları hiç bir aşamada kabul etmedikleri, Katılan ...'ın 20.09.2007 ve 02.05.2008 tarihlerinde Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde, “Bundan bir yıl kadar önce evimde iken kızlarım ... ile ...'ın kahveme ilaç koyması sonucu şuurumu kaybetmişim. İki gün İnternational Hospital Hastanesinde komada kaldım. Herhangi bir teşhis koyamadılar. Ben ilaçla uyutulduğumu bilemediğim için doktora bir şey söyleyemedim. İkinci kez ise doktora gitmedim. Evde dinlendim. Ben kahveme ilaç koyulup, kasadan para alındığını sonradan öğrendim.” dediği, Dosya içerisinde bulunan İnternational ... Hastanesi'nden temin edilen belgelere göre, ...'ın 25.11.2005 tarihinde hastaneye giriş yaptığı, düzenlenen yatış nedeni ve hasta öyküsüne göre, bir buçuk yıl önce santral fasial paralizi geçirmiş olan hastanın yüzde ve sağ kolda uyuşma şikayeti ile hastaneye geldiği, şuurunun açık ve koopere olduğunun belirtildiği, 29.11.2005 tarihinde ise taburcu edildiğinin anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nun 31.05.2010 tarih ve 1007 no'lu raporuna göre, zanaks adlı ilacın etken maddesinin alporozolamın benzodiazepin olduğu, sıkıntı giderici, uyutucu- sakinleştirici, kas gevşetici etki gösterdiği, en sık görülen yan etkilerinin uyku hali, baş dönmesi, görme bulanıklığı, sersemleme olduğu, sadece yetkili hekim tarafından düzenlenmiş olan yeşil reçete ile satılabileceğinin belirtildiği, Olayın olduğu gün yetkili mercilere bir başvuru yapılmadığı, evde ilaç kutusuna rastlanmadığı ve olaydan ne kadar süre sonra katılan ...'ın hastaneye gittiğinin duraksamasız olarak tam tespit edilemediği dikkate alındığında, olayda katılan ...'a “zanaks” adlı ilacın verilip verilmediği konusunda şüphe olduğu bir muhakkaktır. Hal böyle olunca, öncelikli olarak olay tarihinde hastaneye götürülen ...'a kan ve idrar tahlili yapılıp yapılmadığı, eğer yapılmış ise, kan ve idrar örnekleri içeriğinde zanaks ve/veya türevi ilaçlar bulunup bulunmadığı, uyuşturucu madde için özel bir tahlil yapılıp yapılmadığı, yaklaşık bir buçuk yıl önce daha önce geçirmiş olduğu hastalık nedeniyle kullanmış olduğu ilaçlar varsa, bu ilaçların böyle bir sonuç yaratıp yaratmadığının tespiti için tüm müşahade evraklarının istenerek incelenip, gerektiğinde Adli Tıp Kurumundan da görüş alınarak, sonucuna göre değerlendirilme yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... (...) savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 16.12.2015 günü Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ’nın katıldığı oturumda, sanık ... savunmanı Av. ...' un yüzüne karşı açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.