(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/22264 E. , 2016/21076 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Mahkemece, kararın davacı vekilince süresinde temyiz edilmediği gerekçesiyle davacı tarafın 13/04/2016 tarihli temyiz isteminin süreden reddi yönünde ek karar verilmiş ve davacı taraf bu kara…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/22264 E. , 2016/21076 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Mahkemece, kararın davacı vekilince süresinde temyiz edilmediği gerekçesiyle davacı tarafın 13/04/2016 tarihli temyiz isteminin süreden reddi yönünde ek karar verilmiş ve davacı taraf bu kararı temyiz etmiştir. HMK'nun 321/2. maddesinde, “Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiş olup, somut olayda, mahkemece kısa kararda hükmün gerekçesi açıklanmadığı gibi bunun sebebine dair açıklamada da bulunulmadığından davacıya yapılan tefhim usulüne uygun yapılmamıştır. Gerekçeli karar 07/04/2016 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiş, usulüne uygun temyiz istemi ise 13/04/2016 günü ibraz edilmekle davacı temyizinin süreden reddi doğru değildir. Mahkemenin 14/04/2016 tarihli temyizin reddi ek kararı bozularak ortadan kaldırılmalı ve mahkemenin 18/02/2016 tarihli kararına yönelik temyiz itirazları incelenmelidir. 2- Davacı vekili; müvekkilinin 23.05.2014 tarihinden itibaren...Projesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin geçerli ve yazılı fesih bildirimi yapılmaksızın fesih edildiği, kurguya dayanan bir fesih işleminin gerçekleştiği, yasanın emredici kuralına uygun olmayan feshin geçerli nedene dayanmadığı kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının işe iadesini talep etmiştir. Davalı Üniversite vekili; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir iş sözleşmesinin bulunmadığını, davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, diğer davalı ... Ltd. Şti ile müvekkili arasında imzalanan herhangi bir sözleşmenin olmadığını, davacının çalıştığı işvereni firmaların çalıştırdıkları dönemlerden ve en son çalıştığı .....'nin ise tüm alacaklarından sorumlu olduğunu, müvekkilinin davacıya karşı işe başlatma, hak ve alacaklarından sorumluluğunun olmadığını, davacının son olarak bünyesinde çalıştığı... arasındaki sözleşmenin belirli süreli yapıldığı, 30/06/2015 tarihinde ise sona erdiğini, işe iade için aranan belirsiz süreli iş sözleşmesi şartının gerçekleşmediğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davacının son işverenin ...olduğu, davalılara husumetin yönetilmeyeceği gerekçesiyle işe iade davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.