İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/09/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesi ile özetle; haksız fiillerde borcun muacce…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 17/06/2025 NUMARASI : ... Esas DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... İHTİYATİ HACZE İTİRAZ EDEN DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/09/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesi ile özetle; haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi için zarar verenin temerrüde düşürülmesi gerekmez. Haksız fiil halinde zarardan kaynaklı tazminat talebi haksız fiilin meydana geldiği an itibariyle muaccel olup talep edilebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/6083 E. 2018/2242 K. Sayılı kararında; "Uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup, haksız fiilde tazminat borcu, haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir anlatımla haksız fiilde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı gerektirmez." (EK-7) ifadelerine yer verilmiştir. Netice itibari ile işbu dava vadesi gelmiş, muaccel bir para borcunu konu edinen dava olduğunu, 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup buna göre; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" bu nedenlerle davalılar hakkında taşınır ve taşınmaz malvarlığına ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına aynı şekilde banka hesaplarına mahkemenizce öncelikli olarak teminatsız, aksi kanaat elde etmeniz halinde uygun bir teminat belirlenerek ihtiyati haciz konulmasını, akabinde ihtiyati haczin infazı için nöbetçi icra dairesine yazı yazılmasını talep etmiştir. Davalı vekili 02/06/2025 tarihli itiraz dilekçesi ile özetle; söz konusu ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf talebinde, işbu dava vadesi gelmiş, muaccel bir para borcunu konu edinen dava olduğunu, 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup buna göre; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" bu nedenlerle davalılar hakkında taşınır ve taşınmaz malvarlığına ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına aynı şekilde banka hesaplarına mahkemenizce öncelikli olarak teminatsız, aksi kanaat elde etmeniz halinde uygun bir teminat belirlenerek ihtiyati haciz konulması talep edildiğini, mahkemece davacı tarafından herhangi bir ispat ve zarara ilişkin herhangi bir belge sunulmaksızın taleplerinin kabul edilmesi yerinde olmadığını, nitekim davacı dosya kapsamında yaklaşık ispat şartını dahi yerine getirmediğini, ihtiyati haciz kararı verilirken bir tarafın zararına diğer tarafın salt yararına ölçülülük ilkesi aşılarak işlem yapılması hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yargılama sonucunda karşı tarafın zararı belirlenecek olup bu aşamada ihtiyati haczin tutarına ve teminatına ilişkin kararın ne şekilde verildiği dahi belirsiz olduğunu, mahkemece sadece bir karara dayanarak ve herhangi bir araştırma inceleme yapılmaksızın kanaatin nasıl oluştuğu belirtilmeksizin farazi belirlemelerle ihtiyati haciz kararı verildiğini, dolayısıyla, hiçbir somut dayanağı ve gerekçesi olmaksızın tanzim edilen karar usul ve yasaya aykırı olup ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin 17/06/2025 tarihli ara kararı ile; "T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 11/11/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında; "Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Dosyada bulunan ceza dosyası, bu dosyada davacının yaralanmasına dair doktor raporuna, kusura ilişkin bilirkişi raporuna göre davacının maddi ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Haksız fiil (yaralama ) tarihi itibarıyla davacının maddi ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. Alacağın kesin olarak kanıtlanması gerekmez. Davacının alacağı rehinle de temin edilmediğine göre borçlunun elinde veya üçüncü kişilerde bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve diğer haklarından uygun miktarının ihtiyaten haczine karar verilmesi gerekir.(Nitekim Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2016/18144 E,2017/11201 K; aynı daire 2016/9800 E, 2017/8052 K,2014/22955 esas 2017/3970 karar sayılı ilamları)(Aynı mahiyette Yargıtay 4. HD nin T.C. 2014/1150 esas 2014/1621 karar sayılı, 2014/9434 esas 2014/13476 karar sayılı ilamları) Buna yönelik itiraz yersizdir. Ne var ki Geçici hukuki koruma yargılamasında karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan İbarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumundan ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması yukarıda yazılı kanun hükmünden de anlaşılabileceği üzere kanun emridir. Bu durumda davacının ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince kabülü nedeniyle ve mahkemenin de taktirine göre teminat alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesi isteminin yerinde olduğu ancak dairemiz yerleşik içtihatlarına göre %15 teminat alınması gerekirken teminatın %10 olması yeride olmadığı anlaşılmıştır." denilmiştir. Anılan bölge adliye mahkemesi ilamı ve somut olayımız bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dosya içerisinde yer alan belgeler ile ihtiyati haciz için aranan "yaklaşık ispat" şartının gerçekleştiği anlaşılmakla ihtiyati haciz konulması istenen aracın davalı şirket üzerine kayıtlı olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin kabulü ile yaklaşık ispat kuralı gereğince iddianın doğruluğu ağırlıklı olarak kabul edilmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimali de göz önünde bulundurularak talep edilen alacak miktarının yargılama sırasında artacağı/değişeceği nazara alınarak talep edilen alacak miktarının %15'i oranında teminat yatırmasına karar verildiği, Mahkememizin 09/05/2025 Tarihli Ara Kararı ile kabulüne karar verilen ihtiyati haciz kararının yerinde olduğuna kanaat edilerek yapılan itirazın reddine dair aşağıdaki ara karar tesis edilmiştir. Mahkememizin 09/05/2025 Tarihli Ara Kararı ile kabulüne karar verilen ihtiyati haciz kararına yapılan İTİRAZIN REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ Ltd. Şti. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında sözleşme, fatura, kıymetli evrak veyahut davacının iddialarının ispatına yönelik herhangi bir delil dahi sunulmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesi ve salt talep doğrultusunda işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, zararın en azından yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekirken mahkemece bu hususun gözardı edilmesi ve doğrudan ihtiyati haczin kabul edilmesinin yerinde olmadığını, ihtiyati haciz kararı verilirken bir tarafın zararına diğer tarafın salt yararına ölçülülük ilkesi aşılarak işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yargılama sonucunda karşı tarafın zararı belirlenecek olup bu aşamada ihtiyati haczin tutarına ve teminatına ilişkin kararın ne şekilde verildiğinin dahi belirsiz olduğunu, mahkemece sadece bir karara dayanarak ve herhangi bir araştırma inceleme yapılmaksızın, kanaatin nasıl oluştuğu belirtilmeksizin farazi belirlemelerle ihtiyati haciz kararı verildiğini, söz konusu kararda ihtiyati haczin kabul edilmesinin gerekçelerinin detaylı olarak açıklanmadığını ve somut gerekçeler belirtilmediğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile müvekkili hakkında verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava konusu uyuşmazlık; trafik kazası sebebiyle açılan maddi tazminat davasında verilen ihtiyati haczin kabul kararına yapılan itirazın reddine yönelik verilen ara karara ilişkindir. Geçici hukuki koruma kurumu olan ihtiyati haciz ise İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İİK'nun 257. maddesinde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir. 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında maucceliyet kesbeder. İİK'nun 259. maddesinde de teminat hususu düzenlenmiştir. Madde de “İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 87. maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata luzum olup olmadığını takdir eder.Bu açıklamalara göre ihtiyati haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması”dır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından dava konusu yapılan değer kaybı bedeline ilişkin maddi tazminat alacağını teminen ihtiyati haciz talep edilmiş, mahkemece 09/05/2025 tarihli ara karar ile talebin kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Alacağın kesin olarak kanıtlanması gerekmez. Davacının alacağı rehinle de temin edilmediğine göre borçlunun elinde veya üçüncü kişilerde bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve diğer haklarından uygun miktarının ihtiyaten haczine karar verilmesi gerekir. (Nitekim Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2016/18144 E,2017/11201 K;aynı daire 2016/9800 E,2017/8052 K,2014/22955 esas 2017/3970 karar sayılı ilamları) (Aynı mahiyette Yargıtay 4. HD nin T.C. 2014/1150 esas 2014/1621 karar sayılı, 2014/9434 esas 2014/13476 karar sayılı ilamları) Bu halde, taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağı, kazalı araç resimleri, taraf beyan ve dilekçe içerikleri, mevcut bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde, mevcut delillere göre yaklaşık ispat ilkesi gözetilerek ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece, yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddi kararı doğru olup, bu karara karşı, davalı ........ Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1(f) ve İİK 265/son maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/09/2025 .... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.