15. Ceza Dairesi 2013/10819 E. , 2015/23788 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi evrakta sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oran…
**15. Ceza Dairesi 2013/10819 E. , 2015/23788 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi evrakta sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fail, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Somut olayda; sanığın, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde röntgen teknisyeni olarak çalıştığı, aynı hastanede çocuk bölümünde ebe olarak görev yapan ve birlikte aynı apartmanda oturdukları mağdur ...'a ait kimlik bilgilerini, nüfus cüzdanı üzerine işleterek Manavkuyu Mahallesi Muhtarlığına başvurup ikametgah belgesi ve hastaneden mağdur adına maaş bordrosunu alarak bu belgeler ile birlikte katılan bankaya kredi müracaatında bulunduğu, banka tarafından sunulan evrakların yapılan incelemesinde belgelerin sahte olduğunun belirlendiği anlaşılan olayda; 1-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde; 5237 sayılı TCK.nın 158.maddesinin 1.fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK.nın 158/1-j-son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınarak artırım ve eksiltmelerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle eksiz ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, oybirliği ile; 2-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak, Ceza Genel Kurulu'nun 08.06.2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, suçta kullanılan belgelerin sanık tarafından aynı anda katılan bankaya verildiği dikkate alındığında eylemin teselsül ettiğinden söz edilemeyeceği gözetilmeden, TCK'nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.04.2015 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Kısmen karşı oy) Sanık ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde röntgen teknisyeni olarak çalıştığı, aynı hastanenin çocuk bölümünde ebe olarak görev yapan ve birlikte aynı apartmanda oturdukları mağdur ...'a ait kimlik bilgilerini nüfus cüzdanı üzerine işleterek ... Mahallesi Muhtarlığına başvurup ikametgah belgesi ve hastaneden mağdur adına maaş bordrosu alıp, bu belgeler ile birlikte ... Şubesine kredi müracaatında bulunduğu olayda, sanığın işlediği kabul edilen resmi belgede sahtecilik suçunda ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda çoğunlukla aramızda görüş ayrılığı bulunmaktadır. Yerel mahkeme yargılama sonucu farklı tarihlerde aynı kişi adına resmi ve özel belge düzenlenmesinde zincirleme surette resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğu kabulü ile sanığın TCK'nın 204/1, 43/1 ve 62 maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar vermiştir. TCK'nın 43/1 maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; 1- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, 2- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, 3- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gereklidir. Sanık ... Mahalle Muhtarlığına başvurarak mağdur ...'a ait kimlik bilgilerini içerir 26.01.2009 tarihli ikametgah belgesini almıştır. Böyle bir belgenin 26.01.2009 tarihinde düzenlenerek sanığa verildiği, ... Mahalle Muhtarı tanık ... beyanıyla sabittir. Sanık mağdurenin bilgilerini içerir sahte nüfus cüzdan fotokopisi, maaş bordrosu ile birlikte ikametgah belgesini 30.01.2009 tarihinde bankaya ibraz ederek ... adına bireysel kredi başvuru formunu düzenletmiştir. Mahalle muhtarınca görevi gereği düzenlenen, ayrıca muhtarlık mührü ve imzasının bulunduğu ikametgah belgesi resmi belge statüsündedir. Resmi belgede sahtecilik suçu bu belgenin düzenlendiği 26.01.2009 tarihinde işlenmiştir. Ayrıca bu sahte resmi belge 30.01.2009 tarihinde kullanılmak suretiyle içerik itibariyle sahte bireysel başvuru formu düzenlenmiştir. Bu eylem ise özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. Ortada farklı tarihlerde içerik olarak sahte düzenlenmiş biri resmi, biri de özel olmak üzere iki belge bulunmaktadır. Bu iki sahte belge ...'un kimlik bilgilerini içerdiğinden, ... bu iki suçun mağdurudur. TCK'nın 204. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçu ile aynı Kanun'un 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçu unsurlarının benzerliği, her iki suçta korunan hukuki yararın kamu güveni olması nedenleriyle gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında aynı suç olarak kabul edilmiştir. Bu olaya benzer başka bir olayda Yargıtay CGK'nın 05.06.2012 gün ve 2011/15-491, 2012/219 E. ve K. sayılı kararında sanıkların zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmaları gerektiğini hükmetmiştir. Bu açıklamalar ışığında aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı aynı suçu değişik zamanlarda işlediği sabit olan sanığın bir bütün halinde zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme uygulamasının yerinde olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle çoğunluğun bozmaya yönelik düşüncesine iştirak etmiyorum.