11. Hukuk Dairesi 2020/1415 E. , 2021/5375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2013/310 E- 2017/544 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/738 E- 2019/1317 K. sayılı k
**11. Hukuk Dairesi 2020/1415 E. , 2021/5375 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2013/310 E- 2017/544 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/738 E- 2019/1317 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, İspanya'da kurulu müvekkili şirketin fidan ve tohum üretimi, ıslahı, satışı, pazarlaması, ithalatı ve ihracatı ile iştigal ettiğini, bu kapsamda birçok nektarin çeşidi için Türkiye’de 5042 sayılı Kanun çerçevesinde koruma elde ettiğini, davalılar ... ve ...'nin, müvekkilinin ıslahçı hakkı kapsamında bulunan Nektarin GAROFA, Nektarin FLARİBA ve Nektarin GARDETA isimli nektarin çeşitlerini müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında gizlice ve yasal olmayan yollardan ele geçirmek suretiyle bahçe tesis ettiklerinin delil tespiti dosyasına sunulan raporla ortaya çıktığını, izinsiz olarak çoğaltılarak ya da satın alınarak kurulan bahçelerden elde edilen gelirin haksız kazanç olduğunu, yasak yollarla fidan çoğaltmanın ve bahçe kurmanın haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek ıslahçı hakkına yönelik tecavüzün önlenmesine, hukuka aykırılık nedeniyle fiili kaybın tespiti ile şimdilik 5.000.- TL maddi tazminatın, yoksun kalınan kazancın tespiti ile şimdilik 5.000.- TL'nin ve haksız rekabet nedeniyle şimdilik 5.000.- TL maddi, 10.000.- TL manevi tazminatın 12.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinin nektarin fidanlarını dava dışı işletmelerden satın aldıklarını, dava konusu nektarin çeşitlerinin her yerde serbestçe alınıp satıldığını, ıslahçı hakkının yasal olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/261 esas sayılı dosyasında davacılar vekili, davalı şirketin ıslahçı haklarına sahip olduğu Garminata, Garofa, Floriba ve Gardeta ibareli nektarin çeşitlerinin 14-15 yıldır serbestçe çoğaltılıp yetiştirildiğini, bu çeşitler için sonradan ıslahçı hakkının tesis edildiğini, bu çeşitlerin yeni ve farklı olmadıklarını ileri sürerek, davalının ıslahçı haklarının iptalini talep etmiştir. Birleşen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/261 esas sayılı dosyasında davalı vekili, ıslahçı haklarının yenilik ve farklılık özelliklerini taşıdığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/27 esas sayılı dosyasında davacılar vekili, davalı tarafın haksız olarak almış olduğu nektarin Garminata, nektarin Gardeta ve nektarin Garofa çeşitlerine ait ıslahçı haklarının yeni ve farklı olmadıklarını, müvekkilerinden ...'ın 1995 tarihinden beri elma, sert çekirdekli nektarin şeftali, erik, üzüm yetiştiriciliği yaptığını, fidanların bir bölümünün yurt dışından ithal edildiğini, bir bölümünün ise Türkiye'de çoğaltıldığını, ayrıca yurt dışından aşı gözü ithalatı da yapılıp büyüyüp geliştirildiğini, dava konusu çeşitlerin 1999-2000 yıllarında Türkiye'ye getirilip çoğaltıldığını ileri sürerek, davalıya ait ıslahçı haklarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini dava etmiştir. Birleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/27 esas sayılı dosyasında davalı vekili, ıslahçı haklarının yenilik ve farklılık özelliklerini taşıdığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından davalılar aleyhine 5042 sayılı Kanun kapsamında hukuka aykırılığın tespiti, tecavüzün önlenmesi, maddi-manevi tazminat davası açılmış ise de; benimsenen bilirkişi heyet raporundaki dava konusu nektarin çeşitlerinin, tescil ve ıslahçı hakkı başvuruları öncesi başka isimler altında satıldığının veya morfolojik tip ve yapılarının umumca bilindiğinin, bu durumun 5042 sayılı Kanun’da belirtilen farklılık tanımı dışında kaldığının, aynı yasa kapsamında dava konusu nektarin çeşitleri için yenilik kavramından bahsedilemeyeceği ve 5042 sayılı Kanun kapsamında farklılık ve yenilik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2014/261 ve 2016/27 esas sayılı davaların kabulüne, birleşen davaların davalısı şirket adına kayıtlı 2012/021 tescil sayılı NEKTARİN FLARIBA, 2009/043 tescil sayılı NEKTARİN GAROFA, 2009/045 tescil sayılı NEKTARİN GARMINATA ve 2009/047 tescil sayılı NEKTARİN GARDETA ıslahçı haklarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Karara karşı, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada davacı şirkete ait çeşitlerin, 2000'li yılların başından itibaren ülkemizdeki çiftçilerce kullanıldığı, dolayısıyla asıl davaya dayanak çeşitlerin, başvuru veya rüçhan tarihinde herkesçe bilindiği, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine “herkesçe bilinme” kriterinin sağlanması için çeşidin 5042 sayılı Kanun'un 2/1-l maddesinde tanımlanan katalogda yer almasının zorunlu olmadığı, bu durumun anılan Kanun'un 6/2. maddesi kapsamında kaldığı, oysa müteakip fıkrada da herkesçe bilinme unsurunun tespiti konusunda tahdidi olmaksızın bir kısım durumlara yer verildiği, bu anlamda çeşidin kullanılmaya başlanmasının herkesçe bilinme unsurunun tespitinde dikkate alınacağı, asıl davaya dayanak olan ve birleşen davalarda hükümsüzlüğü istenilen ıslahçı haklarının, başvuru veya rüçhan tarihinden önce herkesçe bilindikleri, dolayısıyla farklılık kriterini haiz olmadıkları ve 5042 sayılı Kanun'un 52. maddesi kapsamında hükümsüzlükleri koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın davacısı-birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılmasıyla; asıl davanın reddine ilk derece mahkemesince asıl davanın reddi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davalı taraf yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmettiğinden ve bu karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı için davacı yararına usulü müktesep hak doğduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat talebi yönünden vekalet ücreti ile manevi tazminat talebi yönünden yönünden vekalet ücretinin toplamının davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine; birleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/27 esas sayılı dava dosyasındaki davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2009/043 sayılı NEKTARİN GAROFA, 2009/045 sayılı NEKTARİN GARMINATA ve 2009/047 sayılı NEKTARİN GARDETA çeşitlerinin ıslahçı haklarının hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmelerine yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, ve birleşen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/261 esas sayılı dosyasındaki davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2012/021 sayılı NEKTARİN FLARIBA, 2009/043 sayılı NEKTARİN GAROFA, 2009/045 sayılı NEKTARİN GARMINATA ve 2009/047 sayılı NEKTARİN GARDETA çeşitlerinin ıslahçı haklarının hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmelerine yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine karar verilmiştir. Kararı, asıl dava davacısı- birleşen davalar davalısı ... vekili temyiz etmiştir. 1- Asıl dava, 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun’dan doğan ıslahçı hakkına tecavüzün men’i ve tazminat, Birleşen Davalar; asıl davaya dayanak ıslahçı haklarının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. Anayasamızın 36.maddesinde de düzenleme konusu olan Adil Yargılanma İlkesinin bir gereği de, bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde hukuki dinlenilme hakkına sahip olmaktır. HMK’nın tüm hukuk yargılamalarında uyulması öncelikli ve zorunlu olan “Yargılamaya Hakim Olan İlkeler” 2 no’lu bölüm başlığı altında düzenlenen 27.maddesinde, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir. Hukuki dinlenilme hakkının kapsamında; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkı ile mahkemelerin, yapılan açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapması ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi bulunmaktadır. Dosya içerisinde Tarsus 2.SHM’nin 2013/40 D.İş sayılı delil tespit dosyasına tesadüf edilememiş olup, bu dosyaya sunulan raporlar itibariyle, ...-...i’nin vekillerinin talebi üzerine delil tespiti yapıldığı, ancak, mahallinde yapıldığı ileri sürülen delil tespitinin hangi parsel sayılı taşınmazlar üzerinde gerçekleştirildiğini tevsik ve tespit edecek fen bilirkişisi raporuna tesadüf edilemediği gibi, delil tespitine kaç adet bilirkişinin katıldığı, delil tespit raporlarının tebliğ edilip edilmediği, rapora itiraz gelip gelmediği, bu hususun gerekçeli kararda da tartışılmadığı görülmüştür. Bu dosyaya sunulan rapor örneklerinden de delil tespitinde bu dosya davacısının taraf olarak gösterilmediği, aleyhine delil tespit edilen taraf olarak Vitroplant isimli bir şirketin yer aldığı görülmüştür. Delil tespit dosyasına rapor sunan bilirkişi ...’ın 02.06.2014 tarihli raporunda; Günyurdu Köyü ... ve Kütüklü Köyü 17-18 ve 19 no’lu parsellerde ... bahçesinden numune alındığı ve numunelerin Çukurova Ünv. Biyoteknoloji Merkezine teslim edildiği bilgisi yer almakta ise de, numunelerin ileride yapılacak itirazları karşılayabilmek adına mühürlü bir kaba alındığına ilişkin bir kaydın olmadığı, numune alma sırasında, bilirkişiye ağaçların gösterilerek DNA tespiti yapılmadan her bir ağacı tanımlayarak numune alımının yapıldığının söylendiği, raporun sonuç kısmında, ağaçların yaşı konusunda kendi içinde çelişkili ifadeler bulunduğu, ağaç yaşlarının bazı yerde 4-5, bazı yerde 14-15 olarak tanımlandığı, hangi köydeki / parseldeki ağaçların hangi yaşta olduğunu belirlemenin mümkün görülmediği anlaşılmaktadır. Her şeyden önce hangi parseldeki hangi ağaçların hangi teknik veriye istinaden yaş belirlemesi yapıldığı raporda açık değildir. Yine bu dosyada, numunelerin getirildiği araştırma merkezinde görevli...isimli bilim insanının teknik raporunda,...-... bahçesinden alınan numunelerin test edildiği ve DNA’larının davacı adına tescilli üç adet nektarin ile aynı olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ... raporunda çelişkili ifadeler yer alsa da, raporun sonuç kısmında “...-... bahçesinden, numune alınan ağaçların yaşının 4-5 yaşlarında olduğu” bilgisinin yer aldığı görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince, buna rağmen ağaçların yaşının 14-15 olduğu ve davacı/birleşen dosya davalısı şirkete ait ıslahçı hakkı tescil tarihlerinden çok daha öncesinde ekilmiş ve bilinen bir ağaç çeşidi olduğu gerekçesiyle, birleşen dosya davalısının rapora yönelik ciddi itirazları da karşılanmaksızın birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. 2- Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan 22.01.2016 tarihli keşfe istinaden hazırlanan 21.03.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacının tescile bağlı haklarına karşı yenilik kırıcı olarak ileri sürülen Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/40 D.İş sayılı delil tespit dosyasında bahsi geçen Kütüklü Köyü ...numaralı parsellerde dikili nektarinlerin yerinde olmadığı, Günyurdu Köyü ... parsel sayılı taşınmazda halen var olan nektarin ağaçlarından alınan numunelerin ise DNA’larının davacıya ait çeşitlerin DNA’larından farklı olduğu tespit edildiği ve ... raporundaki teknik verilerin aksi ispatlandığı halde, Bölge Adliye Mahkemesince, bu raporla açık bir çelişki oluşturan, delil tespitinin dahi ne şekilde yapıldığı anlaşılamayan Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/40 D.İş sayılı delil tespit dosyasına sunulan kendi içinde çelişkili ...’a ait bilirkişi raporuna niçin üstünlük tanındığı açıklanmaksızın ve en azından raporlar arasındaki hukuki ve teknik çelişki giderilmeksizin birleşen davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamıştır. 3- Davacı / birleşen dosya davalısı vekilinin, Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/40 D.İş sayılı delil tespit dosyasında delil tespitinin yapıldığı tarih itibariyle Google haritalarda alınan teknik veri itibariyle, 2006 yılı itibariyle Kütüklü Köyü 17-18-19 parsel sayılı arazide her hangi bir ağacın ekili olmadığı 2014 yılı başında yapılan delil tespit tarihi itibariyle 14-15 yaşlı ağaç barındırmasının mümkün olmadığı ileri sürülmüş olup, bu itirazın da harita konusunda uzman teknik bilirkişi raporu ile doğruluğunun değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır. 4- Davacı / birleşen dosya davalısı vekili, müvekkilinin Türkiye’deki ıslahçı belgelerini yurtdışındaki 2003 ve 2004 tarihli başvuru rüçhanlarına dayalı olarak gerçekleştirildiğini, yenilik kriterinin buna göre değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş olup Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta bir değerlendirme yapılmaması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dahi bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı- birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl dava davacısı- birleşen davalar davalısı ...'ye iadesine, 24.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.