6. Ceza Dairesi 2013/15391 E. , 2013/11141 K. Yağma suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.08.2011 gün, 2010/190 Esas ve 2011/247 Karar sayılı hükmü ile TCK.nın 149/1-a.c 62, 53/1, 63.maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis (2 kez) cezasına hükmedildiği; kararın sanık savunmanı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.03.2013 gün, 2012/23934 Esas ve 2013/5500 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuri…
**6. Ceza Dairesi 2013/15391 E. , 2013/11141 K.** **"İçtihat Metni"** Yağma suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.08.2011 gün, 2010/190 Esas ve 2011/247 Karar sayılı hükmü ile TCK.nın 149/1-a.c 62, 53/1, 63.maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis (2 kez) cezasına hükmedildiği; kararın sanık savunmanı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.03.2013 gün, 2012/23934 Esas ve 2013/5500 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2013 gün ve 6-2011/365299 sayılı yazısı ile sanık hakkındaki hükmün ONANMASINA karar verilmesi istemi ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine; Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü: T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CMK.nın 6352 sayılı Yasanın 99.maddesi ile değişik 308.maddesi gereğince yapılan incelemede; İtiraz yazısında aşağıdaki görüşler ileri sürülmüştür. “İTİRAZ NEDENLERİ: Uyuşmazlık konusu, sanık hakkında yağma suçundan mahkumiyet kararı verilirken tartışılıp irdelenen delillerin ve teşhis işleminin eylemin şüpheye sebep olmayacak şekilde sübutu için yeterli olup olmadığı ve bu bağlamda başkaca bir araştırmaya gerek olup olmadığına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dosya içerinde bulunan delillerin yeniden irdelenmesi gerekmektedir Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında “Yakınanlar ... ve ... isimli kişileri tanımadığını, cep telefonlarının gasp edilmesi olayı ile ilgisinin bulunmadığını, cezaevine hırsızlık suçundan birkaç kez girip çıktığını, gasp suçunun cezasının ağır olduğunu bildiğini, mağdurlarla her zaman yüzleşmeye hazır olduğunu, teşhis edildiği fotoğrafların eski fotoğrafları olduğunu, yakınanların benzetmiş olabileceğini, suç tarihinde nerede olduğunu hatırlamadığını, suçun işlendiği tarihte ... cezaevinde olup olmadığının araştırılmasını istediğini” belirtmiş, 10/06/2011 tarihli yargılamada ise özetle, “Atılı suçu işlemediğini, fotoğraf teşhisi ile üzerine bir çok kez suç atıldığını, dosyada bulunan fotoğraftaki sahsın ise kendisi olduğu” şeklinde savunma yapmıştır. ./.. -2- Katılan ... kolluk anlatımında; “30/03/2007 günü saat 18:00 sıralarında yanında arkadaşı ... ile birlikte bir başka arkadaşını ziyarete giderlerken tanımadığı iki sahsın gelerek kendilerini durdurup, sokakta bulunan apartmanın önüne boşluk ve kuytu bir yere çekip "burada niye geziyorsunuz siz hırsızmısınız, evlerin zillerini mi çalıyorsunuz, evde bacım, annem rahatsız oluyor 10 dakikadır sizi takip ediyoruz" diyerek üzerlerini aramaya başlayınca, “arkadaşımızı arıyoruz” dediklerinde; sanığın bu kez elinde bulunan cep telefonunundaki son aradığı numaralara bakmak istediği, telefonunu göstermesine rağmen elindeki telefonunu çekip aldığını, telefonu aldıktan sonra da bıçağını göstererek “sizi doğrarım arkamızdan bakıp gelmeyin” diyerek olay yerinden uzaklaştıklarını, kendilerinin de karakola gelerek durumu bildirdiklerini, sabıkalılar albümünden yaptıkları fotoğraf teşhisinde sanık ... isimli şahsı teşhis ettiğini, bu şahsın bütün konuşmaları yapıp cep telefonlarını alarak yanında bulunan 1,75 cm boylarında beyaz tenli sakalsız diye tarif edebileceği arkadaşına veren ve bıçak çeken şahıs olduğunu”; Cumhuriyet Savcılığındaki 19/03/2008 tarihli anlatımında, “Emniyetteki ifadesini aynen tekrar ederek, emniyette gösterilen fotoğraflardan ...'ı teşhis ettiğini, ...'ın bıçak gösterip "sizi öldürürüm" diye tehdit edip cep telefonlarını aldığını ve fotoğraf teşhisi yapamadıkları yanındaki ikinci şahsa verdiğini, kendisine gösterilen üç farklı yönden çekilmiş renkli fotoğraftaki şahsın kendilerini bıçakla tehdit edip gasp eden kişi olduğu” şeklinde beyanda bulunmuştur. Katılan ... 11/02/2011 tarihli mahkemedeki anlatımında kolluktaki anlatımına benzer anlatımda bulunarak "... adlı şahsı polisteki kayıtlı fotoğraflarından teşhis ettiğini” ifade etmiş sanık ile mahkeme huzurunda yüzleştirildiğinde ise, “Cep telefonunu alan şahsın huzurdaki sanık olduğundan emin olduğunu" söylemiş, sanığın itirazı üzerine de beyanında ısrarcı olmuştur. Mağdur ... olayın hemen akabinde kolluktaki anlatımında olayın oluş ve gelişimine ilişkin katılan ... ...'nin anlatımlarına benzer anlatımda bulunarak “Sanığın, ...'nin elinde bulunan cep telefonunu isteyip son aradığınız numaralara bakayım dediğini, onun da önce elindeyken telefonu gösterdiğinde, “telefonu versene yemeyeceğiz ki” dediğini telefonunu elinden aldıktan sonra kendisine ait nokia marka telefonu da alınca belindeki 25-30 santim uzunluğunda ekmek bıçağını göstererek, "sizi doğrarım, sizi öldürürüm arkamızdan bakıp gelmeyin diyerek” olay yerinden uzaklaştıklarını, kendilerinin de karakola geldiklerini, daha sonra kimlik tespiti ve olay yeri inceleme bürosunda sabıkalılar albümünden yaptıkları fotoğraf teşhisinde ... isimli şahsı teşhis ettiğini, bu şahsın bütün konuşmaları yapan ve cep telefonlarını alıp yanında bulunan 175 cm boylarında beyaz tenli normal şiveli zayıf kumral kısa saçlı, sakalsız diye tarif edebileceği arkadaşına veren ve bıçağı çeken şahıs olduğunu”; Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde, “Emniyetteki anlatımını aynen tekrar ederek cep telefonlarını alarak kendilerine bıçak gösteren kişinin ... isimli şahıs olduğunu fotoğraftan kesin olarak teşhis ettiğini, şimdi teşhis tutanağındaki renkli fotoğrafa tekrar baktığında özellikle ortada bulunan ./.. -3- fotoğraftan ...'ı kesin olarak teşhis ettiğini, yanındaki diğer kişinin kim olduğunu bilemediğini” beyan ettiği; 23/08/2011 tarihli mahkemedeki anlatımında, “Olay tarihinde arkadaşı olan ... ... ile birlikte Gaziosmanpaşa'da bir arkadaşına bakınırken iki kişinin geldiğini, kendilerini bir apartman boşluğuna götürüp elinde bıçak olduğu halde “siz neden burada dolaşıyorsunuz burada benim kız kardeşim var annem var” gibi sözler söylediğini, kendilerinin de “bir arkadaşımızı arıyoruz” dediklerini, bunun üzerine telefonlarını isteyince, telefonlarını gösterdiklerini, ondan sonra telefonları geriye vermeyip bıçak çıkardığını, cep telefonunun da iade edilmediğini şikayetçi de olmadığını” ifade etmiş; mahkeme huzurunda yapılan yüzleştirmede ise eylemi gerçekleştiren şahsın sanık olmadığını, teşhise konu olan fotoğraf gösterildiğinde ise, bilgisayar ekranında o kişinin daha esmer gözüktüğü şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece mağdur ...'in, gerek soruşturma safhasındaki anlatımları gerek katılan ... ...'nin anlatımlarıyla oluşan çelişki giderilmek istenildiğinde ise, “Biz ... ... ile aynı anda aynı şekilde sanıkla muhatap olduk, olayın üzerinden 4 yıl geçti bu yüzden hatırlamıyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, aynı celsede hazır bulunmakta olan katılan ... ...'den mağdur ...'ın beyanına göre tekrar sorulduğunda, katılan ... ...'nin “Benim fotoğrafta teşhis ettiğim kişinin huzurdaki sanık olduğuna eminim beyanlarımı tekrar ederim” diyerek önceki beyanlarında ısrarcı olduğu anlaşılmaktadır. 30/03/2007 tarihli fotoğraf teşhis tutanağına göre, olayın hemen akabinde mağdurların verdikleri eşgal doğrultusunda POLNET bilgisayar ağ bağlantısı ile çıkan dijital fotoğraflar gösterildiğinde mağdurlar ... ... ... ve ..., olayı gerçekleştiren şahıslardan birinin ... isimli şahıs olduğunu kesin olarak teşhis etmişlerdir. Sanık müdafinin “7-8 sene önce sanığın ... Adliyesinde başka bir olay nedeniyle yağma suçundan göz altına alındığı ancak sanığın amcasının oğlu olan ... ...'ın işlediği anlaşılınca beraat ettiğinden, bu tür suçlar işleyen ...'ın sanığa benzediği” yönünde savunma yapması üzerine, ...'ın resmi olduğu bildirilen ve dosyaya ibraz edilen fotoğraf gösterildiğinde; mağdurlar, fotoğraftaki şahsın kendilerini gasp eden kişi olmadığını kesinlikle ifade etmişlerdir. Ayrıca sanık kendisinin suç tarihinde ceza evinde olabileceğini belirtmiş, Yalova Cezaevinden gelen yazıya göre suç tarihinde cezaevinde olmadığı tespit edilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 18/12/2012 gün 2012/6-925 ve 2012/1860 sayılı kararında belirtildiği üzere “Ceza muhakemesi hukukunda serbest delil sistemi geçerli olduğundan teşhis, uygulamada özellikle yağma gibi bir kısım suçlarda yaygın biçimde başvurulan beyana dayalı bir delildir. Yağma suçlarında eylemin ... olup olmadığı hususu somut olayda da olduğu gibi çoğu zaman yalnızca mağdurun anlatımlarından hareket edilerek ./.. -4- ulaşılan delillerle belirlenebilmektedir. Bu nedenle mağdur anlatımlarının doğruluğunun, elde edilen diğer deliller de değerlendirilerek her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispatı gerekir. Teşhise dayalı olarak sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi için teşhisin her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak şekilde gerçekleştirilmesi gereklidir. Yine aynı genel kurul kararında, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 30/03/2007 günü saat 18:00 sıralarında mağdurların bir arkadaşının yakınının vefatı dolayısıyla olayın geçtiği semte gittikleri, arkadaşlarının evine yaklaştıkları sırada etraflarına bakınırken sanık ve yanında kimliği tespit edilemeyen bir kişinin mağdurları durdurdukları “Kimi arıyorsunuz, hırsızmısınız anamız, bacımız rahatsız oluyor” şeklinde sözlerle mağdurları bir apartmanın boşluğuna götürdükleri, daha sonra sanığın bıçak göstererek telefonlarını istediğinde, her iki mağdurun da korkup cep telefonlarını sanığa verdikleri, sanığın ayrılırken mağdurlara bıçağı göstererek “Öldürürüm doğrarım” gibi sözlerle tehdit ettiği, olayın ardından hemen polis karakoluna müracaat eden mağdurların ifadesi alınarak verdikleri eşkal bilgileri doğrultusunda POLNET bilgisayar ağ bağlantısı ile çıkan dijital fotoğraflar gösterildiğinde, mağdurlar ... ... ... ve ...'in, olayı gerçekleştiren şahıslardan birinin ... isimli şahıs olduğunu kesin olarak teşhis etmeleri üzerine, 30/03/2007 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı düzenlendiği anlatılmaktadır. Mağdurların teşhis tutanağına herhangi bir itirazı bulunmadığı gibi mağdurların yönlendirildiğine veya tutanağın gerçeğe aykırı düzenlendiğine yönelik iddia da bulunmamaktadır. Sanık teshis edilen fotoğrafın kendisine ait olduğunu kabul etmekte olup, mahkemece teşhiste kullanılan fotoğraf ve sanığın son haline ilişkin fotoğraflar dosyaya getirtilmiş, heyetçe teşhise konu olan fotoğraf ile sanığın fiziki görünümünün benzer olduğuna dair gözlem de tutanağa yansıtılmıştır. Suç ve teşhis işleminin yapıldığı tarihte teşhise ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta olup, bu hususta ilk düzenleme 02/06/2007 gün ve 5681 sayılı Yasanın 5. maddesiyle 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Yasasının Ek-6 maddesinde yapılan değişiklikle mevzuatımıza girmiştir. Teşhis işlemi gerektiğinde fotoğraf üzerinden yapılabileceğinden, mevzuata aykırılıkta bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre; olayın gerçekleştiği saatte güneş henüz batmamış olup, mağdurlar kendileriyle birebir görüşüp konuşarak onları oyalayıp tenha bir yere götürüp bıçak çeken sanığı net bir şekilde görmüşler, olayın hemen akabinde karakola müracaat ettiklerinde ise zanlılar albümünden sanığı kesin ve tereddütsüz bir şekilde teşhis etmişlerdir. ./.. -5- Aynı şekilde Cumhuriyet Savcısı huzurundaki beyanlarında da fotoğraf teşhisinde ısrarcı olmuşlardır. Sanık yakalandıktan sonra mahkeme huzurundaki yüzleştirmede katılan ... ... ... sanığı tereddütsüz teşhis etmiş ve fotoğraf teşhisinin de doğru olduğunu tekrarlamıştır. Mahkeme, mağdurlardan ...'in yargılama aşamasında yapılan yüzleştirme ile soruşturma aşamasındaki sanığı teşhise ilişkin anlatımlarında oluşan çelişkiyi gidermek istemiş; mağdur ... mahkemede ''... ... ile aynı anda aynı şekilde sanıkla muhatap olduk, olayın üzerinden 4 yıl geçti bu yüzden hatırlamıyorum “şeklinde beyanda bulunmuş, katılan ... ... ise kendilerini yağmalayanın sanık olduğunda ısrarcı olmuştur. Mahkeme ise gerekçeli kararda mağdur ...'ın beyanına üstünlük tanınmama nedenini tartışmıştır. Mağdurların kollukta ve Cumhuriyet Savcılığında ayrıntılı olarak anlattıkları olayın gelişim tarzı ve teşhis tutanağı içeriğine göre, katılan ... ...'nin olay öncesinde tanımadığı sanığa suç atması için herhangi bir neden bulunmadığı gibi mağdur ...'in gerek olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olması nedeniyle hatırlayamadığına dair beyanları, gerekse sanığın ceza almamasına yönelik sonradan değişen anlatımlarına, özellikle mağdur veya tanıkların soruşturma aşamasında yaptıkları teşhisten kovuşturma aşamasında çeşitli nedenlerle döndüğü düşünüldüğünde mahkemenin değerlendirmesi yerindedir. Sonuç olarak belirtmek gerekir ki; katılan ... ... ...'in aşamalarda birbiriyle çelişmeyen beyanı ve tereddütsüz teşhisi göz önüne alındığında yağma suçunu işleyenin sanık ... olduğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmadığı gibi mahkemece de kararda dayanılan tüm veriler, bu verilere ait mahkemenin ulaştığı sonuçlar, iddia, savunma ve teşhise ilişkin değerlendirmeleri açık olarak gerekçeye yansıtılmıştır. Bu nedenle yeniden yüzleştirme işlemi yaptırılması, yakınanların beyanlarındaki çelişkilerin kolluk beyanları da okunarak taraflara sorulup giderilmesi, sonucuna göre tüm kanıtların yeniden birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği yönündeki Yüksek 6.Ceza Dairesinin bozma kararına katılmak mümkün değildir. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen gerekçelerle; 1-) İtirazımızın KABULÜNE, 2-) Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19/03/2013 gün ve 2012/23934 Esas, 2013/5500 Karar sayılı BOZMA İLAMININ KALDIRILMASINA, 3-)Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/08/2011 gün, 2010/190 Esas ve 2011/247 Karar sayılı ilamının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, ./.. -6- 4-)Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK'nun 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, Karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” denilmiştir. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre mağdurlar ... ve ... ... ...'e karşı yağma eylemini açık kimliği tespit edilemeyen arkadaşı ile birlikte bıçak tehdidi ile sanık ...'ın kovuşturma aşamasında sanığı teşhis edemediğini söyleyen mağdur ...'in Zabıta ve Cumhuriyet Savcılığı ifadelerinde teşhiste bulunduğu, diğer mağdur ... ... ...'in ise sanığı soruşturma aşamasında fotoğraflarından, kovuşturma da fiziki ortamda (yüzyüze) teşhis ettiği; gerçekleştirdiği suç işleyen kişinin sanık ... olduğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmadığı, mahkemenin kararında bütün delilleri tartışarak sonuca ulaştığı, mağdurların sanık ile yeniden yüzleştirme işlemi yaptırılmasının sonucu değiştirmeyeceği, mahkemenin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmakla; Yukarıda izah olunduğu üzere: 1-)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE, 2-)Dairemizin 19/03/2013 gün ve 2012/23934 esas, 2013/5500 karar sayılı BOZMA İLAMININ KALDIRILMASINA, 3-) Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/08/2011 gün ve 2010/190 esas, 2011/247 karar sayılı hükmünün yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, 13/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...