T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1978 KARAR NO : 2025/1053 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/09/2021 ESAS NO : 2020/960 KARAR NO : 2021/845 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 01/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili tarafından sunul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1978 KARAR NO : 2025/1053 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/09/2021 ESAS NO : 2020/960 KARAR NO : 2021/845 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 01/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; İstanbul 3. İş mahkemesinin 2002/664 E sayılı dava dosyasında davalılar ile birlikte .... ve davacı aleyhine açılan alacak davası sonunda müvekkili hakkındaki davanın reddine diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi ve İstanbul 9. İcra müdürlüğünün 2016/2015 E sayılı dava dosyası ile icra takibine konu edilmesi üzerine davalı borçlulardan ..... tarafından icra dosyasına 325.230,20 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, 28/03/2013 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmesine kadar .....’nin %100 hissesinin davacı şirkete ait olduğunu,bilahare ödemeyi yapan .....’nin devir sözleşmesinin 7.4. maddesine dayanarak müvekkili şirket aleyhine Ankara 10. ATM’nin 2015/16 E sayılı dava dosyası ile rücuen alacak davası açtığını mahkemece 2015/869 K sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın temyizi üzerine kesinleştiğini ve davacının kesinleşen bu ilam gereğince .....’ye 21/07/2016 tarihinde 969.681,00 TL ödeme yaptığını, halbuki rücu davasının temeli olan İstanbul 3. İş mahkemesinin 2002/664 E sayılı dava dosyasında davalılar da davalı olmasına ve müştereken ve müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen bunlar aleyhine dava açılmadığoı gibi, bunlarca ödeme de yapılmadığını iler sürerek ödenen 969.681,00 TL ile anılan dosyaya yapılan 39.531,58 TL yargılama gideri toplamı 1.009.212,58 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde sözü edilen iş mahkemesi kararına konu 325.230,20 TLödemenin 03/05/2006 tarihinde o davanın davalılarından ... tarafından yapıldığının izahtan vareste bulunduğunu, müvekkiline ... tarafından dava açılmadığı iddiasının doğru olmadığını, zira ... taraıfından müvekkili şirket aleyhine Büyükçekmece 1. A. H. mahkemesinin 2007/847 E sayılı dava dosyası ile müvekkilinin kusuruna denk gelen 65.049,04 TL için dava açıldığını,mahkemece müvekkilinin yaptığı ödemelerle ... tarafından ibra edildiği gerekçesiyle davanın ret edildiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu,ayrıca müvekkili ile yapılan sözleşme ve ekli şartnamenin 33. maddesine göre iş kazası nedeniyle sorumluluk halinde talepte bulunulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ...tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; kendisinin ...’da yardımcı usta olarak çalıştığını, olayın oluşumunda kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "....'a karşı daha önce ... tarafından açılan rücu davası, ...'un kendi kusuru oranında tazminat alacaklısına ödeme yapmış olması nedeniyle reddedilerek kesinleştiği, bu mahkeme kararının iş bu dosyamızda ...'ın selefi olarak değerlendirilen ... açısından da kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın kesin hüküm dava şartından reddine, davalı ...hakkındaki davanın ise; ... tarafından icra takibinde ödenen 325.000,00 TL'nin davalının %30 kusuruna denk gelen 97.500 TL üzerinden ödeme tarihi olan 21.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline şeklinde kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş.." açılan davanın " dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekilinin yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;davalı ... yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini kabul etmediklerini , mahkeme ilamında belirtilen miktarın ... tarafından 21.07.2016 tarihinde ödendiği , dava dışı ...' ın ...'dan olan alacağını aldığı ve davalıdan olan alacağından vazgeçip borçtan kurtardığı , ...'un kusuruna tekabül eden kısmı icra dosyasına yatırdığı ve bu durumda iş kazası alacaklısının hem ... hem de ... Platformundan alacağını aldığı, ancak ... 'ın ... ile hangi esas üzerinde ibralaştığının bilinmediği , bu ibralaşma durumunun irdelenmesi gerektiği, diğer davalı ...'ın ise faiz ve masraflardan sorumlu tutulması gerektiği, ödeme yapıldığında her iki davalının da kusurlu olduğu, ...'ın davalı ...yönünden dava açmamış olmasının bu davada faiz ve yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasını engellemeyeceği belirtilmiştir 2-Davalı ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı , davanın esastan reddine karar verilmesi ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/16 esas 2015/869 Karar sayılı ilamı uyarınca ödenen 969.681,00 TL miktarlı ödeme ile 39.531,58 TL mahkeme gideri olmak üzere toplam 1.009.212,58 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda , 2018/711E. 2019/1129 K. Sayılı ilam ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair karar verilmiş ve işbu karara yönelik istinaf yoluna başvurulması nedeniyle dairemizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 11.11.2020 gün ve 2020/1564 E. 2020/232K. Sayılı ilam ile ''....İstanbul 3.İş mahkemesinin 2002/664 Esas 2005/1032 Karar sayılı ilamının incelenmesinde;Davacısının... olduğu ve davanın .... Ltd Şti, ... , ... Genel Müdürlüğü ve ...'a yönelik açıldığı anlaşılmaktadır. İş bu dava ile davacı, davalılarda ...…..Şti’nde elektrikçi olarak çalışmakta iken 21.12.2001 tarihinde geçirdiği iş kazası ile malul kaldığını belirterek 20.000.000,000 TL manevi tazminat, 132.148,37 YTL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "davacının davalılardan ...…Şti elektrikçi olarak çalışmakta iken %54 oranında malul kalması sonucunda meydana gelen kazada ...…Şti.'nin %20, davalı ... çalışanı ...‘ın %30 ve davalı ... ‘ın %50 oranda kusurlu oldukları maddi zararın 237.312.550.000 Lira olarak belirlendiği, mahkemece B.K’nun 43. Ve 44. maddeleri uyarınca taktiren %20 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı belirtilerek" davanın kısmen kabulüne, davalılar ...…Şti. ...ve ... açısından her iki dava sebebiyle, mahkemece resen yapılan hakkaniyet indirimi, sosyal yardım zammı, geçici iş göremezlik ödeneğinin düşülmesi sonucu geriye kalan :84.685.860.000 (84.685.68 YTL) LİRA maddi tazminat ile taktiren 20.000.00 YTL manevi tazminatın kaza tarihi 21.12.2001 gününden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılar ...…Şti ...ve Bedaştan müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminattan fazlaya dair talebin reddine, " olayda davalı ... ile davacı arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı belirtilerek" davalı ... yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş Yargıtay temyiz incelenmesi sonucu mahkeme ilamı kesinleşmiştir.İstanbul 9.İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasının icra emrinin incelenmesinde; davacı... vekilince İstanbul 3.iş mahkemesinin 2002/664 Esas 2005/1032 K. sayılı 28.12.2005 tarihli 3.madde ile istenilen maddi-manevi tazminata ilişkin ilam uyarınca , davalılar ...…Şti, ...ile ...’a yönelik olarak 104.685.86 YTL maddi-manevi tazminat, 177.194.00 YTL gecikme faizi, 2.421.80 YTL yargılama gideri 8.96”.15 YTL avukatlık ücreti ve 3.599.00 YTL harç olmak üzere toplamda;296.861.81 YTL alacağın takip tarihinden itibaren icra gideri, %9 yasal faiziyle birlikte ücreti vekaletin tahsili talepli örnek:4-5 uyarınca icra emri düzenlemiştir.Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/16 Esas 2015/869K sayılı ilamının incelenmesinde; davacısının ...Elektrik…A.Ş. olduğu ve davanın ...’a yönelik açıldığı anlaşılmaktadır. İş bu dava ile davacı, İstanbul 3. İş mahkemesinin 2002/664 Esas 2005/1032 Karar sayılı ilamı ve İstanbul 9.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası nedeniyle alacaklı işçi... lehine 325.230,20 TL ödeme yaptığını belirtmiş ve davacı ile davalı arasında akdedilen 24/07/2006 tarihli İşletme Devir Hakkı Sözleşmesi uyarınca sorumluluğun davalıya ait olduğu belirtilerek , hak sahiplerine ödenen 325.230,20 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu alacağın 24/07/2006 tarihli İHDS'ne dayandığından BK 146 maddesi uyarınca on yıllık zaman aşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı taraflar arasındaki sözleşmenin 7.4 maddesinde dağıtım faailiyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacı ile gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin tüm sorumluluğun ...'a ait olduğu belirtilerek, işçi lehine tüm tazminatlardan ve ferilerinden davalının sorumlu olduğu , sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince icra masrafı ve davalardan doğan mali yükümlülük davalıya ait olduğu ve bu sebeple icra masraflarından da sorumlu tutularak ‘’davanın kısmen kabulüne, 325.250,20 TL’nin 03.05.2006 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine ’’dair karar verilmiş, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17/06/2016 tarih 2016/4378 Esas 2016/6733 Karar sayılı ilamıyla mahkeme kararının ‘’onanmasına ‘’ dair karar verildiği ve karar düzeltme talebinin de reddine karar verildiği görülmüştür.Davaya konu uyuşmazlıkta ise; davacı ... Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen 2015/16 Esas 2015/869 Karar sayılı ilamı uyarınca ...Elektrik Dağıtım A.Ş. ye 21.07.2016 tarihinde ödediği 969.681,00 TL’nin rücuen tazminini talep etmektedir. Davacının delil listesi ekinde yer alan günlük ödeme listesinde anılan mahkeme kararı uyarınca, ... vekiline ödenecek miktar karşılığı olarak 969.681,00 TL belirtilmiştir.... A.Ş. ile ...Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında düzenlenen …/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi incelenmesinde: 7.4 maddesi’’ dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirlen her türlü iş ve eylemlerin bütün sorumluluğu ...’a aittir. ... tarafından yürütülmüş olan bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabı ...’tır. Bu talepleri konu alan icra takibi ve davalar ... tarafından yürütülür ve sonuçlandırılır. Bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülük ... tarafından karşılanır’’ hükmü yer almaktadır.Yine 7.6 maddesinde ‘’ sözleşmenin imza tarihinden önce Dağıtım tesisleri ile Dağıtım Tesislerinin işletilmesinden kaynaklanan her türlü hukuki ve cezai sorumluluk ...'a aittir. Bu dönemde yürütülmüş bulunan her türlü faaliyetler nedeniyle 3.kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabı ...’tır . Bu talepleri konu alan icra takibi ve davalar ... tarafından yürütülür ve sonuçlandırılır. Bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülük ... tarafından karşılanır’’ hükmü yer almakta aynı zamanda 7.2 maddesinde ihbar yükümlülüğünün dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin ihtilaflar için zorunlu olduğu belirtilmiştir.Yargılamayı yapan mahkemece bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle: davacının selefi ... tarafından Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/847 Esas sayılı dosyasında ...….. Şti alayhine açılan alacak davası sonunda ...…Şti üstüne düşen zarar tazminatını ödeyerek ibralaştığı gerekçesiyle dava reddedildiğinden, ...'ın halefi olan davacının da ... …. A.Ş.'den herhangi bir alacak tazmininde bulunmayacağı, yine ...'tan ise kusuru olan %30 oranında (302.763 TL) tazminat talep edebileceği, ancak dava dışı...'e yapılan ödemenin 03.05.2006 tarihinde yapıldığı iş bu davanın 10 yıllık zaman aşımı süresin tabi olduğu ve bu haliyle davalı ...'a karşı zaman aşımı süresinin dolduğu belirtilmiştir. Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Makemesinin 2007/847 Esas 2010/17 Karar sayılı ilamında: ... tarafından ...…Şti ne yönelik olarak iş bu davalının kusuruna denk geldiği belirtilen 65.049,04 TL’nin tazminin talep edildiği dava dosyasında davalı şirketin kendi kusuruna denk gelen kısma yönelik dava dışı işçiye borcu ödediği bu haliyle alacaklı ile ibralaştığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece dava konusu olayın 21/12/2001 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 11/07/2018 tarihinde açıldığı, davalı Celal yönünden BK 60 maddesindeki 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, uzamış ceza zaman aşımı süresinin de dolduğu, Diğer davalı ... yönünden ise, 818 sayılı BK’nun 125.maddesi öngörülen 10 yıllık süresinin dolduğu belirtilerek davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ise; davacının dava dışı ...'a 21.07.2016 tarihinde ödeme yapması nazara alınarak rücu davasının zamanında açıldığı ve mahkemece davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, davalılar tarafından ileri sürülen zaman aşımının davaya konu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve zaman aşımı süresinin başlangıç tarihi üzerinde durmak gerekmektedir. Tazminatın tamamen ödenmesi (yükümlülüğün yerine getirilmesi) ve tazminattan sorumlu kişinin öğrenilmesi zaman aşımı süresi için gerekli unsurlardandır. Tazminat yükümlüsü öğrenilmiş ve zarar görene de ödeme yapılmış ise, zaman aşımı ödeme tarihinden itibaren başlayacaktır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.10.2014 , 2013/18519 Esas 2014/13655 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, rücu hakkı başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğindedir. Davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı, ödeme tarihi itibariyle fiil ve faili bildiği gibi zarar da tam anlamıyla gerçekleşmiştir.Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere rücu davalarında zaman aşımının başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak ele alınmasını sebeplerinden bir de, rücu hakkının başkasının borcunu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen azalmayı gidermeye yönelik olması ve iş bu azalmanın ödeme tarihinde gerçekleşmesidir. Sonuç itibariyle, dava dışı ...Elektrik dağıtım A.Ş. tarafından davalılardan .......Ltd. Şti. İstanbul 3. İş Mahkemesinin 2002/664 Esas sayılı dava dosyasında belirlenen tazminatın davalının kusuruna denk gelen miktarının tahsili için açılan davada, mahkemece davalının kusuruna denk gelen miktarı ödediğinin tespit edildiği anlaşılmakla; iş bu dava dosyasının kesinleşip kesinleşmediğinin mahkemesinden sorularak anılan dava dosyasının aslı ya da bir örneğinin dosya arasına alınarak incelenmesi gerekmektedir Aynı zaman da rücuen tazminat alacağına ilişkin zaman aşımı başlangıç tarihinin yukarıda belirtilen yargıtay içtihatlarındaki bilgiler nazara alındığında; ödeme tarihinden itibaren başlayacağı ve dava dışı ...'a ödemenin 21.07.2016 tarihinde yapıldığı davanın 11.07.2018 tarihinde açıldığı ve bu haliyle davanın her iki davalı yönünden zaman aşımına uğramadığı anlaşılmaktadır. Bu bilgiler ışığında; istinafa konu mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK' nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına '' dair karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen kaldırma kararından sonra dosyaya ibraz edilen belgeler ve deliller incelendiğinde : İstanbul 3.İş Mahkemesi'nin 2002/664 Esas 2005/1032 Karar sayılı ilamına yönelik temyiz yasa yoluna başvurulduğu ve Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 03.04.3006 tarihli 2006/946 E 2006/3370 K. Sayılı ilamıyla anılan mahkeme ilamının onanmasına dair karar verildiği tespit edilmiştir. -24.03.2021 tarihli celsede davanın ...'a ihbarına karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle reddine , davalı ...yönünden ise davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup davacı ve davalılardan ... ... A.Ş. Vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur .Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi :- Davalı ... ... A.Ş yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartından reddine dair verilen karara yönelik itirazlar yönünden inceleme:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Dava şartları gerçekleşmeden davanın esası incelenemez. Yine HMK'nın 115. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 303/1 maddesi uyarınca; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Kesin hüküm HMK'nın 114/1.i bendi uyarınca olumsuz dava şartlarındandır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/10/2021 tarih 2018/22 (9)-591 E. 2021/1201 K. Sayılı ilamında ifade edildiği şekilde; "Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle ve dava şartı yokluğundan reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve hatta bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, s. 4980 vd.).Somut davada , ...'a karşı daha önce ... tarafından açılan rücu davasının davalının kendi kusuru oranında tazminat alacaklısına ödeme yapmış olması nedeniyle reddedildiği ve istinafa konu davada davacı ...' ın ... 'ın selefi olarak bu davayı açtığı ve ... yönünden kesin hüküm oluştuğu yönünde karar ihdas edilmiştir. Dairemizce verilen kaldırma ilamında da açıklandığı üzere , Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/847 E 2010/17 K. Sayılı dosyasında ... tarafından iş kazası nedeniyle dava dışı işçiye ödenen tazminat nedeniyle .... A.Ş. Şirketinden ödenen bedelin tahsili talepli dava açmış ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda .... A.Ş.nin dava dışı işçiye tazminat bedelini ödediği, ibralaştığı belirtilerek davanın reddine dair karar verilmiştir. Bu davada verilen hükmün , davacısının ... olduğu ve istinafa konu edilen bu davada kesin hüküm oluşturup/oluşturmayacağı dairemizce incelenmiştir.Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK nun 303. Maddesinde belirtilen kesin hükmün oluşabilmesi için; dava konularının ,dava sebeplerinin ve taraflarının aynı olması gerekmektedir. '' Kesin hükme bağlanmış bir davadan sonra ,aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanarak açılan yeni (ikinci) davanın kesin hükümden dolayı reddedilebilmesi için , eski dava ile yeni davanın taraflarının (m. 119/1-b) da aynı kişiler olması gerekir. (m.3030/1)Taraflar davayı vekil aracılığı ile takip etmiş olsalar bile , hüküm ve kararlar veren hakkında verileceğinden ,yalnız vekalet verenler (taraflar )hakkında kesin hüküm teşkil eder.Bunun gibi ,dava yasal temsilci (veli, vasi veya kayyım) tarafından takip edilmiş olsa bile , yasal temsilci davada sadece temsilci durumunda olduğundan ve hüküm temsil edilen ( küçük ve kısıtlı ) hakkında verileceğinden , tarafların aynı olup olmadığını incelerken , daima temsil edilenin göz önünde bulundurulması gerekir. (bkz. Baki KURU, medeni Usul Hukuku El Kitabı, cilt II s:1494)Taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7.4 maddesinde, dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun ...’a ait olduğu, bu faaliyet nedeniyle açılan davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğünün de ...’a ait olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 11/3 maddesi ile kanun koyucu; mülga 6762 sayılı kanunda yer almayan ve ticari işletmenin bütün halinde devrine imkan veren bir düzenleme getirmiş olup; " Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün halinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün halinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." hükmü yer almaktadır. Ticari işletmenin bir bütün halinde devri, işletmeye dahil malvarlığı unsurlarının ayrı ayrı devredilmesine gerek olmaksızın, aktif ve pasifleri ile birlikte bütün halinde devrine imkan veren bu düzenleme karşısında, ticari işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarına dahil olan sözleşmelerden doğan haklar ve borçlar da, aksi kararlaştırılmadıkça devralana geçer. Yukarıda yer alan açıklamalar ve ... ile ... arasında düzenlenen sözleşme maddeleri nazara alındığında, ... tarafından ....A.Ş.'ye yönelik Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada , mahkemece yapılan yargılama sonucunda , işçi ile .....A.Ş. arasında İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasındaki borca yönelik protokol yapıldığı, tarafların ibralaştığına dair 28.02.2006 tarihli protokol ve çek suretlerinin sunulduğu , davacı tarafından bu belgelere itiraz edilmediği ve bu haliyle davalı şirketin kendi kusuruna tekabül eden kısmı dava dışı işçiye ödediği, her ne kadar ... tüm borcu ödemiş ise de, davalının kendi kusur oranına göre borcu ödemesi ve ibralaşması nazara alınarak davacının davalı şirkete yönelik rücu hakkının doğmadığı , yapılmış olan fazla ödemenin ancak ödemeyi yapmış olduğu iş mahkemesinin alacak davacısından talep edebileceği belirtilerek davanın reddine dair karar verilmiş ve bu karar yargıtay ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda, dava dışı işçiye 21.12.2001 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle , İstanbul 3.İş Mahkemesi'nin 2002/664 E 2005/1032 K. Sayılı dosyasında tespit edilen kusur oranına tekabül eden tazminat bedelini ödediği kesinleşen ve mahkeme ilamıyla sabit olan davalı ...... A.Ş. yönünden davacı ile dava dışı ... arasında düzenlenen İHDS uyarınca hak ve borçların devredildiği ve halefiyet ilkesi nazara alındığında davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair karar verilmesi yerindedir. İş bu nedenle, davacı ve davalı tarafından bu konuya dair ileri sürülen istinaf itirazlarının reddine dair karar verilmiştir. -Davalı ...yönünden hükmedilen tazminat bedeli yönünden inceleme:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda işleyen faiz ve yargılama giderleri nedeniyle artan meblağdan davalının sorumlu tutulamayacağı belirtilerek iş mahkemesinde hükmedilen 325.000,00 TL üzerinden bu davalıya atfedilen kusur miktarı gözönünde bulundurularak tazminat hesabı yapılması gerektiği belirtilmiş ve davalının %30 oranındaki kusuruna denk gelen 97.500 ,00 TL den sorumlu tutulabileceği belirtilmiştir .İstanbul 3.İş Mahkemesi'nin 2002/664 E 2005/1032 K sayılı ilamında, davacı sıfatıyla iş kazası sonucu malul kalan işçinin , davalı sıfatıyla .... A.Ş., ..., ... ve ...' ın yer aldığı görülmektedir. Dava sonucunda davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yüzünden açılan davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş , dava dışı işçi tarafından davalılara yönelik (... dışındaki) toplam 296.861,81 YTL nin tahsiline yönelik (örnek 4-5)icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. ... tarafından ... Genel Müdürlüğüne yönelik Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/16 E. sayılı dava dosyası ile .... A.Ş.'ye yönelik rücuen tazminat istemli davayı açtığı anlaşılmaktadır. İstinafa konu edilen iş bu davada, davalı ...'a yönelik bir ihbarda bulunulmadığı yönündeki tespit yerindedir. Ancak, yargıtay temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen İstanbul 3.İş mahkemesinin 2002/664 Esas 2005/1032 Karar sayılı dosyasında davanın .... Ltd Şti, ... , ... Genel Müdürlüğü ve ...'a yönelik açıldığı, davalı ...'ın %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, bu davalı yönünden toplam 1.009.212,58 TL’nin %30'u oranında hesaplanan 302.763,77 TL bedelden sorumlu tutularak karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacı tarafça bu konuya dair ileri sürülen istinaf sebebinin yerinde olduğuna karar vermek gerekmiştir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... A.Ş. 'nin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca reddine, davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun ise kısmen kabulü (davalı .... A.Ş. hakkında kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı itirazının reddi, davalı ...yönünden ileri sürülen istinaf sebebinin kabulü ) ile 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1- Davalı ... A.Ş.'nin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca REDDİNE,2-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarihli 2020/960 E. 2021/845 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;Davalı ... Araç Kiralama Sanayi Ticaret Anonim Şirketi hakkındaki davanın KESİN HÜKÜM DAVA ŞARTI NEDENİYLE REDDİNE,Davalı ...yönünden 302.763,77 TL'nin ödeme tarihi olan 21.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin ise REDDİNE,3-İlk Derece Mahkemesi yönünden;a-Alınması gereken 20.681,80 TL karar harcından daha önce yatırılan 17.234,83 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.446,97 TL'nin davalı ...'tan tahsili ile hazineye gelir kaydına,,b-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 17.234,83 TL alınan gereken karar harcının davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,c-Davacı tarafından yapılan 3.017,10 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 905,14 TL'nin davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine,ç-Davalı ... Araç Kiralama Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılan 90,60 TL posta masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 48.442,20 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,e-Davalı ... Araç Kiralama Sanayi Ticaret Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,f-Gider avansının kullanılmayan kısmının yatıran tarafa ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 4-İstinaf İncelemesi Yönünden;a-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 1.665,05 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.049,65 TL'nin istemi halinde davacı tarafa iadesine, (615,40 TL + 162,10 TL) 777,50 TL istinaf harcının davalı ...' dan tahsili ile davacıya ödenmesine c-Davalı tarafça yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,ç-Davalı tarafından yapılan 868,10 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalı ve davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,e-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,f-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/10/2025