11. Hukuk Dairesi 2011/5256 E. , 2012/10894 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/10/2010 tarih ve 2009/538-2010/520 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2011/5256 E. , 2012/10894 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/10/2010 tarih ve 2009/538-2010/520 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile davalının D.R.Ö Giyim Tekstil Ltd Şti. ünvanı altında ortaklık kurarak Dera isimli bir butik açtıklarını, şirket müdürü seçilen davalının şirket ile ilgili keyfi kararlar aldığını, şahsi ihtiyaçlarını kasadan karşıladığını, şirket adına mal alırken kendisine de alışveriş yapıp şirket adına yazdırdığını, böylece ortaklığın çekilmez hale geldiğini, daha sonra 10/06/2009 tarihli davalının ortak mağazalarının bulunduğu adreste kendi adına dükkan açarak vergi mükellefi olduğunu, TTK hükümlerine göre davalının rekabet etmeme yükümlülüğünün bulunduğu, davacının tüm maddi varlığını sermaye payı olarak koyarak tüketmiş olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişki hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000TL maddi 10.000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının ortaklık kurulduktan sonra sermaye payı dahi ödemediğini, hiçbir işle ilgilenmediğini, bunun üzerine davalının kendi adına şahsi ticari faaliyete geçtiğini, rekabet etmeme yükümlülüğün söz konusu olmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıyı İzmir 31. Noterliği marifeti ile ortaklar kurulu toplantısına davet ettiği, bu davette tasfiye dahil tüm hususların ele alınmasını istediği, böylece ortak ticarethanenin tasfiye aşamasına geldiği, ortaklığın çekilmez noktaya her iki taraf için de sürüklendiği, davalının aynı sektörde dahi olsa tek başına ticari faaliyet yürütmesinin tasfiye noktasına gelen bir şirketle rekabet etme çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, ayrıca davacı tarafın uğradığı maddi zararı ispat edemediği ve BK 49. maddesi anlamında manevi haklarını tazminata esas olacak şekilde haleldar eden bir davranışında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece her ne kadar davalı tarafın yargılama sırasında davacıya çektiği, şirketin ve diğer hususların görüşülmesi için ortaklar kurulu toplantısı yapılması talebiyle gönderilen ihtarname ile şirketin tasfiye sürecine girdiği, bu nedenle davalı şirketin müdürünün artık şirket ile rekabet etmeme yükümlülüğünün kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, dava niteliği itibariyle şirket yöneticisi davalının şirketi zarar uğrattığı, şirket sermayesini kaybettiği, dolayısıyla kendisinin şirketteki sermaye payının da tüketildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ve iddianın bu ileri sürülüş biçimi itibariyle de yönetici aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olup, davacının doğrudan zarar uğraması söz konusu değildir. Bu itibarla, TTK'nın 309. maddesi uyarınca bu tür dolaylı zarar gerçekleştiği iddiasıyla açılan sorumluluk davasıyla talep edilen tazminatın ancak şirket adına tahsili istenebileceğine göre, davacının kendi adına açtığı bu davanın dinlenme olanağı bulunmadığından ve davanın yukarıda yazılı gerekçeyle reddi sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK'nın 438/son. maddesi uyarınca hükmün açıklanan bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. .