11. Hukuk Dairesi 2014/1175 E. , 2014/7876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/06/2013 tarih ve 2012/176-2013/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar
**11. Hukuk Dairesi 2014/1175 E. , 2014/7876 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/06/2013 tarih ve 2012/176-2013/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 5. sınıf ürünleri içeren GRİPİN ibareli muhtelif tarih ve sayılarla tescilli tanınmış markalarına iltibas ve tecavüz oluşturan, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek 9, 16 ve 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren 03.06.2010 gün ve 2010/36741 kod numaralı GRİPİN ibareli, davalılara ait marka tescil başvurusuna, Resmî Marka Bülteni'nde ilânı üzerine açıklanan nedenlere dayalı olarak yaptıkları itirazın önce Markalar Dairesi ve nihaî olarak ...’nın 2012/M-1599 sayılı kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, anılan ... kararının iptaline ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ile diğer davalılar vekilleri, ... tarafından yapılan işlemlerin ve tesis edilen kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı markaları ile başvuru konusu işaretin aynı olmasına karşın her birinin farklı tür ürünleri içerdiğini, bu nedenle iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davaya konu başvurunun tescilinin davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamayacağı gibi, onun itibar ve ayırt edici karakterine zarar da vermeyeceğini, davalının 42. sınıf hizmetleri içeren GRİPİN ibareli 30.05.2005/17454 sayılı markasının ...'de tescilli bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, her iki işaretin asıl ve ayırt edici unsurları itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer bulundukları, ancak başvuru konusu işaretin kapsamında yer alan 9, 16 ve 41. sınıf ürün ve hizmetlerin davacı markalarının kapsamında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılma imkânının da olmadığı, aynı veya benzer bir işaretin farklı tür mallar için marka olarak kullanılması ve tescilinin mümkün olduğu, bu sebeple davacının iltibas vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, ancak davacı vekilinin ayrıca ve özellikle tanınmışlık vakıasına da dayanarak davalı başvurusunun tescilinin önlenmesini talep ettiği, davacının GRİPİN ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle ilaç ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın dağıtım ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı garanti ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, ancak, davalı işaretinin, 9, 16 ve 41. sınıf ürün ve hizmetler için tescilinin, davacıya ait ilaç sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesinin olanaksız olduğu, son başvuru konusu olan ürün ve hizmetle karşılaşan tüketicinin zihninde, davacının markası ile ilgili doğmuş olumlu çağrışımların, davalı markasına devrinin aktarılabilir olması gerektiği,oysa yargılama konusu hadise bakımından davacı markasının sınırlı biçimde ilaç sektöründe elde ettiği tanınmışlık yahut bilinirlikten doğan imajın 9, 16 ve 41.sınıf ürün ve hizmetlere transferinin mümkün olmadığı, bu bağlamda davalının, davacı markasının tanınmışlığından istifade etmek suretiyle toplumun dikkatini çekmek ve onun temsil ettiği imaj ve güvenin, hiç bir masraf ve çaba harcanmadan kendi ürün veya hizmetlerine devrini sağlama olanağı bulunmadığı, diğer taraftan başvuru konusu işaretin 9, 16 ve 41.sınıf ürün ve hizmetler için tescili, ilaç sektöründe bilinirliği kanıtlanmış olan davacı markasının gücünün ve etkileme alanının zayıflamasına asla neden olmayacağı, çünkü davalı başvurusunun konusu işaretin, davacının markasının kapsamında bulunan ilaç ürünleri yönünden, uygun görülmeyecek ve hoşgörü ile karşılanamayacak istenmeyen bir bağlılık yaratmasının da söz konusu olmadığı, davalı başvurusunun konusu işaretin, davacı markalarına yönelik bir kötüleme içermediği gibi, onu karartacak bir unsur ve algılama da yaratmadığı, esasen bütün bu olumsuz hâl ve vakıaların davacı tarafından somut ve ikna edici biçimde ispat edilmesinin de bir zorunluluk olduğu, oysa böyle bir ispatın gerçekleşmediği, kaldı ki 42.sınıf ürünler bakımından GRİPİN ibareli marka davalılardan bir kısmı adına ...'de 2005 yılından bu yana tescilli olduğu, eğer bu farklı hizmetler bakımından GRİPİN ibaresinin tescili, davacının ilaç ürünleri bakımından tescilli markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlasa veya onun itibar veya ayırt edici karakterini zedelemiş olsaydı, bu vakıanın çoktan doğacağı, oysa böyle bir sonuca ulaşılmasını haklı kılacak hiç bir vakıa ve kanıt bulunmadığı, açıklanan nedenlerle, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca da davalı başvurusunun tescilini engelleme olanağının bulunmadığı, bilirkişi raporunun yukarıdaki kabullere aykırı hukuki çıkarımlarına da itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.