11. Hukuk Dairesi 2023/279 E. , 2024/2106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1146 Esas, 2022/1563 Karar DAVALILAR : 1.... vekili Avukat ... 2.... 3. ... vekili Avukat ... 4.... vekili Avukat ... 5. ... 6. ... HÜKÜM : Usulden ve esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/501 E., 2019/820 K. Taraflar arasındaki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ka
**11. Hukuk Dairesi 2023/279 E. , 2024/2106 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1146 Esas, 2022/1563 Karar DAVALILAR : 1.... vekili Avukat ... 2.... 3. ... vekili Avukat ... 4.... vekili Avukat ... 5. ... 6. ... HÜKÜM : Usulden ve esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/501 E., 2019/820 K. Taraflar arasındaki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile tereke temsilcisi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı yönünden esastan, Tereke temsilcisi yönünden usulden reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ve tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen12.03.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... vekili Avukat ... ve dahili davalılar ... ve ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıların murisi ...'ya 165.000,00 TL ve 310.000,00 USD ödünç para verdiğini, hatta müvekkiline belli bir döneme ilişkin faiz ödemesi yapıldığını ileri sürerek, ana paranın ve faizinin faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; havalenin ödeme vasıtası olduğunu, karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile havalenin ödeme vasıtası olduğunu, bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının bunu ispatlayamadığını, davacının muhasebe kayıtlarında ödünç kaydı bulunmadığı, iş avansı kaydı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile tereke temsilcisi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinde tespit edilenler yan başlığı altında yapılan açıklamaların hatalı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 200, 202, 203 üncü madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere eğer işin niteliğine, tarafların durumuna göre hukuki işlemin senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş ise senetle ispat kuralı burada uygulama alanı bulamayacağını, somut olay bakımından bir değerlendirme yapılması gerektiğini, murisin ödünç aldığı müvekkili şirketin kurucu ortağı olduğunu, muris uzun yıllar öncesinden başlayarak vefat tarihi olan 22.02.2009 tarihine kadar müvekkili şirketi tek başına atacağı imza ile temsil ve ilzama yetkili olduğunu, muris ile müvekkili şirket arasındaki bu uzun yıllar süren ilişkinin taraflar arasında yıllardır süregelen kuvvetli bir güven ilişkisi mevcut olduğunu gösterdiğini, böyle bir güven ilişkisi dahilinde, tarafların yaptıkları işlemler için birbirinden yazılı senet istemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki böyle bir yazılı senette şirket adına imza atacak kişi tek yetkilinin muris olacağını, kendi adına imza atacak kişinin de yine muris olacağını, yani her halükarda böyle bir senet istenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edildiğini, söz konusu para iş avansı olsaydı ve iş yapılmadıysa; çok önce muris tarafından müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini, kaldı ki söz konusu tutarın, yönetici olsa dahi iş avansı vermek için çok yüksek bir meblağ olduğunu, söz konusu meblağın bir işin avansı olarak kullanılmak üzere yöneticiye verilmesinin somut olay bakımından hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira şirket yetkilisi olan murisin doğrudan bu paranın ödenmesi için şirkete talimat verebilecek konumda olduğunu, şirket ortak ve yöneticisi olan murisin herhangi bir iş için gerekli olan iş bedelini doğrudan şirketten ödetme imkanı varken kendi uhdesinde tutması ve bu para için şirkete faiz ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, paranın hesaptan çekildiğini, tediye fişi düzenlendiğini ve murisin Garanti Bankası hesabına yatırıldığını, murisin 8 adet faiz faturası bedelini ödediğini, bu halde artık yapılan ödemenin iş avansı olarak da değerlendirilemeyeceğini, kabul etmemekle birlikte söz konusu paranın bir an için dahi iş avansı olarak murise verildiği varsayımında dahi, davalıların bu bedeli müvekkili şirkete ödemek zorunda olduklarını ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2. Tereke temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğu, bu yasal karinenin tersini ileri süren havalecinin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacı yanın davalıların murisi ...'ya ait muhasebe hareketlerinin 331.02 numaralı “ortaklara borçlar” hesabında takip edildiği, davaya konu 165.000,00 TL ve 310.000 USD karşılığı 380.959,00 TL kayıtların bu hesap altında kayıtlı olduğu, 31.12.2008 yıl sonu bakiyesine göre davacı yanın ...'dan 536.094,23 TL alacaklı olduğu, anılan hesabın 2009 yılına devredildiği 01.01.2009 tarihinde 500.000,00 TL'lik virman kaydı ile 195.01 numaralı “İş Avansları” hesabına aktarıldığı ve bakiyenin 05.11.2014 dava tarihine kadar aynı kaldığı, hesaplarda başkaca bir hareketin mevcut olmadığı, söz konusu bakiyenin hangi amaçla bu hesaba virman edildiğine ilişkin delil ve tespit olmadığı, hukuki nitelendirmeyi yapma görevinin hakimde olduğu, davacı yanın dava dilekçesinde, alacak iddiasını “ödünç verme” fiiline dayandığını beyan ettiği dikkate alındığında, ödünç verilen paranın 131 numaralı “ortaklardan alacaklar” hesabında yer alması gerekirken “iş avansları” hesabına aktarılmış olmasının, müteveffa hesabına aktarılan ve huzurdaki davaya konu edilen alacak kalemini oluşturan tutarın, gerçek bir “ödünç verme” işlemini ifade edip etmediğinin ispat edilmesi gerektiği, davacının ise yargılamanın başından itibaren iddiasını ispat edemediği, görevsizlik kararı veren İstanbul 16 AHM.'de davanın davalıların murisinin, davacı şirketten ödünç aldığı parayı iade etmediği iddiası ile mirasçılarından tahsili talebine yönelik dava olduğu şeklinde tespit edilmiş olduğu, davacı vekilinin ön inceleme dururuşmasındaki beyan ve talebine, mevcut yasal düzenlemeler ve ön inceleme tutunağındaki uyuşmazlık tesbitine göre dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olduğu, ihbar olunan ... Terekesi Yönetim Kurulu istinaf dilekçesi vermiş ise de ihbar olunan ... Terekesi Yönetim Kurulu'nun davaya feri müdahil olarak katılmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen gerekçeli karar başlığında da "İhbar olunan" olarak yazılı olduğu, ayrıca ihbar olunanın fer'i müdahil olduğu kabul edilse bile ancak katıldığı yan ile birlikte kararı istinaf edebileceğinden, davalı tarafın da mahkeme kararını istinaf etmediği gözetildiğinde İhbar olunan ... Terekesi Yönetim Kurulunun karara karşı istinaf başvurusunda bulunmasına olanak bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan, Tereke Temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile tereke temsilcisi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıların murisi ...'ya ödünç (borç) olarak verildiği ve iade edilmediği iddia edilen paranın iadesi talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekili ile tereke temsilcisi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ...'ya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.