7. Hukuk Dairesi 2013/9513 E. , 2013/8423 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi (Üsküdar 3.İş Mahkemesi-Kapatılan) Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde Hasar Denetim ve Lojistik Departmanında şaibeli hasar yönetim uzmanı olarak çalıştığını, 15/12…
**7. Hukuk Dairesi 2013/9513 E. , 2013/8423 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi (Üsküdar 3.İş Mahkemesi-Kapatılan) Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde Hasar Denetim ve Lojistik Departmanında şaibeli hasar yönetim uzmanı olarak çalıştığını, 15/12/2009 tarihinde şirkete gelen ihbar ve şikayetlerin olduğu gerekçesiyle; davacı, Bölüm Müdürü ..., çalışma arkadaşları ..., ...'ın İnsan Kaynaklarına çağırılarak 15-31/12/2009 tarihlerinde ücretli izne çıkartıldığını, 29/12/2009 tarihinde de İç Denetim Soruşturması sonucu, sorumlu olduğu işlerle ilgili gerekli kontrolleri yeterince yapmadığı ve işini savsakladığıdan dolayı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu 25/II-ı maddesine göre iş akdinin feshedildiğini, usulsüz bir iç denetim mizanseni ile feshe gerekçe oluşturulmaya çalışıldığını feshin hiçbir haklı ve geçerli nedene dayanmadığından feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, maddi hasarlı trafik kazalarında tarafların kendi aralarında Anlaşmalı Trafik Kazası Tutanağı düzenlenmesi uygulaması başladıktan sonra hasar dosyalarının arttığını şirkete gelen ihbar şikayetler nedeni ile şirketin Hasar Denetim ve Lojistik Departmanında iç denetim soruşturması yapıldığı yapılan soruşturma sırasında sahte kaza tutanağı tutularak usulsüz ve sahte işlemler ile haksız sigorta tazminatları alındığının tespit edildiği şirket çalışanları olan Müdür ... ve diğer davacılar ... ve ...'ın motorsiklet kazaları ile ilgili diğer çalışma arkadaşlarını devre dışı bırakarak tüm hasar dosyalarında ...'yı görevlendirdikleri, asıl görevleri şaibeli hasar dosyalarını araştırmak olan bu ekibin şirket çalışanlarınca kendilerine gönderilmek istenen ihbar ve inceleme taleplerini bilinçli bir şekilde geri çevirdikleri ve şaibeli usülsüz işlemleri perdelediklerini, başta eksper ... olmak üzere davacı ve arkadaşlarının amaç ve fikir birliği içerisinde hareket ederek haksız ödemelerin oluşumuna imkan ve zemin hazırladıkları soruşturma sırasında tespit edilebildiği kadarıyla şimdilik 1.547.321.95 TL şirketi zarara uğrattıkları Savcılık soruşturmasının da devam ettiğini belirterek, şirketin zarar gördüğünü, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, 4857 sayılı İş Kanunun 19/1 maddesinde "işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır" şeklindeki düzenlemeye rağmen işverence yapılan feshin açık ve kesin olmadığı somut olayları içermediği davacının yapması gereken kontrollerin neler olduğu, hangi kontrolleri yapmadığı ve şirketi ne miktarda ve ne şekilde zarara uğrattığının belirtilmediği anlaşılmış olmakla, fesih sebeplerinin açık ve kesin olarak belirtilmesi zorunluluğuna uyulmaması nedeni ile geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca aynı Yasanın 18. maddesi kapsamında kalan işçinin iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshetmek isteyen işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Yazılı fesih bildiriminin de, fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde içermesi zorunludur. Fesih beyanı, İş Kanunu’nun 19’uncu maddesinde öngörüldüğü şekilde yazılı olarak kaleme alınmakla geçerli fesih için gerekli olan bütün şartlar yerine getirilmiş olmaz. Söz konusu beyanın, bu haliyle, yani yasal geçerlilik şartına uygun aslının da muhataba (işçiye) ulaşması zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19’uncu maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına uymamak feshi geçersiz kılar. Yazılı fesih bildiriminde, fesih açık ve kesin sebebinin gösterilmemesi, İş Kanunu’nun 20’nci maddesi anlamında feshin geçersizliği sonucunu doğurur. İşverenin fesih iradesi açık ve kesin olarak ortaya konmalıdır. Kullanılan ifade o kadar açık ve seçik olmalı ki, işçi açısından, iş sözleşmesinin sona erdirildiği açıkça anlaşılır olmalıdır. Fesih bildiriminde, sözleşmeyi sona erdirme iradesi yanında ayrıca, sona erme zamanı da yeteri kadar açık ve yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermeyecek şekilde ifade edilmiş olmalıdır. Sadece fesih bildiriminin değil fesih sebeplerinin de yazılı olması ve işverence fesih bildirimi ile gerekçelerini kapsayacak şekilde altının imzalanması gerekir. İşveren, fesih bildiriminde gösterdiği fesih sebebi ile bağlıdır. İşe iade davasındaki savunmasında ilaveten başka bir sebep ileri süremeyeceği gibi bu sebepten farklı bir sebebe dayanamaz Yazılı şekil, ayrıca açıklık, aleniyet ve ispat fonksiyonu haizdir. Yazılı şekil, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18’inci maddesi uyarınca yapılacak fesihler için geçerlilik şartı olarak aranmaktadır. Madde uyarınca, işveren fesih bildirimini yazılı yapmak zorunda olduğu gibi fesih sebeplerini de yazılı olarak göstermek zorundadır. Buna karşılık, aynı Kanun’un 25’inci maddesinde öngörülen işverenin haklı nedenle derhal feshinde yazılı şekil şartı aranmamaktadır. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 19’uncu maddesine göre: “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25’inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır”. Paralel düzenleme aynı Yasanın 25/son maddesinde düzenlenmiş ve haklı nedenlerle işverenin feshi hallerinde, işçinin 18, 20 ve 21. madde hükümleri uyarınca yargı yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Haklı nedenle fesihte, bu düzenlemeler karşısında, 19. maddedeki yazılı bildirim, fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmesi ile savunma alınması koşulu aranmamalıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise geçerli ve haklı neden konusunda işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosya içeriğine göre işten ayrılma bildirgesinde, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca feshedilmiştir. Fesih haklı neden savunmasına dayandırılmıştır. Bu nedene göre yazılı fesih bildirim koşulunun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/son maddesi uyarınca aranmaması gerekir. Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi yerinde değildir. Somut olayda davalı şirket tarafından tebliğ edilen fesih bildiriminde "04/03/2008 tarihinden itibaren şirketimizde Saha Denetim Uzmanlığı görevini yürütmekte iken; sorumlu olduğunuz işlerle ilgili gerekli kontrolleri yeterince yapmadığınız ve işinizi savsakladığınızdan dolayı şirketinizin zarara uğramasına sebebiyet verdiğiniz anlaşılmıştır. Bu nedenle hizmet akdinizin 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-ı maddesi uyarınca 29/12/2009 tarihi itibarıyla sona erdirilmesine karar verilmiştir." denilerek feshin haklı nedene dayanılarak yapıldığı anlaşılmıştır. Şirket tarafından yapılan iç denetim soruşturma raporu ve dosyada bulunan tüm belgelerden yapılan ihbar ve şikayetlerin doğru olduğu düzmece belgeler ve olmayan kazalar yapılmış gibi gösterilerek sahte belgeler düzenlendiği, çoğu kez aynı hasar fotoğrafları kullanılarak hasar dosyaları oluşturulduğu, dosyaların hiçbirinde fatura mevcut olmayıp karşılıklı mutabakatla ödemenin yapıldığı, ödemelerin araç bedeline yakın olmasına karşın pert işlemi uygulanmadığını, davalı şirket sisteminde kayıtlı olmayan bir çoğunun da hayali olduğu tespit edilen ve fakat eksper raporlarında anlaşmalı olduğu bildirilen servislerce hasar tespiti yapıldığı ve kazaya karışan araç fotoğraflarının hasar dosyalarında bulunmadığı ve sigortalının tüm dosyalarda %100 kusurlu olduğu, ayrıca bazı motorsiklet plakalarına aynı poliçe döneminde birden fazla ödemenin yapıldığı, tüm dosyalarda Müdür ... ve ... ..., ..., bu kişiler dışında diğer şirket çalışanlarının eksper parametreleri giriş onayı kaldırıldığı, tüm hasar dosyalarında ...'nın görevlendirmesinin sağlandığı, şirket çalışanı ...'ın 15/01/2009 tarihinde hasar miktarı yüksek üç adet motorsiklet hasarı dosyasını e-maille ...'e gönderdiği, davacının da e-mail olarak "... Beyin baktığı dosyalar tarafımızca yakından takip edilmekte olup, sürekli olarak irtibat halindeyiz, olumsuz bir durum olması halinde olaya müdahil oluruz. Bahse konu dosyalarda olumsuz birşey yok ise araştırmaya göndermenize gerek olmadığı kanaatindeyim. Aksi durumda dosya inceleme süreci müşteri şikayetine yol açmaktadır. Sizlerin zor durumda kalmasına gerek olmadığı kanaatindeyim." diyerek hasar dosyalarına ... ve ...'nın baktığını ifade ettiği ve ...'ın ise 26/02/2009 tarihli mailinde dosyalarda olumsuz bir durum olmadığını bildirdiği, bütün bu tespitler nedeniyle Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet yapıldığı şikayet üzerine gerekli soruşturma yapılarak davacının da arasında bulunduğu 29 (... dahil 5'i tutuklu) sanık hakkında Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2012/180 Esas numarası ile özel belgede sahtecilik, sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçlarından kamu davası açıldığı ve davanın derdest olduğu, ayrıca İstanbul 4. Ağır Ceza 2012/265 Esas sayılı dosyası ile de 36 kişi hakkında dava açıldığı, açılan davaların devam ettiği, şirket zararının usulsüz hasar dosyaları ile 1,5 milyon TL'nin üzerinde olduğu eksperde bekleyen dosyaların da bulunması nedeniyle artabileceği, tüm dosya kapsamı gözönüne alındığında davalı şirket ile davacı işçi arasındaki sözleşme temelinin çöktüğü feshin haklı nedene dayandığı anlaşılmakla; Mahkemece, 4857 Sayılı İş Kanunun 19/1 maddesinde "işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır" şeklindeki düzenlemeye rağmen işverence yapılan feshin açık ve kesin olmadığı somut olayları içermediği davacının yapması gereken kontrollerin neler olduğu, hangi kontrolleri yapmadığı ve şirketi ne miktarda ve ne şekilde zarara uğrattığının belirtilmediği anlaşılmış olmakla, fesih sebeplerinin açık ve kesin olarak belirtilmesi zorunluluğuna uyulmaması nedeni ile geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin yatırılan 17.15 TL harcın tenzili ile bakiye 7.15 TL harç giderinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının yapmış olduğu 3 adet tebligat masrafı 21.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider ve delil avansının istek halinde ilgilisine iadesine, 8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 08/05/2013 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.