T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/501 - 2026/658 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/501 KARAR NO : 2026/658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2023 NUMARASI : 2022/161 E. - 2023/143 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/501 - 2026/658 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/501 KARAR NO : 2026/658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2023 NUMARASI : 2022/161 E. - 2023/143 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/04/2023 Tarih ve 2022/161 Esas - 2023/143 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahıs tarafından 2020/67749 sayılı "..." ibareli markanın 35 ve 43. sınıflarda tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin "..." ibareli markasına dayalı itirazının kısmen kabulü ile dava konusu marka kapsamında bulunan 35. sınıftaki bir kısım hizmetin markadan çıkarıldığını, bu karara yönelik yeniden inceleme isteğinin YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa, müvekkiline ait olan ve 1971 yılında faaliyete geçen ... Otel'in bu ad altında işletildiğini, "..." markasının 1987 yılında tescil edildiğini, yıpranma ve yenileme çalışmaları nedeniyle oteldeki faaliyetin 2/3/2013 tarihinde geçici olarak durdurulduğunu, akabinde imar planı çalışmaları neticesinde binanın yıkılarak yeniden inşasına başlandığını, ... Otel ibaresinin faaliyetin durdurulmasından sonra dahi kullanıldığını, "..." ibaresi üzerinde özellikle 43. sınıfta kullanım önceliğinin müvekkiline ait olduğunu, markanın müvekkilinin kullanımı sonucu belli bir tanınmışlığa ulaştığını, davalının bu tanınmışlıktan haksız menfaat elde etme amacıyla benzer bir marka tercihinde bulunduğunu ve dolayısı ile SMK'nın 6/5 ve 6/9 hükümlerinin de somut olayda gerçekleştiğini ileri sürerek, 2022-M-2396 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilime ait "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli itiraz markasının kapsamındaki mal/hizmetler benzer olmadığından markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca taraf markalarının, kullanılan renk kombinasyonları ve yazı karakteri itibariyle görsel olarak birbirinden kolayca ayırt edilebildiğini, markaların fonetik olarak da benzer olmadığını ve müşteri çevresi tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında ortak olan "... "ibaresinin her iki markada asli unsur olarak öne çıktığı, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, davacının "..." ibareli markası kapsamındaki 29, 30, 32 ve 33. sınıftaki yiyecek ve içecek kapsamındaki gıda ürünleri ile davaya konu marka kapsamına alınmak istenen 43. sınıftaki '' yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri''nin ilişkili olduğu, işaret ve emtia benzerliğinin gerçekleştiği bu hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, ancak davaya konu marka kapsamındaki diğer mal/hizmetler açısından ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas -benzerlik-karıştırılma koşullarının bulunmadığı, davacının itiraza dayanak markasının kullanım ispatına tabi olup davaya konu marka kapsamında bulunan mal ve hizmetlerde kullanıldığının ispat edilemediği, ayrıca dosya kapsamında bulunan belge ve bilgilerden davacının "..." ibareli markasının otelcilik alanında tanınmış olup davaya konu başvuru markasında yer alan 43. sınıftaki ''Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri'' açısından davalı şahsın bu markanın tanınmışlığından haksız kazanç elde etmesi, ve davacının markasının itibar ve ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimalinin gerçekleştiği, buna karşılık başvurunun kötü niyetli olduğu iddiasının somut olgular ile ortaya konulamadığı gerekçesi ile davanın ksımen kabulüne 2022-M-2396 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 43. sınıftaki ''Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri'' açısından iptaline ve bu hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilime ait "... oetlecilik" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli itiraz markası bütünü itibariyle bırakılan izlenim açısından dikkate alındığında markanın kapsamındaki mal/hizmetlerin benzer olmadığını, markaların oluşumundaki renk kombinasyonları ve kullanılan yazı fontu farkının markaları birbirinden uzaklaştırdığını ve "..." ile başlayan ve içerisinde ... kelimesi bulunan 150’den fazla markanın bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kelime, şekil ve renk kombinasyonundan oluşan davaya konu markanın bu renk ve şekile yer vermeyen davacının itiraza dayanak markasından açıkça farklı olduğunu, farklı bir tertip tarzı ile oluşturulan markaların benzerliğinden söz edilmeyeceğini, taraf markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin tüketicisinin markalar arasındaki farkı rahatlıkla algılayabileceğini, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın sonuca bir etkisinin bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka (marka hükümsüzlüğünden kaynaklanan), hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı ... tarafından 2020/67749 sayılı "..." ibareli markanın 35 ve 43. sınıflarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markasına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, başvurucu tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bir kısım malların satışı hizmetlerinin markadan çıkarıldığı, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, itiraza dayanak markanın kullanım ispatı için dosyaya sunulan belgelerin kullanımın ispatı için yeterli olmadığı gerekçesi ile Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-2396 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 8/3/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 6/5/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince tarafların markaları arasında bir kısım hizmetler yönünden iltibasın bulunduğu, yine bir kısım hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleştiği, ancak kötü niyet koşullarının ortaya konulamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalıların istinaf itirazları da gözetildiğinde; istinaf incelemesine konu uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına menset markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı ve tanınmışlık koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 35 ve 43. sınıftaki hizmetler yer almaktadır. Davacının itiraza mesnet markası ise 02, 03, 04, 05, 08, 09, 11, 16, 20, 21, 23, 24, 26, 27, 28, 29, 30, 32, 33 ve 34. sınıftaki mallar yer almaktadır. Bilirkişi raporunda taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunmadığı yönünde bir tespit yapılmış ise de mahkemece isabetli olarak tespit edildiği üzere, davaya konu markanın kapsamında bulunan 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ile davacının markasının kapsamındaki 29, 30, 31 ve 32. sınıftaki yiyecek ve içecek kabilinden gıda maddeleri ilişkili/ bağlantılı emtialar olduğundan anılan hizmetler bakımından emtia benzerliğinin bulunduğunun kabulünde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; davaya konu "..." ibareli markanın tescilinin talep edildiği sınıflar yönünden"otelcilik" ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, dolayısı ile markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu bu niteliği ile davacının "..." ibaresi markası ile görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin bulunduğu ve yukarıda açıklandığı davaya konu marka kapsamında bulunan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından emtia benzerliğinin gerçekleştiği, taraf markalarındaki renk, yazım stili vs tali unsurların markaları birbirinden yeterince uzaklaştırmadığı anlaşılmıştır. Mahkemenin de kanaati bu yöndedir. Hal böyle ise de, davalı ... tarafından YİDK aşamasında kullanım ispatı talebinde bulunulmuş olup davacı tarafından sunulan belge ve bilgilerin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, otel hizmetlerine ilişkin bir kaç resim, haber ve haber linkinden oluştuğu, öte yandan dava dilekçesinde davacı tarafından açıkça belirtildiği üzere davacının markasal kullanımına esas teşkil eden otelin faaliyetinin 2/3/2013 tarihinde geçici olarak durdurulduğu ve sonrasında yıkıldığı, yeniden inşaası için çalışmalar mevcut olmakla birlikte dava tarihine kadar inşaatın tamamlanıp otelin faaliyete başlamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda gerek YİDK dosyasındaki belgelerin, markanın ciddi ve yoğun kullanımı için yeterli olmaması gerekse de, fiili durumdan kullanım ispatına tabi markanın davaya konu markanın başvuru tarihinden geriye doğru 5 yıl için kullanıldığının kabulü mümkün değildir. Dolayısı ile itiraza dayanak markanın kullanımı ispatlanmadığından işaret ve emtia benzerliğine rağmen, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında markalar arasında bir iltibastan söz edilemeyeceğinden YİDK iptal kararı doğru olmamıştır. Davacı, ayrıca hükümsüzlük talebinde bulunmuş olup, davalının dava aşamasında kullanım ispatı talebi bulunmadığından emtia benzerliğinin gerçekleştiği "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu ve mahkemenin bu husustaki değerlendirmesinde isabetsizlik olmadığı açıktır. Öte yandan davacı tanınmışlık iddiasına dayanmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca ise tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir. Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Ayrıca 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. sayılı ilamı). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1410-2018/7017 E/K sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, tanınmışlık olgusunun tespiti özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Somut olayda dosya içinde bulunan bilirkişi raporunda, varsayımsal iddialar dışında dava konusu markanın davacı markalarına zarar verebileceğini gösteren bir delil bulunmadığı ve buna bağlı olarak tanınmışlık iddialarına dayalı tescil engelinin bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, mahkemece bu değerlendirmelere iştirak edilmemiş, itiraz mesnet "..." markasının Antalya ili ve çevresinde insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak sahil bandında göze hitap ettiği, gazete haberlerine de imar sorunları dahil tanınmış bir otel ismi olarak konu olduğu, dolayısı ile tanınmış marka vasfında olup 43. sınıftaki ''Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri'' açısından tescil engeli teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda anılan Yargıtay kararı uyarınca özel ve teknik bilgi gerektiren bir hususta mahkemece yapılan bu öznel değerlendirmeye katılmak mümkün olmadığı ve bilirkişi raporunda belirtildiği üzere tanınmışlığı ortaya koyacak somut deliller dosyaya sunulmadığı için SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğinin kabulü doğru olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/04/2023 gün ve 2022/161 Esas - 2023/143 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptaline ilişkin davanın REDDİNE, 3-Marka hükümsüzlüğü davasının KISMEN KABULÜNE; davaya konu 2020/67749 sayılı markanın 43. sınıf ''Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin davası kısmen kabul edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden YİDK kararının iptaline ilişkin hüküm yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.400,00-TL bilirkişi ücreti, 186,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.636,00-TL'nin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 3/4 kabul edilerek 878,66-TL'ye, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 659,00-TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 180,00-TL posta masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 912,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 684,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalılara iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.