T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1321 KARAR NO : 2026/166 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10.02.2022 NUMARASI : 2021/410 Esas - 2022/64 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1321 KARAR NO : 2026/166 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10.02.2022 NUMARASI : 2021/410 Esas - 2022/64 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında beş adet faturadan kaynaklanan toplam 22.577,43 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, faturada belirtilen miktardaki mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini, davalının teslim edilen fatura içeriklerine süresinde itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ettiğini ileri sürerek, takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacı şirkete borçlu olmadığını, müvekkilinin yaptığı projede kullanmak üzere davacı şirketten 02.06.2020 tarihinde 1 adet ..., 15.06.2020 tarihinde 1 adet ...ve 17.06.2020 tarihinde 2 adet ... pil grubu sipariş ettiğini, alınan pil grubuna ilişkin 17.06.2020 tarihli 17.363,39 TL tutarlı e-fatura,15.06.2020 tarihli 4.593,37 TL tutarlı e-fatura ve 02.06.2020 tarihli 8.504,02 TL e-fatura olmak üzere 3 adet fatura düzenlendiğini, bataryaların siparişi aşamasında davacı şirketle yapılan görüşme ve yazışmalarda sipariş edilen ürünlerde bulunması istenen özelliklerin bildirildiğini, gerçekleşen satın alma sonrası 24.06.2020 tarihinde, davacıdan temin edilen pil grubunun ARGE çalışmaları sırasında alev aldığını ve pil grubu ile birlikte müvekkilinin çalışmakta olduğu robot sisteminin de yandığını, yapılan incelemede özellikle sipariş aşamasında belirtilmesine karşın pil grupları arasında yalıtım malzemesi kullanılmadığının tespit edildiğini, bataryada çıkan yangın sonucu satın alınan ürünlerin projede kullanımının mümkün olmadığının görüldüğünü, bu nedenle davacıya gönderilen Kadıköy 29. Noterliğinin 14.10.2020 tarihli ihtarı ile davaya konu faturaların iade edilerek teslim edilen ürünlerin iade alınmasının istendiğini, davacının düzenlediği Kadıköy 26. Noterliğinin 10.11.2020 tarihli cevabi ihtarı ile ihtara konunu patlamada davacının ihmalinin bulunmadığının iddia edildiğini, arge çalışmaları sırasında gerçekleşen patlama ve yangın olayına ilişkin olarak İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/66 Değişik İş dosyasında yaptırılan tespit sonucu pillerin asgari standartları taşımadığı, bu haliyle kullanılmasının tehlike arz edeceğinin tespit edildiğini, müvekkilince keşide edilen Kadıköy 29. Noterliğinin 13.11.2020 tarihli ihtarı ile tespit raporu ile pillerin kullanılamayacağının belirlenmesi nedeniyle iade alınmasın istendiğini, müvekkilinin piller nedeniyle 26.390,00 TL zarara uğradığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda davacı ve davalı arasında yazılı olmasa da sözlü bir sözleşmenin bulunduğu, bu hususta uyuşmazlık bulunmadığı, tarafların ticari defterleri delil niteliği taşıdığı, davacı ticari defter ve cari hesap kayıtlarında 24.189,32 TL alacaklı görünmekte ise de; takip dayanağı faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, ancak davalının takibe konu faturalara karşılık davacıya iade faturalar düzenlediği ve davalının kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacıya borcunun bulunmadığı, iade faturalarının davacı tarafından kabul edilmediği ve takibe giriştiği, davalının ise faturaya konu edilen pillerin ayıplı olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/66 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduğu ve delil tespiti sonucunda 27.09.2020 tarihli bilirkişi raporu alındığı, raporda faturaya konu pil grupları arasında akan kısa devre akımları neticesinde ısının dramatik şekilde yükselmesi nedeniyle yangın olayının gerçekleştiği, satılan pil gruplarının izolasyonsuz imal edilip verildiğinin anlaşıldığı, ayrıca rapora göre pil gruplarının yanarak kullanılan robota zarar verdiğinin de tespit edildiği, davalının ayıp ihbarını delil tespiti sonrasında pillerde bulunan ayıbı Kadıköy 29. Noter 14.10.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihbar ettiğinin anlaşıldığı, davalının faturaya konu malların ayıplı olduğunu ispat ettiği, davacının ise alacağının bulunduğu yönündeki iddialarını ispat edemediği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin, davalı tarafından talep edilen ürünün sorunsuz şekilde teslim edildiğini, pillerin davalının talebi doğrultusunda üretildiğini, pillerdeki ayıp iddiasının doğru olmadığını, sadece ticari defterlerin incelenmesi ile karar verildiğini, ayıplı ürün satışının bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerektiğini, davalının kendi tasarımı doğrultusunda sipariş verdiğini, bu şekilde tasarım yapılması halinde ürünlerin korumasız olacağı, güvenlik konusunda sıkıntı yaşanacağının davalıya bildirildiğini, davalının talebi üzerine artı kutup pil uçları ve devrenin olduğu bölümün yalıtıldığını, batarya paketinde kullanılan koruma devresi şarj ve deşarj işlemleri için farklı uçlardan kontrol yaldığını, bu sebeple şarj için ayrı deşarj için ayrı kablo çifti çıkış yapıldığını, ürünün kullanılacağı projede bu durumun davalı tarafından istenmediğini, deşarj ve kısa devre durumlarında güvenlik problemi yaratacağının sözlü ve yazılı bildirilmesine rağmen tek çıkış yapılması şart koşulduğunu, batarya paketinin ar-ge çalışmaları için talep edildiğini 1 adet sipariş sonrası problem olmadığı gözlendikten sonra davalı tarafından ileri bir tarihte 2 adet daha sipariş verildiğini, arıza sonrası yapılan incelemede batarya paketinin hareketli ve yalıtımsız metal bir robot üzerinde sabitlenmeden takıldığı, Robotun ar-ge çalışmaları sırasında aniden harekete başlamasıyla batarya paketinin bulunduğu yerden sıyrılarak bir kısmının sürüklendiği robotun duvara çarpıp durmasıyla batarya paketinin de tekrar sürtünerek robota çarptığının belirlendiğini, müvekkilince eksiksiz teslim edilen pillerin davalının talimatlarına uygun yapıldığını, emtiadaki ayıpta müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, müvekkiline tebliğ edilmeyen bir tespit raporu ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ısrarlarına rağmen bu pillerin satışının davalı tarafından istendiğini, davalının uyarılmasına rağmen bu ürünü talep ettiğini, uyarı ve bildirime rağmen, davalının pili kendi tasarladığı şekilde kendi prototip robotunda kullanarak kendi zararına ve müvekkilden satın aldığı pilin yanmasına sebebiyet verdiğini, fatura iadesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç kısmına bu nedenle itiraz edildiğini, mahkemece bu itirazın değerlendirilmeden karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya bağlanmış alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında fatura konusu bataryaların satışına ilişkin satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu satım sözleşmesine konu pil bataryalarının üretilerek davalıya teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık, satım konusu emtianın ayıplı olup olmadığı, ayıbın süresinde ihbar edilip edilmediği noktasındadır. Teslim edilen emtianın ayıplı olduğu iddiasıyla davalı tarafça İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/66 D.İş sayılı dosyasında tespit işlemi yaptırılmış ve satım faturaları ayıp ihbarı ile birlikte Kadıköy 24. Noterliğinin 14.10.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile davacıya bildirilmiştir. Davacı tarafından keşide edilen Kadıköy 26. Noterliğinin 10.11.2020 tarihli ihtarında, satım konusu bataryaların davalının talep ve talimatı ile üretildiği, meydana gelen hasarda davacının bir kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı tarafından gönderilen Kadıköy 29. Noterliğinin 13.11.2020 tarihli ihtarında ise tespit raporu sonucu ile buna göre pillerin kullanılmayacak durumda olduğuna ilişkin ihtarname gönderilmiştir. İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/66 D. İş sayılı dosyasında delil tespiti talebi kapsamında mahkemece alınan 27.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; araçta kullanılan pillerin aracın durması veya hareket etmesi durumunda pil grubunda herhangi bir yanma ibaresi bulunmadığı, ancak araç duvara çarptıktan sonra pil grubunun maruz kaldığı fiziksel etki nedeniyle anot ya da katoda bağlı ve gerilimli metal barlarının bir kısmının yerlerinden koparak veya hareket ederek pillerin içindeki geri dönüşü olmayacak şekilde kimyasal reaksiyon başlattığı, bu olayın pil gruplarının hepsini etkileyerek çoklu kısa devre noktaları, büyük kısa devre akımları oluşturduğu ve ısının artarak yangına neden olduğu belirlenmiştir. Mahkemece alınan mali müşavir bilirkişi raporunda, davacı kayıtlarına göre 22.577,43 TL alacak bulunduğu, davalı kayıtlarına göre ise alacak bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan incelemelerde, satım konusu emtiaların davalıya teslim edildiği ancak davalının süresi içerisinde emtiada oluşan ayıbı satıcıya bildirdiği anlaşılmaktadır. Somut olayda tacir olan taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ise ispata ilişkindir.Satıcı, satış sözleşmesini yaparken, alıcının göz önünde tuttuğu tahsis ve kullanma amacı bakımından onun değerini ve elverişliliğini ortadan kaldıran ya da azaltan bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satım konusu pillerin satımı aşamasında, taraflar arasında elektronik ortamda yazışma yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan elektronik posta yazışmasında, davalının talep ettiği iki adet kablo çıkışlı piller için garanti verilmediği, garantinin dört kablo çıkışı piller için verildiği, iki kablo çıkışlı yapılması hâlinde devrenin balans durumunun pasif hâle geçeceği ve pillerin olası deşarj durumunda korumasız kalacağı hususlarının davalıya bildirildiği anlaşılmaktadır.Pillerin takıldığı emtiada yangın çıktığı ve satılanın kullanılamaz hâle geldiği anlaşılmaktadır. Yangının genel itibariyle pillerin çift çıkışlı olarak imalatından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durum satım sözleşmesi kurulmadan önce alıcıya bildirilmiştir. TBK'nın 219. maddesine göre satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliğinin etkileyen, niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Ancak TBK'nın 222. maddesine göre, satıcı, satış sözleşmesi kurulduğunda alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, satımdan önce, alıcının belirttiği şekilde imalat yapılması hâlinde kısa devre olabileceğini alıcıya bildirmiştir. Alıcı pillerin bu imalat şekline göre korumasız kalacağını bilerek satın almayı kabul etmiştir. Bu nedenle satıcının satım bedelini tam olarak hak ettiği açıktır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının satım nedeniyle 22.577,43 TL fatura alacağı bulunduğu belirlenmiştir. Davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının davacı tarafından kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Emtiada satıcıdan kaynaklı bir ayıp bulunmadığı ve ayıbın alıcı tarafından satım sözleşmesi öncesi bilinerek bu şekilde imalat yapılıp emtia satılmasının istenmesi karşısında, iade faturalarına itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu durumda emtiadaki ayıptan davacının sorumlu olmadığı, TBK'nın 222. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu anlaşılmakla, satım bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptaline, satım faturalarından kaynaklı alacak likit olduğundan, davacı yararına %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, Mahkemece satıma ilişkin hukuk kurallarının hatalı uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmiş olması hukuka aykırı bulunmuş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafça yöneltilen itirazın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca iptali ile 22.577,43 TL asıl alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak faiziyle birlikte tahsili için takibin devamına, 2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2 hükmü uyarınca, kabul edilen asıl alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 4,515,48 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 1.542,26 TL harçtan, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 385,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.156,69 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 22.577,43 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça ilk derece yargılamasında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı toplam 685,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya Hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 7-HMK'nın 333. maddesi gereğince, artan delil ve gider avanslarının yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL başvuru harcı gideri ile 124,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 344,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.02.2026 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.