İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; taraflar arasında 06.07.2016 tarihli “Çerçeve Satın Alma Sözleşmesi” akdedildiğini, iş bu sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından davalı tarafin özel talebi doğrultusunda hazırlanacak tıbbi malzemelerin tedarikinin üstlenildiğini, alıcı davalının PO-12…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2248 KARAR NO : 2025/1846 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2022 NUMARASI: 2019/592 Esas 2022/789 Karar DAVA: Alacak DAVA TARİHİ: 27/08/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; taraflar arasında 06.07.2016 tarihli “Çerçeve Satın Alma Sözleşmesi” akdedildiğini, iş bu sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından davalı tarafin özel talebi doğrultusunda hazırlanacak tıbbi malzemelerin tedarikinin üstlenildiğini, alıcı davalının PO-1228, PO-1230, PO-1236, PO-1245, PO-1250, PO-1251, PO-1260, PO-1263, PO-1274 nolu sipariş formları ile muhtelif sayı ve özelliklerde tibbi malzeme tedarikini talep ettiğini, sözleşmenin 5.4.maddesi uyarınca davalı alıcının malların taşınmasını da üstlendiğini, sözleşmenin 5.5 ve 6.1 maddeleri uyarınca malların taşıyıcıya devredildiği anda davalıya teslim edilmiş sayılacağının düzenlendiğini, siparişe konu malların davalıya teslim edildiğini, 08.01.2019 tarihli 60.665,96-Euro, 24.01.2019 tarihli 340.738,52-Euro , 30.01.2019 tarihli 72.759,52-Euro, 21.02.2019 tarihli 4.086,60-Euro, 27.02.2019 tarihli 40.440-Euro, 27.02.2019 tarihli 46.506-Euro, 11.03.2019 tarihli 27.122,23-Euro bedelli faturaların düzenlendiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, faturaların ATR dolaşım belgeleri ile aynı tarihli olduğunu ve karşı tarafın sipariş formlarında belirtilen nitelik ve özelliklerle örtüştüğünü belirterek şimdilik 500-Euro'nun her bir faturanın vade tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'ın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili ıslah dilekçesiyle dava dilekçesinde 500-Euro olan alacak talebini 592.298,83 Euro 'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili; taraflar arasında akdedilen 06.07.2016 tarihli sözleşme uyarınca, Çek Cumhuriyetinde mukim davacı tarafça müvekkilinin sipariş ettiği ‘’tıbbi cihaz’’ nitelikli ürünlerin kendi tedarik ettiği fiyatının üzerine %5 kar marjı uygulayarak müvekkiline satmayı üstlendiğini, müvekkili şirketin bu ürünlerin Türkiye Gümrüğüne girmesinden sonra Çin’de kurulu bulunan kendi ortaklığındaki ... şirketine satışının yapıldığını, ... şirketinin ise satıma konu ürünleri belirli bir fiyattan üçüncü şahıslara sattığını ve operasyon giderleri düşüldükten sonra elde edilen kârın %50’sini komisyon faturası karşılığı HCP şirketine ödediğini, müvekkilinin sahibi olduğu ...’ın kar etmesi gerekirken zarar etmeye başlaması üzerine yapılan incelemede ... şirketinin kâr dağıtım tablosunda kar paylaşma prensiplerine uymayan veriler olduğunun görüldüğünü ve durumun düzeltilmesi için taraflar arasında yazışmalar başladığını, davacının yazışmalara rağmen kayıtlarını müvekkili ile paylaşmadığını, hatalı hesaplar ile fazla tahsil edilen komisyon faturalarının düzeltilmediğini, davacı şirketin müvekkili şirkete sattığı ürünlere gerçek alım fiyatı üzerine %5 kar marjı eklemesi gerekirken, aynı ürünü piyasada faaliyet gösteren başka bir firmaya %39 daha ucuza satarak hem davalı şirketin karına ortak olup, hem de davalıya yüksek fiyatta ürün satarak çifte kazanç elde ettiğini, bu hususun Mart 2019 tarihinde müvekkili şirkete yanlışlıkla gönderilen bir elektronik posta ile öğrenildiğini, müvekkili şirketin borcu olmadığını, tam tersine sözleşmeye aykırı davranışlar ve hileli faturalandırma nedeniyle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davalıya ait incelenen ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından defterlerine itirazsız kayıt edildiği, davalının 2018 yılından 2019 yılına devir eden borcunun 555.121,46-Euro karşılığı 3.346.272,17-TL olduğu, 08.01.2019 tarihinden 11.03.2019 tarihine kadar davacıdan 7 adet fatura ile 592.298,83-Euro karşılığı 3.578.435,20-TL tutarlı mal satın aldığı, bu süreçte davacı tarafın 3 ayrı tarihte 555.121,46 -Euro açılış borç bakiyesinin ödendiği ve 31.12.2019 tarihi itibariyle davalının davaya konu edilen 7 adet 592.298,83-Euro bedelli faturalardan kaynaklı davacı tarafa 3.938.863,27-TL borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 592.298,83-Euro'nun 500-Euro'luk kısmına 27/08/2019 dava tarihinden itibaren, 591.798,83-Euro'luk kısmına 31/05/2022 ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği belirlenen faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAFSEBEPLERİ : 1-Davacı vekili; mahkemece vekalet ücretinin hatalı olarak dava tarihindeki kur üzerinden hesaplandığını, oysa vekalet ücretinin karar tarihinde geçerli kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, mahkemece faizin başlangıç tarihinin de hatalı belirlendiğini, faizin başlangıç TTK'nın 1530. maddesine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalı vekili; müvekkili şirketin fatura bedelinin yanlış olduğunu fark ettiği an faturaya itiraz ettiğini, dava konusu faturaların defterlere kaydedilmesinin bedellerinin kabul edildiği anlamına gelmediğini, müvekkilinin bu faturalarla ilgili davacı ile yaptığı e-posta yazışmaları bulunduğunu,faturaların itirazsız olarak kaydedildiği değerlendirilmesinin yanlış olduğunu,ticari ilişkinin çerçeve sözleşme ve karşılıklı mutabakatla kabul görmüş ticari teamüllere göre yürütüldüğünü, bir tarafı yabancı olan sözleşmenin TTKnın21 madde hükmüne göre değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davacıya gönderdiği onlarca e-postada faturaların kabul edilmediğinin davacıya bildirildiğini, 11/01/2019 tarihli ve 02/03/2019 tarihli e-postalarla yeniden inceleme yapılması talebini davacıya ilettiğini, ancak davacı tarafından yanıt verilmediğini, 13/03/2019 tarihinde gönderilen e-postada da davacıya dava konusu fatura alacaklarını ispatlaması için son şans verildiğini, ancak davacının bu e-postaya da cevap vermediğini,bilirkişi raporunda 2016 yılında davacının kendi satın alma bedeline % 5 kar marjı uyguladığının tespit edildiğini, 2017, 2018, 2019 yıllarında bir çok e-postada satın alma bedeli + % 5 kar marjı uygulanmasında mutabakat oluştuğunu, davacının satış faturalarını % 39 kar marjıyla düzenlediğini, ... üzerinden de 835.357,86-Euro ve 100.000-USD kar payı ödendiğini, bu tutarların bedelden düşülmesi gerektiği ifade edilmesine rağmen takas mahsup taleplerinin kabul edilmediğini, davacının anlaşmaya uygun gerçek satın alma bedellerini dava öncesinde sunmadığını, sunması halinde müvekkilinin alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, iki kere gönderilen istinabe yazısına rağmen davacının ticari defter ve fatura konusu malların bedellerini mahkemeye sunmadığını, davacının alacak iddiasını ispatlayacak delilleri sunmaktan kaçındığını, faturaların anlaşma dışında fahiş bir fiyattan düzenlendiğini, HMK'nın 220/3. maddesi gereğince davacının bu ürünleri % 39 kar marjıyla sattığının kabul edilmiş sayıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, satış faturalarından kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkilinin davalıya 06.07.2016 tarihli “Çerçeve Satın Alma Sözleşmesi” kapsamında davalı tarafından sipariş formları ile sipariş edilen muhtelif sayı ve özelliklerde tibbi malzemenin davalıya teslim edildiğini, davalıya teslim edilen mallar için düzenlenen 08.01.2019 tarihli 60.665,96-Euro, 24.01.2019 tarihli 340.738,52-Euro, 30.01.2019 tarihli 72.759,52-Euro, 21.02.2019 tarihli4.086,60-Euro, 27.02.2019 tarihli 40.440-Euro, 27.02.2019 tarihli 46.506-Euro, 11.03.2019 tarihli 27.122,23-Euro bedelli faturaların ödenmediğini ileri sürerek alacak isteminde bulunmuştur.Davalı ise, sözleşme hükmüne dayanmasa da davacının müvekkiline tedarik ettiği ürünleri kendisinin mâl ettiği tutara % 5 kar marjı uygulayarak faturalandırması gerekirken, çok daha yüksek oranda kar marjı uygulandığından faturaların fahiş tutarlarda düzenlendiğini, fahiş uygulanan kâr marjları nedeniyle davacıya fazladan yapılan ödemelerin mahsubu sonucunda davacıdan alacaklı hale geldiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.Fatura konusu ürünlerin teslimi ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, taraflar arasında davacının ürünleri temin ettiği bedele uygulayacağı kâr marjı bakımından bir anlaşma bulunup bulunmadığı, davacının kâr marjını olması gerekenden yüksek uygulayarak faturaları fazla tutar üzerinden düzenleyip düzenlemediği hususundan kaynaklanmaktadır.06.07.2016 tarihli “Çerçeve Satın Alma Sözleşmesi'nin 4/3 maddesinde satıcının, paylaşılan Google sürücü deposuna kaydedilen ve her iki tarafın da erişimine açık "... price list" olarak adlandırılmış ve tarafların anlaşmaya vardığı fiyatları belirterek her sipariş için alıcıya fatura düzenleyeceği kararlaştırılmıştır. Yine Sözleşmenin 5/1. maddesi "Alıcı malları, paylaşılan Google sürücü deposuna kaydedilmiş ve her iki tarafın da erişimine açık "... ... ...” isimli dosyada bulunan, temel fiyat listesindeki sipariş zamanı güncel fiyatlarından alacaktır." hükmü bulunmaktadır. Satıma konu ürünlerin davalı tarafından sipariş edildiği, ürünlerin davalıya teslim edildiği, davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların davalının defterlerine kaydedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede %5 oranında kar marjı uygulanacağına ilişkin bir düzenleme yoktur. Taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre ürünlerin sipariş edildiği anda birim fiyatlarının belirli olduğu ve davalı tarafından bu fiyatlara bakılarak sipariş verildiği anlaşılmaktadır. Davalı, ürünleri sipariş verirken birim fiyatların olması gerekenden fazla olduğuna dair bir itiraz ileri sürmemiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların her biri davalı tarafından fiyat belirtilmek suretiyle verilen sipariş formlarına dayandığından, tacir olan ve basiretli hareket ettiği varsayılan davalının bu fiyatları kabul ettiği anlaşılmakla tarafların iradesinin bu fiyatlar üzerinde uyuştuğunun kabulü gerekir. Sipariş verirken fiyatlar her iki tarafın da kabulünde olduğundan bu aşamadan sonra davacının fiyatlara fahiş kâr marjı eklediği iddiasının dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Bu bakımdan davacının ürünleri hangi fiyattan aldığının araştırılmasına da gerek bulunmadığından davacının uluslararası talimata icabet etmemesi sonucu değiştirmemektedir. Bunun dışında, dava konusu faturaların düzenlendiği 2019/Ocak Şubat Mart döneminde davacıya gönderdiği e-postalarda doğrudan fatura özelinde bir karşı çıkma söz konusu olmayıp, sadece 0304449 kod nolu ürün için davacının Çin'deki müşterilere % 39 daha az fiyat verdiği, karşılıklı görüşme yapılması gerektiği bildirilmiş ise de bahsi geçen hususlar davalının düzenlediği sipariş formaları üzerine düzenlenen ve davalının kabul ederek defterlerine kaydedilen faturalara ihtirazi kayıt niteliğinde olmadığından davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Taraflar arasında ki sözleşmenin ticari satıma ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.TTK'nın 1530.maddesi; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satım sözleşmelerine uygulanmaz. Davacı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir.Davacı vekili, vekalet ücretinin karar tarihindeki kur üzerinden belirlenmesi gerektiğini ileri sürmekte ise de; yabancı para alacağına ilişkin davalarda, dava değeri dava tarihi itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Aksinin kabulü, dava değerinin yargılama sırasında değişmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle yabancı para alacağına ilişkin davalarda vekalet ücreti hesabında hükmolunan alacağın dava tarihindeki kur karşılığı ve karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınır. Somut olayda mahkemece vekalet ücreti hesabında hükmolunan alacağın dava tarihindeki kur karşılığı ve karar tarihindeki tarife hükümlerinin dikkate alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığıdan,istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 262.584,96-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 65.646,24-TL harcın mahsubu ile kalan 196.938,72-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025