11. Hukuk Dairesi 2014/6870 E. , 2014/10564 K. MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/03/2012 gün ve 2011/104-2012/65 sayılı kararı onayan Daire’nin 14/01/2014 gün ve 2013/10297-2014/686 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinl…
**11. Hukuk Dairesi 2014/6870 E. , 2014/10564 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/03/2012 gün ve 2011/104-2012/65 sayılı kararı onayan Daire’nin 14/01/2014 gün ve 2013/10297-2014/686 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalı adına tescilli 2006/00384 sayılı "...." ibareli markanın 556 Sayılı KHK'nın 7/c ve 7/f maddeleri gereğince marka siciline kaydedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu ibarenin hiç kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davalının Tekirdağ ilinde üretim yapmasına rağmen ....'de üretim yapıyormuş izlenimi verdiğini, ....'de rakı üretimi yapan müvekkili firma ile aynı firma olduğu yönünde iltibas oluşturduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, İzmir markasının müvekkili tarafından 20 yıldır kullanıldığını ve ayırt edicilik kazandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece "....." ibaresi rakı emtiası bakımından coğrafi kaynak göstermediği, .... ilinin rakı emtiası ile özdeşleşen bir özelliğinin bulunmadığı, bu ibare yönünden KHK'nın 7/1-f maddesi anlamında tüketicilerin yanılmasının söz konusu olmadığı, bu ibarenin, KHK'nın 7/1-c maddesi anlamında cins, tür, vasıf, nitelik göstermediği, tanımlayıcı bulunmadığı, şehir adlarına eklenecek ayırt edici şekil ve sözcüklerle birlikte marka tescillerinin mümkün olduğu, davalının bu ibareyi çok uzun bir süreden beri kullanarak ayırt edicilik elde ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.01.2014 tarihli kararı ile onanmıştır. Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 05/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.