T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/500 Esas KARAR NO : 2025/2226 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/306 Esas - 2022/654 Karar TARİHİ: 26/10/2022 ASIL DAVA DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA (Mahkemenin 2021/538 Esas sayılı dosyası DAVA: Tazminat (Sözl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/500 Esas KARAR NO : 2025/2226 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/306 Esas - 2022/654 Karar TARİHİ: 26/10/2022 ASIL DAVA DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA (Mahkemenin 2021/538 Esas sayılı dosyası DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, Kumburgaz Beldesi, İkiasfaltarası Mevkii'nde kani ve tapunun 4.pafta, bila ada, ... parselde kayıtlı 2.740 m2 yüzölçümlü akaryakıt istasyonu nitelikli taşınmazın maliki olduğunu, davalı şirketin davacı şirketin maliki olduğu akaryakıt istasyonunda bayilik faaliyeti yapmak amacıyla davacı şirket ile 31/12/2012 tarihli protokol imzaladığını, protokol gereğince mülkiyeti davacı şirkete ait istasyonun protokolde yazılı hükümler ve imzalanacak bayilik sözleşmesi uyarınca onarım ve tadilatının davalı tarafça yapılacağı ve ardında da 15 yıl süre ile davalı tarafça işletileceğinin belirlendiğini, yine protokol gereği 320.000 ABD Doları+KDV tutarında inkişaf bedelinin, fatura mukabilinde davalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu hüküm gereğince davacı tarafından davalının keşide ettiği 24/12/2012 tarihli fatura karşılığında 10/01/2013'te 339....,52 TL, 25/01/2013'te 331.861,52 TL'yi banka kanalıyla nakden davalıya gönderdiğini, bakiye 7.582,00 TL'yi 5.168 TL ve 2.414 TL şeklinde 28/01/2013 tarihinde cari hesaptan mahsup yolu ile ödenerek toplamda 678.887,04 TL ödeme yapıldığını, davacı şirketin davalı ile imzaladığı protokol hükümleri çerçevesinde davalının 15 yıl süre ile davacı şirketin bayiliğini yapacağı taahhüdüne güvenerek inkişaf ödemesinin yapıldığını, fakat davalı şirketin bahse konu istasyonda bayilik yapabilmesi için 5015 sayılı yasa ile ilgili yönetmelik gereği zorunlu olan bayilik lisansını almadığını, sözleşme ve protokol gereği üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle davacı tarafından 31/05/2016 tarihli telgraf ile taraflar arasındaki tüm ilişkiyi feshettiğini davalıya bildirdiğini, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenle davacının protokolün 13.1 maddesi gereği haklı fesih yaptığını, sözleşmenin 14/a.maddesi gereğince davalının 100.000 ABD Doları tutarında ceza şartı ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, yine sözleşmenin feshi nedeniyle davalının ödenen inkişaf ödemesini iade etmesi gerektiğini, anılan nedenlerle davanın kabulü ile 100.000 ABD Doları tutarındaki ceza şartının davalıdan tahsiline, yine 678.887,04 TL tutarındaki inkişaf bedelinin davalıdan tahsiline, 197.437,37 TL tutarındaki inkişaf bedeli alacağının şimdilik 1.000,00 TL'sinin HMK 109/1.maddesi uyarınca kısmi olarak davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin taraflar arasında imzalanan 13/12/2012 tarihli protokol ile davacıdan kiralamış olduğu ... istasyonu satış yerinde yatırım, onarım ve tadilat yaptığını, halen davalı şirketin zilyetliğinde bulunan dava konusu istasyonda her ne kadar akaryakıt satışı yapılmıyor olsa da davalı şirket çalışanı tarafından korunduğunu ve istasyonun açılışı için ilgili kamu kurumlarından ve mahkemelerden olumlu sonuç beklendiğini, davacı tarafından yapılan her ödemenin fatura karşılığı yapıldığını, davalı şirketin şahsi hesabına olacak şekilde herhangi bir ödeme olmadığını, davacının kendi sahibi olduğu istasyona yatırım yaptığını, daıvacının dava dilekçesindeki anlatımlarının yanlış ve yanıltıcı oldğuunu, davalı tarafın elinde olmayan sebeplerle dava konusu benzin satış istasyonunun satışa hazır hale getirilemediğini, davalı tarafından istasyonunun çalışır hale gelmesi için gerekli tüm iş ve işlemlerin yapıldığını ve gerekli kurumlara başvurularda bulunulduğunu, davalının sözleşmenin hiçbir maddesini ihlal etmediğini, davacı şirket tarafından inkişaf bedeli olarak yapılan ödemelerle alınan malzemeler ve diğer tüm yatırım malzemelerinin davacı tarafından sökülüp alındığını ve Bolu İlindeki başka bir akaryakıt istasyonuna taşındığını, davalı şirketin akaryakıt satışı yapabilmek ve sözleşmenin devam edebilmesi için gerekli tüm girişimlerde bulunduğunu, bu sürecin halen devam ettiğini, anılan nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin akaryakıt istasyonu çalıştırmak üzere 2006 yılında kurulmuş olan bir şirket olduğunu, şirketin bundan başka amacı ve çalışma konusunun olmadığını, Büyükçekmece İlçesi, Kumburgaz mevkii, 4 pafta, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu olan istasyonun mülk sahibinin ... Ofisi olduğunu, davacının istasyonun hali hazırda ruhsat sahibi olan ... ile ruhsat devir şartlarını görüşerek "Ruhsat Devir Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyi imzalayarak istasyonun devrini satın aldığını, davacı şirketin ruhsat hakkını devraldığı ... istasyonunun mülk sahibi olan davalı ... Ofisi'ne yeniden başvurarak istasyona ait işletme ruhsatını devraldığını, atıl vaziyette bulunan bu istasyonu çalıştırmak istediğini, buna göre gerekli olan kira sözleşmesi, bayilik sözleşmesi ve diğer sözleşmeleri yapmak istediğini bildirdiğini, davalı şirketin davacı şirketin bu talebini olumlu karşıladığını ve ... istasyonunun çalıştırılması ile ilgili hazırlıklara başlandığını, davacı şirketin ...'ye başvurarak İş Yeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatı aldığını, alınan ruhsat sonrasında tarafların bir araya gelerek "protokol" başlıklı sözleşmeyi düzenlediklerini, bu sözleşmede davacının Bayi Adayı olarak vasıflandırıldığını, bu protokolden sonra aynı tarihte "İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyi de tanzim ve imza ettiklerini ancak ruhsat alınmasının gecikmeye uğradığından daha sonra bu sözleşmenin yerine aynı konuda "İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi" başlıklı sözleşmelerin düzenlendiğini, bu sözleşmelerin hepsinde benzer hükümlerin yer aldığını, davacı şirket tarafından ...'den istasyonda yenileme ve onarım işleri yapılmasına izin verilmesinin talep edildiğini ve gerekli iznin alındığını, sonrasında Büyükçekmece Belediye Başkanlığına ayrı ayrı istasyonda yenileme ve onarım işleri yapılacağını bildirerek gerekli iznin verilmesi talep edilmiş ve buradan da gerekli iznin alındığını, sözleşme ile davalı şirket tarafından inkişaf bedeli adı altında davacı şirkete ödeneceği öngörülen edimlerin yerine getirildiğindi, bu ad altında paralarla davacı şirket tarafından sözleşme konusu istasyonda yapılması gereken iş ve hizmetler ilgili kurumlardan onarım ve tadilat izinleri alınarak ifa edilmiş bu işler için yapılan harcamalara ve kullanılan malzeme ve işçiliğe dair faturaların sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından ... Ofisi adına kesilerek kendilerine teslim edildiğini, davacı şirket tarafından istasyonun ruhsat ve lisans alınması için EPDK'ya çok sayıda başvuru yapıldığını ancak yıllarca sonuç alınamadığını, davacı şirket tarafından bayilik lisansı verilmesi hakkındaki taleplerinin tümünün EPDK ... Piyasası Daire Başkanlığı tarafından doğrudan reddedildiğini, davacı şirket tarafından yetkili kurum EPDK'ya iletilmeden daire başkanlığınca reddedilmesinin yetki tecavüzü oluşturduğu vurgulanarak mevzuata aykırı ve haksız yere red kararı verilmesi sebebine dayalı olarak Ankara 18. İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile son olarak 10/06/2015 tarih, 30863 sayılı red kararının iptali hakkında dava açıldığını, dosya üzerinde yapılan yargılama sonucunda Ankara 18. İdare Mahkemesince 29/12/2016 tarih, 2016/5099 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiğini, verilen kararın kesinleşmesine takiben davacı tarafça yapılan başvuru üzerine ... tarafından iş yerinin bulunduğu istasyon için İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın verilmiş bulunduğunu, EPDK'ya üst üste verilen dilekçelerden bir sonuç alınmaması ve idari yargıda alınan iptal kararına rağmen istenilen lisansın düzenlenmemiş olması karşısında davacı şirket tarafından ...'ye verilen dilekçe ile Asgari Mesafe Tespit Tutanağı'nın düzenlenmesinin talep edildiğini, ... Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün düzenlediği Asgari Mesafe Tespit Tutanağı'nın EPDK ... Piyasası Daire Başkanlığına sunulduğunu, daire başkanlığınca 12 yıl süre ile " Akaryakıt İstasyonlu Bayilik Lisansı verildiğini ve davacı şirkete gönderildiğini, bu suretle davacı şirketin yedi yıllık uğraştan sonra yasal hakkı olan lisansını ancak yargı yolu ile 20/05/2019 tarihinde alabildiğini, EPDK'dan lisans alındığında yerine yenisi getirilmek kaydıyla davalı şirketin geçici olarak istasyondaki bir kısım alet, edevat ve malzemeleri marketteki raflarına varıncaya kadar 03/02/2016 tarihide sökerek başka bir istasyonuna naklettirdiğini, davalının yapması gereken yatırımları yapmadığını, istasyonun faaliyete geçmesinin davalı şirket yetkilileri tarafından engellendiğini, davacı şirkete haber vermeden idari yargıda dava açılarak taşınmazın istasyon vasfını kaybetmesi için davalı şirket tarafından uğraş verildiğini, davacı şirketin 7 yıllık emeğine rağmen taşınmazın ... ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ye devredildiğini, yeni malikin davacı şirkete zor kullanarak istasyondan tahliye ettiğini belirterek davanın kabulü ile davalı tarafın sözleşmeye aykırı tavır ve hareketlerinden dolayı, davacı taraf için çekilmez hal alan, taraflar arasında düzenlenmiş protokoller, bayilik sözleşmeleri, Yatırım Çerçeve Sözleşmesi, Ödünç Sözleşmesi gibi, sözleşme konusu istasyonun taraflarınca işletilmesi ile ilgili tüm sözleşmelerin feshine, davalı tarafın, kendi kusuru ile ve sözleşmelere aykırı davranışları sonucu, tarafları yönünden, haklı nedenlerle sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğinden ve sözleşmeye aykırı bu davranışlar sebebiyle, davacı şirketin, EPDK'dan alınan ruhsat tarihi olan 20.05.2019 tarihinden, sözleşmelere göre, sözleşmelerin bitim tarihi olan 01.08.2029 tarihine kadar geçecek süre içinde sözleşme konusu işyerini çalıştıramamaktan doğan zararlarına karşılık, fazlaya ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydı ile, şimdilik, 10.000 TL tutarındaki kar mahrumiyetinin, dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile taraflarına ödenmesine, 13.07.2007 tarihinde yapılan ilk protokolden itibaren, dava tarihine kadar geçen süre içinde, sözleşme konusu işyerinin tamir, bakım ve onarımı, korunması, ilgili makamlardan izin ve ruhsat alınması, EPDK'dan lisans alınması için yapılan tüm masraflarla, Asliye Ticaret Mahkemesi ve İdare Mahkemesi nezdinde, davacı şirket tarafından takip edilen davalardan dolayı yapılan yargılama giderinden (dava harç ve masrafları, avukatlık ücreti vs. gibi) vesaireden doğan hak ve alacaklardan, (yukarıda sf.21, madde 9 son paragrafta açıklaması yapılan kalemler) bu kalemlerden oluşan alacağın miktarı belirsiz olduğundan, HMK madde 107 kapsamında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, şimdilik, 1.000 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, bu kalemlerden oluşan alacağın gerçek miktarı tespit edildiğinde, bakiye kısım için gerekli harçlar yatırılacağından, bakiye alacak hakkında da, dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına ve bu kısma isabet eden alacağın da, dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, belirsiz alacak davası açma şartlarının oluşmadığını, davalı şirket ile davacı arasında mülkiyeti davalı şirkete ait olan İstanbul ili, Büyükçekmece İlçesi, Kumburgaz mevkii, 4 pafta, ... parsel sayılı taşınmaz üzeride yer alan akaryakıt ve otogaz istasyonunun kiralanması için 08/07/2019 tarihli Kira Sözleşmesi, istasyonun davalı şirket markası altında işletilmesi ve bu hususta bayilik faaliyetinin gerçekleştirilmesi adına ise ilk olarak 13/07/2007, sonrasında 13/03/2015 ve en son da 01/04/2019 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi, 01/08/2019 başlangıç tarihli Yatırım Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, davacı ile akaryakıt istasyonunun işletilebilmesi için protokol imzalandığını, bu protokol ile mülkiyeti davalıda olan istasyonun protokolde yazılı hükümler ve imzalanacak Bayilik Sözleşmesi çerçevesinde onarım ve tadilatının davacı şirket tarafından yapılacağı ve ardında da 15 yıl süre ile davacı şirket ile işletilmesinin belirlendiğini, davalı şirketin protokol kapsamında üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirir iken davacı şirketin en temel sorumluğu olan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile Bayilik Lisansı alma yükümlülüğünü yıllarca yerine getirmediğini, davacı tarafın taahhüt etmiş olduğu teminat tutarının davalı şirkete vermemesi ve hiçbir teminat ödemeden davalı şirketten istasyona yatırım yapmasını beklemesi nedeniyle istasyonda satışa başlanamadığını, davacının salt bu halden dahi sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğini ve basiretli bir tacir olarak davranmayarak sözleşme ile yükümlendiği edimleri yerine getirmediğini, davacı şirketin taahhüdüne ve yükümlülüğüne aykırı olarak izin, lisans ve ruhsatları almaması ve hatta almak için ilgili kurumlar nezdinde başvuru bile yapmamış olması, basiretli bir tacirden beklenemeyecek ölçüde büyük bir ihmalkarlık olduğunu ve sözleşmeye de açıkça aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2017/951 Esas sayılı dosyası ile ikame edilen Nazım imar Planı İptali davasının söz konusu taşınmazın akaryakıt istasyonu vasfını korumak amacı ile açıldığını, davalı şirketin mülkiyeti bizzat kendisine ait olan ariyet malzemelerinin başka bir istasyona taşımaya yetkili olduğunu, davacı şirket tarafından taraflar arasında akdedilen 01/08/2019 tarihli Yatırım Çerçeve Sözleşmesi gereğince davalı şirkete sunmakla yükümlü olduğu teminatı sunmayarak sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı şirket tarafından taraflar arasında akdedilen 01/04/2019 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesini ve işbu sözleşmeye bağlı olarak akdedilen Yatırım Çerçeve Sözleşmesini davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle davalı şirketin haklı nedenle tek taraflı olarak feshettiğini, davalı şirketin mutlak haklardan sayılan mülkiyet hakkına dayanarak mülk sahibi olduğu taşınmazı satış yoluyla ... ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ye devrettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kar mahrumiyetinin Yargıtay kararları uyarınca 3 ay ile sınırlı olduğunu, davacı şirketin taraflar arasında akdedilen hem Yatırım Çerçeve Sözleşmesi hem de Kira Sözleşmesi kapsamında ödemesi gereken bedellerinin hiçbirinin ödenmediğini belirterek davacının kısmi alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmaması sebebi ile davanın usulden reddine, haksız ve kötü niyetli ikame edilen işbu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/10/2022 tarih ve 2021/306 Esas - 2022/654 Karar sayılı kararında; "....Yapılan yargılama, asıl ve birleşen davada davacının iddiaları, davalının beyanları, istinaf ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl davada Davacı ... Ofisi, İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, Kumburgaz Beldesi, İki asfalt arası mevkiinde kain ve tapunun 4 Pafta, bila Ada, ... Parselinde kayıtlı 2.740 m2 yüzölçümlü akaryakıt istasyonu nitelikli taşınmazın malikidir.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Ofisi ile davalı-birleşen davada davacı ... ... arasında davacı ... Ofisi'nin maliki olduğu akaryakıt istasyonunda bayilik faaliyeti yapmak amacıyla 13/12/2012 tarihli Protokol, 13/03/2015 tarihli ... ... Ofisi AŞ İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalandığı ve taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin davacı-birleşen dava davalısı tarafından 31/05/2016 tarihli telgraf ile sözleme ve protokolün feshedildiği görülmüştür. Asıl dava, protokol ve sözleşmenin feshi sebebi ile davalı-birleşen dava davacısının sözleşmeye konu edimleri yerine getirmemesi sebebiyle davalı-birleşen dava davacısından olan inkişaf bedeli alacakları ile cezai şart bedelinin tahsiline yönelik tazminat davası olup, birleşen dava ise, sözleşmelerin feshi ile sözleşmeye aykırılıktan doğan davalı-birleşen dava davacısının tazminat talebine ilişkindir. Davacı-birleşen davada davalının sözleşme uyarınca tazminat isteminde bulunabilmesi için sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi yada sözleşme feshinde davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunması ve bunun da davacı-birleşen dava davalısı taraf için çekilmez bir hal alması gerekmektedir.Uyuşmazlık, feshin haklı olup olmadığı ve davacı ... Ofisi tarafından davalı ...'e ödenen inkişaf bedeli ile sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinden kaynaklı tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı-birleşen dava davalısı ... Ofisi, davalı-birleşen dava davacısı ...'in sözleşmede üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmediği ve akaryakıt istasyonu satışı için gerekli lisansı almadığı ve almak için başvuruda dahi bulunmadığını bu sebeple, taraflar arasında bulunan 13.12.2012 tarihli Protokol’ün 13.a maddesi uyarınca sözleşmeyi feshettiği iddia etmektedir. Davalı-birleşen dava davacısı ... ise, sözleşmenin imzalandığı günden bu yana, akaryakıt istasyonunun çalışır hale getirilmesi için ilgili belediyelere, Bakanlığa, EPDK’ya başvuruda bulunduğu fakat, EPDK’nın olumsuz yöndeki idari işleminin iptali için Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile iptal davası açtığı ve davanın kabulüne karar verildiği, bu şekilde taraflar arasındaki sözleşmenin hiçbir maddesini ihlâl etmediğini savunmuştur. Asıl davada cezai şart istemi yönünden yapılan incelemede: Taraflar arasındaki sözleşme bizzat davacı tarafça feshedilmiştir. Dolayısıyla davacının sözleşme uyarınca tazminat isteminde bulunabilmesi için sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi yada sözleşme feshinde davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunması ve bunun da davacı taraf için çekilmez bir hal alması gerekmektedir. Yine sözleşmeye aykırılığın davacı tarafça çekilecek ihtarname ile giderilemeyecek boyutta olması gerekmektedir. Davacı tarafça davalıya gönderilen ve ek4 olarak dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan telgrafta "müvekkil ... ... Ofisi AŞ ile imzaladığınız bayilik sözleşmeleri, protokoller ve bunlarla sınırlı olmamak üzere bayilik ilişkisi kapsamındaki her türlü sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarınız ve edimlerinizi ifa etmemeniz nedeniyle sözleşme, protokol ve bayilik ilişkisi kapsamındaki tüm sözleşmeler 31/05/2016 saat 13:00 itibari ile sonuç doğurmak üzere feshedilmiştir." ibaresi mevcuttur. Gerek fesih ihbarnamesinde, gerek dava dilekçesinde davacı tarafça fesih sebebi olarak herhangi bir somut neden öngörmemiş, sadece davalının sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmüştür. Yargılama aşamasında sunulan dilekçelerde davacı tarafça taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 4.3.maddesinde "bayi işbu sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 90 gün içerisinde akaryakıt satın alacak ve ticari faaliyetine başlayacaktır."hükmünün bulunduğu, davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığını ileri sürmüştür. Bu kapsamda öncelikle davacı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı ise savunmalarında idari makamlardan gerekli izni alamadığı için işletmeyi açamadığını, resmi mercilerden kaynaklanan mücbir sebep sebebiyle işletmeyi çalıştıramadığını ileri sürmüştür. Davalı tarafından dosyaya sunulan belgelere göre EPDK tarafından istasyon açılışına izin verilmemesi ve ruhsat alınamaması sebebiyle davalının davaya konu istasyonu çalıştıramadığı anlaşılmaktadır. Gerek protokolün 13.b.maddesi, gerekse sözleşmenin 23.5.maddesi uyarınca resmi mercilerin kararları sebebiyle sözleşmenin yerine getirilememesi halinde davacı ... Ofisinin sözleşmeyi fesih hakkı düzenlenmiş ise de bu gibi hallerde davacının sözleşmeye dayanarak davalıdan kar kaybı, cezai şart, eksik alım taahhüdü sebebi ile cezai şart vs.gibi taleplerde bulunamayacağı görülmektedir. Sözleşme haklı sebeple değil, mücbir sebeple feshedilmiş bulunmaktadır. Bu kapsamda davacının cezai şart istemi yerinde değildir. Çünkü protokolün 14.maddesine göre ancak 13.maddenin a.bendine göre davacı tarafından sözleşmenin haklı feshi yada bayi tarafından haksız feshi halinde cezai şartın ödeneceği, oysa feshin protokolün 13.b.maddesine göre yapıldığı, dolasıyla protokolün 13.a.maddesine uygun bir fesih bulunmaması sebebiyle davacının davalıdan cezai şart isteminde bulunamayacağı anlaşıldığından cezai şart istemi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl Davada yatırım inkişaf bedeli talebi yönünden yapılan incelemede; Taraflar arasında akdedilen protokolün 3/2.maddesine göre bedeli ... Ofisi AŞ tarafından karşılanacak başlığı altında belirtilen işlerin ... Ofisi tarafından ve ... Ofisinin takdirine göre ... Ofisinin tayin edeceği taşeron eliyle veya bedeli bayiye ödenmek suretiyle bayi tarafından yapılacağı düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin inkişaf ve yatırım bedeli başlıklı 4.maddesine göre ... Ofisi tarafından tesisi inşa ve tadilatı kapsamında ... Ofisi tarafından yapılacak işler için satış yerinin inşasında kullanılmak üzere 320.000 USD + KDV tutarındaki inkişaf yatırım bedelinin bayiye ödenmesi ve bayi tarafından söz konusu ödenen bedelin TCMB Döviz satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek düzenlenecek faturayla bayiye ödeneceği kabul edilmiştir. Bu kapsamda davacı tarafından yapılan ödemeler karşılığı davalıdan, davacıya 678.887,00 TL'lik inkişaf ve yatırım bedeli ile ilgili fatura kesilmiştir. Yine davacı tarafından sonradan ödendiği belirtilen (198.437,37TL) ek inkişaf bedelinden ıslahla 112.787,37TLlik dava konusu edildiği, dolayısıyla davacı tarafından 678.887,04TL yatırım ve inkişaf bedeli, 112.787,37TL ek inkişaf bedelinin talep edildiği, toplam talebin 791.674,41TL olduğu (inkişaf bedeli- tek inkişaf bedeli), davalı tarafın istasyonun inşası için üçüncü şahıslara yaptırdığı tadilat giderleri için yaptığı masrafın 734.681,74TL olduğu, yapılan tadilat ve inşanın bilirkişi heyeti tarafından hali hazırda davacı şirkete ait istasyonda yer aldığı ve kullanıldığı, davacı tarafından davalıya 791.674,41TL ödenmiş iken (dava açılan miktar) davalı tarafından yapılan masraf toplamının 734.681,74TL olduğu, dolayısıyla davacı tarafından davalıya 56.992,67TL fazladan yatırım ve inkişaf bedeli ödendiği, bunun davalıdan tahsili gerektiği değerlendirilmiştir. Söz konusu 4.maddenin 2.fıkrasında davalı tarafın kendisine ödenen inkişaf ve yatırım bedelinin tamamını tesisin yapımı için kullanacağı düzenlenmiştir. Nitekim davalı tarafından söz konusu inkişaf ve yatırım bedeli uyarınca davaya konu taşınmaz üzerindeki istasyon tadilatı yapılmıştır. Bu husus istinaf kaldırma kararından sonra mahalinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ile de sabittir. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit olunduğu üzere birleşen davanın davacısı ...'in yasal defter kayıtları incelendiğinde ... şirketinin dava konusu istasyonda herhangi bir faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, davalının yasal defterlerine göre mali yönden herhangi bir kar mahrumiyeti hesabı yapılamadığı, davalı vekilinin birleşen davayı ikame ederek 13/07/2007 tarihinde yapılan ilk protokolden itibaren dava tarihine kadar geçen süre içinde, sözleşme konusu işyerinin tamir, bakım ve onarımı, korunması, ilgili makamlardan izin ve ruhsat alınması, EPDK'dan lisans alınması için yapılan tüm masraflarla, Asliye Ticaret Mahkemesi ve İdare Mahkemesi nezdinde, davalı şirket tarafından takip edilen davalardan dolayı yapılan yarılama giderinden (dava harç ve masrafları, avukatlık ücreti vs.gibi) vesaireden doğan hak ve alacaklardan oluşan alacağını talep etmekte olduğu, davacı tarafça incelemeye sunulan bilgi ve belgeler ve incelemeye sunulan yasal kayıtlar incelendiğinde; davalının sözleşme konusu işyerinin tamir, bakım ve onarımı, korunması, ilgili makamlardan izin ve ruhsat alınması, EPDK'dan lisans alınması için toplam 199.187,51TL tutarındaki masraflara katlandığının tespit edildiği, diğer yandan davalı ... tarafından taraflar arasında ikame edilen davalarla ilgili mahkeme masraflarının talep edildiği, ancak davalı tarafça söz konusu taleplerle ilgili dosyaya dayanak belge sunulmadığından herhangi bir tespit yapılamadığı görülmüştür. Birleşen davada davacı ... tarafından sözleşmelerin ... ... Ofisi tarafından haksız feshedildiği (ve daha sonra davacı ... tarafından haklı feshedildiği) iddiasıyla sözleşmelerin bitim tarihi olan 01/08/2029 tarihine kadar geçecek süre için kar kaybı ve aynı zamanda 13/07/2007 tarihinde yapılan ilk protokolden sonra dava tarihine kadar geçen süre içinde işyerinin tamir bakım ve onarımı, korunması, ilgili makamlardan izin ve ruhsat alınması için yapılan masraflar ve görülen davalarda yapılan masrafların tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ve protokoller ... Ofisi AŞ tarafından 31/05/2016 tarihide feshedilmiştir. Asıl dava dosyamızdaki feshin niteliğine ilişkin mahkememiz değerlendirmesi birleşen davada da aynen geçerlidir. Sözleşme, resmi makamların ruhsat izni vermemesi nedeniyle mücbir sebepten dolayı feshedilmiştir. Sözleşmede, sözleşmelerin mücbir sebeple feshi halinde ... lehine kar kar kaybı ödeneceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca bayilik sözleşmesinin 2.maddesi (lisans, izin ve ruhsatların, masrafları da kendisine ait olmak üzere bayiye aittir), 101.maddesi (istasyonun donatılması için gerekli olan her türlü malzemenin tarihi bayiye aittir) ve Protokolün 9.maddesinde ruhsatların ve masrafların bayiye ait olduğu yönündeki düzenlemeler uyarınca birleşen dosya davacısının masraflar için açtığı davanın da reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur." gerekçesi ile, ''1-Asıl davanın cezai şart istemi yönünden REDDİNE, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 44.286,00TL vekalet ücretinin davacı ... Ofisi'nden alınarak davalı ...'e verilmesine, 2-Asıl davada yatırım inkişaf bedeli yönünden açılan davanın KISMEN KABUL / KISMEN REDDİ ile, 56.992,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Birleşen davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı/birleşen davalı vekili ve davalı/birleşen davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarına 08/08/2022 tarihinde tebliğ edilen raporun sonuç kısmında asıl davadaki talepleri bakımından;“Davacı ... OFİSİ’nin maliki olduğu akaryakıt istasyonunun konumu nedeniyle, EPDK tarafından mevzuat gereği olduğu iddiası doğrultusunda talep edilen “Asgari Mesafe Tespit Tutanağı” evrakının olmayışı nedeniyle EPDK tarafından lisansın verilmediği ve davalı ...’in bu aşamada EPDK’dan Lisans alınmasına yönelik üzerine düşen tüm edimleri dosya kapsamında yapılan inceleme ile yerine getirdiği, Asıl dava davacısının iddiasında belirttiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin 13/a bendi uyarınca belirtilen fesih gerekçesi oluşmadığından aynı sözleşmenin 14. maddesi uyarınca davacı taraf cezai şart ödenmesi talebinde bulunamayacağı, Asıl dava davacısı ... ofisinin ödediği inkişaf bedeli yine ... ofisinin mülkiyetindeki akaryakıt istasyonundaki inşaat ve tadilat için kullanıldığından asıl davanın davalısı taraftan harcanan bu bedelin iadesi talep edilemeyeceği" nin belirtildiğini, Bilirkişi raporunda belirtilen tüm hususların Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce de tartışıldığını, bu suretle davanın reddi yönünde tesis edilen yerel mahkeme kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2019/1236 Esas, 2021/457 Karar sayılı 01.04.2021 tarihli kararı ile kaldırıldığını, nitekim davalının taraflar arasında akdedilen Protokol’deki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek akde aykırı davrandığını, hal böyleyken bilirkişilerin müvekkil şirketin davalıdan hiçbir talepte bulunamayacağı yönündeki görüşün kabul edilemeyeceğini, ancak tüm bu hususların taraflarına defaatle bildirildiğini ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasının talep edildiğini, işbu taleplerinin reddi suretiyle yerel mahkemece hatalı hüküm kurulduğunu, Müvekkil ... Ofisi AŞ'nin İstanbul, Büyükçekmece İlçesi, Kumburgaz Beldesi, İkiasfaltarası Mevkii’nde kâin ve tapunun 4 pafta, bilâ ada, ... parselinde kayıtlı 2.740 m2 yüzölçümlü akaryakıt istasyonu nitelikli taşınmazın maliki olduğunu, davalı şirketin müvekkilin maliki olduğu akaryakıt istasyonunda bayilik faaliyeti yapmak amacıyla müvekkil ile 13.12.2012 tarihli Protokolü imzaladığını, Protokol’ün “konu” başlıklı 2. maddesinde; mülkiyeti müvekkile ait istasyonun, protokolde yazılı hükümler ve imzalanacak bayilik sözleşmesi çerçevesinde onarım ve tadilâtının davalı tarafça yapılacağı ve ardından da 15 yıl süre ile davalı tarafça işletileceğinin belirlendiğini, Protokolün “inkişaf / yatırım bedeli” başlıklı 4.maddesinde ise, 320.000 ABD Doları + KDV tutarında inkişaf bedelinin, fatura mukabilinde davalıya ödeneceğinin karara bağlandığını, söz konusu hüküm gereğince müvekkil ... Ofisi AŞ'nin davalının keşide ettiği 24.12.2012 tarihli fatura karşılığında 10.01.2013’de 339....,52 TL, 25.01.2013’de de 331.861,52 TL’yi banka kanalıyla nakden davalıya gönderdiğini, bakiye 7.582 TL’yi de 5.168 TL ve 2.414 TL şeklinde 28.01.2013’de cari hesaptan mahsup yolu ile ödeyerek toplamda 678.887,04 TL ödeme yaptığını,Müvekkil şirketin davalı ile imzaladığı protokol hükümleri çerçevesinde davalının 15 yıl süre ile ... Ofisi bayiliği yapacağı taahhüdüne güvenerek inkişaf ödemesi yaptığını, fakat davalı şirketin bahse konu istasyonda ... Ofisi bayiliği yapabilmesi için 5015 Sayılı Yasa ve ilgili yönetmelik gereği zorunlu olan bayilik lisansını almadığını, hatta lisans almak için gerekli başvuruyu bile yapmadığını, dolayısıyla da sözleşme ve protokolle üstlendiği edimlerini ifa etmediğini, bu nedenle de müvekkilin protokolün 13. maddesinin 1. fıkrasına uygun şekilde haklı fesih yaptığını, protokolün müvekkil tarafından haklı nedenle feshi sonucunda, md.14/a uyarınca davalı 100.000 ABD Doları tutarında ceza şartı ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, feshin bir diğer önemli sonucunun da md.14/d’de belirtilen inkişaf ödemesinin iadesi zorunluluğu olduğunu, davalının protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek akde aykırılık yaptığını ve bu suretle de taraflar arasındaki ilişkinin müvekkil tarafından haklı nedenle feshine sebep olarak, müvekkilden tahsil ettiği 678.887,04 TL tutarındaki inkişaf bedelinin tamamını, md.14/d’de yer alan kural gereğince iade etmeye mecbur hâle geldiğini, belirtilen ödemeye ek olarak müvekkil şirketin davalıya; -25.01.2013’de 46.870,00 TL banka kanalıyla NAKDEN, aynı tarihte 5.168,00 TL cari hesaba mahsup yolu ile olmak üzere toplam 52.038,00 TL (26.12.2012 tarihli fatura karşılığı olarak)-25.01.2013’de 17.515,40 TL banka kanalıyla, (26.12.2012 tarihli fatura karşılığı)-10.04.2013’de 28.589,87 TL banka kanalıyla, (12.03.2013 tarihli fatura karşılığı olarak)-25.09.2013’de 7.080,00 TL banka kanalıyla, (26.08.2013 tarihli karşılığı olarak)-25.10.2013’de 3.540,00 TL banka kanalıyla, (09.09.2013 tarihli fatura karşılığı olarak)-25.11.2013’de 3.540,00 TL banka kanalıyla, (07.10.2013 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.12.2013’de 3.540,00 TL banka kanalıyla, (06.11.2013 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.01.2014’de 3.540,00 TL banka kanalıyla, (10.12.2013 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.02.2014’de 3.540,00 TL banka kanalıyla, (10.01.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-25.03.2014’de 3.540,00 TL banka kanalıyla, (20.02.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.04.2014’de 8.850,00 TL banka kanalıyla, (03.03.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.06.2014’de 4.720,00 TL banka kanalıyla, (09.05.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.07.2014’de 4.720,00 TL banka kanalıyla, (05.06.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-11.08.2014’de 4.720,00 TL banka kanalıyla, (07.07.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.09.2014’de 8.850,00 TL banka kanalıyla, (08.08.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.10.2014’de 5.310,00 TL banka kanalıyla, (05.09.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.11.2014’de 5.310,00 TL banka kanalıyla, (01.10.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-25.11.2014’de 5.310,00 TL banka kanalıyla, (01.11.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-26.01.2015’de 5.310,00 TL banka kanalıyla, (25.12.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-26.01.2015’de 11.800,00 TL banka kanalıyla, (31.12.2014 tarihli fatura karşılığı olarak)-10.04.2015’de 7.074,10 TL banka kanalıyla, (12.03.2015 tarihli fatura karşılığı olarak) olmak üzere toplam 198.437,37 TL daha inkişaf bedeli ödediğini, bu ödemelerin protokolün 3. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince yapılmış olduğunu, bayilik ilişkisinin davalı tarafın akde aykırılığından dolayı hiç başlayamaması karşısında, aynı hüküm gereği bu tutarın da müvekkile iadesinin gerektiğini, Yerel Mahkemece cezai şart talepleri ile ilgili olarak; sözleşmenin haklı sebeple değil mücbir sebeple feshedilmiş olduğu, protokolün 13.a maddesine uygun bir fesih bulunmaması sebebiyle davacının davalıdan cezai şart isteminde bulunamayacağının belirtildiğini, karardaki bu tespitin çok hatalı olduğunu, davalının 13.03.2015’de bayilik sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin “4.3” maddesinde açık açık “bayi işbu sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 90 gün içinde akaryakıt satın alacak ve ticari faaliyetine başlayacaktır” hükmü olduğunu, davalının 13/06/2015 itibariyle istasyonu faaliyete geçirmeyi taahhüt ettiğini, davalının sözleşme ve protokolü imzaladığı tarih ile fesih tarihi arasında öngörülemeyen bir gelişme olmadığını, yani ilk derece mahkemesinin “mücbir sebep” olarak nitelediği herhangi bir olgu gerçekleşmediğini, zaten sözleşmenin imzalanması ile istasyonun taahhüt edilen açılış tarihi arasında 90 günlük bir süre olduğunu, bu kadar kısa bir süre içinde öngörülemeyen bir gelişmenin ortaya çıkma olasılığının da olmadığını, kaldı ki davalının tacir olduğunu, bu itibarla davalının tacir sıfatının kendisine yüklediği basiret ve öngörü ile davranması gerektiğini, şayet bir şüphesi var ise 13.03.2015’de bayilik sözleşmesi imzalamaması gerektiğini, oysa davalının gereken basireti sergilemediğini ve sözleşmeyi imzaladığını, bu suretle de 90 günlük süre içinde istasyonun faaliyete geçirilememesinden kaynaklanabilecek yaptırımları da kabullendiğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin oluşa aykırı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Tacir sıfatını haiz davalının sözleşmeyi hiçbir çekince beyan etmeksizin imzaladığı ve müvekkilin feshi de haklı olduğundan, davalının 100.000 ABD Doları tutarında ceza şartını ödeme yükümlülüğü altına girdiğini,Yerel Mahkemece inkişaf bedeli iade talepleri ile ilgili olarak; “davacı tarafından davalıya 791.674,41 TL ödenmiş iken davalı tarafından yapılan masraf toplamının 734.681,74 TK olduğu, dolayısıyla davacı tarafından davalıya fazladan 56.992,67 TL ödendiği” belirtilmiş ise de; müvekkilce davalıya ödenen inkişaf bedeli toplamının 877.324,41 TL olduğunu, davalının istasyona birtakım harcamalar yapmış olmasının işbu taleplerinin haksız olduğu anlamına gelmeyeceğini, Müvekkil Şirketin davalı ile 13.12.2012 tarihinde imzaladığı protokol hükümleri çerçevesinde, davalının 15 yıl süre ile ... Ofisi bayiliği yapacağı taahhüdüne güvenerek inkişaf ödemesi yaptığını ve uzun zaman boyunca davalının yükümlülüklerini yerine getirmesini beklediğini, ancak hiçbir olumlu gelişme olmayınca 31.05.2016 tarihli telgraf ile taraflar arasındaki tüm ilişkiyi feshettiğini davalıya bildirdiğini, yani müvekkilin yaklaşık 4 yıl beklediğini, davalının sözleşmeye aykırılığının tartışmasız olduğunu, bu nedenle müvekkilin protokolün 13üncü maddesinin 1.fıkrasına uygun şekilde haklı fesih yaptığını, protokolün müvekkil tarafından haklı nedenle feshi sonucunda, md.14/a uyarınca davalının 100.000 ABD Doları tutarında ceza şartı ödeme yükümlülüğü altına gidiğini,Feshin bir diğer önemli sonucunun da, md.14/d’de belirtilen inkişaf ödemesinin iadesi zorunluluğu olduğunu, davalının 13.03.2015’de bayilik sözleşmesi imzaladığını, Sözleşmenin “4.3” maddesinde açık açık “bayi işbu sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 90 gün içinde akaryakıt satın alacak ve ticari faaliyetine başlayacaktır” hükmünün bulunduğunu, demek ki davalının 13.06.2015 itibariyle istasyonu faaliyete geçirmeyi taahhüt ettiğini, dolayısıyla o tarihte dava konusu istasyonun bulunduğu yere 1 km’den daha yakın başkaca bir istasyon var idiyse davalının “basiretli bir tacir” gibi davranarak, burada istasyon açamayacağını bilmesi ve bayilik sözleşmesini imzalamaması gerektiğini, Davalının 2012’den 2015’e kadarki yaklaşık 3 yıllık süre içinde müvekkil şirketten toplam 877.324,41 TL para aldığını, eğer istasyonun faaliyete geçmesi bu kadar olanaksız idi ise davalının hangi ticarî etik kuralı ile bu parayı tahsil edebildiğinin anlaşılamadığını, sonuç itibariyle davalının sözleşmeye aykırılığının tartışmasız olduğunu, bu nedenle müvekkilin protokolün 13üncü maddesinin 1. fıkrasına uygun şekilde haklı fesih yaptığını, protokolün müvekkil tarafından haklı nedenle feshi sonucunda, davalının hem inkişaf bedeli ödemlerini iade etme hem de md.14/a uyarınca 100.000 ABD Doları tutarında ceza şartını ödeme yükümlülüğü altına girdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. ASIL DAVADA DAVALI/BİRLEŞEN DAVADA DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Asıl dava yönünden; İlk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesinde, cezai şart yönünden, "...sözleşme haklı sebeple değil, mücbir sebeple fehsedilmiş bulunmaktadır..." gerekçesi ile, davacı tarafın dava konusu olayda cezai şart talebinde bulunamayacağının kabul edildiğini, bu gerekçeye dayalı olarak verilen kararın yerinde olduğunu ancak gerekçede hataya düşüldüğünü, Dava konusu olayda davacı tarafın mücbir sebep savunmasına dayanmadığını, olayda davacı ... Ofisi yönünden mücbir sebep oluşturan bir durumun da söz konusu olmadığını, her ne kadar ruhsat alınmasında bir takım idari engeller ortaya çıkmış ise de bu engellerin mücbir sebep teşkil edecek, kalıcı ve zorlayıcı bir durum yaratmadığını, idari engellerin geçici nitelikte olduğunu, taraflarınca yapılan yoğun çalışmalar ve alınan yargı kararı ile aşıldığını, esasen davacı ... Ofisi'nin mücbir sebebe dayalı olarak sözleşmenin feshini istemede hukuki yararının da olmadığını, zira sözleşme konusu akaryakıt istasyonunun üzerinde yer aldığı taşınmaz, imar planında, "akaryakıt istasyonu" olarak işaretli bulunduğunu, anılan taşınmazın bu lejant değişmedikçe başka bir amaç için kullanılamayacağını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin feshi halinde davacı şirketin fesih tarihi itibariyle mevcut olan bu hukuki durum nedeniyle bu taşınmazı başka bir şekilde bizzat kullanamayacağını ve üçüncü şahıslara da kullandıramayacağını, bu bakımdan idari makamlarca yapılan işlemler sonuçlanıncaya kadar bu sözleşmelerin feshedilmesinde davacı taraf yönünden herhangi bir kazanımın söz konusu olmayacağını, Bilirkişilerce de tespit edildiği üzere davacı tarafın sözleşmeyi hukuka aykırı bir şekilde feshetmiş bulunduğunu, bu duruma göre mahkemece verilen karardaki gerekçenin kaldırılması ve davacı tarafın sözleşmeyi feshetme hakkının bulunmadığı gerekçesi ile, cezai şart isteminin reddinin hükme bağlanması gerektiğini, Davacı tarafın taraflar arasında yapılan sözleşmeler gereği, davacı şirket tarafından kendi mülküne yapılacak inkişaf yatırımlarının bedeli olarak davalı şirkete ödediği paranın taraflarına iadesi istemli olarak talepte bulunduğunu, bilirkişilerce yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda inkişaf yatırım bedellerinin davalı şirket tarafından yerinde kullanıldığı, yapılan harcamaların belgeye bağlandığı ve faturalarının davacı şirket adına düzenlenerek, kendilerine teslim edildiği ve kayıtlara işlendiği, bu duruma göre, inkişaf yatırım bedeli adı altında ödenen paranın harcanmasından doğan kazanımın, davacı şirkette kaldığı tespit edilerek, sadece davalı şirket nezdinde kaldığı tespiti yapılan 56.992,67 TL tutarındaki bedelin davacıya iade edilmesi gerektiği şeklinde rapor düzenlendiğini ve ilk derece mahkemesince bu bedelin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, Bilirkişi raporunda; davacı tarafın defter ve belgelerinin 2015 yılı dahil olmak üzere incelendiğini, buna rağmen müvekkil şirketin defter ve kayıtlarının 2013 yılına kadar incelendiğini, dolayısı ile davacı kayıtları ile davalı kayıtları arasında oluşan bedel farkının müvekkil şirketin 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin defter ve belgelerinin bilirkişi heyeti tarafından incelenmemiş olmasından kaynaklandığını, oysa ki müvekkil şirket tarafından 2014 ve 2015 yıllarında davacıya ait istasyona 87.297,84 TL harcama yapıldığını, bu husus dikkate alınmaksızın alınan bilirkişi raporuna dayanılarak oluşturulan kararın usul ve esasa aykırı olduğunu, Müvekkilin 2012 yılından itibaren davacıya ait olan istasyona, davacının yararına olacak şekilde inkişaf bedeli, güvenlik, koruma, demirbaş tamiri gibi birçok kalem harcama yaptığını ve bu bedelleri de davacıdan fatura karşılığı olarak tahsil ettiğini, yine söz konusu bedellerin müvekkil şirket kayıtlarında da açıkça belirtildiğini, buna karşın bilirkişi heyeti tarafından yapılan hatalı hesaplama nedeni ile davacıya ait istasyona yapılan gerek inkişaf, gerek koruma ve güvenlik gibi masrafların müvekkil şirkete yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu,İnkişaf yatırım bedeli adı altında ödenen paradan dolayı, "...56.992,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." dair hüküm fıkrasının 2. maddesinde yazılı kararın kaldırılmasına, bu hususta bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmesi gerektiğini,Davacı tarafından açılan asıl davanın açılış tarihinin 07.06.2016 olduğunu, bu davanın açılmasından sonra davalı ... Şirketi tarafından, idari yargıdan alınan iptal kararını takiben, Akaryakıt İstasyonlu Bayilik Lisansı alındığını, lisansın alınmasını takiben tarafların bir araya gelerek 01.04.2019 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi, 08.07.2019 tarihli 10 yıl süreli Kira Sözleşmesi ve 01.08.2019 tarihli Yatırım Çerçeve Sözleşmesi başlıklı sözleşmeleri düzenlediğini, bu suretle davacı şirket tarafından açılan asıl davanın konusuz kalmış bulunduğunu, bu nedenle esas itibariyle ilk derece mahkemesince verilmesi gereken hükmün, "konusuz kalan asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair karar şeklinde olması gerektiğini, Birleşen dava yönünden; birleşen davanın davalısı ... Ofisi tarafından ortada hiçbir haklı neden olmadan, tamamen keyfi bir tavırla taraflar arasında düzenlenen tüm sözleşmelerin ihlal edildiğini, üstelik davalı şirket tarafından EPDK'ya, tüm sözleşmelerin feshedildiği bildirilmek suretiyle 12 yıl süre ile uğraşılarak elde edilen Akaryakıt İstasyonlu Bayilik Lisansının hükümsüz hale getirildiğini, Davacı şirketin EPDK'dan aldığı lisansı takiben davalı ... Ofisi tarafından hazırlanan tüm yeni sözleşmeleri imzaladığını, akaryakıt istasyonunu tam kapasite ile çalışır hale getirdiğini, davalı şirketten bir tanker benzin ve bir tanker mazot alıp depolarına doldurduğunu, satış yapabilmek için ... Ofisi'nin geçici olarak söküp kaldırdığı istasyon ekipmanlarını ve kanopiyi yerine monte etmesini beklediğini, ... Ofisi'nin ise işin doğasından ve sözleşmeden doğan bu vecibesini yerine getirmediğini, hiçbir gerekçe göstermeden 06.10.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmeleri tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, bu suretle davacı şirketin 2007 yılından beri,13 yıldır verdiği bütün emekler ve beklentilerin sona ermiş bulunduğunu, Davalı ... Ofisi'nin bizzat kendileri tarafından hazırlanıp imzaları tamamlanan kira sözleşmesinin 17. maddesini de ihlal ettiğini, bu maddeye göre kira konusu taşınmazın satışa sunulması halinde ilk olarak kiracıya haber verileceği taahhüdünü yerine getirmediğini, davacı şirketin ... Ofisi tarafından 3. şahsa yapılan satış işleminden sonraki tarihlerde ve tesadüfen haberdar olduğunu, Davalı şirketin dava konusu taşınmazın "Akaryakıt İstasyonu" vasıflı lejantının kaldırılması için, idari yargıda dava açtığını, bu davanın dava konusu ... parsel yönünden kabul ile sonuçlandığını, Birleşen davadaki taleplerinin sırası ile;-Davalı tarafın, haksız yere sözleşmeyi ihlal etmesi ve bu ihlalin çekilmez hal alması sebebi ile, tüm sözleşmelerin feshi, -Sözleşmelerin haksız yere feshine sebebiyet verilmesi nedeniyle, EPDK'dan alınan ruhsat tarihi olan 20.05.2019 tarihinden, sözleşmelerin bitim tarihi olan 01.08.2029 tarihine kadar geçecek süre içinde, davacı şirketin sözleşme konusu iş yerini çalıştıramamasından doğan kar mahrumiyeti nedeniyle oluşan zararın tazmini, -Taraflar arasında kurulan 13.07.2007 tarihli ilk protokolden itibaren, davacı şirket tarafından, bedeli davalı şirketçe ödenen ve inkişaf yatırımları dışında kalan, davacı şirket tarafından bizzat yapılan harcamalara karşılık olan alacağın tahsili taleplerine ilişkin olduğunu, Fesih talebi ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince verilen kararda sözleşmelerin feshi ile ilgili talepleri hakkında herhangi bir karar verilmediğini, asıl dava ile ilgili olarak verilen karara atıf yapılarak sözleşmenin mücbir sebeple feshedildiğinin tekrarlandığını, bu gerekçenin de dava konusu olaya tamamiyle aykırı bulunduğunu, Zira taraflarınca açılan ve asıl dava ile birleştirilen davada, dava konusu yapılan sözleşmelerin tamamının düzenleme tarihinin EPDK'dan lisans alınmasından sonraki tarihleri taşımakta olduğunu, bu sözleşmelerin tamamının 2019 yılı içinde yapıldığını ve sözleşme tarihlerinden önceki tarihte her türlü ruhsat ve lisansın taraflarınca alınmış bulunduğunu, asıl davanın davacısı ... Ofisi yönünden lisans ve ruhsatların alınmasından sonra meydana gelen hiçbir olumsuzluk veya zorlayıcı sebep mevcut olmadığını, asıl davanın açıldığı tarih itibariyle de ... Ofisi yönünden mücbir sebep mevcut olmamakla birlikte, bir an için anılan dönemde mücbir sebebin mevcut olduğu varsayılsa bile bütün engellerin ruhsat ve lisans alımı ile ortadan kalkmış bulunduğunu, 2019 yılı içinde yenilenen sözleşmelerin tümü yönünden ortada hiçbir engel kalmamış olduğunu, davalı ... Ofisi'nin tamamen keyfi olarak sözleşmeyi feshetmiş bulunduğunu, nitekim bu hususun 28.07.2022 tarihli Bilirkişi Raporunun 33.sayfasında bilirkişilerce de tespit edildiğini ve davalı ... Ofisi'nin sözleşmeleri haksız yere feshettiği, bundan dolayı sürekli edimli borç ilişkisi nedeniyle sözleşmenin haksız feshinden dolayı davacı ... Şirketi'nin uğradığı kâr mahrumiyetini ödemesi gerektiğinin tespit edildiğini, Kar mahrumiyeti ile ilgili olarak ise ilk derece mahkemesince verilen kararda;"...Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit olunduğu üzere birleşen davanın davacısı ...'in yasal defter kayıtları incelendiğinde ... şirketinin dava konusu istasyonda herhangi bir faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, davalının yasal defterlerine göre mali yönden herhangi bir kar mahrumiyeti hesabı yapılamadığı..."...Taraflar arasındaki sözleşme ve protokoller ... Ofisi AŞ tarafından 31/05/2016 tarihinde feshedilmiştir. Asıl dava dosyamızdaki feshin niteliğine ilişkin mahkememiz değerlendirmesi birleşen davada da aynen geçerlidir. Sözleşme, resmi makamların ruhsat izni vermemesi nedeniyle mücbir sebepten dolayı feshedilmiştir. Sözleşmede, sözleşmelerin mücbir sebeple feshi halinde ... lehine kar kaybı ödeneceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır..." denildiğini, mahkemece hükme esas alınan bu gerekçenin yerinde olmadığını, bu hususla ilgili olarak bilirkişi kurulu raporuna karşı sunulan 07/09/2022 tarihli dilekçelerindeki taleplerini incelerken bilirkişilerin;"...Birleşen davanın davacısı ... Şirketinin yasal defter kayıtları incelendiğinde ... Şirketinin dava konusu istasyonda herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı görülmüş olup davalı yasal defterlerine göre mali yönden herhangi bir kar mahrumiyeti hesabı yapılamamıştır..." (rapor syf. 17) şeklinde değerlendirmede bulunduğunu, bilirkişilerce yapılan bu değerlendirmenin yerinde ve doğru olduğunu, zira davalı ... Ofisi'nin sözleşmeye aykırılıkları nedeni ile davacı şirketin sözleşme konusu istasyonu hiçbir şekilde çalıştıramadığını, bundan dolayı emsal nitelik arz edecek kayıt düzenleyemediğini, bu nedenle bu hususun incelenmesi, araştırılması ve uğranılan zararın tespiti bakımından, sektörel bilirkişinin ifade ettiği gibi aynı bölgede, mümkünse aynı cadde üzerinde benzer şekilde ticari faaliyet gösteren akaryakıt istasyonlarının yıllık kazanç ortalamalarının tespitinin yapılması ve değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu istasyonun İstanbul - Tekirdağ yolu üzerinde, Kumburgaz mevkiinde yer aldığını, davalı ... Ofisi'nin bu yol üzerinde çok sayıda bayilikleri olduğunu, bunun yanında başka dağıtıcı firmalara bağlı akaryakıt istasyonlarının da mevcut olduğunu, bu istasyonlardan rapor düzenlemeye ve hüküm kurmaya elverişli ölçüde yeteri kadar kısmının defterlerinin incelenmesi ve gerektiğinde ortalamasının alınması suretiyle rapor düzenlenmesi gerektiğini, Taraflarınca dosyaya sunulan 12.10.2022 tarihli dilekçede mahkemece uygun görülmesi halinde, emsal araştırması bakımından, üç adet firmanın defterlerinin ibrazının sağlanabileceğini belirttiklerini, ancak objektifliğin sağlanması bakımından bu hususun mahkemece resen yerine getirilmesi gerektiğini, ancak mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığını, Taraflar arasında düzenlenen Yatırım Çerçeve Sözleşmesine göre davalı ... Ofisi'nin 10 yıllık işletme süresi boyunca her yıl için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL tutarında destek primi ödemeyi taahhüt etmiş bulunduğunu, sözleşmenin ihlali ile birlikte bu prim alacağının da muaccel hale geldiğini, yerel mahkemenin bu konuda hiçbir açıklama yapmadığı gibi kabul veya ret şeklinde herhangi bir hüküm de oluşturmadığını, kararın bu yönü ile de yanlış olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Davacı ... Şirketi'nin sözleşme konusu istasyonu uzun süreli olarak çalıştıracağını hesaba katarak ... Ofisinden aldığı inkişaf yatırım bedeli dışında kendi kasasından da bir takım masraflar yaptığını, davalı ... Ofisi sözleşmenin haksız yere feshine sebebiyet verdiğinden, ... Şirketi'nin istasyonu çalıştıramadığını, bu yüzden kendi yanından yaptığı harcamaların havada kaldığını, bu nedenle sözleşme yürürlükte kalsa idi bizzat kendisinin yapması gereken harcamaların haksız fesih sebebiyle davacı ... Şirketi'ne iadesinin gerektiğini, bu hususla ilgili taleplerinin reddinin hak ve adelet duygularına aykırı düştüğünü, Asıl davanın açıldığı tarihten sonra yapılan iş ve işlemlerin; "-07.06.2016 tarihinde, ... Ofisi tarafından, aleyhimize Asıl Dava açılmıştır. -25.12.2018 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı alınmıştır. -01.04.2019 tarihinde, taraflar arasında İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalanmıştır. -20.05.2019 tarihinde, EPDK'dan Akaryakıt İstasyonlu Bayilik Lisansı alınmıştır.-08.07.2019 tarihinde, taraflar arasında, Kira Sözleşmesi imzalanmıştır.-11.07.2019 tarihinde, ... Ofisinden, benzin ve motorin satın alınmıştır.-01.08.2019 tarihinde, taraflar arasında, Yatırım Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır.-01.10.2020 tarihinde, sözleşme konusu istasyonun mülkiyeti, 3.şahsa devredilmiştir.-06.10.2020 tarihinde, ... Ofisi, sözleşmeleri feshettiğini ihtar etmiştir.-12.11.2021 tarihinde, EPDK, ... Ofisi'nin Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi'nin feshettiğini, buna göre yeni bayilik sözleşmesi yapılması gerektiğini, aksi halde lisansın iptal edileceğini, ... Şirketi'ne duyurmuştur." şeklinde olduğunu, taraflarınca birleşen davada dava konusu yapılan hususların tamamının asıl davanın açıldığı tarihten sonraki tarihlerde cereyan eden olaylara ilişkin olduğunu, bu dönemde davalı ... Ofisi yönünden, sözleşmenin feshini haklı kılacak herhangi bir olumsuzluğun söz konusu olmadığını, ... Ofisi'nin tamamen keyfi olarak ve hiçbir haklı nedene dayanmadan sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğini, bu hukuk dışı davranışının sonucuna katlanmak zorunda olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 2019/1236 Esas - 2021/457 Karar sayılı 01/04/2021 tarihli kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucu istinafa konu karar verilmiştir. Asıl dava, taraflar arasında akdedilen 13/12/2012 tarihli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi ve Protokol uyarınca davalıya ödenen inkişaf bedeli ile sözleşmede öngörülen cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline yönelik tazminat davasıdırBirleşen dava ise, taraflar arasında düzenlenen İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ve buna bağlı olarak düzenlenen diğer bütün sözleşmelerin feshi ile sözleşmeye aykırılıktan doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, 1-Asıl davanın cezai şart istemi yönünden reddine, 2-Asıl davada yatırım inkişaf bedeli yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, 3-Birleşen davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı/birleşen davalı vekili ve davalı/birleşen davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin kaldırma kararından sonra asıl dava davalısı tarafından asıl dava davacısına yönelik açtığı birleşen dava ile; davacı ile davalı şirket arasında ... Ofisi'nin maliki olduğu akaryakıt istasyonunda bayilik faaliyeti yapmak amacıyla 13/12/2012 tarihli Protokol, 13/03/2015 tarihli ... ... OFİSİ A.Ş. İSTASYONLU BAYİLİK SÖZLEŞMESİ imzalandığı, ... tarafından İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, Kumburgaz Mahallesi, E-5 Karayolu Üzeri bulunan akaryakıt satış istasyonu için bayilik lisansı verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun, asgari mesafe koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ... Piyasası Dairesi Başkanlığının 10.06.2015 tarih ve 30863 sayılı işlemi ile başvuru dosyasının iade edilmesi suretiyle ret kararı üzerine, ... tarafından EPDK’nın olumsuz yöndeki idari işlemin iptali için Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, bu dava sonucu beklenmeden davacı ... ofisi tarafından, 07.06.2016 tarihinde, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ve protokolün 31/05/2016 tarihli telgraf ile feshedildiği belirtilerek asıl davanın açıldığı, asıl davanın yargılaması sırasında Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin ... Esas sayılı yargılaması sonucu 29/12/2016 tarih ve ... Esas - 2016/5099 Karar sayılı kararı ile; dava konusu işlemin iptaline, karar verildiği, bu karar tarihinden sonra ... tarafından sözleşme konusu yer ile ilgili 25.12.2018 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı alındığı, 01.04.2019 tarihinde, taraflar arasında İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, 20.05.2019 tarihinde, EPDK'dan Akaryakıt İstasyonlu Bayilik Lisansı alındığı, 08.07.2019 tarihinde taraflar arasında Kira Sözleşmesi, 08.07.2019 tarihinde Yatırım Çerçeve Sözleşmesi ve ek sözleşmelerin imzalandığı, Davalı ... ofisi tarafından, davacı şirkete çekilen 06.10.2020 tarih, 1970. sayılı ihtarname ile, 01.04.2019 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ile, 08.07.2019 tarihli Yatırım Çerçeve Sözleşmesi ve diğer bilimum sözleşmelerin feshedildiği belirtilerek taraflar arasında düzenlenen İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ve buna bağlı olarak düzenlenen diğer bütün sözleşmelerin feshi ile sözleşmeye aykırılıktan doğan zararın tazmini istemi ile birleşen davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararı uyarınca mahkemece, bilirkişi heyetinden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde; Taraflar arasındaki sözleşme ve protokoller ... Ofisi AŞ tarafından 31/05/2016 tarihide feshedildiği, asıl dava dosyasındaki feshin niteliğine ilişkin mahkeme değerlendirmesi birleşen davada da aynen geçerli olduğu belirtilmiş ise de; Birleşen dava konusunun asıl davanın açıldığı 07.06.2016 tarihinden sonra taraflar arasında 01.04.2019 tarihinde İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, 20.05.2019 tarihinde, EPDK'dan Akaryakıt İstasyonlu Bayilik Lisansı alındığı, 08.07.2019 tarihinde, taraflar arasında kira sözleşmesi imzalandığı, 08.07.2019 tarihinde, taraflar arasında, Yatırım Çerçeve Sözleşmesi imzalandığı, 11.07.2019 tarihinde, ... Ofisinden, benzin ve motorin satın alındığı, 01.10.2020 tarihinde, sözleşme konusu istasyonun mülkiyeti, 3.şahsa devredildiği, 06.10.2020 tarihinde, ... Ofisi tarafından, sözleşmelerin feshedildiğinin ihtar edildiği, 12.11.2021 tarihinde, EPDK, ... Ofisi'nin Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi'nin feshettiğini, buna göre yeni bayilik sözleşmesi yapılması gerektiğini, aksi halde lisansın iptal edileceğini, ... Şirketi'ne duyurduğu belirterek, birleşen dava a dava konusu yapılan hususların tamamının asıl davanın açıldığı tarihten sonraki tarihlerde cereyan eden olaylar ve sözleşmelere ilişkin olduğu, anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, asıl davaya konu sözleşmelerin feshinden sonra aynı istasyona ilişkin olarak birleşen davaya konu sözleşmelerin imzalanmış olması sebebiyle, birleşen davaya konu sözleşmelerde asıl davaya konu sözleşmelere ilişkin düzenlemeler içerip içermediği, asıl dava dilekçesi ile talep edilen hususların talep edilip edilemeyeceği, asıl davadaki her bir talep yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek asıl dava dosyasına konu taleplerin konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.Birleşen davaya konu sözleşmelerin asıl dava tarihinden sonra taraflar arasında imzalanmış olması sebebiyle birleşen davaya konu taleplerin bu sözleşmeler yönünden değerlendirilmesi gerekirken mahkemece, asıl dava dosyasındaki feshin niteliğine ilişkin değerlendirmenin birleşen davada da aynen geçerli olduğu gerekçesi ile birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen dosya tarafların istinaf başvurularının KABULÜ ile; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2022 Tarih ve 2021/306 Esas - 2022/654 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden asıl dava davacısı ve asıl davada davalı / birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden asıl davada davacı ve asıl davada davalı / birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.