(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/67179 E. , 2012/38834 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve…
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/67179 E. , 2012/38834 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; müştekinin sanığa otomobilini tamir işlerini yaptırması için teslim ettiği, tamir işlemleri bitmesine rağmen sanığın otomobili teslim etmediği, mal edinmeye çalıştığı iddia edilmiş ise de; sanığın savunmasında aracı haricen satın aldığını ancak araç üzerinde rehin olması nedeniyle tescil işlemlerini yapamadığını savunduğu, dosya içerisindeki belgelerden aracın rehinli olduğunun anlaşıldığı, dosya içerisinde bulunan kısmi ödemeye ilişkin dekont ve aracın müştekinin verdiği vekaletle 3.kişiye satışının yapıldığı anlaşılmakla, olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu ve cezalandırmasına yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kabule göre de; Kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerektiği cihetle, bu ilkelere uyulmadan ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu uygulanarak hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.