12. Hukuk Dairesi 2013/19192 E. , 2013/28710 K. MAHKEMESİ : Nazilli İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/02/2013 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bono…
**12. Hukuk Dairesi 2013/19192 E. , 2013/28710 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Nazilli İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/02/2013 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun dayanak çekteki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, imza itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına ve tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. İİK'nun 170/4. maddesinde, icra mahkemesince imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde, alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulacağı ve alacağın %10'u oranında para cezasına mahkum edileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, takip alacaklısı, senedin lehtarı olup, avalist borçlu tarafından senede atılan imzanın ona ait olup olmadığını bilecek konumdadır. Bonodaki imzaların borçlu eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzaların huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklı, imza itirazı kabul edilen borçluya karşı başlattığı takipte ağır kusurlu sayılmalıdır. Kaldı ki, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da, tazminata hiç hükmedilmeyeceği belirtilmemiş, İİK.nun 170/4.maddesi hükmünde tazminat için öngörülen asgari oran olan %20 oranının aşılma gerekçesinin gösterilmemesi bozma nedeni yapılmıştır. O halde, mahkemece, borçlu yararına tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir. SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.