11. Hukuk Dairesi 2021/4248 E. , 2021/7351 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2018 tarih ve 2017/289 E- 2018/1061 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.04.2019 tarih ve 2019/581 E- 2019/529 K. sayılı karar
**11. Hukuk Dairesi 2021/4248 E. , 2021/7351 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2018 tarih ve 2017/289 E- 2018/1061 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.04.2019 tarih ve 2019/581 E- 2019/529 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında İHDS imzalandığını, dağıtım faaliyetlerini davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda verilen kararın icra takibine konulduğunu, müvekkilinin takip nedeniyle 1.998.764,63 TL ödediğini, ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.998.764,63 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, TEDAŞ ile %100 hisselerini sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin İHDS imzalandığını, devre esas bilanço düzenlemeleri suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, ihale şartnamesi, satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücu davasına konu mahkeme kararında yeralan alacağın müvekkillinden talep edilemeyeceğini, dava ihbar edilmediğinden icra takibine sebep olan davacının davaya ilişkin faiz ve icra giderlerini talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; rücuya esas mahkeme ilamına konu iş kazasının dağıtım faaliyetlerini davalı tarafından yürütüldüğü 2000 yılında, İHDS tarihinden önce gerçekleştiği, sözleşmenin 7.4.maddesi uyarınca dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedel nedeniyle davacının talep hakkının doğduğu, yargılama aşamasında bilirkişiden alınan ek raporda davacının ilk ödeme tarihi itibarıyla ilamdan doğan sorumluluğunun tespit edildiği, davacının rücuya esas davada bozmadan önce tehiri icra talebi süresinde olmadığından fazla ödeme yaptığından söz edilerek davalının sorululuğunun gidemeyeceği, vekalet ücretinin tenziline ilişkin ek rapordaki görüşün dosya ile uyumlu olmadığından, davanın kısmen kabulü ile 904.676,95 TL'nin 11/04/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilene karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluya davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı şirket tarafından bozma öncesinde hüküm altına alınan tazminat miktarı icra dosyasına ödenmiş ise de, rücuya dayanak ilam TEDAŞ Genel Müdürlüğü hakkında olduğundan, davacı şirketin, taraflar arasında akdedilen İHDS hükümlerine dayanarak TEDAŞ'dan rücuen tahsil talebinde bulunamayacağı, davacıda vekaletsiz iş görme iradesi bulunmadığına ve İHDS kapsamında doğduğunu düşündüğü bir yükümlülüğü ifa etme amacıyla üçüncü şahıs konumundaki alacaklıya ödeme yaptığı nazara alındığında davacı şirketin vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanamayacağı, davacının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak alacak isteminde bulunabileceği, dayanak ilama istinaden davacı tarafından 08/04/2011 ve 27/04/2011 tarihlerinde ödemeler yapıldığı ve o tarihlerde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 66.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme dava zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, bu durumda 08/04/2011 ve 27/04/2011 ödeme tarihleri ile işbu davanın açıldığı 19/04/2017 tarihi arasında zamanaşımı süresi dolduğundan davalı TEDAŞ'ın usulüne uygun zamanaşımı def'i nedeniyle HMK'nun 142. maddesi gereğince ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra tahkikata başlamadan önce zamanaşımı def'inin incelenerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken tahkikat aşamasına geçilerek esas yönden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Dava, taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında 3.kişi için yapılan ödemenin davalıdan geri alınması isteminine ilişkindir. Davalı ...Ş. (“TEDAŞ”)’nin Özelleştirme Yüsek Kurulu’nun 02.042004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmasının ardından, TEDAŞ’ait dağıtım sistemi 20 farklı dağıtım bölgesine ayrılarak her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirket kurulmuştur. Sözü edilen dağıtım şirketlerinden biri de davacı İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.(“AYEDAŞ”)’dir. Özelleştirme işlemleri kapsamında davalı TEDAŞ, mülkiyetindeki dağıtım sisteminin işletme hakkını her bir dağıtım bölgesi için ayrı kurulan şirketlere İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi(“İHDS”) ile devretmiş, bu kapsamda davacı ... ile 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesini imzalamıştır. Dolayısıyla, davacı şirketin dağıtım faaliyetinde bulunduğu bölgede daha önce davalı tarafından yürütülen elektrik dağıtım faaliyetleri İHDS’nin imzalanmasından bu yana davacı şirket tarafından yerine getirilmektedir. Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 11.07.2013 tarih ve 2013/105 sayılı kararı uyarınca 31.07.2013 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi (“HSS”) ile davacı ... şirketinin hisse satışı gerçekleşmiş ve özelleştirme süreci bu şekilde tamamlanmıştır. Somut olayda, uyuşmazlık davacı tarafından yapılan ödemenin davalıdan geri alınmasının mümkün olup olmadığı, geri alınması mümkün ise ödemenin tamamının davalıdan talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan İHDS hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Ancak, İHDS’nin 7.4 maddesine göre üçüncü kişilerin hak talebinde bulundukları olayın dağıtım faaliyetinden kaynaklanması ve sözleşmenin imzalanması tarihinden önce meydana gelmesi gerekir. Kök davaya konu kaza olayının meydana geldiği 17.10.2000 tarihinde halihazırda davacının dağıtım faaliyetinde bulunduğu bölgede, dava dışı Aktaş Elektrik Ticaret A.Ş. faaliyette bulunmakta iken, imtiyaz sözleşmesinin davalı TEDAŞ tarafından iptal edildiği, bu nedenle sözkonusu görev bölgesinde 02.04.2002 tarihi itibariyle elektrik iletim ve dağıtım hizmetinin Danıştay 10.Dairesi’nin 2001/2445 E., 2002/855 K. sayılı kararı ile davalı TEDAŞ Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım İşletme Koordinatörlüğü tarafından devralındığı, 11.06.2002 tarihli ve 20 karar numaralı Devir Kurulu kararının 2’inci maddesi uyarınca ise; dava dışı AKTAŞ Elektrik Ticaret A.Ş.’nin görev bölgesinde elektrik dağıtım hizmetinden ve işletilen tesislerden dolayı 02.04.2002 tarihine kadar AKTAŞ Elektrik Ticaret A.Ş.’nin elektrik dağıtım hizmetinin ifasından ötürü bu tarihten sonra 3.şahıslar tarafından açılacak davaların davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle kök dava eldeki dosyanın davalısı TEDAŞ aleyhine açılmış, ilam yine TEDAŞ aleyhine icraya konulmuş vefakat ödeme sözleşmesel yükümlülük kapsamında eldeki davanın davacısı tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durumda, İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 2013/637 Esas sayılı davasına konu olayın davalının sorumluluğundaki dönemde meydana geldiği, ödemeye neden olan iş kazasının dağıtım faaliyetinden kaynaklandığı, yine gider ödemesine neden olan iş kazasının İHDS’nin imzalandığı 24.07.2006 tarihinden önce 17.10.2000 tarihinde meydana geldiği, olayda İHDS'nin 7.4. maddesinin koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan İHDS’den kaynaklanıp 818 Sayılı BK’nun 125’nci ve 6098 Sayılı BK’nun 146’ncı maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, ödemenin yapıldığı tarih ve dava tarihi dikkate alındığında henüz bu sürenin tamamlanmadığı ve ayrıca taraflar arasında imzalanan İHDS’nin 7.4.maddesinde; dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacı ile gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğu davalıya ait ve yine bu kapsamda 3.kişiler tarafından ileri sürülebilecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlemesi karşısında, davacı tarafından yapılan ödemenin tamamından davalının sorumlu olduğu, iş mahkemesi kararında belirtilen davalı TEDAŞ’ın devralan sıfatıyla dava dışı AKTAŞ Elektrik Ticaret A.Ş.’nin %30 sorumluluk payına bağlı kalınmaksızın davacı tarafından yapılan tüm ödemelerin davalıdan tahsili gerektiği kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davalı şirketin, 02.04.2004 tarih, 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsamına alındığı, özelleştirmenin işletme hakkı devri ve hak sahibi şirketlerin hisselerinin blok satışının yapılması kararı benimsendikten sonra, TEDAŞ'ın 20 ayrı dağıtım şirketi oluşturduğu, davacı şirketin de bu 20 şirket arasında yer aldığı, dağıtım şirketlerinin dağıtım lisansına sahip olmaları yanında sermayesinin tamamınında davalı kuruma ait olduğu, ancak davalı kurumdan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak dağıtım şirketlerinin faaliyet gösterdiği, Özelleştirme İdaresince görüşüne başvurulan, Danıştay 1. Dairesinin kararları uyarınca, TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme varlıkları üzerinde, mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydı ile işletme hakkının devri suretiyle özelleştirmenin yapıldığı, bu bağlamda, öncelikle, davalı TEDAŞ ile %100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” imzalandığı, 4628 sayılı Kanun'un 14.maddesine 5496 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen “TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir” hükmüne istinaden TEDAŞ ile %100 kamu hissesine sahip davacı arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığı, daha sonra %100 kamu hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla ihaleye çıkarıldığı, davacı şirket için ihale şartnamesi çerçevesinde dava dışı şirketin teklif verdiği ve davacı şirketin devrinin imzalanan HSS ile gerçekleştiği, böylece davacı şirketin özelleştirilmesinde hisse satış modelinin uygulandığı, böylece, davacı şirketin tüzel kişiliğine bağlı hukuki statüsü korunarak, davacı şirketin tüm kamu hisselerinin dava dışı şirkete devredildiği, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi, İhale Şartnamesi ve Hisse Satış Sözleşmesi ile anlaşılmıştır. Özelleştirme kapsamındaki devirlerde, idarenin bu tür tasarrufları özel hukuk hükümlerine tabi olup, ÖUHK'da BK'nun hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmemiştir. O halde özel hukuk hükümlerine tabi bu tasarruflara da mülga BK'nın m.179 uygulanabilir. (Arıcı, Mehmet Fatih, Ticari İşletmenin Aktif ve Pasifi ile Devri-2008 BASI, Sayfa 62). Öte yandan ticari işletmenin devrinde olağan olan, işletmeye ait malvarlığının aktiflerinin yanı sıra, pasiflerinin de devrin kapsamına dahil edilmesi, böylece pasiflerin bir anlamda teminatını oluşturan aktiflerle birlikte bir bütün olarak devredilmesidir. (Bk m.179, TBK m.202, TTK 11/3)Yukarıda yapılan tespit ve açıklamalardan sonra, somut olaya gelindiğinde; İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi bağıtlandığında, davacı şirketin %100 hissesi davalı TEDAŞ'a ait olup, Özelleştirme İdaresi'nin %100 davalı hissesini ihaleye çıkarması üzerine, dava dışı şirketce hisselerin tümü satın alınarak, hisse satış sözleşmesi imzalanmıştır. Bu bağlamda uyuşmazlığın hisselerin %100 devrini sağlayan ticari işletme devri niteliğinde olan, ikinci hisse satış sözleşmesine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Belirtilen nedenlerle, ikinci hisse satım sözleşmesine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; sonucu itibariyle doğru kararın değişik bu gerekçeyle onanması görüşündeyiz.