11. Hukuk Dairesi 2021/2235 E. , 2022/5790 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29.03.2017 tarih ve 2016/177 E. - 2017/120 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.12.2020 tarih ve 2019/780 E. - 2020/1169 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenm…
**11. Hukuk Dairesi 2021/2235 E. , 2022/5790 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29.03.2017 tarih ve 2016/177 E. - 2017/120 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.12.2020 tarih ve 2019/780 E. - 2020/1169 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2013/42489 sayılı markasının tanınmış marka sayılması için 20.06.2014 tarihinde Türk Patent’e yaptıkları talebin nihaî olarak YİDK'nın 2016/M-2249 sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili markasının tanınmış bulunduğunu ileri sürerek, müvekkiline ait markanın tanınmış olduğunun tespiti ile bu istemin reddine dair davalı TPMK YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı TPMK vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre davacının "MAVİ MARMARA" ibareli 2013/42489 sayılı markasının kapsamında yer alan ürün ve hizmetler için kullanılarak markasal bilinirlik elde ettiğini gösteren kanıt bulunmadığı, tanınmış marka vasfının kazanılması için markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili gerçekleşen bir kullanım sonucu elde edilen bilinirlik olduğu, toplumsal olaylar sebebiyle elde edilen bilinirliğin markasal bir tanınmışlığı ispat eder nitelikte olmadığı ve onun yerine ikame edilemeyeceği, markanın kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından geniş bir coğrafyada kullanılan, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın dağıtım ve haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlı olan hizmet veya ürünlerin taşıdığı garanti ve kalite ile bilinen müşteri, akraba, dost ve düşman ayrımı yapmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetmeksizin, tüm insanlar tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan bir marka olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.