İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/03/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/276 Esas 2025/1073 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacının davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ..…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/375 KARAR NO : 2026/577 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/12/2025 NUMARASI : 2025/276 Esas - 2025/1073Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/03/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/276 Esas 2025/1073 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacının davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalı itirazının haksız olduğunu; davacının kağıt ve ambalaj rünleri üretim, basım işiyle iştigal ettiğini, davalının kağıt köşebent basım için fiyat teklifi istediğini, ilk aşamada 08.11.2024 tarihli 20 TL + KDV birim fiyatlı teklif formunun gönderildiğini, daha sonra davalının talebi üzerine, 11.11.2024 tarihinde her biri 450 gr olan paket için 450 gr başına 9 TL + KDV şeklinde 2. teklif formu gönderildiğini, davalının talebi üzerine ebatları (250 CM 70*70*2 MM) olan 5.000 adet kağıt köşebent basıldığını, bunun kantar tartımının 4.140 Kg olduğunu, teklif formunda yer alan 20 TL fiyatla (4.140 kg*20 TL-) 82.800 TL + KDV şeklinde faturalandırıldığını ve davalıya teslim edildiğini, davalının ise kağıt köşebent ağırlığına bakmaksızın, 11.11.2024 tarihli teklif formundaki adet ve fiyat bilgisini esas alarak eksik ödeme yaptığını, davalının kötü niyetli olarak 11.11.2024 tarihli teklif formunda 9 TL+KDV yazdığını belirterek bu fiyatlandırmayı esas aldığını iddia ederek kg başına 9 TL den işlem yaptığını, oysa kendilerinin esas aldığı teklif formundaki 9 TL fiyatlandırmanın karşılığı 450 gr olduğunu, aslında davacının gönderdiği her iki teklif formundaki fiyatlandırmanın aynı olduğunu, 08.11.2024 tarihli teklif formunda kg fiyatı 20 TL; 11.11.2024 tarihli teklif formunda 450 gr fiyatı 9 TL olduğunu, esas itibariyle her iki fiyatlandırma teklif formunda da kağıt köşebendin 1 gram karşılığının 0,02 TL olduğunu, bu haliyle, davalı firmaya yapılan kağıt köşebent fiyatı her iki teklif formu esas alındığında da 4.140.000 (gr)*0.02 = 82.800 TL + KDV olacağını, belirterek itirazın iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; müvekkili ile davacı arasında kağıt köşebent alımı için anlaşma yapıldığı hususunda ihtilaf olmadığını, davacının sözleşme şartlarında tek taraflı değişiklik yaparak farklı birim fiyattan talepte bulunduğunu, davacının takibe konu ettiği alacakların varlığını gösterdiği 08.11.2024 tarihli sipariş formunda davalı firmanın imzası olmadığını, davacının da varlığını kabul ettiği davalı ile davacı taraf arasında imzalanmış olan sözleşmenin 11.11.2024 tarihli olan fiyat teklif formu olduğunu, söz konusu sözleşmede birim fiyatın davacının iddia ettiği gibi kg başı 20 TL değil; adet başına 9 TL olduğunu, davacının taleplerine dayanak olarak gösterdiği ve delil olarak sunduğu davalının imzasını taşımayan sipariş formundan daha sonra tarihli ve imzalı olan 11.11.2024 tarihli fiyat teklif formunun taraflar arasındaki akdin içeriğini ortaya koyan bir belge olduğunu, davalının davacıdan 5.000 adet birim fiyatı 9 TL olan ürün istediğini, gram üzerinden değil, adet üzerinden fiyatlama yapılmasının istendiğini, bunun sipariş formunda belli olduğunu, sözleşmenin esaslı unsurlarında tarafların tek taraflı olarak değişiklik yaptığını bu değişikliği de karşı tarafın kabul etmesi gerektiğinin iddia edilemeyeceğini, anlaşma şartlarına aykırı düzenlenen faturaya dair de iade faturası düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini mahkemeden talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Somut olayda taraflar arasında ambalaj üretimine dair eser sözleşmesi olduğu, basım ve teslim işlemlerinin tamamlanmış olduğu, bedelin bir kısmının ödendiği hususunda çekişme bulunmamaktadır. Çekişme, sözleşme içeriğinde kg/adet ifadelerinden hangisinin geçerli olduğu üzerindedir. Davacı KG şeklinde anlaştıklarını beyan ederken, davalı taraf adet fiyatı üzerinden anlaştıklarını ifade etmiştir. İşbu çekişme vakıasında ispat yükü davacıdadır. Davacı taraf kg üzerine anlaştıklarına dair delil ikame edememiştir. Davalı ise dilekçe ekinde sunduğu, her iki tarafça imzalanmış olan sözleşme metnine göre adet fiyatı üzerinden anlaşmış olduklarını ispat etmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde, her iki taraf ticari defterlerinin tetkik edildiği, davacı tarafça kesilen faturanın her iki taraf defterinde de kayıtlı olduğu, davalının iade faturası kestiği, karşılıklı iade faturalarının kesildiği görüldü. Şu halde dosya kapsamına göre sözleşme içeriğindeki kg/adet vakıasını ispat yükü davacıdadır. Sunulan/celbi istenen deliller davanın sübutuna yetmemiştir. Davalının sunduğu evrakta ise adet fiyat üzerinden anlaşıldığı görülmüş bu sözleşme hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporunda adet-fiyat belirlenmesi durumunda da davalının eksik ödeme yaptığı tespit edildiğinden davanın kısmen kabulüne, bu miktar likit olduğundan davalının da bilgisi bulunduğundan icra inkar tazminatı yerinde görülmüştür. Neticede Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyadaki itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiş ...." gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 9.288,00 TL ana para, 967,80 TL işlemiş faizi üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2--Davacının icra inkar tazminatının kabulü ile, alacağın (9.288-TL) %20'si tutarında olmak üzere 1.857,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkil firma ile davalı firma arasında ki ticari ilişkiye istinaden, davaya konu fatura, müvekkil tarafından e-fatura şeklinde 04.12.2024 tarihinde düzenlenerek davalı firmaya iletildiğini, davalı firma bu faturaya TTK 21/2 gereği kanuni süresi olan 8 gün içinde itirazda bulunmadığını ve ticari defterine işlediğini, bir diğer husus ise, aslında müvekkilin gönderdiği her iki teklif formunda da fiyatlandırma aynı olduğunu, ancak davalı taraf, sanki 2. Teklif formunda (11.11.2024 tarihli) farklı birşey yazıyormuş algısı ile, kg fiyatını gözardı ederek sadece miktar ve fiyatlandırmayı esas alarak haksız yere eksik ödeme yapmış ve haksız yere icra dosyasına itiraz ettiğini, bu 2 husus düşünüldüğünde mahkemece verilen karar yanılgı ile hatalı değerlendirme sonucu verildiğini, ticari işin gelişim sürecinin davalı tarafa müvekkil tarafından 08.11.2024 tarihinde 5.000 adet köşebent için adet başı 20 TL + KDV şeklinde teklif formu gönderdiğini, görüldüğü gibi bu teklif formunda herhangi bir gramaj yazmadığını, ardından davalı tarafın fiyatı çok bulması ve gramajla ebatların düşürülmesi halinde fiyat istendiğini, müvekkil de 11.11.2024 tarihinde gramajların düşürüldüğü zaman 1 adet köşebent 450 gr olarak imal edilirse 9 TL + KDV şeklinde fiyat teklifi verdiğini, müvekkil, davalı tarafça istenen köşebentlerin imalini gerçekleştireceği esnada, davalı tarafça istenen gramaj ve ebatların makineden geçmediği, ancak standart olarak ilk teklif formunda ki gibi üretilebildiğini davalı taraf satın alma birimi ile görüştüğünü ve sözlü onay aldıktan sonra üretimi gerçekleştirdiğini, davalı tarafa teslim edilen ürünlerden sonra gramajlardan dolayı ilk teklif formunda ki (20 TL+KDV) fiyatlandırma üzerinden 04.12.2024 tarihinde fatura kesilerek davalı tarafa iletildiğini, davalı tarafça, yapılan bu işe bir itiraz olacaksa, malın iadesi ve faturaya itiraz için 8 gün olmasına rağmen, ne malı iade ettiğini, ne de faturaya itiraz ettiğini, 04.12.2024 tarihinde malı teslim almış olan ve faturayı alan davalı malı kullanmış olup müvekkilce eksik ödemenin talebi üzerine faturadan ve mal tesliminden tam 45 gün sonra iade faturası keserek müvekkile gönderdiğini, iade faturasını kabul etmeyen müvekkil, iade fatura tarihinden 6 gün sonra 24.01.2025 tarihinde (itiraz süresi içinde) iade faturasına karşı iade faturası düzenleyerek davalı tarafa gönderdiğini, ardından firmalar arasında iade faturalarına karşılık iade faturaları kesildiğini, nihayetinde müvekkil tarafından icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde gönderdiği ve teklif formu olduğunu iddia ettiği belge davalı tarafça tahrif edildiğini, tarafların karşılıklı mutabakatı olmayan hususlar kendi el yazılarıyla forma eklendiğini ve sanki karşılıklı rıza ile imzalanmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, davalının gönderdiği taraflarınca da dava dilekçesi ekinde tahrif edilmediğini, aslı gönderilen evrak nitelik itibariyle bir teklif formu olduğunu, bir anlaşma belgesi, protokol gibi karşılıklı onaya bağlı bir evrak olmadığını, borçlar Kanununda ki karşılığı icap olduğunu, icap niteliğinde ki teklif formunda doğal olarak karşılıklı imza bulunmadığını, davalı taraf, savunmalarını güçlendirmek adına, teklif formuna sonradan el yazısı ile faturada yazılan daki gibi miktar kısmına ''70*70*250 cm boy 2 mm et kalınlığı'' , vade kısmına da ''ürün tesliminden sonra 10 gün içinde ödeme'' şeklinde ibareler yazdığını, ardından ardından imzaladığını ve dosyaya sunduğunu, davalı tarafça bu teklif formuna sonradan yazılmış olan ibarelerin müvekkilin bilgisi ve rızası olmadığını beyan ettiğini, dava dilekçesi ekinde davalı tarafa gönderdiği teklif formu aslında, müvekkilin imzası olup bu haliyle davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafın iddia ettiği gibi bu hususlara yönelik bir anlaşma olsaydı ve bu yazılar siparişten önce yazılmış olsaydı, bu ibarelerin altında ayrıca müvekkilin de parafı olması gerektiğini, davalı taraf, mahkemeye sunduğu bu evrakı, kendi savunmalarını pekiştirmek adına tahrif ederek ve değiştirerek ibraz ettiğini, davalı taraf, cevap dilekçesinde, gramaj olarak, faturada kesilen gramajlarda üretim yapıldığını kabul ettiğini, izah edilen nedenlerden dolayı, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/276 Esas 2025/1073 Karar Sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasını, haksız itiraz nedeniyle davalı taraf aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesin talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde verilen 11/12/2025 tarihli ve 2025/276 E., 2025/1073 K. sayılı karar, usul ve yasaya kısmen aykırı olduğunu, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddi gerekmekle birlikte; yerel mahkemenin aleyhe hükmettiği kısım ve özellikle icra inkar tazminatı yönünden kararın kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yan, faturaya süresinde itiraz edilmemesini gerekçe göstererek haksız talebini meşrulaştırmaya çalıştığını, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri içtihatlarında istikrar kazandığı üzere, fatura tek başına sözleşmesel ilişkiyi veya sözleşme şartlarını (birim fiyatı) ispatlamaya yettiğini, taraflar arasında imzalı bir teklif formu/sözleşme (11.11.2024) mevcutken, davacının tek taraflı düzenlediği fatura ile sözleşme şartlarını değiştirmesi mümkün olmadığını, somut olayda müvekkil şirket, taraflar arasında imzalanan 11.11.2024 tarihli teklif formunu sunarak, anlaşmanın "adet" üzerinden (9 TL/Adet) yapıldığını ispatladığını ve faturanın içeriğinin (kg bazlı fiyatlandırmanın) gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu, ayrıca müvekkil, söz konusu faturaya ilişkin iade faturaları keserek davalıya gönderdiğini, davacı, anlaşmanın kg bazlı olduğunu iddia etmiş ancak bunu yazılı bir delille ispatlayamadığını, yerel mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, sözleşme içeriğindeki birim fiyatın (kg/adet) ne olduğu konusundaki ispat yükü davacıda olduğunu, taraflar arasında imzalanan 11.11.2024 tarihli imzalı teklif formu/sözleşme uyarınca anlaşılan birim fiyat adet üzerinden belirlendiğini, davacının istinaf dilekçesinde de 5.000 adet için anlaşıldığı, anlaşılan fiyatın adet başı 9 TL olduğu ikrar edildiğini, hiç kimse kendi kusurundan menfaat temin edemediğini, davacı açık sözleşme hükümlerine aykırı bir ifada bulunup sonra bundan dolayı müvekkili ilave bedel ödemeye zorlayamadığını, bu durum temel sözleşme hukuku ilkelerine de aykırı olduğunu, davacı taraf, kendi düzenlediği faturaya dayanarak ve müvekkilin imzasını taşıyan sözleşmede tahrifat olduğunu söyleyerek haklı çıkmaya çalıştığını, mahkemece hükme esas alınan sözleşme, tarafların iradesini yansıtan ve adet bazlı anlaşmayı kanıtlayan tek geçerli belge olduğunu, davacı, müvekkilin imzasını dahi taşımayan ve tek taraflı olarak düzenlenmiş bir formu ispat vasıtası olarak görmekte ve davasına dayanak olarak gösterdiğini, arz ve izah olunan nedenlerle, yerel mahkemenin davanın reddedilen kısmına yönelik gerekçeleri yerinde olup davanın reddedilen kısmına ilişkin karar hukuka uygun olduğunu, alacak likit olmadığını, yargılamayı gerektirdiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar verirken, hükmedilen miktar üzerinden aleyhimize icra inkar tazminatına hükmettiğini, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit (belirli/muayyen) olması gerektiğini, somut olayda davacı taraf "kg" bazında, müvekkil şirket ise "adet" bazında anlaşma yapıldığını savunduğunu, davacı 61.204,63 TL talep ettiğini, mahkeme ise yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde alacağın 9.288,00 TL olduğuna kanaat getirdiğini, talep edilen miktar ile hükmedilen miktar arasındaki fahiş fark ve alacağın varlığının/miktarının tespiti için bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulması, alacağın likit olmadığının en açık göstergesi olduğunu, dava eser sözleşmesi niteliğindeki bir üretim işine (kağıt köşebent basımı) ilişkin olduğunu, fiyatlandırma mekanizması (kg mi adet mi olduğu) yargılama ile belirlendiğini, dolayısıyla müvekkilin takibe itirazı haksız olmadığını, bilakis yargılama gerektiren bir uyuşmazlığa dayandığını, müvekkil, davacının haksız ve fahiş (kg bazlı) talebine karşı itiraz etmekte haklı olduğunu, yargılama sonucunda davacının talebinin çok büyük bir kısmının reddedilmiş olması, itirazın haklılığını kanıtladığını, bu nedenle, likit olmayan bir alacak için aleyhe icra inkar tazminatına hükmedilmesi kanuna aykırı olduğunu, davacı taraf, sözleşme dışı bir fiyatlandırma ile talepte bulunmuş, müvekkil ise sözleşmeye uygun ödemeyi yaptığını, bilirkişi raporundaki hesaplama, davacının tek taraflı dayattığı fatura tutarları üzerinden kurgulanmış matematiksel bir sonuç olduğunu, hukuki durumu tam olarak yansıtmadığını, davacının sözleşmeye aykırı faturası nedeniyle oluşan fark, müvekkilin borcu olarak nitelendirilemediğini, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararının, aleyhimize hükmedilen kısım (kısmen kabul edilen alacak) ve özellikle %20 icra inkar tazminatı yönünden, istinaf talebin kabulü ile kararın bu yönden kaldırılmasını, ve davanın tamamen reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalı taraf istinaf sebeplerini kabul etmediğini bildirir, cevap süresi beklenmeksizin dosyanın istinaf mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, itirazın iptali istemidir. Davanın dayandığı temel ilişki, satım sözleşmesidir. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması, koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının, sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda; davacının, öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hali, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşır; yoksa, o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki; taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E.-2011/608 K., 2017/19-915 Esas 2018/1338 sayılı kararında da benimsenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. ..., Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Davalının kendi defterlerinde faturaya yer vermesi, bu kaydın kendi aleyhine delil teşkil etmesi demektir. Davalının karşı tarafın faturasını defterine kaydetmesi, daha sonra borçlu olmadığını iddia etmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil etmiştir. Davalının kendi ticari defterindeki bu kayıt kendi aleyhine karine teşkil etmektedir.Aynı zamanda TTK. 64. maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlüdür. Anılan Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.TTK.65/2 ve 3. Maddelerine göre, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturanın davalı defterinde kayıtlı olması ile varılan sonuç, alacağın/borcun miktarı konusunda da davalı aleyhine karine oluşturur. Davacının davaya konu faturadaki malı teslim ettiğini ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacının bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre, 6100 sayılı HMK.’nın 200. maddesi (HUMK 288) uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği anlaşılmıştır. Davacının teslimi tanıkla ispat etmesi mümkün değildir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına davacının alacağını ispata yeterli olamaz. Fakat davaya konu 99.360,00 TL bedelli faturanın hem davacı hem davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından 44.712,00 TL ödeme yaptığı çekişmesizdir. Davalının fiyata itirazının bulunduğu, aralarındaki anlaşmanın adet üzerinden olduğunu savunmuş, davacı ise kg üzerinden fiyatın belirlendiğini iddia etmiş olup taraflarca karşılıklı iade faturası düzenlendiği görülmüştür. Taraflar arasındaki yazılı, her iki yanın imzasını taşıyan sözleşmede adet üzerinden fiyatta anlaşıldığı görülmekle sözleşmeye üstünlük tanınarak sözleşme esas alınarak ilk derece mahkemesi tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, bu miktarın davalı tarafından ödenmediği bilirkişi raporu sonucunda anlaşılmıştır. Bu durumda davacı bu faturadan kaynaklı olarak 9.288,00 TL alacaklı olduğunu kesin delillerle ispat etmiş olup davanın kısmen kabulü ile alacağın likit, belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı ve davalı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/276 Esas 2025/1073 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının ve davalının katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan ve davalı tarafından peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin tarafların kendi üzerinde bırakılmasına, İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 10/03/2026