T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1501 - 2025/1737 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1501 KARAR NO : 2025/1737 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2023 NUMARASI : 2021/30 E. - 2023/125 K. DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesin…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1501 - 2025/1737 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1501 KARAR NO : 2025/1737 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2023 NUMARASI : 2021/30 E. - 2023/125 K. DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2023 Tarih ve 2021/30 Esas - 2023/125 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili, asıl davada "...” isimli youtube kanalının müvekkili tarafından 16 Ekim 2015 tarihinde kurulduğunu, anılan ibarenin o tarihten beri aktif olarak kullanıldığını, 2019/99130 ve 2020/137398 sayılı ve " ..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, yapımcısı davalı Şirket, yayıncısı ise davalı ... olan ve ...-1 kanalında yayımlanan "..." ismindeki dizinin 19.10.2020 tarihinden itibaren hafta içi her gün yayınlandığını, “..." markası ile haksız iltibas yaratan “...” dizisinin yapım ve yayını youtube facebook, ınstagram, twitter isimli sosyal medya platformlarında da yayımlandığı, davalıların bu kullanımlarının müvekkilinin markalarına tecavüz oluşturduğunu olduğunu, davalılara markaya tecavüz teşkil eden kullanımlarının durdurulmasının, aksi halde de markanın kullanılması yönünde lisans sözlemesi yapılması için irtibata geçilmesinin ihtar edildiğini, anılan ihtarın sonuçsuz kaldığını ve davalıların ihlal oluşturan kullanımlarının devam ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını, kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davalı yönünden 1.000,00’er TL olmak üzere maddi tazminatın ve müştereken ve müteselsilen olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi 26/01/2021'den itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini arttırark, davalı Şirket yönünden 337.364,43 TL davalı ... yönünden, 585.485,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini istemiştir, birleşen davada da 2019/9130 sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı, birleşen davada davacı Şirket vekili, davacının youtube sosyal paylaşım sitesinde yayınladığı, yeni doğan/bebek bakımı, yetiştirilmesi vb. konularda annelere yönelik, tamamen eğitim-öğretim amaçlı, müvekkili faaliyet alanı ile ilgisi olmayan amatör videolara dayalı olarak iş bu davayı ikame ettiğini, davacının 2019/99130 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü için İzmir FSHHM'nin 2021/17 E. Sayılı dosyasında dava açtıklarını, davacı tarafın müvekkili ile aynı alanda faaliyeti olmamasına rağmen kötü niyetli şekilde, hiç kullanmadığı bir marka tesciline dayalı olarak, davalıların faaliyetlerine engel olmak, maddi menfaat temin etme çabasında olduğunu, müvekkilinin her tür sinema, TV filmleri, dizi film vb. TV programları, spor, kültür, eğlence hizmetleri, film, TV ve radyo programları yapım hizmetleri vb. alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin “...” isimli diziyi ...-1 TV kanalı için ürettiğini, bugüne kadar 97'ye yakın bölümünün yayınlandığını, dizinin hitap ettiği kesim tarafından ilgili gördüğünü ve devam bölümlerinin çekilmesinin ... tarafından talep edildiğini, davacı tarafça gönderilen gönderilen ihtardan sonra, davacı tarafla iletişime geçildiğini, müvekkilinin sektöründe faaliyeti bulunmayan davacının esas niyetinin haksız kazanç elde etmek olduğunun anlaşılması üzerine görüşmelere devam edilmediğini, davacının tacir sıfatını haiz olmadığını ve ticari bir faaliyetinin bulunmadığını, davacının sadece youtube ve diğer sosyal medya hesapları bulunduğunu, davacının youtube web sitesine yüklediği videoların tamamen hamilelik, bebek bakımı, annelik konularına ilişkin eğitim ve öğretim amaçlı, amatör ruhla gerçekleştirilen videolar olduğunu, davacıya ait diğer sosyal medya hesaplarının da birebir aynı içeriğe sahip bulunduğunu, tarafların faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu , müvekkili ile diğer davalı ...'nin “...” ibaresi üzerinde, “film, televizyon ve radyo programları” başta olmak üzere ilgili diğer sınıflarda gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davacı faaliyetlerinin 38. sınıfta yer alan hizmetler kapsamına girmediğini, davacının 2020/137398 sayılı markanın dava konusu dizinin yayım tarihinden sonra olduğunu, ayrıca "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu kullanımlar ile davacının markaları arasında karıştırılacak derecede benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada da 2019/99130 markanın SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne, bu talebin uygun görülmemesi halinde anılan markanın 6769 SMK'nın 5/1-b, c, d ve 6/6 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı, birleşen davada davacı yanında fer'i müdahil vekili, 2019/99130 markanın hükümsüzlüğü istemiyle İzmir FSHHM'nin 2021/17 E. Sayılı dosyasında dava açıldığını, marka hükümsüzlüğü davasının iş bu dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu dizi için diğer davalı ile müvekkili arasında 31.08.2020 tarihinde yapım sözleşmesi imzalandığını, bu dizinin bugüne kadar 100'a yakın bölümünün izleyici ile buluştuğunu, davacı tarafça gönderilen gönderilen ihtardan sonra, davacı tarafla iletişime geçildiğini, müvekkilinin sektöründe faaliyeti bulunmayan davacının esas niyetinin haksız kazanç elde etmek olduğunun anlaşılması üzerine görüşmelere devam edilmediğini, müvekkili kurumun ana faaliyet konusunun radyo ve TV yayın hizmeti olduğunu, tarafların faaliyet konularının farklı bulunduğunu, davacı tarafından “...” markasının 38. sınıfta tescili için yapılan 2020/137398 sayılı marka başvurusuna itirazda bulunulduğunu, davacının bu marka başvurusunun “...” dizisinin başarılı olması üzerine müvekkili faaliyetlerini engellemek için yapılan kötü niyetli bir başvuru olduğunu, ayrıca "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu kullanımlar ile davacının markaları arasında karıştırılacak derecede benzerlik bulunmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada da 2019/99130 markanın SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne, bu talebin uygun görülmemesi halinde anılan markanın 6769 SMK'nın 5/1-b, c, d ve 6/6 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, asıl davanın konusu oluşturan "..." ibareli markasal kullanımların davacının 2019/99130 sayılı markasının kapsamında yer alan 09. sınıf "manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler” malları ve 41. sınıf "Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).” hizmetlerine ilişkin tescilden doğan haklarını ihlal ettiği , bilirkişi raporunda 6769 sayılı SMK’nin 151/2-b maddesine göre davacının davalı Şirketten talep edebileceği maddi tazminatın, 337.364,43 TL, davalı ...'den talep edebileceği tutarında olacağı belirtilmiş ise de SMK'nın 151/2-b maddesi ile birlikte 151/3. maddesindeki, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutularak davalı Şirket yönünden 168.682,21 TL, diğer davalı yönünden ise 292.742,50 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 50.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı , birleşen davada da dava konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın 5/1-b-c, 6/6, 6/9 bendi anlamlarında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacı adına tescilli 2019/99130 sayılı “...” markası nedeniyle, davalıların yayın ve yapımını üstlendiği “...” dizisinde ve davalılara ait (www....) sosyal medya platformlarında “...” isim ve ibaresinin kullanımının önlenmesine, markaya tecavüzün durdurulmasına ve kaldırılmasına, 168.682,21 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Şirketten,, 292.742,50 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı birleşen davada vekili, hesap bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan bilirkişi raporundaki düşük net kazanç üzerine talep arttırılması için süre verilmesi ve ardından raporda belirlenen tutarın % 50'si gibi fahiş bir oranda indirime gidilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı Şirketin dava konusu dizi filmden elde ettiği kazancı dava tarihinden önce gönderdikleri ihtarnamenin tebliği tarihinden sonra gizleme çabasına girdiğini, ilgili vergi dairesi tarafından dosyaya gönderilen beyannamelere ve davalı Şirket tarafından dosyaya sunulan kayıtların davalı Şirketin dava konusu diziden elde ettiği kazancı göstermekten uzak olduğunu, davalı Şirketin dava konusu dizi yapımı öncesi geçmiş dönem zararlarının karlılık oranın düşüşe neden olduğu, davalı Şirketin dava tarihine kadar olan net kazancının olması gerekenden fahiş düzeyde düşük hesaplandığını, davalı ... yönünden de hesaplamanın yanlış olduğunu, zira dizinin başlama tarihinden dava tarihinde kadar 72 bölüm yayınlandığını, davalı ...'nin dava tarihinde kadar dava konusu diziden elde ettiği spot reklam ve bant reklam gelirlerin toplamının 10.115.269,63 TL olduğunu, bu hususlar dikkate alınmadan davalı ...'nin diğer davalıya dava konusu dizi nedeniyle ödediği tutar ve karlılık oranı baz alınarak , en önemli gelir olan reklam gelirleri dışlanarak yapılan hesaplama sonucu bulunan tutarın fahiş düzeyde düşük olduğunu, diğer taraftan mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen tutar üzerinden takdiri indirim yapılması nedeniyle müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, ayrıca markaya tecavüz iddiası yönünden reddedilen bir talep olmamasına rağmen mahkemece bu talebin kısmen reddi nedeniyle aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı bulunduğunu, taraflarınca peşin olarak yatırılan ve alınması gereken karar harcından mahsup edilen harcın davalılardan tahsiline karar verilmesinin gerektiği, müvekkilince dosyaya yatırılan teminatın iadesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin asıl davaya ilişkin kısmi ret kararının kaldırılmasını ve asıl davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı, birleşen davada davacı Şirket vekili, birleşen davadaki kötü niyet iddalarının , bu iddiaya yönelik delillerin ve Ankara 4 FSHHM'nin 2022/253 e sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verildiğini, birleşen davada davalının dava konusu marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, birleşen davada davalının dizi/film yapımı ve üretimi alanında herhangib bir faaaliyetinin olmadığını, buna rağmen müvekkili ile ...'nin faaliyetlerini engelleme amacında olduğunu, müvekkilinin yapımcısı olduğu "..." dizisi yayınlanılır yayınlanmaz asıl davada davacının birleşen davada davalının müvekkilinden astronomik rakamlar talep ettiğini, diğer taraftan birleşen davaya konu markanın SMK'nın 5/1-b-c maddesi anlamında ayırt ediciliğinin bulunmadığını, ayrıca SMK'nın 6/6 maddesi gereğince de birleşen davanın konusu oluşturan markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, asıl davada bilirkişi raporuna maddi tazminat hesabı yönünden haklı itirazlarda bulunmlarına rağmen bu itirazların değerlendirilmediğini, maddi tazminat hesabında davaya konu dizi film ile ilgili olmayan müvekkiline ait araç satışından edindiği karın da hesplamaya dahil edildiğini, hesaplamanın yapıldığı dönemedeki tek gelirlerinin dava konusu dizi filmden kaynaklanmadığını, hesaplamaya esas alınan 2021/1 döneminde 18.250,37 TL'lik bir zararın söz konusu olduğunu, müvekkili Şirketin faaaliyet karının tamamının dava konusu diziden elde edildiği kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin faaaliyetinden sadece gelir elde edeceği kabulüyle yapılan hesaplamanın yerinde bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu dizi film nedeniyle sarf ettmiş olduğu giderlerin ayrıntılı bir şekilde bildirilmesine rağmen bunların dikkate alınmadığını, diziye hazırlık aşamasında yapılan giderlerin dikkate alınmadığını, müvekkilinin dava konusu dizi filmi için yayın öncesi ve sonrası yaptığı harcamların, dizi nedeniyle istihdam ettiği yüzlerce işçiye yapılan maaş ve benzeri ödemelerin, ekipman, plato ve benzeri unsurların finansmanın ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde yer verdikleri diğer etkenlerin hiç dikkate alınmadığını, asıl davanın konusu olan markasal kullanımların geçekleştiği hizmetlerin davacının mesnet markası kapsamında yer almadığını, tarafların faaliyet alnallarının farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkmesi kararının kaldırılmasını, asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulünü istemiştir. Asıl davada davalı, birleşen davada davacı yanında fer'i müdahil ... vekili, asıl davada mahkemece hükmedilen maddi tazminat tutarının fahiş ve hatalı olduğunu, müvekkilinin gelirlerinin dizi faktörlü değil kanal faktörlü olduğunu, diğer bir deyişle müvekkiline ait gelirlerin dava konusu dizi filmden değil kanalın katma değerinden kaynaklandığını, kabul anlamına gelmekle birlikte müvekkiline ait kanalda dava konusu dizi film yerine başka bir program yapılsaydı dahi, müvekkilinin yine aynı geliri elde edeceğini, müvekkilinin gelirlerinin hesaplanmasında 3 etken olduğunu, bunun reklam kuşağında yayınlanan reklam spotunun aldığı rating, rating başına düşen birim maliyet ve reklam spotunun süresi olduğunu, RTÜK kurallarına göre her kanalın saat başı 12 dk reklam yayınlama hakkına sahip olduğunu, ayrıca dava konusu bir dizi film olduğundan bunla ilgili giderlerinin bir çoğunun önceden yapıldığını, davacının markasının müvekkilinin gelirlerine hiç bir katkısının olmadığını, ayrıca birleşen davada dava konsu markanın hükümszlüğü koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulünü istemiştir.. GEREKÇE :Asıl dava, markaya tecavüzün önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine, birleşen davada marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere asıl davada davacı tarafça, adına tescilli markaya tecavüzde bulunulduğu ileri sürülmüş, birleşen davada davacı tarafça ise asıl davada davacının mesnet 2019/99130 sayılı markasının hükümsüzlüğü istenmiş, mahkemece asıl davaya dayanak teşkil eden ve birleşen davada hükümsüzlüğü istenen markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, dolayısıyla birleşen davadaki hükümsüzlük talebinin yerinde bulunmadığı, asıl dava yönünden ise davalıların davacı adına tescilli 2019/99130 markaya tecavüzde bulunduğu, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Asıl davada davacı vekili, markaya tecavüz nedeniyle talep ettiği maddi tazminatın SMK'nın 151/2-b maddesine göre hesaplanmasını tercih etmiştir. Yoksun kalınan kazancın, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre hesaplanmasının istenilmesi halinde, bu hesaplamanın nasıl yapılacağı hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2021 tarih, 2018/1096 E., 2021/898 K. sayılı ilamındaki açıklamalardan faydalanılarak bir hesaplama yapılması gerekmektedir. Buna göre, mütecavizin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca ulaşabilmek için kazancın oluşumunda rol oynayan tecavüz konusu hak dışındaki bütün faktörlerin ayıklanması gerekmektedir. Bu hesaplama yönteminde, öncelikle mütecavizin ticari faaliyetinin boyutu belirlenmeli, tecavüz oluşturan ürünlerden ne kadar sipariş alındığı, ne kadar üretim yapıldığı, ne kadar stok bulunduğu, ne kadar satış yapıldığı, satış fiyatının ve kâr marjının ne olduğu gibi hususlar dikkate alınarak mütecavizin elde ettiği kazanç belirlenmelidir. Anılan maddede belirtilen net kazanç, mütecavizin tecavüz fiiliyle ortaya çıkan brüt kazancını değil, maliyetlerin elde edilen gelirden düşürülmesiyle kalan net kazancını ifade etmektedir. Ancak mütecavizin tecavüz fiilinin dışında başka hiçbir ürünü satmamış olması hâlinde dâhi genel masraflar bir bütün olarak elde edilen gelirden mahsup edilmeyecek, sadece ham madde ve satış maliyetleri gibi işin doğası gereği oluşan giderler tecavüz yoluyla elde edilen gelirden mahsup edilecektir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının SMK'nın 151/2-b kapsamında davalı Şirketten 337.364,43 TL, davalı ...'den de 585.485,00 TL maddi tazminat talep edebileceği açıklanmış olup mahkemece de bu miktarlar üzerinden SMK'nın 151/3 maddesi de dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı taraflarca, ciddi itirazlarda bulunmasına rağmen tarafların bilirkişi raporuna itirazları karşılanması için ek rapor alınmamış, gerekçeli kararda da tarafların bilirkişi raporlarına karşı itirazlarına neden itibar edilmediği de açıklanmamıştır. Tarafların bilirkişi raporun karşı itirazları davalıların SMK'nın 151/2-b maddesine esas kazancının belirlenmesinde dikkate alınan gelir, maliyet, karlılık oranlarına ilişkin olduğu ve bu yöndeki itirazların değerlendirilmesinin teknik bilgi gerektiği ve bu bağlamda bilirkişi raporunda SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca yapılan hesaplamaların yukarıda açıklanan ilkelere uygun olup olmadığının anlaşılamadığı gözetiliğinde mahkemece taraflaca bilirkişi raporuna karşı itirazların karşılanması için ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişiden rapor alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Ayrıca, asıl davada davacının markaya tecavüzün önlenmesi, durdurulması, kaldırılması istemleri yönünden reddedilen bir kısım olmamasına rağmen bu talepler yönünden davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi asıl davada davacı tarafça yatırılıp mahkemece karar ve ilam harcından mahsup edilen 17.467,72 TL peşin ve tamamlama harcının asıl davada davalılardan tahsiline karar verilmemesi de doğru olmamış, asıl davada davacı vekilinin bu yöndeki isitnaf itiraları da yerinde görülmüştür. Bu itibarla Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2023 gün ve 2021/30 Esas - 2023/125 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu harcın talebi halinde davacıya iadesine, 5-Davalı ... tarafından yatırılan 615,40-TL maktu, 8.733,86-TL nispi istinaf karar ve ilam harçlarının talebi halinde anılan davalıya iadesine, 6-Davalı ... Film Yapım Yayın Eğitim Organizasyon Ticaret Limited Şirketi tarafından yatırılan 615,40-TL maktu, 8.733,86-TL nispi istinaf karar ve ilam harçlarının talebi halinde anılan davalıya iadesine, 7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 9-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.