7. Hukuk Dairesi 2011/5000 E. , 2012/3204 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve paydaşları ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/b maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında dava konusu 2016 parsel sayılı 12.751,30 m2 yüzölçümündeki taşınmaz şahıs tapu kayıtlarının uymadığı gerekçesiyle davalı Hazine ad
**7. Hukuk Dairesi 2011/5000 E. , 2012/3204 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve paydaşları ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/b maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında dava konusu 2016 parsel sayılı 12.751,30 m2 yüzölçümündeki taşınmaz şahıs tapu kayıtlarının uymadığı gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit edilerek kesinleşmiştir. Davacı ... ve paydaşları tapu kayıtlarına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın adlarına tapuya tescili istemiyle tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Yargılama sırasında ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın miras bırakanı ... mirasçıları ve davacı taraf adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Daha sonra ... mirasçıları ... ve paydaşları davalı olarak davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 1/2 payının davacı tarafın miras bırakanı ... mirasçıları ve 1/2 payının ise katılan tarafın miras bırakanı ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve paydaşları ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı ve katılan tarafın tutunduğu 10.3.1967 tarih 96, 97 ve 98 sayılı tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada anılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne göre kayıtların haritaya dayanması halinde kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerekir. Öte yandan bir mirasçının ancak Kadastro Mahkemesinde tereke adına dava açabileceği, Asliye Hukuk Mahkemesinde ise bir mirasçının ancak payına yönelik tapu iptal ve tescil davası açabileceği gözardı edilerek, ... terekesi adına katılan ...’nun davasının miras payı ile sınırlı görülmemesi isabetsizdir. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı ve katılan tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı ile Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, başka taşınmazlara revizyon görmüş ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişiler, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının haritalarının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın davacı ve katılan tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın davacı ve katılan tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden anılan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı belirlenmeli, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, katılan ...’nun davasının payı ile sınırlı olarak görülmesi, adlarına tescile karar verilecek kişilerin kimlik bilgileri ve paylarının hüküm yerinde yazılması gerektiği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davacı ... ve paydaşları ile davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ... ve paydaşlarına iadesine, 07.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.