T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1147 Esas KARAR NO: 2026/289 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/672 Esas- 2022/707 Karar TARİH: 30/11/2022 DAVA :Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1147 Esas KARAR NO: 2026/289 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/672 Esas- 2022/707 Karar TARİH: 30/11/2022 DAVA :Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından 25.02.2020 tarihinde davalı ... firmasının İstanbul (Bostancı) mağazasından ..." ... TV, dahili uydu alıcısı satın aldığını, satın alınan ürünün kurulumu yapıldıktan sonra müvekkilinin ürünü kullanmak için çalıştırdığında üründe daha önce panelin açılmak suretiyle tamirat işleminin gerçekleştirilmiş olduğunu, yani ürünün bir başkası tarafından daha önce kullanıldığını ve bunun üzerine kontrol yaptığında da ürünün ambalajında yer verilen ürüne ilişkin numara ile ürünün kendisinde yer alan numaraların da birbirlerinden farklı olduğunu tespit ettiğini, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullandığını ve davalı tarafa ihtar ettiğini, davalı ...'ın müvekkilinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle kanunen yükümlü olmasına rağmen 17.03.2020 tarihli cevabı ihtarında; "ürünün ikinci el olduğuna ilişkin iddialarınıza itiraz eder ve satış sözleşmesinin feshedildiğine dair beyanlarınızı kabul etmediğinizi bildiririz" demek suretiyle müvekkilinin keşide ettiği ihtara ve ihtarda yer alan taleplere itiraz ettiğini, itirazın 6502 sayılı TKHK'da tüketiciye malı muayene yükümlülüğü içeren herhangi bir hüküm bulunmadığını ve sözleşmeden dönme hakkını kullanan tüketiciye bedel iadesinin gerçekleştirilmesi gerektiğini, davalı ...'ın yine aynı ihtarında "şirket yetkiliniz ... tarafından imzalanan servis kurulum formunda ürünün ambalajının sağlam olduğu, ambalajın servis tarafından açıldığı tespitleri başta olmak üzere gereken işlemlerin yapıldığı açıkça yer almaktadır, bu durumda orijinal ambalajından servis tarafından çıkarılan ürünün kullanılmamış olduğu ve bunun şirket yetkilinizin imzası ile tesvif edildiği açıktır" şeklinde itirazda bulunduğunu, satın alınan ürünün ayıplı mal olduğunu, müvekkilinin malı muayene yükümlülüğünün bulunmadığını, teslim tarihinde var olduğunun kabul edilmesi kanun gereği olduğunu ve davalı satıcının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazlarla müvekkilinin sözleşmeden dönme hakkını kullanmasına rağmen satılanı geri almayıp bedel iadesinde bulunmadığını, müvekkilinin ödemiş olduğu 18.000,00-₺ satış bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı .... A.Ş., müvekkili şirketin mağazasından 25.02.2020 tarihinde ... 65'' 164 cm ... TV Dahili Uydu Alıcısı satın aldığını, davacı, satılan ürünün kurulumu yapıldıktan sonra ürünü kullanmak için çalıştırdığında üründe daha önce panelin açılmak suretiyle tamirat işleminin gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkili şirkete ihtar çekerek sözleşmeden dönmeyi talep ettiğini, müvekkili şirketin ürünün satış süresi boyunca eksiksiz, kusursuz ve hasarsız bir şekilde ürünü teslim ettiğini, davacının seçimlik haklarını kullanması için kanuni şartların oluşmadığını, müvekkili şirketin uyuşmazlık konusu ürünün yalnızca satıcısı konumunda olup ilgili mevzuat gereği üreticiye ve/veya ithalatçıya rücu imkanı bulunduğunu ve davanın ... A.Ş.'ye ( ...Ofis, ... Mah. ... Ümraniye/İSTANBUL) ihbar edilmesini, dava dilekçesinde tüketici haklarının yerine getirilmediği iddia edildiğini, davacı tarafın tüketici değil, tacir olduğunu, davacının tacir olduğundan basiretli bir tacir gibi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dava dilekçesinde tüketici haklarının yerine getirilmediğini iddia etmesi kanuna ve gerçeklere aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle, müvekkili şirketin fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/11/2022 tarih ve 2020/672 Esas- 2022/707 Karar sayılı kararında;"....Uydu alıcının ayıplı ve ayıp ihbarının da süresinde olduğu tespit edildiğine göre, davacı TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklarını kullanabilecektir. TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklar, yenilik doğrucu niteliktedir. Bu nedenle yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte, hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Bu kapsamda somut olayda davacı tarafça 11.03.2020 tarihli ihtarnamede sözleşmeden dönme hakkını kullanmış, dava dilekçesinde ayıp nedeniyle satış bedelinin iadesi talep edilmesine rağmen, 23.09.2022 tarihli ıslah dilekçesinde ayıp nedeniyle dava konusu uydu alıcının aynen iadesi hakkının kullanıldığı belirtilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde sözleşmeden dönerek satış bedelinin iadesini talep etmiş olup, seçimlik hakkını kullanmış olduğundan ıslah dilekçesiyle bu kararını değiştiremeyeceğinden somut olayda sözleşmeden dönmenin yasal koşulları da oluşmuştur. Bu nedenle aracın davalıya iadesi ile satış bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanamayacağına hükmedilmesi yerinde değildir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davalı şirket tarafından satılan Dava konusu ... ... TV Dahili Uydu Alıcı'nın 25/02/2020 tarihine davacıya satılarak bedelinin tahsil edildiği ve süresinde servis çağrılmak suretiyle ayıbın ihbar edildiği sabittir. Bilirkişi raporundan davaya konu uydu alıcısı üzerindeki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve satılanan iadesi koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı uyuşmazlığa konu cihazı servis fişinden de anlaşılacağı üzerine 26.02.2020 tarihi ile kullanmaya başlamıştır. Davalı tarafa ayıplı mal ihbarı ve sözleşme fesih ihtarı 11.03.2020 tarihinde yapılmıştır. Davaya konu televizyonun çalışır vaziyette olduğu, ancak ilk kurulum aşamasında TV internet ayarlarının yapılmasına rağmen yapılan bilirkişi incelemesi sırasında TV'den internete girilemediği, yine biirkişi incelemesinde TV'nin sol üst köşesinde ısıl işlemin uygulandığının tespit edildiği, ayrıca ısıl işlem görmüş olan sol üst köşenin arka tarafında yine tadilat/ onarım/açma/ kapama vb. işlem yapılmış olduğuna dair dikkatli olarak bakıldığında çıplak gözle görülebilecek şekil bozukluğunun bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu ayıbın kullanıcı hatası ile meydana gelmiş olmasının mümkün olmadığı, bu kapsamda dava konusu TV nin her ne kadar çıplak gözle bakıldığında şekil bozukluğunun bulunduğu görülse de davacının teknik bir personel olmadan satın alınma esnasında bu ayıbı fark etmesinin beklenemeyeceği, sonuç olarak, uyuşmazlığa konu cihazın arızasının kullanıcı kaynaklı olmadığı, arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu, cihazın önemli kullanım amaçlarından olan internet erişiminin olmaması sebebi ile istenilen faydayı sağlayamadığı ve davacı tarafından kullanılamadığı, bu sistemsel arıza nedeni ile cihazın tam olarak kullanıcı tarafından tüm amaçları ile kullanılamayacağı, davacının sözleşmeden dönme ve ödenen satış bedelinin iadesi talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davacının talebi gibi davanın kabulü ile, davaya konu ... ... TV Dahili Uydu Alıcı'nın davalı tarafa iadesiyle; davacı yanca ödenen 18.000,00- TL'nin uydu alıcısının davalıya iade tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Dava konusu ... ... TV Dahili Uydu Alıcı'nın davacı tarafça davalıya İADESİ ile satış bedeli olan 18.000,00-TL'nin uydu alıcısının davalıya iade tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece Mahkemesince dava konusu ... ... TV Dahili Uydu Alıcı'nın davacı tarafça davalıya iadesi ile satış bedeli olan 18.000,00 TL'nin uydu alıcısının davalıya iade tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verildiğini lakin işbu kararda; ıslah dilekçesi ile değişen talep sonucu hakkında yani dava konusu malın aynen iadesine ilişkin asli taleplerine yönelik hiçbir açıklamaya yer verilmediğini, oysa 23/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkiline sıfır/yeni olduğu beyan edilerek satışı yapılan, ancak kullanılmış ve kullanıldığı gizlenerek satışa arz edildiği hususlarının tespitinin yapılmış olması ve bu hali ile de bilirkişi raporuyla gizli ayıplı olduğu sabit olan dava konusu ... Uydu Alıcının müvekkile aynen iadesine, bu talebin kabul görmemesi halinde bedelinin avans faizi ile iadesine karar verilmesinin talep edildiği, ancak Mahkemece terditli olan ilk talebi hakkında değerlendirme yapılmadığı ve söz konusu talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken ikinci talebi hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı tarafından davacıya satılıp teslim edilen dava konusu ürünün ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeden dönme hakkının kullanılmak suretiyle ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafından dava dilekçesi ile ilk önce davalıdan satın alınan dava konusu ürünün ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeden dönme hakkının kullanılmak suretiyle ödenen satış bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, daha sonra yargılama sırasında 23/09/2022 tarihinde vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile dava konusu ürünün ayıpsız misli ile değişimine, bu talebin kabul görmemesi halinde ödenen satış bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. TBK'nın 227 maddesinde satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının kullanabileceği seçimlik haklarının düzenlendiği, öğretide ve uygulamada kabul edildiği üzere söz konusu seçimlik hakların tek yanlı ve varması gereken bir irade açıklamasıyla kullanıldığı, alıcı bu haklardan hangisini seçtiğini, bir kez bildirmekle, seçim hakkını kullanmış olacağı ve artık tercihini değiştiremeyeceği, çünkü, satıcı kayıtsız şartsız, bildirilen tercihi yerine getirmek zorunda olduğu, bu nedenle alıcının seçim hakkı, bir kez kullanılmakla sona erdiği ve onun yerine tercih ettiği hakkın geçmekte olduğu, bu hakların kullanılmakla da tükeneceği, bu özelliği nedeniyle, alıcının seçimlik hakkı yenilik doğurucu (inşai) haklardan olduğu (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2025 tarih, 2025/278 esas ve 2025/3722 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2024 tarih, 2023/718 esas ve 2024/4708 karar sayılı ilamı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2020 tarih, 2020/2141 esas ve 2020/2751 karar sayılı ilamı,) gözetilerek Mahkemece davacı tarafın dava dilekçesinde ve öncesinde ihtarname ile sözleşmeden dönerek ürün bedelinin iadesini talep ettiği, seçimlik hakkını bu şekilde kullanmakla tükettiği ve seçimlik hakkının ıslah dilekçesi ile değiştirilemeyeceği değerlendirmesi ile sonucuna göre karar verilmesi son derece isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.