T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/390 - 2026/500 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/390 KARAR NO : 2026/500 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2023 NUMARASI : 2023/122 E. - 2023/550 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/390 - 2026/500 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/390 KARAR NO : 2026/500 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2023 NUMARASI : 2023/122 E. - 2023/550 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2023 Tarih ve 2023/122 Esas - 2023/550 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 1983 yılında kurulan ve oto cam üretimi yapan müvekkilinin "..." ve "... ..." ibareli markaların sahibi olup davalı şirketin 2021/122552 sayılı "... ..." ibareli markasının 19 ve 40. sınıflarda tescili isteğine yönelik itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin anılan markalarının yurtiçi ve yurt dışı yoğun ve ciddi bir kullanım sonucu ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını, müvekkilinin markasının asli unsuru "..." ibaresinin yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, müvekkilinin markasının asli unsurunun davaya konu markada aynen yer almasının bu markanın müvekkilinin seri markasının devamı olarak algılanmasına yol açacağını, ayrıca davaya konu markadaki "..." ibaresinin müvekkilinin markasındaki "..." ibaresinin telaffuzunu oluşturduğunu, davaya konu markadaki diğer unsurlar ve yapılan ufak değişikliklerin markaları benzer olmaktan çıkarmadığını, davalı şirketin müvekkilinin markasına yanaşma isteğinin açık olduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin markasının oldukça tanınmış marka vasfında olup davaya konu markanın tescilinin müvekkilinin tanınmış markasının itibarı ve ayırt ediciliğini zedeleyeceği gibi davalının haksız menfaat elde etmesine neden olacağını ve müvekkilinin markasına bu derecede benzer bir marka marka tercihinde bulunulmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2023-M-703 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, beyaz zemin üzerine renkli ve kendine özgü bir tarzda oluşturulan "... ... - ..." ibaresinden oluşan davaya konu marka ile itiraza mesnet "..." ibareli markalar arasındaki benzerlik iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu markada ilave ayırt edici kelime ibaresinin yer aldığını, kullanılan renklerin ve yazı stilinin farklı olduğunu, markalar arasındaki bu farklılıkların karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalini bertaraf ettiğini, dolayısı ile müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket dava dilekçesinin tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında "..." ibaresinin varlığından kaynaklı düşük seviyede bir benzerlik bulunuyorsa da, bu ibarenin kompozisyonunun farklı olduğu, taraf markalarında birbirinden farklı ikinci bir esas unsurun (.../...) mevcut olup bu unsurun taraf markalarını farklı kıldığı, emtia benzerliğinin gerçekleştiği “19. Sınıf: İnşaatlar için cam ürünleri. 40. Sınıf: Cam ve optik cam işleme hizmetleri. Malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına) hizmetleri.”nin ilgili tüketicisinin dikkat ve bilinç düzeyinin ortalamanın üstünde olduğu, bu mal ve hizmetlerin sıklıkla alınan mal ve hizmetlerden olmadığı, dolayısı ile markalarda benzer olarak nitelenen özelliklerin markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, taraf markalarını gören tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarının mümkün olduğu, ayrıca SMK'nın 6/3, 6/4, 6/5 ve 6/9 hükümlerinin koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. , İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu rapora yönelik itirazları karşılanmadan karar verildiğini, davaya konu markanın asli unsunun müvekkilinin tanınmış markasının asli unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin oluşturduğunu, bu ibarenin ortaklığının markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer yaptığını, markalar içinde yer alan ibarelerin birebir benzerliği, markaların oluşturulma yöntemi ve genel izlenimi esas alındığında tüketiciler tarafından markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davaya konu markadaki diğer unsurların herhangi bir fark yaratmadığını ve müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali - markanın hükümsüzlüğü) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 2/9/2021 tarihinde 2021/122552 sayılı "... ... - ... + Şekil" ibareli markanın 19 ve 40. sınıftaki mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ve "... ..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, başvuru sahibi davalının itiraza karşı görüşünde davacının itirazına mesnet markalarının kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, davacının itirazının markaların benzer olmadığı gerekçesiyle Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da aynı gerekçelerle YİDK tarafından reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 24/1/2023 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 14/3/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve kötü niyetin varlığının somut olgularla ortaya konulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilinin istinaf dilekçesi gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, tanınmışlık koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvurunun kapsamında 19 ve 40. Sınıflardaki mal ve hizmetler bulunmaktadır. Davacının gerek marka başvurusuna itiraz aşamasında gerekse de işbu davada dayandığı "..." ibareli ve kullanım ispatına tabi olmayan 2017/58343 sayılı "..." ibareli markalarının tescilli olduğu 35. sınıf mağazacılık hizmetleri kapsamındaki "inşaat ürünlerinde kullanılan camların satışı" hizmetlerinin davaya konu markadaki 19. Sınıf "inşaatlar için cam ürünleri" ile 40. Sınıf "Cam ve optik cam işleme hizmetleri. Malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına) hizmetleri.” arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğundan bu mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği gerçekleşmiştir. Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu başvuru "... ... ..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markaları ise "..." ibaresinin yanında "...", "..."gibi eklerden oluşmaktadır. Davaya konu markada ... ibaresi stilize şekilde mavi, pembe ve sarı renk ile yazılmak suretiyle ve altına bu ibareye nazaran çok küçük punto ile "..." ibaresi eklenmek suretiyle oluşturulmuş, markada başka bir unsura yer verilmemiştir. Buna karşılık davacının itiraza ve davaya mesnet markalarının tamamında çoğunlukla mavi, münferiden siyah kare zemin üzerine beyaz renk ile yazılan ... ibaresi ve ekinde yer alan diğer ibarelerden oluşturulmuştur. Markaların bu tertip tarzı nazara alındığında taraf markalarında öne çıkarılan asli unsurun "..." ibaresi olduğu açıktır. Anılan ibarenin marka kapsamına alınmak istenen ve emtia benzerliğinin gerçekleştiği mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği hususunda herhangi bir tereddüt bulunamamaktadır. Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "..." ibaresinin markalar arasında düşük seviyede bir benzerliğe neden olduğu ve taraf markalarındaki diğer unsurlar ile ayırt ediciliğin sağlandığı ve markalar arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığı sonucuna varılmışsa da, taraf markalarının öne çıkan asli unsurunun aynı olduğu ve davaya konu markadaki dikkate çekmeyen diğer unsurlar ile "..." ibaresinin stilize ediliş şeklinin yukarıda açıklandığı üzere markaları birbirinden yeterli derecede uzaklaştırmadığı kanaati ile bu değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Sonuç olarak emtia benzerliğinin gerçekleştiği mal ve hizmetler bakımından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel, görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. Ancak, tanınmışlık iddiası yönünden davacı tarafından sunulan belgelerin genel olarak markanın olağan kullanımına yönelik, tanınmışlığı ispata yeterli nitelikte bulunmadığı ve bir an için davacıya ait "... ..." markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi davalı şirketin davacıya ait tanınmış bu markanın ayırt edici karakteri ile itibarına zarar vermesi, tanınmışlığından haksız yarar sağlaması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı şeklindeki bilirkişi görüşünün aksine bir değerlendirmenin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, emtia benzerliğinin gerçekleştiği mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 22/12/2023 gün ve 2023/122 Esas - 2023/550 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 2023-M-703 sayılı YİDK kararının 19. Sınıf "inşaatlar için cam ürünleri" ile 40. Sınıf "Cam ve optik cam işleme hizmetleri. Malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına) hizmetleri." mal ve hizmetleri yönünden KISMEN İPTALİNE, 3-Davalı şirket adına tescil edilen 2021/122552 sayılı ve "... ... ..." ibareli markanın 19. Sınıf "inşaatlar için cam ürünleri" ile 40. Sınıf "Cam ve optik cam işleme hizmetleri. Malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına) hizmetleri." mal ve hizmetleri yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 215,42-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 230,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 5.114,82-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 2.557,41-TL.'ye, 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 2.917,21-TL.'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ile istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.