T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/256 KARAR NO :2026/344 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/01/2026 (Ara Karar) NUMARASI :2023/457 Esas DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/256 KARAR NO :2026/344 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/01/2026 (Ara Karar) NUMARASI :2023/457 Esas DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile ; müvekkillerinin ... Kooperatifi üyesi olduklarını, 1986 ve 1988 tarihli duyurularla standart 100 m2 daireler dışında talep eden üyelere %10, %20 ve %30 daha fazla ödeme karşılığında 110, 120 ve 130 m2 büyüklüğünde daire yapılacağının bildirildiğini, müvekkillerin de bu kapsamda fazla ödeme yaptıklarını, bu hususun 28.02.2008 tarihli genel kurulda da kabul edildiği beyan edildiğini, kooperatifin yüklenici ... ile yaptığı 1995 tarihli arsa karşılığı İnşaat sözleşmesinin 2009 yılında tadil edilmesiyle, fazla metrekare hakkı bulunan üyelere karşı kazanılmış hakların ortadan kaldırıldığını, 2010 tarihli genel kurulda alınan 7. madde kararıyla da fazla ödeme yapan üyelerin lehine kullanılacak dairelerin yönetim yetkisine bırakıldığını, bunun üzerine iptal davası açıldığını belirtildiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24.09.2019 tarihli ilamında, davalı kooperatifin fazla aidat alarak kazanılmış hak doğurduğu, ancak projede fazla m2'li daire bulunmadığı için davacıların "nefaset farkı" (değer farkı) talep edebileceklerinin açıklandığını vurgulandığı, bu kapsamda davacılar, yaptıkları fazla ödemeler oranında davalıya ait fazla dairelerden hisse tahsisini, bu mümkün değilse teslim edilen standart dairelerin eksik m2 oranında güncel değer farkının tazminini, ayrıca davanın ticari dava olması nedeniyle tazminata ticari faiz uygulanmasını talep ve dava etmiş, 17/12/2025 tarihli talep dilekçesi ile; müvekkil alacaklarının tek teminatı olduğu da kabul edilen İstanbul Ataşehir, ... Cad. Pafta 2., ada 3385, parsel 5 sayılı arsa vasıflı taşınmaz çok hızlı bir şekilde 30.11.2025 tarihinde yapılan genel kuruldan 15 gün sonra 15.12.2025 tarihinde 110.000.000 TL bedelle satıldığını, satış bedeli ve satış hızı davanın başından beri davalının müvekkillerden mal kaçırma iradesini yaklaşık olarak değil kesin olarak ispat ettiğini, satış bedeli davalı kooperatif hesaplarına yatırılmış olması gerekliliği de düşünüldüğünde "uyuşmazlık konusu para" olduğu için kooperatifin hesapları üzerine telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek için tedbir konulmasını talep etmiştir. Mahkemenin 06/01/2026 tarihli ara kararı ile; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 45.H.D.'sinin 2024/745 Esas - 2024/732 Karar sayılı kararında belirtilen davanın niteliği talep konusu nazara alındığında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından dava ve talep dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Uyuşmazlık; davacının dava konusu edilen alacağın teminatı amacıyla davalı banka hesapları üzerine işlem yapılmasını engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati Tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. " hükmüne yer verilmiş,, son cümlede ise, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 390/3.fıkrasında ise, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan, genel kurul kararına istinaden yapılan fazla ödemeler oranında hisse tahsisi olmadığı takdirde nefaset farkının tazmini talep edilmiş olup tedbir talep edilen işlem yapılmasının engellenmesine yönelik kooperatif hesapları, uyuşmazlığın konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olmayan mal, hak ve alacaklar üzerine de ihtiyati tedbir konulaması mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir şartları oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 732,00 TL harcın mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/03/2026