11. Hukuk Dairesi 2010/6433 E. , 2011/17012 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.12.2009 tarih ve 2008/223 - 2009/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanak
**11. Hukuk Dairesi 2010/6433 E. , 2011/17012 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.12.2009 tarih ve 2008/223 - 2009/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 2007 yılı Temmuz ayında davalı şirket ortaklarının davalı şirketi davacının eşi ... ile babası ...'a devretme konusunda müvekkili ile sözlü olarak anlaştıklarını, resmi devir sözleşmesi yapılmamakla birlikte 01/08/2007 tarihinden itibaren şirketin fiili idaresinin davacının eşine geçtiğini, eşine iş kurma amacı ile hareket eden müvekkilinin 03/02/2008 tarihine kadar şirketin tüm personel ve işletme giderlerini karşıladığını, 2008 yılı Şubat ayında şirket ortaklarının devirden vazgeçtiklerini ve müvekkilinin eşini şirketten uzaklaştırdıklarını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirket için yaptığı giderin şimdilik (50.000) TL'nın faizili ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirketin davacının eşine devri hususunda sözlü görüşme yapılmakla birlikte resmi bir işlem yapılmadığını, bu aşamadan sonra davacının eşinin şirket işleyişi konusunda tecrübe kazanmak için şirkette bulunduğunu, ancak şirket yönetiminin davacının eşine bırakılmadığını, zamanla devir konusundaki görüşmelerin kesildiğini, şirketin muhasebe kayıtlarını tutan, şirkete ait defter ve kayıtlar elinde bulunan davacının belgelerde tahrifat yaparak şirket adına yapılan bir kısım ödemelerin kendisi tarafından yapılmış gibi gösterdiğini, davacının şirket giderlerini ödeyecek mali gücü bulunmadığı gibi kendisi adına kayıtlı olmayan bir şirketin giderlerini ödemesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacının kötüniyetli olup haksız kazanç elde etmeye çalıştığını savunarak, davanın reddini istemişir. Mahkemece, iddia savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; geçersiz bir devir sözleşmesine istinaden yapılan harcamalar istenebilir ise de, davacının şirket adına yaptığını iddia ettiği ödemeleri ispatlayamadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, alacak istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı, eşinin davalı şirketin hisselerini dava dışı ortaklardan almak hususunda anlaştığını ve resmi işlemlerin yapılması aşamasına kadar şirket giderlerinin fiilen kendisi tarafından yapıldığını ileri sürerek alacak iddiasında bulunmuş, davalı ise devirle ilgili iddiayı doğrulamış ancak davacının yaptığını iddia ettiği harcamaların bir kısmını şirketin yaptığını, bir kısım harcama iddialarının ise gerçek olmadığını, karşılığında şirkete birşey alınmadığını savunmuştur. Davacının ödediğini belirttiği faturalar şirket kayıtlarında yeraldığı gibi, üzerlerine de davacı tarafından ödendiğini dair kayıt düşülmüştür. Her ne kadar mahkemece davacının iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varılmış ise de, varılan sonuç eksik incelemeye dayalıdır. Zira, mahkemece öncelikle söz konusu mal ve hizmetlerin şirkete alınıp alınmadığı konusunda inceleme yapılması, bu kapsamda gerekirse mal ve hizmet veren ve fatura düzenleyen firmaların kayıtları da incelenerek bu hususun açıklığa kavuşturulması, bahsi geçen mal ve hizmetler alınmış ise ödeme tarihlerine göre karşılığının şirket kasasından veya şirketin bankadaki hesabından ödenip ödenmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.