T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1222 KARAR NO : 2026/82 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/494 KARAR NO : 2025/316 DAVA TARİHİ: 20/05/2025 KARAR TARİHİ: 20/05/2025 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1222 KARAR NO : 2026/82 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/494 KARAR NO : 2025/316 DAVA TARİHİ: 20/05/2025 KARAR TARİHİ: 20/05/2025 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2012 yılında davalı şirket adına 287.482,91-TL tutarında servis hizmeti sağladığı, bu işlerden 2012 yılında 63.985,80-TL kar elde ettiği, ayrıca davalı şirket 2012 yılında garanti haricinde sağlanan bakım ve hizmetler nedeniyle 25.936,78-TL gelir elde edildiğini, davacı şirketin 2012 yılı rakamları baz alınarak 2013 yılında oluşan yaklaşık 10 aylık 74.935,40-TL (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) gelir kaybı ve zararı mevcut olduğu, yine servis hizmetini kapatılmış bulunduğu tarih olan Mart 2013 cari hesap alacağı 6.061,43-TL müvekkil şirkete ödenmediğini, yetkili servis sözleşmesinin feshi nedeniyle müvekkilin ücretini ödeyerek almış olduğu yedek parça ürünleri Cumhuriyet Bulvarı ... Organize Sanayi Bölgesi 1. kısım Merkez/Manisa adresinde bulunan ... irsaliyeli faturalar ile iade edilmiş olduğundan anılan iadelere uygun toplam 65.397,77-TL’lik 37 adet iade faturaları kesilerek ... ile davalı şirkete gönderildiğini, davacının davalı yana bedelini ödeyerek almış olduğu yedek parça ürünleri davalı yanın Manisa adresine irsaliyeli faturalar ile iade edilmiş olmasına rağmen 37 adet iade fatura bedeli davacı şirkete ödenmediği, söz konusu ürünlerin iade edildiği hususu ... ... ... Tesellüm Fişi ile ispat edildiğini, ürünler 22.07.2013 tarihinde ... ...’ya ... sıra numaralı fiş ile 108 koli halinde teslim edildiğini, davalı yanın 23.01.2007 tarihli yetkili servis sözleşmesinin süresinden önce gerekçe belirtilmeksizin ve haksız nedenle feshi nedeniyle doğan 74.935,40-TL tutarında zararın, 2013 Mart ayı cari hesabından doğan 6.061,43-TL ve yine iade ürünlerin fatura bedeli olan 65.397,77-TL‘nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile davalı yan haksız ve kötü niyetli olduğundan İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasındaki takibe yaptığı haksız itirazın iptalini ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının cari hesaptan doğan borcu olan miktarı ferileriyle birlikte ödediğini, davacı şirkete ödemekle yükümlü olunan hiçbir borç kalmadığını, davacının, davalı aleyhine başlatılan icra takibi neticesinde düzenlenen ödeme emrinin 19.12.2013 tarihinde tebliğ edilmesi ile, ödeme emrine kısmi itirazda bulunduklarını, davalının davacıya cari hesap nedeni ile 783,10 TL ferileriyle birlikte kabul ederek ödediğini, davalının davacıya 6.061,43 TL cari hesap alacağı olduğu yönündeki iddiasının mesnetten yoksun olduğunu, bunun ticari defterlerin incelenmesi ile anlaşılacağını, somut olayda icra inkar tazminatı talep edilmesi şartları bulunmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddinin gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları ve davacı tarafın delillerine karşı delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve kötüniyetli açılan davanın reddine, davacının İİK md.67 uyarınca %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Tüm dosya kapsamı ve istinaf kaldırma kararı doğrultusunda alınan 14.02.2024 tarihli talimat bilirkişi raporu ile 05.02.2025 tarihli heyet raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür. İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında akdedilen 23.09.2007 tarihli bayilik ve yetkili servis sözleşmesinin 23.06.2012 tarihinden itibaren belirsiz süreli hale geldiği, davalının sözleşmeyi feshettiği, dosya kapsamında feshin haklı olduğuna ilişkin delil bulunmadığı, TBK 112. madde uyarınca davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zararını talep edebileceği, sektör ve mali bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile 6 aylık sürenin davacının benzer işi bulabileceği makul süre olduğu, bu sürede elde edilebilecek özel servis gelirinin yetki servis gelirinden mahsubu ile 21.036,60TL kar mahrumiyeti tazminatı hesaplandığı, takipte talep edilen iade fatura bedellerine ilişkin yapılan incelemede talimat raporu ile davalının ticari defterlerinde iade faturaların kayıtlı olmadığı, yedek parçalarıa ait faturaların davalıya tebliğ edildiği tarihi gösteren tebliğ evrakının dosya kapsamında olmadığı, davalının faturaları iade ettiği bu nedenle davacının iade faturaların bedelini davalıdan talep edemeyeceği kanaati Mahkememizde oluştuğundan davanın kısmen kabulüne; davalının İstanbul 5.İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın 21.036,60TL asıl alacak, 233,42TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.270,02 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, 21.036,60TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olmadığından davacının icra inkar tazminatının reddine, davacının kötü niyetli olarak takip başlattığı ispat edilmediğinden reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatının reddine '' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekilinin yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafça yapılan feshin haksız olduğu, dosyaya yapılan kısmi ödemenin kabul edilmediği, Mart 2013 cari hesap alacağı 6.061,43 TL nin ödenmediği, düzenlenen iade faturalarının davalıya gönderildiği, davacının ücretini ödeyerek aldığı yedek parça ürünlerinin davalının Manisa adresindeki fabrikaya irsaliyeli fatura ile gönderildiği, 37 adet iade faturası kesildiği (toplam 65.397,77 TL ), ürünlerin iade edildiği ...... ... teslim fişi ile ispat edildiği, iade faturalarının gönderildiği hususu 672075 numaralı ... gönderim belgesinde anlaşılmakta olduğu, davalının kötü niyetli olarak bu faturaları defterine işlediği, davacının 01.04.2013-22.01.2014 dönemlerinde yani yaklaşık 10 ay sürede menfi ve müspet zararının oluştuğu, 2012 yılında davacının davalı adına 287.482,91 TL tutarında servis hizmeti sağladığı ve bu işlerden 63.985,80 Tl tutarında kar elde ettiği, bu rakamlar baz alındığında davacının 2013 yılı için yaklaşık 10 aylık 74.935,40 TL (fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak) gelir kaybı ve zararının oluştuğu belirtilmiştir. 2-Davalı vekilinin yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin belirsiz süreli hale geldiği, belirsiz süreli bir sözleşmenin feshinde şayet fesih süresi öngörülmemiş ise feshin haklı olup/olmadığı konusunda bir araştırmanın yapılması gerektiği, davacının performans düşüklüğü, kendisi hakkındaki şikayetler, performans notlarının düşüklüğünün kendisine bildirildiği, sözleşmenin 8.3. Maddesinde yer alan ceza koşulunun davacının daha iyi hizmet vermesi için uygulandığı, ceza bedellerinin davacıya faturalandırıldığı, davacının bu faturalara itiraz etmediği, bu durumun sözleşmenin haklı feshedildiğinin ispatladığı, sözlemenin 9. Maddesi uyarınca denetlemeler sonucundaki eksiklikler nedeniyle haklı fesih olduğu, mahkeme tarafından feshin haklılığı konusunun tartışılmadığı, mahkeme tarafından hükmedilen 6 aylık sürenin fahiş olduğu, sözleşmenin 11.1. maddesinde fesih ihbar süresi 1 ay olarak belirlenmiş iken bu sürenin 6 aya çıkarılmasının sözleşmeye müdahale niteliğinde olduğu , davacının tamamen kötü niyetli olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı kazanç kaybından kaynaklanan maddi tazminat ile cari alacağın tazmini talepli davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısı/davacı tarafından borcun cari hesap alacağı, iade ürünlerin fatura bedelleri ve sözleşmenin feshinden doğan alacağa dayalı olarak davalı aleyhine 146.394,60 TL asıl alacak ve 4.742,78 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 151.137,38 TL alacağı için takibe geçtiği, takip borçlusu vekilinin süresi içerisinde sadece cari hesap nedeniyle 783,10 TL borçları bulunduğunu, faturalarla ilgili borcu kabul etmediklerini, takibe konu edilmiş olan alacağın kalan kısmına ilişkin böyle bir borcu bulunmadığından icra takibine, borca, ödeme emrine, faiz oranına, işlemiş faize, ferilerine açıkça itiraz ettiğini belirtir itiraz dilekçesi sunulmuş ve İİK 76. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 11/12/2019 tarih ve 2014/1198 E. 2019/1558 K. sayılı ilam ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve iş bu karara yönelik taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle dairece yapılan inceleme sonucunda 2020/1520 E. 2023/984 K. sayılı ilam ile ''..... davalı tarafça cevap dilekçesinde taraflar arasında kurulan sözleşmenin davacının sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmediği iddia edilmekle, bu hususların tartışılması gerektiği açıktır. Zira, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği kabul edilmesi halinde davacı uğradığı müspet zararı talep etme hakkı bulunmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/03/2016 tarih 2015/8486 Esas 2016/3473 Karar sayılı ilamı ve emsal yargıtay kararlarında belirtildiği üzere öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekmektedir. Her ne kadar bilirkişi heyet raporunda 1,5 aylık feshi ihbar süresinin yeterli olduğu düşünülerek tazminat hesabı yapılmış ise de, alanında uzman sektör bilirkişisinin heyete dahili sağlanarak yukarıda belirtilen kriterler nazara alınarak rapor düzenlemeli ve mahkemece feshe, davacının kendi kusurlu ve sözleşmeye aykırı davranışları ile sebebiyet verdiği iddiası tartışılmalıdır. Ayrıca her ne kadar taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.1. maddesinde ''servis sözleşmeleri imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süreyle geçerlidir. Ancak taraflardan birisi sözleşmesi sona erme tarihinden 1 ay önce sözleşmenin feshini ihbar etmezse sözleşme 1 yıl süreyle yenilenmiş sayılacaktır'' hükmü yer almakta ise de; sözleşmenin ilk düzenlendiği hali olan belirli süreli olması halinde uygulanacak bir hüküm olup, 23.06.2012 tarihinden sonra taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin belirsiz süreli sözleşme haline gelmesi nedeniyle artık taraflar arasında 3.06.2007 tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanmayacağı açıktır. Bilirkişi raporunda defterlerin içerik yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmesinde davacının açık hesaplarının incelenmesi sonucunda, davacının 128 hesapta olan 65.397,77 TL alacağın davalıya kesilen iade faturalarına ilişkin olduğu, iş bu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Davacı vekilince sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde, icra dosyasında talep edilen faizin ticari faiz olduğu iddia edilmiş ise de, takibe konu icra dosyasında toplam 151.137,38 TL tutarındaki, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek % 9,0 oranında yasal faiz ile tahsilini talep edildiğinin belirtildiği ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda da 8.063,96 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesin dair karar verildiği anlaşılmakla, ticari faizin uygulanması yönündeki talebinin taleple bağlılık ilkesi uyarınca yerinde olmadığı tespit edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine'' dair karar verilmiştir. Daire kaldırma kararından önce düzenlenen bilirkişi raporları ve yapılan tespitler:Taraflar arasında (davacının yetkili servis, davalının imalatçı/ithalatçı sıfatlarının bulunduğu) düzenlenen 23.06.2007 tarihli yetkili servis sözleşmesi'nin incelenmesinde, sözleşme konusunun yetkili servis tarafından markanın ürünü belirtir şekilde sözleşmede belirtilen sistem dahilinde ...A.Ş. tarafından üretilen–ürettirilen, ithal edilen –ettirilen ve sayılanlar sınırı olmaksızın dağıtımı yapılan ya da ileride yapılacak olan ürünlere ilişkin yedek parçaların ve donanımların, satışı ile bu ürünlere satış öncesi ve sonrasındaki garantili ve garantisiz bakımların yetkili servislerce yapılması, arıza oluşması halinde tamirlerinin kendilerine tanınan yetkiler dahilinde ve ...A.Ş.'yi temsilen satış sonrası servis ve diğer hizmetlerin sağlanmasına yönelik olduğu belirtilmiştir.Sözleşmenin 8. maddesinde sorumluluk sigorta ve ceza uygulanması belirtilmiş olup buna göre, yetkili servisin bu sözleşmede belirtilen satış sonrası hizmetler için bütün sorumluluğu üstlendiği, yetkili servisin özellikle bakım ,onarım ile montaj hizmetlerini zamanında ve hatasız olarak yerine getirmekle, ürünlere düzenli ve usulüne uygun olarak muhafaza etmek ve garanti süresi içinde ve haricindeki ürünleri tamir etmekle yükümlü olduğu, bu hizmetin verilmesi sırasında hasarların ortaya çıkması durumunda, yetkili servisin nihai tüketiciye yani müşteriye karşı yasal hükümler çerçevesinde sorumlu olduğu, yetkili servisin bu gibi hasarlardan doğacak zararın tazmin edileceği ve ...A.Ş.'yi türlü sorumluluktan ibra edeceği, yetkili servisin hatasından dolayı müşteriden gelen değişim talepleri ile yetkili servisten kaynaklanan bir sebep dolayısıyla Tüketici Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca öngörülen azami tamir süresinin dolması nedeniyle ...A.Ş. nezdinde doğmuş ve doğacak bu zararların yetkili servis tarafından ...A.Ş.'nin ilk talebinde nakden ve defaten ödeneceği yer almaktadır. Sözleşmenin feshini düzenleyen 9. maddede ise, ...A.Ş.'nin iş bu sözleşmeyi hiçbir gerekçe göstermeden tek taraflı olarak ve herhangi bir ihtar ya da ihbara gerek olmaksızın dilediği zaman feshedebileceği, bu genel feshi yanında sözleşmenin 9. maddesinde belirtilen özel gerekçede yazılı koşullardan birinin veya birkaçının olması ( yetkili servisin iflası ya da konkordato isteğinde bulunması, yetkili servisin sözleşme hükümlerinden herhangi birisini ihlal etmesi, gerçek kişi yetkili servisin ölümü, akli dengesini yitirmesi, hakkında yüz kızartıcı bir suçtan soruşturma açılması, servis fişlerini, tam, zamanında ve doğru göndermemesi, ...A.Ş. tarafından yapılan yazılı/sözlü duyurulara dikkat edilmemesi, denetlemeler neticesinde hata, eksiklik bulunması, yetkili servisin çalışma standartlarına ve kalitesine uymadığının tespit edilmesi, yetkili servisin bulunduğu bölgede yetkili servis bulunmasının gerekli olmadığının tespit edilmesi) durumunda sözleşmede belirtilen sürenin sona ermese dahi ...A.Ş. tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceği, sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi halinde yetkili servise ait olan ve madde 6.1. de tanımlanmış olan cari hesabın kesileceği, (e) bendinde ise, yetkili servisin sözleşmenin feshini gerekçe göstererek ...A.Ş.'yi elinde bulunan yedek parçaları iade almaya zorlayamayacağı belirtilmiştir.Sözleşmenin 11. maddesinde ise, sözleşme süresi belirlenmiş olup buna göre servis sözleşmeleri imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süreyle geçerlidir. Ancak taraflardan birisi sözleşmenin sona erme tarihinden 1 ay önce sözleşmenin feshini ihbar etmezse sözleşme 1 yıl süreyle yenilenmiş sayılacaktır. Takip eden sözleşme dönemlerinde de aynı usuller benimsenmiş olup, iş bu sözleşme uzayan dönemlerde birlikte imza tarihinden itibaren en fazla 5 yıl yürürlükte kalacak, 5 yılın sonunda hiçbir ihbar ya da ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erecek ve sözleşmenin 1 asıl nüsha halinde tanzim olunarak 23.06.2007 tarihinde imzalandığı, asıl nüshanın ...A.Ş.'de muhafaza edileceği kararlaştırılmıştır.Davaya konu faturalara ilişkin yapılan incelemede, uyuşmazlığın davacı tarafça düzenlenen 22.07.2013 tarih ve A seri numaralı ... arası sıralı (55.421,84+9.975,93 KDV =65.397,77 TL bedelli ) 37 adet iade faturasına dayalı olduğu, sunulan cevap dilekçesinde, davacı tarafından gönderilen ürünün teslim alındığı ancak iadenin kabul edilmediği ve ürünlerin iade alınmasına ilişkin iradelerinin olmadığı, söz konusu yedek parçalara istinaden gönderilen faturanın ... firması aracılığıyla aynen iade edildiği, davalı şirketçe kabul edilmediği ve davacının yedek ürünleri iade ederek bedelini talep etmesinin sözleşme hükümlerini ve genel hükümlere aykırılık teşkil ettiğini belirtmiştir.Büyükçekmece 6. noterliği vasıtasıyla davalı taraf gönderilen 24.04.2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi uyarınca ve davalı şirket tarafından tespit edilen, yapılan bildirime rağmen düzeltilemeyen eksiklikler nedeniyle sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca bu ihtarnamenin davacı tarafa tebliğ tarihi ile tek taraflı feshedildiği, fesih nedeniyle davalı şirkete ait olduğu belirtilen tabela, stand ve benzeri gereçlerin kullanamaması ve teslim edilmesi ihtar edilmiştir. Safranbolu Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve 24.10.2013 tarihli ihtarnamesinde, davacı tarafça 23.01.2007 tarihli yetkili servis sözleşmesinin gerekçe gösterilmeksizin bir süresinden evvel feshi ve işyerinden servise ilişkin belgelerin cebren alınmak suretiyle oluştuğu belirtilen menfi ve müspet zararların tazmini ile servisin gerekçe gösterilmeksizin kapatılması nedeniyle iadesi yapılan ürünlerin fatura bedellerinin ödenmesi davalıdan talep edilmiştir....... A.Ş. tarafından düzenlenen H- 80640 seri numaralı ''... tesellüm fişi''nin fotokopi örneğinin incelenmesinde, göndericinin davacı olduğu toplam 108 kolinin gideceği yerin Manisa olarak belirtildiği ve teslim alan personelin ad-soyadının yazıldığı, teslim eden müşteri kısmında da ... isminin yazılı olup, imzalanmış olduğu tespit edilmiştir. Yine ...... A.Ş. tarafından düzenlenen ... seri numaralı ''... tesellüm fişi''nin fotokopi örneğinin incelenmesinde, göndericinin davacı olduğu alıcı kısmında davalının unvanının yazıldığı ve sevk irsaliye no kısmında ... (kapanan servisin 37 adet iade faturası) açıklamasının yazılı olduğu anlaşılmaktadır.Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/23 Talimat sayılı dosyasından Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 02/06/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin 2013 yılı defterlerinin incelenmesinde davalı şirketten 65.397,77 TL. alacaklı olduğunun kayıtlarda yer aldığını, icra takibine yapılan itiraz üzerine 213 sayılı V.U.K uygun olarak bu tutarın şüpheli alacaklar hesabında takip edildiğini, bunun dışında cari hesap bakiyesi olarak hesaplarda bir alacak kaydının bulunmadığını, sözleşmenin feshi nedeniyle mahrum kalınan kar'ı değerlendirme yetkisinin mahkemenin takdirinde olduğunu raporunda belirtmiştir. Mali Müşavir, Hukukçu ve Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 22/05/2017 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; Davacının inceleme günü 2005-2007-2008-2011 yıllarına ait ticari defterlerini ibraz etmediği, davacının 2006-2009-2010 yıllarına ait ticari defterlerinin yevmiye ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmadığından usulüne uygun tutulmadığı ve sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, davacının 2013 ve 2014 yıllarına ait ticari defterlerinin ise, usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu,davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ...... Ltd. Şti. 16.12.2013 icra takip tarihinde 6.061,43 TL cari hesap alacağı talep ettiği, ancak davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ve talimat raporunda da teyit edildiği üzere, davalıdan alacağının olmadığının görüldüğü, davacı tarafından 22.07.2013 tarihli ... no.lu (ardaşık sıralı ve 37 adet faturalar ile davalıya elinde kalan yedek parçalan 55.421,84 TL + 9.975,93 % 18 KDV olmak üzere 65.397,77 TL kestiği iade faturasından dolayı alacak talep ettiği, ancak Sözleşmenin feshi ve feshin sonuçlarını düzenleyen 9. maddesinin e bendine göre; ''yetkili servis, sözleşmenin feshini gerekçe göstererek ...A.Ş.’yi elinde bulunan yedek parçalan iade almaya zorlayamaz" hükmü göz önüne alındığında davalının kabulünde olmayan iade faturasının kabul edilemeyeceğinin düşünüldüğü, davacı ...... Ltd. Şti. tarafından sözleşmenin haksız feshi ile, 74.935,40 TL gelir ve zarar kaybı talep edildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen Büyükçekmece 5. Noterliği 22.04.2013 tarih ... yevmiye no ile ihtarname ile davacıya ihtarnamenin tebliğ edildiği 08.05.2013 tarihinde sözleşmenin 9. maddesi gereğince sözleşmenin fesih edildiği, 23.06.2012 tarihinden sonra taraflar arasındaki ilişkinin belirsiz süreli ve sürekli bir sözleşme ilişkisine döndüğü, bu ilişkide artık yanlar arasındaki 23.06.2007 tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanmayacağı, tarafların belirsiz süreli ve sürekli bir sözleşme ilişkisini feshi ihbar süresine uyarak her zaman sona erdirebilecekleri, davalının 22.04.2013 tarihli fesih ihtarnamesi ile bu ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih olan 08.05.2013 tarihinde sözleşmeyi fesih ettiğini, davalının davacıya bir feshi ihbar süresi vermesinin gerekli olduğunu, somut sözleşme için kanunda tayin edilmiş herhangi bir feshi ihbar süresi bulunmadığını, 23.06.2007 tarihli sözleşmede sözleşenlerin sözleşme süresini 5 yıl olarak tayin ettiklerini de nazara alarak, 23.06.2012 tarihinde kendiliğinden sona eren ancak taraflarca fiilen uygulanmaya devam eden sözleşme ilişkisi için 1,5 aylık feshi ihbar süresinin aranmasının ve uygulanmasının uygun ve makul olacağı, 1,5 aylık feshi ihbar süresi için davacının mahrum kalınan kâr olarak 46 gün için hesaplanan 8,063,96 TL talep edebileceği, davacının bunun üzerindeki taleplerinin dayanaksız olduğu, davacının tüm gelirlerinin davalı Vestel bayiliğinden elde ettiği varsayımı ve en son 2012 yılına ait mali verilerinden yola çıkılarak; (sözleşme 08.05.2013 tarihinde fesih edildiğine göre kesinleşmiş olan 2012 yılı mali verilerini esas almak gerektiği) davacının 23.06.2013 tarihi ile 08.05.2013 tarihleri arasında 46 günlük süreçte, 2012 mali verilerine göre davacının tazminat alacağının olabileceği, davacının 2012 yılında 63.985,80 TL faaliyet karı elde ettiği karın 46 gün üzerinden 8.063,96 TL olduğu hesaplandığı, davacının 16.12.2013 tarihli icra takibine kadar 8.063,96 TL asıl alacağına 423,52 TL işlemiş faiz talep edebileceği, davacının 16.12.2013 takip tarihi itibariyle yasal faiz oranını % 9,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren %9,00 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faizi yürütülebileceği, faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği, davacının icra İnkâr tazminatı talebinin takdirinin ise mahkemeye ait olduğu görüş ve tespitinde bulunulmuştur. Mali Müşavir, Hukukçu ve Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 27/09/2019 tarihli bilirkişi heyet EK raporuna göre; davacının faaliyet karına göre hesaplanan 8.063,96 TL. talep edebileceği yasal faiz tutarının 423,52 TL. olarak hesaplandığı, davacının dönem net karına göre hesaplanan 6.288,30 TL. talep edebileceği yasal faiz tutarının 330,26 TL. olarak hesaplandığı, davacının 16.12.2013 takip tarihi itibariyle yasal faiz oranını %9,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 6.288,30 TL. asıl alacağına takip tarihinden itibaren %9,00 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faizi yürütülebileceği, faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği, davacının icra İnkâr tazminatı talebinin takdirinin ise mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Daire kaldırma kararından sonra düzenlenen bilirkişi raporları ve yapılan tespitler:Menderes 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/179 Talimat sayılı dosyasında mali müşavir bilirkişi... tarafından düzenlenen 14/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu faturaların 22.07.2013 tarihli olup; davacı tarafından 03.08.2013 tarihinde kargoya verildiği, davalının 19.08.2013 tarihinde faturaları iade ettiği ve TTK' ya göre 8 günlük yasal süre içerisinde faturalara itiraz edip etmediğinin tespiti yapılamadığı, davalının ticari defter kayıt ve belgelerinde yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından düzenlenen 37 adet faturanın defter kayıtlarında yer almadığı, 31.12.2013 tarihli kapanış fişinde ... cari hesap kodlu ... ....Ltd.Şti.'nin kapanış bakiyesinin 296,38 TL olduğu, davalının defter kayıtlarına göre davalının davacıdan 296,38 TL alacaklı olduğu görüşünde bulunulmuştur. Mali müşavir bilirkişi ..., sözleşme uzmanı bilirkiş Doç. Dr. ... ve elektrik mühendisi bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/02/2025 tarihli bilirkişi raporda; "...Dosyanın mevcut durumu ve BAM kaldırma kararı çerçevesinde sözleşme md. 9 hükmü uygulanamayacağı değerlendirilir ise davacının feshinin haksız fesih olarak değerlendirilmesine kanaat getirilebileceği; Sayın Mahkeme bu kanaatte ise, davacının cari hesap yönünden alacağına ilişkin davalının takipte kabul ederek icra dosyasına ferileriyle ödenmiş olmakla, iş bu itirazın iptali konulu davaya konu edilemeyeceği, Davacının iade faturası tanzim ederek davalıya iade ettiği ve davalının ihtarı kapsamında uhdesinde olduğu anlaşılan yedek parçaların faturalarının tebliğine ilişkin dosyada yeterli bilgi olmadığı, buna mukabil davalının faturaları iade ettiği ve davalı kayıtlarında mevcut olmadığı, 65.397,77 TL iade ürünlerinin bedelini talep edip edemeyeceği yönündeki sektörel incelemelerin ve nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacının talep ettiği kar mahrumiyetine ilişkin mali yönden davacının 1 günlük faaliyet karının 175,30 TL olup, istinaf kararı kapsamında süre ve diğer hususlara ilişkin nihai belirlemelerin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacının haksız fesih iddiasının kabulü halinde BAM kararı dolayısıyla davacının ne kadar sürede benzer işi bulup bulamayacağı tespit edilerek kâr mahrumiyeti hesaplanacak makul sürenin tespit edilmesi, yine davalının yetkili servis olarak çalışmayıp özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği gelirin de bu tutardan mahsup edilerek kâr mahrumiyetine esas tazminat miktarının bulunması yönünden yapılan değerlendirmede, sektör ve mali bilirkişiliğimizce yapılan tespitlere göre 6 aylık sürenin makul olarak değerlendirilebileceği, bu sürede elde edilebilecek yetkili servis gelirinin 175,30 x 180 = 31.554,00 TL olduğu; bu sürede elde edilebilecek özel servis gelirinin ise günlük 58,43 TL olarak değerlendirilebileceği; buna göre, 6 Aylık süre zarfında elde edilecek özel servis geliri 10.517,40 TL’nin bu bedelden mahsubu ile davacının 6 aylık kar mahrumiyetinin 21.036,60 TL olarak hesap edilebileceği; ..." tespitleri yer almaktadır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda , davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Dairenin kaldırma kararında belirtildiği üzere, uyuşmazlığa konu somut davada; davacının, davalı ...A.Ş. ile 23.06.2007 tarihli yetkili servis sözleşmesi imzalanmıştır. sözleşmenin süresini düzenleyen 11. madde nazara alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin imza edildiği tarihten itibaren 5 yıl sonra yani 23.06.2012 tarihinde kendiliğinden sona ereceği belirlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 430. maddenin 1 ve 2. fıkralarında ''Belirli süreli hizmet sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir'' hükmü mevcuttur. Dosya kapsamında sözleşme süresinin 23.06.2012 de sona erdiği, bu sona ermenin 1.7.2012 tarihli BK'nin yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştiği anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, 818 sayılı BK'nin 339. maddesinin somut davada uygulanması gerekmektedir.Madde 339. ''muayyen bir müddet için yapılan hizmet akdi bu müddetin mürurundan sonra her iki tarafın sükutu ile temdit dildiği taktirde, akit, aynı müddet ve fakat nihayet bir sene için tecdit edilmiş sayılır.Akdin feshi ihbar vukuuna vakıf iken, iki taraftan hiçbiri ihbar etmemiş ise, akit, tecdit edilmiş sayılır'' yer almaktadır. Yukarıda yer alan bilgiler ışığında, 23.06.2012 tarihinden sonraki dönem için taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin belirsiz süreli bir sözleşme ilişkisine döndüğü açıktır. -Davacının istinaf sebepleri yönünden inceleme: Davacının uyuşmazlığa konu davada, talepleri incelendiğinde, 6.061,43 TL 2013 yılı Mart ayı cari hesap alacağı, 65.397,77 TL parası ödenen ve iade edilen ürünlere ilişkin 37 adet iade edilen fatura bedeli ve 74.935,40 TL 2013 yılı (yaklaşık 10 aylık süre )gelir kaybı ve zararı olmak üzere toplam 146.394,60 TL dir. -Servis hizmetinin kapatıldığı Mart 2013 dönemi için 6.061,43 TL nin davacıya ödenmediği ileri sürülmüştür. Dosyada yer alan tespitler , bilirkişi raporları incelendiğinde (27.09.2019 tarihli bilirkişi raporunun 11. Sayfası) davacının icra takip tarihinde 6.453,57 TL alacaklı olduğu, sonrasında ise 31.12.2013 tarihinde ''31.12.2013 DÖNEM SONU HESAP MUTABAKATI'' açıklaması ile, 6.453,57 TL davalının borcuna kaydedildiği ve 31.12.2013 tarihinde davacının 320 hesapta herhangi bir borç/alacak bakiyesinin kalmadığı yani açık hesabın kapandığı tespit edildiğinden , cari hesap alacağı bulunmadığı anlaşılan davacının aksi yöndeki istinafının reddi gerekmiştir. - 65.397,77 TL parası ödenen ve iade edilen ürünlere ilişkin 37 adet iade edilen fatura bedeli yönünden yapılan inceleme: Sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde ve dosyada yer alan tespitlerden anlaşılacağı üzere taraflar arasında 23/11/2007 tarihinde kurulan sözleşmenin davalı tarafça 22/07/2013 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 9. Maddesi dayanak kılınmak suretiyle feshedildiği bildirilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere sözleşmenin 9. Maddesinde ''yetkili servis, sözleşmenin feshini gerekçe göstererek ...A.Ş.’yi elinde bulunan yedek parçalan iade almaya zorlayamaz" hükmü yer almaktadır. Yetkili servis sözleşmesinin feshi nedeniyle, davacının ücretini ödeyerek aldığı yedek parça ürünlerinin davalının ''Cumhuriyet Bulvarı.... Organize Sanayi Bölgesi 1. Kısım Merkez/Manisa '' adresine irsaliyeli fatura ile iade edildiği, söz konusu iadelere ilişkin olarak toplam 65.397,77 TL lik 37 adet iade faturası düzenlenerek ... ile davalıya gönderildiği davacı tarafından belirtilmiştir. Dosyada yer alan tespitlerden de anlaşılacağı üzere, davacı tarafın 22/07/2013 tarihli iade faturalarının aynı tarihli ...... firması ile 108 koli olarak gönderildiği, davalı tarafça iş bu faturaların 19/08/2013 tarihinde iade edildiği anlaşılmaktadır.Aynı zamanda, davalı tarafça 09/10/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede, gönderilen yedek parçaların kabul edilmediği, ... adresine geri gönderildiği, ancak ... firmasının adresinin kapalı olması nedeniyle ürünlerin kendilerine tekrar iade edildiği belirtilerek bu ürünlerin 3 gün içinde alınması ya da adres bildirilmesi istenilmiş olduğu nazara alındığında, davacının 65.397,77 TL lik iade edilen ürünlere ilişkin kendisine ödeme yapılması konusundaki talebinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle , davacı vekilinin sunduğu istinaf itirazının yerinde olduğuna dair karar vermek gerekmiştir. -74.935,40 TL 2013 yılı (yaklaşık 10 aylık süre )gelir kaybı ve zararı yönünden inceleme:Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/1913 E. 2014/3620 K. sayılı ilamında, "... Dava, yetkili servis sözleşmesinin davalı ... tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalı ... ile birleşerek tüzel kişiliği ortadan kalkan ... şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı ... A.Ş'ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı ...'in servisi olarak hizmet verdiği, ancak ... tarafından sebepsiz olarak servis sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı müspet zarar kapsamındaki kazanç kaybı zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece davacının uğradığı bu zararla ilgili olarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu konuda yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli bulunmamaktadır. Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.Bu hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysaki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmadığı gibi verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli olmayıp, esasen mahkemece esas alınan ek raporda da bilirkişiler davacının serbest servis olarak çalışması halinde elde edeceği kazanç miktarına ilişkin olarak bu hususun İTO Meslek Komitesi'nden sorulmasının yararlı olacağını bildirmişlerdir.Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.''Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/8486 E. 2016/3473 K. sayılı ilamında, ".. Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysa ki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. belirtilmiştir.Somut davada, , davacının, davalı ile aralarında düzenlenen 23/01/2007 tarihli sözleşme ile yetkili servisi olduğu, daha sonra davalının sözleşmeyi Büyükçekmece 6. Noterliği vasıtasıyla 22 Nisan 2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshettiğini bildirdiği hususu dosya kapsamıyla sabittir. Dosya arasına alınan ihtarnamede, sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiği belirtilmiş ve davalı tarafından tespit edilen ve yapılan bildirime rağmen düzeltilmeyen yükümlülükler gerekçe olarak belirtilmiştir. Dosya kapsamında yapılan tespitler uyarınca davalı tarafça sunulan deliller incelendiğinde, feshin haklılığına dayanak kılınacak somut verinin bulunmadığı anlaşıldığından , davalı tarafça 23/01/2007 tarihli sözleşmenin feshinin haksız olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda yer alan emsal mahiyette içtihatlar ışığında, davacının emsal bir iş bulup/ bulamayacağı, hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması yoluna gidilmiştir. Dairemizin 2020/1520 E 2023/984K sayılı kaldırma kararında da bu konuda alanında uzman sektör bilirkişisinin heyete dahili sağlanarak araştırma yapılması gerektiği açıklanmıştır. Hükme esas alınan 05/02/2025 tarihli raporda, sektör ve mali bilirkişiler tarafından yapılan tespitte 6 aylık sürenin makul olarak değerlendirilebileceği belirtilerek hesaplama yapılmıştır. Buna göre ;davacının günlük faaliyet karı 175,30 TL olarak ele alındığında, 175,30x180=31.544,00 TL olup, bu sürede elde edilecek özel servis geliri günlük 58,43 TL olarak değerlendirildiğinde, 6 aylık sürede elde edilecek özel servis geliri 10.517,40 TL olup, davacının 6 aylık kar mahrumiyeti (31.554,00 -10.517,40) 21.036,00 TL olarak hesaplanmıştır. Bu hesaplama yönelik sunulan itiraz sebepleri yerinde değildir. -Davalının istinaf sebepleri yönünden inceleme: Davalı tarafça feshin haklı olduğu yönünde itiraz sebepleri ileri sürülmüş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca dosya kapsamı ile feshin haklı olmadığı sabit olup, aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.-6 aylık sürenin fahiş olduğu itirazı:Taraflar arasında düzenlenen ve uyuşmazlığa konu edilen sözleşmede feshi ihbar süresinin 1 ay olarak kabul edilmesine rağmen, fesih bildirimi için 6 aylık sürenin kabul edilmesinin yerinde olmadığı ileri sürülmüştür. Bilindiği üzere, servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin nasıl olacağı öncelikle ele alınmalıdır. Her ne kadar taraflar arasında akdedilen yetkili servis sözleşmesinde feshi ihbar süresi 1 ay kabul edilmiş ise de, belirsiz süreli yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması yargıtay kararlarında vurgulanmıştır. Dolayısıyla sözleşmede belirlenen feshi ihbar süresi bu anlamda makul sürenin belirlenmesinde ölçüt olarak ele alınamaz. Ş bu nedenle feshi ihbar sürenin 1 ay olması, makul sürenin de 1 ay olması sonucunu doğurmayacaktır. -Davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündeki itiraz:Davacı tarafın kötü niyetle icra takibi başlattığının kanıtlanamadığının anlaşılması nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesinde koşullar oluşmadığından kötü niyet tazminatına talebinin reddine dair karar vermek gerektiği kanaati ile davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebine ise itibar edilmemiştir.Yukarıda yer alan bilgiler ve tespitler ışığında ; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulü ile davacının , parası ödenen ve iade edilen ürünlere ilişkin olarak 65.397,77 TL ve 6 aylık kar mahrumiyeti yönünden 21.036,00 TL olmak üzere toplam 86.433,77 TL yönünden davalı aleyhine başlattığı takipte haklı olduğu anlaşılmaktadır. İşlemiş faiz yönünden ise, davacının davalıya tanzim ettiği ihtarnamenin 01/11/2013 tarihinde tebliğ edildiği, icra takip talebinde %9 yasal faiz isteminde bulunduğu nazara alındığında ; 21.036,00 TL yönünden (01.11.2013 tebliğ tarihi ile 16/12/2013 takip tarihi arasındaki dönem hesaplamaya dahil edildiğinde) 233,2 TL, 65.397,77 TL yönünden 725,67 TL faiz hesaplanarak, toplam 86.433,77 TL anapara ve 959,09 TL işlemiş faize yönelik davalı tarafça yapılanitirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, sadece parası ödenen ve iade edilen ürünlere ilişkin likit şart gerçekleştiğinden bu kısımda hesaplanan bedel üzerinden (65.397,77 TL +725,67 TL=66.123,44 TL ) %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesine ve davalının talep ettiği kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmaması nedeniyle reddine dair karar verilmesi gerekmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir. İş bu nedenle; 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/494 Esas - 2025/316 Karar sayılı ve 20/05/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; A)Davanın KISMEN KABULÜ İLE, B)Davalının İstanbul İstanbul 5.İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasında 86.433,77 TL anapara ve 959,09 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 87.392,86 TL'ye yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, Takibin bu miktar üzerinden takip şartları doğrultusunda AYNEN DEVAMINA, C) 66.123,44 TL nin %20 si oranında hesap edilen 13224,68 TL icra inkar tazminat bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine D)Fazlaya dair istemin ise REDDİNE, E)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 5.969,80 TL karar harcının, peşin yatırılan 1.811,25 TL peşin harç ve 25,20 TL başvurma mahsubu ile bakiye 4.133,35 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıdan tahsiline, -Davacıdan peşin olarak alınan 1.811,25 TL peşin harç ve 25,20 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olarak yapılan toplam 17.435,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 10.081,51 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yapılan 923,10 TL yargılama giderinden davanın ret oranına göre hesap edilen 389,33 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, ç-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3. maddesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3. maddesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Yatırılan gider/delil avansından artan kısmın HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf İncelemesi Yönünden; a-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazine'ye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan ilk derece mahkemesince tahsiline, c-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan ilk derece mahkemesince tahsiline, ç-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcı, 615,40 TL istinaf karar olmak üzere toplam 2.298,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacılara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, f-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.14/01/2026 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.