İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025 Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin davalı ...'in yetkili bayisi olan diğer davalıdan 17.03.2016 tarihinde ... plaka no'lu 2016 model ... marka ... aracı 188.281,51-TL bedelle sıfır olarak satın aldığını, müvekkili tarafından aracın tüm bakım ve onarımlarının dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/2444 KARAR NO:2025/2190 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/11/2021 NUMARASI: 2018/912 Esas - 2021/826 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:10/08/2018 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025 Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin davalı ...'in yetkili bayisi olan diğer davalıdan 17.03.2016 tarihinde ... plaka no'lu 2016 model ... marka ... aracı 188.281,51-TL bedelle sıfır olarak satın aldığını, müvekkili tarafından aracın tüm bakım ve onarımlarının davalıların yetkili servisinde yapıldığını, araç müvekkili firmanın kullanımında olduğu süre içinde bir kez ufak bir kazaya karıştığını, bu kazada arka plastik tamponun davalıların yetkili servisinde tamir edilerek lokal boya yapıldığını, müvekkili firma tarafından araç kullanıldıktan belli bir süre sonra satılığa çıkarıldığını, müvekkilinin ilanı üzerine aracı satın almak isteyen kişinin aracı ekspertize götürdüğünü, Oto rapor firmasınca 12.07.2018 tarihinde düzenlediği ekspertiz raporunda, aracın sol ön kapısının değiştiği, sol ön kapı dışındaki tüm yerlerinde 400-440 mikron arasında yüksek düzeyde boya olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz raporunda yapılan tespitlerde, değiştirilen kapının orijinal kapı olduğu, arka tampon dışındaki tüm boyaların da orijinal fabrika boyası olduğunun belirlendiğini, bu nedenle müvekkili şirket yöneticilerinin ayıplı ürünü ayıpsızmış gibi satmaya ve dolandırıcılık yapmaya çalışmakla itham edildiğini,müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, davalı ... asıl satıcı firma, davalı ... ise yetkili satıcı bayi olup, davalılar tarafından müvekkiline satılan aracın ayıplı olduğunu, ayıbın davalılar tarafından hile ve kusurlu olarak müvekkilinden gizlendiğini, ayıbın ortaya çıkması üzerine müvekkilince davalı ...'a 18.07.2018 tarihinde gönderilen ihtarname ile aracın ayıplı olduğu belirtilerek misli ile değişim talep edildiğini, ancak davalı tarafından ihtara cevap verilmediğini belirterek, dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması durumunda ise müvekkilince ödenen tüm ücretlerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, 50.000-TL manevi tazminatın 12.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH:Davacı vekili 03.11.2020 tarihli dilekçesiyle; davanın tam ıslahı kapsamında ayıplı araç için fazladan ödenen 40.000-TL'nin ödeme tarihi olan 17.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı ... Oto vekili; davacının hak düşürücü süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, dava konusu araç 10.03.2016 tarihinde müvekkili şirketten satın alındığı, 2 yıllık zamanaşımı süresinin 10.03.2018 tarihinde dolduğunu, davanın ise zamanaşımı süresinin dolmasından yaklaşık 7 ay geçtikten sonra açıldığını, davacı kanunda düzenlenen seçimlik haklardan birisin talep etmek zorunda olup terditli talepte bulunamayacağını, dava konusu araçta davacının iddia ettiğinin aksine üretim hatasından kaynaklı ayıp bulunmadığını, aracın satışa sunulmadan boya görmesinin söz konusu olmadığını, araç bedelinin iadesine karar verilmesinin hak ve menfaatler dengesini bozacağını, davacının faiz talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı gibi miktarının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü usulüne uygun olarak ve süresinde yerine getirmediğini, davacının seçimlik haklar bakımından terditli talepte bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket aracın ithalatçısı olup satış bedelini tahsil eden taraf olmaması nedeniyle bedel iadesi gibi mali yükümlülük bulunan taleplerin müvekkili şirkete yöneltilemeyeceğini, dava konusu aracın sonradan boyanmış, sol ön kapısı değişmiş ve/veya imalat hatalı olarak davacıya satılmadığını satış anındaki teslim sırasında orijinal parçalarla ve üretici standartlarında teslim edildiğini, kaldı ki dava konusu yapılan hususun araçtan yararlanmayı azaltan bir özellik taşımadığını,davanın kabulü halinde hakkaniyet gereği makul tutarda bedel indirimine karar verilmesi gerektiğini ,manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacı vekilince 03.11.2020 tarihli dilekçe ile davanın ıslah edildiği ve araç bedelinden 40.000-TL'nin indirim talep edildiği, TBK'nın 231.2 maddesinde satıcının ağır kusurlu olması halinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmayacağının belirtildiği, davaya konu aracın sol ön kapısının değiştiği ve aracın boyanmış olduğu bilirkişi raporları ile tespit edildiği ve satıcının bu durumu alıcıdan gizlemesinin ağır kusur olduğu, aracın sol ön kapısının orijinal kapı ile değiştiği ve aracın orijinal boya ile boyandığı, boya kalınlığının yüksek mikronlarda olduğunun tespit edildiği, 15.10.2019 tarihli raporda, söz konusu durumların ayıp niteliği taşımadığı, ancak aracın değerinde 2.500-TL azalmaya neden olabileceği yönünde görüş bildirildiği, 07.09.2020 tarihli raporda yine belirtilen hususların ayıp niteliği taşımadığı ancak aracın değerinde 6.200-TL değer azalışına neden olabileceğinin bildirildiği, 08.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda hasar tespit uzmanı, sigorta eksperi ve otomotiv bilirkişisinin aracın ayıplı olduğu ve ayıp nedeniyle 28.281,51-TL değer kaybının bulunduğunu bildirdikleri, rapora ayrık görüş sunan kimya mühendisi ve makine mühendisi bilirkişilerin ise araç değer kaybının piyasa şartlarına göre hesaplanmadığı gerekçesi ile ayrık görüş sundukları, her ne kadar aracın sol ön kapısının orijinali ile değiştirilmesi ayıp olarak değerlendirilemez ise de, ülke koşullarında kapının değiştirilmesinin aracın değerini olumsuz etkileyeceği, kapının orijinali ile değiştirilmesinin aracın değerindeki azalışa engel olmayacağı, yine 08/10/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda ayrık rapor olarak sunulan raporda da belirtildiği gibi otomotiv dünyasında 480 mm'ye kadar boya kalınlığının standarda uygun olduğu , ancak aracın satışı sırasında bedelini olumsuz etkileyeceği, boyanın orijinal boya olmasının bu durumu değiştirmeyeceği gerçeği karşısında davacının bedelden indirim talep edebileceği, sol ön kapının değişmesi ve aracın boyanması nedeniyle araçta meydana gelecek değer kaybı oranında hakkaniyet gereği satış bedelinden indirim yapılması gerektiği, aracın ayıplı olduğuna ilişkin 08/10/2021 tarihli raporun ana görüşüne itibar edilmediği ve ayıba göre yapılan değer azalışı hesabının hükme esas alınmadığı, buna karşılık hükme esas alınan ayrık raporda hesaplanan değer azalışı hesabının dosya kapsamına uygun olarak piyasa verileri ile desteklenmesi nedeniyle hükme esas alındığı, bu kapsamda satış bedelinden 6.200-TL indirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, dava dilekçesinde aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde davalıya ödenen ücretlerin iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, ıslah dilekçesi ile talep sonucu değiştirilip bedelden indirim talep edilmesi nedeniyle, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi ve davalıya ödenen ücretlerin iadesi talepleri yönünden hüküm kurulmadığı, aracın ayıplı olmaması ve davacının satış sırasında ticari itibarının zedelendiğini ispata yarar delil sunmaması nedeniyle manevi tazminat talep şartlarının oluşmadığı, 18/07/2018 tarihli ihtarname ile temerrüdün oluşması nedeniyle bu tarihten itibaren avans faizine hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 6.200-TL'nin 18/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebi ile fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; davanın 03.11.2020 tarihinde tam ıslahı ile tüm taleplerinden vazgeçilerek 40.000-TL bedel indirimi talep edildiğini, ancak manevi tazminat taleplerinden tam ıslahla vazgeçildiği halde mahkemece talebi aşacak şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilerek, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, alınan ilk bilirkişi raporunda makine mühendisi bilirkişi tarafından araç incelenmeden rapor düzenlendiğini, rapor alınan yeni bilirkişilerin de aracı incelemeden bilirkişi raporunu dosyaya sunduklarını, aracın incelenmesi suretiyle düzenlenen kök raporda ise aracın alındığı gün itibariyle bu ayıpları sebebiyle bedelde yapılması gereken indirimin 28.281,51-TL olduğunun bildirildiğini, ancak mahkemece bu rapor ve rapora itirazları dikkate alınmadan, aracı incelemeyen ikinci bilirkişi heyeti raporu esas alınarak karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun araç incelenmeden düzenlendiğini, raporun hiç bir teknik veri ve piyasa araştırmasına dayanmadığını, araç incelenerek düzenlenen 29.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ve ek raporunda ise aracın 10 farklı parçasının yüksek mikronda boyalı olduğu ve ayıplı kabul edilmesi gerektiği belirlenerek, satış bedelinden 28.281,51-TL indirim yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bu raporda da bir takım maddi hatalar yapıldığını, bu kapsamda bu rapor ve ek raporda araç kapısının değişmediği ve aracın değeri üzerinde herhangi bir değer kaybı yaratamayacağının kabul edildiğini, bu durumda araç kapısının değiştiği hususunun da bu raporda dikkate alınması halinde, araçtaki değer kaybının 40.000-TL civarında olacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın ayıplı olmadığı tespit edilmesine rağmen, zamanaşımı itirazlarının mahkeme tarafından ağır kusur gerekçesiyle reddedildiğini, araçta ayıp bulunmadığı tespit edildiğine göre, ayıbın ağır kusur ya da hile ile gizlenmiş olma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, dolayısıyla 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, zamanaşımı ve yasal garanti süresinin sona ermesi nedeniyle müvekkili şirketin ayıba karşı sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aracın ayıplı olmadığı tespit edildiğinden, araçta sol ön kapı değişmiş olması ihtimali ile bir bedel indirimi hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu aracın davacı tarafa orijinal parçalarla ve üretici standartlarında teslim edildiğini, davacının dava konusu aracı 17.03.2016 tarihinde satın ve teslim aldığını, ancak ayıp ihbarını 2 yıldan fazla bir süre sonra yaptığını, dolayısıyla davacı tarafın ayıp ihbar yükümlülüğünü usulünce süresinde yerine getirmediğini, müvekkili şirketin aracın satıcısı olmayıp ithalatçısı olması nedeniyle, davacının ayıp oranında bedelden indirim şeklindeki mali yükümlülük içeren talebinin müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin garanti sorumluluğu nedeniyle de sorumlu tutulamayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı davanın tam ıslahı ile bedelden indirim istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre ise; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz.Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 225. maddesine göre de, satıcının ağır kusurlu olması halinde, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulması mümkün değildir.Somut olayda; davalı ... Oto tarafından 17.03.2016 tarihinde 188.281,51-TL bedelle davacıya satışı yapılan aracın 12.07.2018 tarihinde yaptırılan ekspertizi sonucu düzenlenen aynı tarihli ekspertiz raporunda, aracın boya mikron değerlerinin yüksek ve sol ön kapının değiştiğinin tespit edildiği, davacı tarafça 18.07.2018 tarihinde davalı ...'a keşide edilen ihtarname ile ayıp bildirilerek aracın ayıpsız benzeri ile değişimi talep edilmiştir.Mahkemece alınan 15.10.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; dava konusu aracın getirildiği İTÜ Kimya Fakültesinde yapılan incelemede, boya ölçümlerinde 350-400 mikron aralığında boya kalınlığı ölçüldüğü, boya ve kaporta aksamının orijinal olduğu, sol ön kapı boya kalınlığı ise 90-120 mikron olup kapı ve boyasının orijinal olduğunun tespit edildiği, boya kalınlığının 400 mikron mertebesinde olmasının olumsuz bir özellik olmadığı, sol ön kapının ikinci kez boyanmamış olması nedeniyle boya kalınığının diğer parçalara göre düşük olması ayıp olarak değerlendirilemeyecek ise de, ülkemizdeki olumsuz piyasa algısı nedeni bu hususun aracın değerinde 2.500-TL azalmaya neden olacağı bildirilmiştir.Farklı bilirkişi kurulundan alınan 16.03.2020 tarihli raporda; sıfır araçların her tarafından farklı mikron değerleri çıkabileceği, aracın fabrikada ikinci, üçüncü kez boyanabileceği, bu nedenle farklı bölgelerde farklı boya kalınlığı ölçülebileceği, bu durumun aracın orijinal olmadığı anlamına gelmeyeceği, sol ön kapıdaki boya kalınlığının diğer bölgelerden farklı olmasının, sol ön kapının fabrikada bir kez boyandığını, diğer parçaların ise birkaç kez boyandığını gösterdiği, sol ön kapısının boya kalınlığının farklı olmasının bu kapının orijinal olmadığı anlamına gelmeyeceği, bu nedenle aracın ayıplı sayılmasının söz konusu olmadığı, sol ön kapıdaki boya kalınlığının diğer bölgelerden farklı olmasının tespitinin ülkemizde bu kapının boya işlemine tabi tutulduğu algısı oluşturacağı da dikkate alındığında, aracın fatura tarihi itibariyle 5.000-TL değer düşüklüğüne neden olacağı bildirilmiştir. Tarafların itirazları üzerine düzenlenen 07.09.2020 tarihli ek raporda ise; aracın sol ön kapısının değişmesi ihtimali nazara alınarak ayıp oranında bedelde indirim tutarının tespiti yönünden yapılan değerlendirmede, bu durumun aracın fatura tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarında 6.200-TL civarında değer düşüklüğüne neden olacağı belirtilmiştir. 3.bilirkişi kurulundan alınan 27.04.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; araçların imalat aşamasında fabrikada veya servis ortamında yapılan boyama işlemlerinin, ortalama boya kalınlığını araç genelindeki veya muadil araçların ortalama boya kalınlığı üzerine çıkaran, aracın objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımamasına, boya ömrünün kısalmasına ve aracın piyasa değerinin azalmasına neden olan ve bu sebeple alıcının aracı satın alıp almama konusundaki iradesini etkileyen işlemler olduğu, boya bakımından bir veya birden fazla parçaya sahip araçların muadillerinden farklı olmaları nedeniyle ayıplı mal niteliği taşıdığı, araç sol ön kapı üzerindeki boyanın robotik ortamda yapılmış fabrikasyon boya olduğu, kapının karoseri bakımından da orijinal olduğu, ancak civata ve menteşelerde önceden sök tak yapıldığına dair ufak izler tespit edildiği, bu nedenle kapının üretim esnasında araç üzerinden sökülerek tekrar orijinal boyalı bir kapı parçasının yeniden takıldığı kanaatine varıldığı, boya ve parçanın orijinalliği nedeniyle sol ön kapının sökülüp takılmasının ayıp kapsamında nitelendirilemeyeceği ve değer kaybı oluşturmayacağı, aracın boya kalınlığındaki kusurun ayıp niteliğinde olduğu, bu durumun satış esnasında davacıya bildirildiğine dair bir belge olmadığı dikkate alındığında ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, boya kusuru nedeniyle araçta satış tarihindeki değerinin %10'u oranında olmak üzere 18.828,15-TL değer kaybı meydana geldiği bildirilmiştir. Aynı kuruldan alınan 12.10.2021 tarihli ek raporda; değer kaybı tutarının nispi metoda göre hesaplanması gerektiği, buna göre gizli ayıplı aracın satış tarihideki değerinin 160.000-TL olabileceği, buna göre araçtaki değer kaybının 28.281,51-TL olduğu, dava konusu ayıbın davalının ağır kusuru ile davacıdan gizlendiğinin kabulünün gerektiği bildirilmiştir. Araçta mevcut boya kalınlığı ilk olarak 12.07.2018 tarihinde yaptırılan ekspertiz sonucu düzenlenen aynı tarihli ekspertiz raporu ile tespit edilmiş olup, ayıbın gizli ayıp niteliğinde oluşu da dikkate alındığında, davacının ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabulü gerekir.Davalı ..., aracın satıcısı ve üreticisi olmayıp, ithalatçı konumundadır. İlk satış itibariyle bu davalı tarafından satışa konu araç bakımından 2 yıllık garanti verilmiştir. Bu durumda garanti veren sıfatıyla davalı ... de davacı karşısında ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünden dolayı satıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle davalı vekilinin husumete yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.Davalı ... tarafından süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. TBK'nın 231. maddesi hükmüne göre; satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Satıcı tarafından daha uzun süreli garanti verilmiş ise, zamanaşımı süresinin garanti süresinin sonuna kadar uzayacağı ve bu sürenin sonuna kadar dava açılabileceği de Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Aracın davacıya satış ve teslimi 17.03.2016 tarihinde gerçekleştirilmiş olup, işbu dava ise 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra 10.08.2018 tarihinde açılmıştır. Davalı ... tarafından verilen garanti süresi de satıştan itibaren 2 yıl olup bu süre dava tarihinden önce dolmuştur. Mahkemece alınan son bilirkişi raporunda dava konusu araçtaki ayıbın davalının ağır kusuru ile davacıdan gizlendiğinin kabulünün gerektiği bildirilmiş, mahkemece de davalıların ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davalının zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda, araç sol ön kapı üzerindeki boyanın robotik ortamda yapılmış fabrikasyon boya olduğu, kapının karoseri bakımından da orijinal olduğu, ancak civata ve menteşelerde önceden sök tak yapıldığına dair ufak izler tespit edildiği, bu nedenle kapının üretim esnasında araç üzerinden sökülerek tekrar orijinal boyalı bir kapı parçasının yeniden takıldığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Her üç bilirkişi raporu da boya ve kapı değişimi işleminin üretim aşamasında gerçekleştiği tespitlerini içermektedir.Dolayısıyla aracın kapı değişimi ve buna bağlı boya kalınlığı farkının üretim aşamasında fabrikada gerçekleştiği sonucuna varılmakta olup, söz konusu işlemin davalı ithalatçı veya satıcı tarafından yapıldığına dair aksi yönde bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Üretim aşamasında takılan kapının değiştirilmesi ,mikron kalınlığının da kabul edilebilir ölçülerde bulunduğu ayıp olarak kabul edilemeyeceği ,ancak serbest piyasa koşullarında bir miktar değer kaybına yol açacağı tesbit edildiğinden davalıların ağır kusurlu oldukları ve ayıbın davalılar tarafından davacıdan hile ile gizlendiğinin kabul edilemez. Ağır kusur kasta ve kasta yakın bir kusuru ifade etmektedir. Üretim aşamasında kabul edilebilir ölçülerde boya kalınlığı farkının bulunması ağır kusur teşkil etmeyeceği halde , ağır kusur olarak kabul edilerek zamanaşımı defiinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Davalı ... Otomitiv bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.Tam olarak somut olayı karşılamasa da benzer bir davada emsal sayılabilecek şekilde "davacı, davalıdan 27.07.2010 tarihinde 49.045,40 Euro bedelle 2011 model ... marka aracı satın almıştır. Aracın, üretici ve satıcı firmaların kabulünde olduğu üzere 500 adetle sınırlı olarak üretildiği ve özel üretim olduğuna yönelik ... numaralı sertifika düzenlendiği anlaşılmaktadır. Alıcının bu şekilde üretilen ve ileride koleksiyon değeri olacak bir aracı tam eksiksiz olarak alma hakkı mevcuttur. Cihaz ile yapılan ölçümler neticesinde bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere satım konusu aracın boyasının çeşitli bölgelerde farklılıklar göstermesi, boyanın orijinal de olsa titizlikte üretilmediğini göstermektedir. Bu nedenle aracın gizli ayıplı olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki bu durumun satım konusu araçta 4077 sayılı TKHK’nın 4. maddesinde belirtilen ayıp nedeniyle kullanımında bir eksiklik göstermeyeceği de kuşkusuzdur.Böyle olunca, özel üretim olan aracın daha sonra satışı hâlinde değer kaybına uğrayacağının kabulü ile aracın bedelinin iadesi yerine 4077 sayılı TKHK’nın 4. ve 818 sayılı BK’nın 202/2. maddesi gereğince semenden tenzil yönünde inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.(Yargıtay HGK nın 2017/618 esas ,2019/792 karar sayılı ilamı )Davacı vekilince dava dilekçesinde ayıp nedeniyle TBK'nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik hak kapsamında aracın ayıpsız benzeriyle değişimi talebi yanında 50.000-TL manevi tazminat da talep edilmiştir. Davacı vekilince sunulan 03.11.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle ise davanın tam ıslah edildiği belirtilerek bedelden indirim kapsamında 40.000-TL'nin davalılardan tahsili talep edilmiştir. Dava konusu aracın üretimden kaynaklanan gizli ayıplı olduğu tespit edilmekle, davacı TBK'nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik hakları kullanabilecektir. Davacı tarafça dava dilekçesinde seçimlik haklardan ayıpsız benzeri ile değişim, bunun mümkün olmaması halinde ise sözleşmeden dönme talep edilmişken, ıslah dilekçesiyle ayıp nedeniyle bedelden indirim talep edilmiştir. TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiş, maddenin 4. fıkrasında ise alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla alıcının sözleşmeden dönme niteliğinde satış bedelinin iadesi veya ayıpsız benzeriyle değişim talep etmesi halinde, hakim somut olayın koşullarına, hak ve menfaat dengesine göre satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilecektir. Somut olayda alınan bilirkişi raporlarında, ön kapının boya kalınlığının farklı olması nedeniyle aracın gizli ayıplı olduğu ve ayıbın niteliğine göre bedelden indirim yapılmasının uygun olduğu kanaati bildirilmiş olup, mahkemece de bedelden indirime hükmedilmiştir.Bu durumda TBK'nın 227/4 maddesi hükmüne uygun olarak hakimin takdiri ile davacının talebi hakkaniyet gereği değiştirilmek suretiyle kabul edilmiş olmakla, sırf davacı tarafça ıslah dilekçesi verilerek bu bedelin talep edilmesi nedeniyle, davacının bu talebinin kısmi feragat olarak kabul edilemez. Ancak davacının dava dilekçesinde manevi tazminat talep etmesine karşılık ıslah dilekçesiyle bu talebinden vazgeçmesinin, davanın tam ıslahı olarak kabulü mümkün olmayıp, manevi tazminat istemi bakımından talebin kısmi feragat olarak kabulü ile davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir. Değer kaybının tespiti bakımından ise mahkemece hükme esas alınan 07.09.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, dava konusu aracın ayıpsız ve ayıplı hali arasındaki değer farkına ilişkin emsal satışlar da incelenerek, ayıbın aracın fatura tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarında 6.200-TL civarında değer düşüklüğüne neden olacağı belirtilmiş olup, belirlenen tutarın somut olayın özelliklerine ve ayıbın niteliğine uygun olduğu ,özel üretim sözkonusu olmadığına göre piyasa koşullarında yaratacağı değer düşüklüğünün esas alınması gerektiği yolunda ki mahkeme takdirinde isabetsizlik bulunmamıştır.Bu nedenle taraf vekillerinin değer kaybı hesabına ve tutarına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, diğer davalı yönünden hükmün kesinleşen kısımlarının tekrarı ile "davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ... Oto aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne,fazla istemin reddine " karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı ... ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2021 Tarih 2018/912 Esas - 2021/826 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,Davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 6.200-TL'nin 18.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi tazminat ile manevi tazminat isteminin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının mahkeme veznesine yatırılan 4.307,22-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 3.691,82-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından ödenen 423,52-TL peşin harçların davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 4.800-TL bilirkişi ücreti ve 273-TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.073-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 786,32-TL 'sinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ... ... AŞ tarafından sarf edilen 85,80-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ...AŞ'ye verilmesine,Davacı lehine taktir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, Reddolunan maddi tazminat istemi yönünden 4.080-TL ve reddolunan manevi tazminat istemi yönünden 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, "Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı ... ... AŞ tarafından yatırılan 186,58-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesineDavacı ve davalı ...AŞ tarafından sarf edilen istinaf yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2025