7. Hukuk Dairesi 2011/2365 E. , 2011/8201 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 122 ada 90 parsel sayılı 2.480,20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve ..., 122 ada 92 parsel sayılı 2.608,54 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yolu ile g…
**7. Hukuk Dairesi 2011/2365 E. , 2011/8201 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 122 ada 90 parsel sayılı 2.480,20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve ..., 122 ada 92 parsel sayılı 2.608,54 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları, 122 ada 94 parsel sayılı 744,16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları, dava dışı 122 ada 93 parsel sayılı 2.665,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydına dayanılarak davacı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, adına tespit edilen dava dışı 122 ada 93 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt miktarından eksik tespit edildiğini öne sürerek bu eksikliğin dava konusu taşınmazlardan tamamlanması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, uzman bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 20.5.2010 havale tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 164,99 m2 yüzölçümündeki dava ve tespit dışı yolun dava dışı 122 ada 93 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgiler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, verilen hüküm de yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Tespit dışı yol hakkında dava olmadığı halde uzman bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 20.5.2010 havale tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli yolun dava dışı 122 ada 93 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olması taleple bağlılık kuralına aykırılık teşkil ettiği gibi, dava konusu 122 ada 90, 92 ve 94 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulmamış olması dahi isabetsizdir. Öte yandan uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden de yetersizdir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazine'nin tutunduğu 22.2.1957 tarih ve 42 ile 23.9.1987 tarih ve 4 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlar ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, davacı Hazine'nin tutunduğu 23.9.1987 tarih ve 4 sayılı tapu kaydının dayanağı 17.8.1987 tarihli krokili rapor altında imzası bulunan sağ olan şahıslar, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının haritalarının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız. saptanmalı, dava konusu taşınmazların tamamı veya bazı bölümlerinin davacı Hazine'nin tutunduğu idari yolla oluşan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı saptandığı takdirde, tapu kayıtlarının kapsamında kalan taşınmazlar veya bölümlerin tapu kayıtların oluşum tarihlerinden önce kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde keşif yerinde bu çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taleple bağlılık kuralı gözönünde tutulmalı, dava konusu taşınmazlar hakkında tescil hükmünün kurulması gerektiği dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.