11. Hukuk Dairesi 2013/2026 E. , 2014/7219 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2012 tarih ve 2011/101-2012/253 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/04/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. Penbe Üner dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek kara…
**11. Hukuk Dairesi 2013/2026 E. , 2014/7219 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2012 tarih ve 2011/101-2012/253 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/04/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. Penbe Üner dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %10 oranında hissesine sahip olduğunu, kalan hisselerin farklı kişilere ait olmasına karşın şirketin yönetim kurulu başkanı olan ... İzollu'nun bu hisseleri idaresinde bulundurduğunu, neredeyse bir aile şirketi haline gelen davalı şirketten zaman içinde müvekkilinin dışlandığını, müvekkilinin davalı şirkete girişinin yasaklandığını, müvekkiline isabet eden kar payının ödenmediği gibi usulsüz muhasebe işlemleriyle müvekkilinin şirkete borçlu hale getirildiğini, 10.06.2009 tarihli genel kurulda şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiğini, ancak aynı genel kurulda artırılan sermayeden daha fazla miktarda karın dağıtılmasının kararlaştırıldığını, sermaye artışının amacının müvekkilinin hissesini elinden almak olduğunu, bu durumun yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, 10.06.2009 tarihli genel kurulda alınan sermeyenin artırılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sermaye artırım kararının şirketin ihtiyaçları doğrultusunda alındığını, bu kararın davacıyı zor durumda bırakmak amacını taşımadığı gibi daha önce alınan sermaye artırımı kararlarına davacının herhangi bir itirazda bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali istenilen sermaye artırım kararının usulüne uygun biçimde toplanan genel kurulda alındığı, toplantı ve karar nisaplarının sağlandığı, ancak sermaye artırım kararının ne amaçla yapıldığının tespitinin gerektiği, şayet şirket için zorunlu ise sermaye artırımında bir sakınca olmadığı, şirketin sermaye artırımı yapmadan da durumunu düzeltmesi olanaklı ise bu durumda sermaye artırımına gerek görülmeyebileceği, somut olayda, davalı şirketin bankalardan aldığı kredilere eşit seviyede ve bazen daha fazla miktarda pay sahiplerine borç verdiği ve bu parayı tahsil etmediği, öncelikle iç kaynak sayılan bu paraların tahsili yoluna gidilmesinin gerektiği, yeterli olmadığı takdirde sermaye artırımı yoluna gidilmesinin paydaşların ve şirketin yararına olduğu,