11. Hukuk Dairesi 2013/3890 E. , 2013/20764 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ BİRLEŞEN DAVA : ORDU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2007/302 ESAS Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.07.2012 tarih ve 2007/274-2012/407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosy
**11. Hukuk Dairesi 2013/3890 E. , 2013/20764 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ BİRLEŞEN DAVA : ORDU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2007/302 ESAS Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.07.2012 tarih ve 2007/274-2012/407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'nun 12.09.1994 tarihinde vefat ettiğini, murislerinden müvekkillerine davalı şirkete ait ikinci tertip B gurubu nama yazılı hisse senedinin intikal ettiğini, ancak davalı şirketin müvekkillerinin şirkette pay sahibi olmadıklarının bildirildiğini ileri sürerek, davacıların davalı şirketin hissedarı olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait 3. tertip C grubu nama yazılı hisse senedinin sahibi ve zilyedi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin şirkette pay sahibi olmadığını bildirdiğini ileri sürerek, müvekkilinin hissedar olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, eda davası açılmasının mümkün olduğu bu halde tespit davası açılamayacağını, davacıların ise pay defterinde kayıtlı bulunmadığını, hisse senetlerini ...'na devrettiğine ilişkin 16.02.2003 tarihli hisse senedi devir ve kabul beyannamesi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın taraflarca takip edilmeme nedeniyle işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren yasal 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle, asıl davanın HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise, davalı yanca ileri sürülen nama yazılı hisse senedi devrinde kullanılan imzanın davacı eli ürünü olmadığı, hisse senedi devrine ilişkin belgelerin sahte olduğu, bu durumda geçerli bir pay senedi devrinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Birleşen dosyada davacı, davalı şirkette ortaklığının tespitini talep ederken aynı zamanda şirket pay defterinde ... adına tescile esas olan hisse devir sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş, mahkemece bu yönde inceleme yapılıp yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak davacının hisse devrettiği görünen ... davada taraf olmayıp, Hüseyin'in taraf olmadığı bir davada, Hüseyin'e ait görünen hissenin davacıya ait olduğu yönünde karar verilemez. Davacıya, ...'na dava açmak üzere mehil verilip, açıldığı taktirde o davanın bu dava ile birleştirilerek görülmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik hasımla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.