4. Ceza Dairesi 2007/6317 E., 2007/8374 K. 4. Ceza Dairesi 2007/6317 E., 2007/8374 K. - KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI - KAMU GÖREVLİSİ NİTELİĞİ- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 257 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 6 ] - 132 S. TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ KURULUŞ KANUNU [ Madde 13 ] "İçtihat Metni" İdari yargı kararının gereğini yerine getirmeme eyleminden şüpheli Kenan hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen kovuşturmaya yer olmadığına ilişki
4. Ceza Dairesi 2007/6317 E., 2007/8374 K. **4. Ceza Dairesi 2007/6317 E., 2007/8374 K.** **- KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI - KAMU GÖREVLİSİ NİTELİĞİ**- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 257 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 6 ] - 132 S. TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ KURULUŞ KANUNU [ Madde 13 ] **"İçtihat Metni"** İdari yargı kararının gereğini yerine getirmeme eyleminden şüpheli Kenan hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulüne dair, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilip kesinleşen 31.01.2007 günlü karar aleyhine, Adalet Bakanlığının, 09.05.2007 gün ve 24587 sayılı Yasa Yararına Bozma isteğini içeren, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.05.2007 gün ve 108251 sayılı tebliğnamesine ekli dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü: Tebliğnamede " Dosya kapsamına göre, Türk Standartları Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı olan şüpheli Kenan 'nın müşteki Asım in genel sekreterlik görevinden alınarak müşavirlik kadrosuna atanmasına ilişkin kararın iptaline dair Ankara 5. İdare Mahkemesinin 18.11.2005 tarihli ve 2004/3399 esas, 2005/1810 sayılı kararını kanuni süre içerisinde uygulamaması nedeniyle yapılan soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 257. maddesinde belirtilen suçun failinin kamu görevlisi olması gerektiği ancak, 132 sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Kanununun 13. maddesi gereğince Türk Standartları Enstitüsünün mallarının Devlet malı sayılacağı ve bu mallar aleyhine bir cürüm işleyenler hakkında Devlet memurları hakkında tatbik edilen ceza hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, şüpheli Kenan 'nın 5237 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen kamu görevlisi niteliğini taşımaması sebebiyle, yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir" denilmektedir. Yasa Yararına Bozma isteğinin incelenmesine geçilmeden konuyla ilgili yasal hükümlerin gözönünde bulundurulmasında yarar vardır. 5237 sayılı T.C.Yasanın 6. maddesinde " Ceza kanunlarının uygulanmasında: ......c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,....anlaşılır." 132 sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Yasasının 1. maddesinde " Her türlü madde ve mamulleri ile usul ve hizmet standartlarını yapmak gayesiyle "Türk Standartları Enstitüsü" kurulmuştur. Enstitü, tüzelkişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine göre yönetilen bir Kamu Kurumu olup kısa adı ve markası "TSE" dir. Bu marka çeşitli şekillerde gösterilir. Türk Standartları Enstitüsünün müsaadesi olmadan bu marka hiçbir şekil ve şart altında kullanılamaz. Yalnız Türk Standartları Enstitüsü tarafından kabul edilen standartlar "Türk Standardı" adını alır. Bu Standartlar ihtiyarı olup; standardın ilgili olduğu Bakanlığın onayı ile mecburi kılınabilir. Bir Standardın mecburi kılınabilmesi için "Türk Standardı" olması şarttır. Mecburi kılanan Standartlar Resmi Gazetede yayımlanır. Enstitünün ilgili olduğu Bakanlık Başkanbakanlıktır. ( Bu enstitü 27.11.2002 tarihli ve 24949 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Cumhurbaşkanlığının 26.11.2002 tarihli ve D-1-2002-792 sayılı Onayı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile ilgilendirilmiştir.) Türk Standartları Enstitüsü'nün Merkezi Ankara'da olup, hizmet icabı gerekli yerlerde teşktilat kurabilir." 2. maddesinde " Türk Satandartları Enstitüsünün görevleri şunlardır: A) Her türlü standartları hazırlamak veya hazırlatmak, B) Enstitü bünyesinde veya hariçte hazırlanan standartları tetkik ve uygun bulduğu takdirde Türk Standartları olarak kabul etmek, C)Kabul edilen standartları yayınlamak ve ihtiyari olarak uygulanmalarını teşvik etmek, mecburi olarak yürürlüğe konmalarında fayda görülenleri, ilgili bakanlığın onayına sunmak, D) Hususi ve resmi sektörün talebi üzerine standartları veya projelerini hazırlamak ve mütalaa vermek, E) Standartlar konusunda her türlü ilmi ve teknik incelemelerle araştırmalarda bulunmak, yabancı memleketlerdeki benzeri çalışmaları takip etmek, milletlerarası ve yabancı standartları kurumları ile münasebetler kurmak ve bunlarla işbirliğinde bulunmak, F) Üniversiteler ve diğer ilmi, teknik kurum ve müesseselerle iş birliği sağlamak, standardizasyon konularında yayın yapmak, milli ve milletlerarası standartlardan arşivler meydana getirmek ve ilgililerin faydalanmalarına sunmak, G) Standartlarla ilgili araştırma maksadıyla ve ihtiyari standartların tatbikatında kontrol için laboratuarlar kurmak, muayene, analiz ve deneyleri, resmi veya hususi sektörün talep edeceği teknik çalışmaları yapmak ve rapor vermek, H) Yurtta standart işlerini yerleştirmek ve geliştirmek için elemanlar yetiştirmek ve bu maksatla kurslar açmak ve seminerler tertiplemek, Türk Standartları Enstitüsünün bu görevlerinin öncelik esasına göre tanzimi Genel Kurulca kararlaştırılır ve ilgililere duyrulur. İ) Standartlara uygun ve kaliteli üretimi teşvik edecek her türlü çalışmaları yapmak ve bunlarla ilgili belgeleri tanzim etmek, J) Metroloji ve kalibarsyon ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak ve gerekli laboratuarları kurmak. Yönetim Kurulu, Türk Standartları Enstitüsünün yürütme organıdır." 13. maddesinde ise " Türk Standartları Enstitüsünün malları Devlet malı sayılır. Bu mallar aleyhine cürüm işleyenlere bu cürümlerden dolayı Devlet memurları hakkında tatbik edilen ceza hükümleri uygulanır" hükümleri yer almaktadır. Yasa Yararına Bozma isteğinde irdelenmesi gerekn öncelikli sorun şüphelinin kamu görevlisi sayılıp sayılmayacağıdır. 5237 sayılı Yasanın 6.maddesinin gerekçesinde gerekçesinde "765 sayılı Türk Ceza Kanunundaki memur tanımının doğurduğu sakıncaları aynen devam ettirecek nitelikte olan tanım, Tasarı metninden çıkarılarak; memur kavramını da kapsayan kamu görevlisi tanımına yer verilmiştir.Yapılan yeni tanıma göre, kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak yegane ölçüt, gördüğü işin bir kamusal faaliyet olmasıdır. Bilindiği üzere, kamusal faaliyet, Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir. Bu faaliyetin yürütülmesine katılan kişilerin maaş, ücret veya sair bir maddi karşılık alıp almamalarının, bu işi sürekli, süreli veya geçici olarak yapmalarının bir önemi bulunmamaktadır." denilmektir.Yasa maddesinin gerekçesinde de vurgulandığı üzere bir kişinin kamu görevlisi sayılabilmesi için gerekli koşul o kişinin gördüğü işin kamusal faaliyet, olmasıdır. Yine aynı gerekçede açıklandığı gibi kamusal faaliyet, bir hizmetin, Anayasa ve yasalarda belirlenen yöntemlere göre verilmiş olan bir siyasal kararla kamu adına yürütülmesidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Yasasının 1. ve 2.maddeleri hükümlerine göre, yasa koyucunun, anılan kurumu yerine getirmekle yükümlü kıldığı hizmetin, kamu adına yürütülmesinde yarar görerek söz konusu yasal düzenlemeyi yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan kurumun yerine getirdiği hizmetin kamusal faaliyet ve kurum yönetim kurulu başkanı olan sanığın da kamu görevlisi sayılması gerekmektedir. 132 Sayılı Yasanın 13. maddesi hükümlerinin uygulanması yönündeki görüşün de suç ve 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının yürürlük tarihleri karşısında geçerliliği bulunmamaktadır. Şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği itirazın kabulüyle takipsizlik kararının kaldırılması yönündeki kararın hukuka uygun olduğu görülmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamediki düşünce yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden, Adalet Bakanlığının, Yasa Yararına Bozma isteğinin REDDİNE 24.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.