İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Taraflar arasındaki Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan 03.12.2014 tarihinde televizyon a…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1955 KARAR NO:2026/280 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/07/2022 NUMARASI:2021/792 Esas - 2022/564 Karar DAVA:Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Taraflar arasındaki Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan 03.12.2014 tarihinde televizyon aldığını, televizyonun ayıplı olduğunu, 28.11.2016 tarihinde yetkili servise durumun bildirildiğini, ayıbın giderilememesi üzerine ürünle ilgili şikayetlerin 30.11.2016, 08.12.2016, 03.01.2017, 07.02.2017 tarihlerinde yapıldığını, ancak mevcut ayıbın giderilemeyeceğinin bildirildiğini, tamirin mümkün olmadığını, davacının mağduriyetinin telafisi için Beyoğlu ... Noterliği’nden 07.06.2017 tarihinde ihtarnamenin gönderildiğini, ürünün bedeli olan 18,000,00 TL'nin fatura tarihi olan 03.12,2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ihbar olunana bildirilmesi gerektiğini, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan vekili beyan dilekçesinde : İhbar olunan özetle davacı ile ihbar olunan arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, davacının davalıya talebini yöneltmesi gerektiğini, ayıbın bulunmadığım beyan etmiş ve davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Davacı ile davalı arasında TBK m. 207 hükmünce kurulan “taşınır satış sözleşmesi” uyarınca davacının “aha", davalının “satıcı" sıfatına haiz olduğu, dosyaya sunulu 03.12.2014 tarihli, ... numaralı faturada satım bedelinin KDV dahil 18.000,00 TL.,Dosyaya sunulu Bilirkişi Elektronik Yüksek Mühendisi ...’ın bilirkişi raporunda; davaya konu edilen televizyonun teknik servise garanti kapsamında iki kere gönderilerek tamir edildiğini, televizyonda parça değişiminin yapıldığını, yerinde inceleme yapıldığında televizyondaki ekran arızasının hala devam ettiğini, televizyonda çalışmayı etkileyecek darbe, ezik, kırık bulunmadığı, sonuç olarak televizyonun ayıplı olduğunu tespit ettiği, televizyonun ayıplı olduğuna yönelik bu tespit kabul edilecek olursa televizyonun sonradan ayıplı hale geldiği ve gizli ayıplı olduğu, bu halde ise TBK'ın, 223/11 “Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, şeklindeki hüküm uyarınca davacı alıcının, gizli ayıplı televizyonu teknik servise götürdüğü ve böylece TBK'ın. 223 hükmündeki bildirim (ihbar) külfetini yerine getirdiği kanaatine varılabileceği, TBK'ın, 227/1, b. 1 hükmüne göre satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı,"Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme" yönündeki seçimlik hakkını kullanabileceğinden davacının da dava dilekçesinde, satım bedeli olarak ödediği 18.000,00 TL'nin faiziyle iadesini talep ettiğinden sözleşmeden dönme yönündeki seçimlik hakkın kullandığı, buna bağlı kanuni bir sonuç olarak TBK m. 229/1, b.l hükmünce “Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi" yönünde talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.İstanbul 7. Tüketici Mahkemesinin 2021/453 Esas sayılı dosyasından teknik bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda dava konusu televizyonun ayıplı olduğu tespit edilmiş, davacı tarafından TBK'ın, 223/11 “Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, şeklindeki hüküm uyarınca davacı alıcının, gizli ayıplı televizyonu teknik servise götürdüğü ve böylece TBK'ın. 223 hükmündeki bildirim (ihbar) külfetini yerine getirdiği" anlaşıldığından, davanın kabulüne , ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu ürüne ilişkin kanuni garanti süresinin dolduğunu, davalının garanti belgesi yönetmeliği madde 8 uyarınca ayıp iddiasında bulunabilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu ürün, davalı şirket tarafından tüketici'ye 03.12.2014 tarihinde satılıp teslim edilmiş olup kanuni garanti süresi 03.12.2016 tarihinde dolduğunu, dava konusu olaya ilişkin davalı şirketin davacıya karşı kanuni garanti süresine ilişkin bir yükümlülüğü bulunmadığını, kanuni garanti süresine ilişkin iddiaları saklı kalmak kaydıyla; uyuşmazlık konusu ürünün ayıplı bir ürün olmadığını, davacı tarafından son kez 03.03.2017 tarihinde kanuni garanti süresi sona erdikten sonra ''ekranda gölgelenme var'' şikayetiyle yetkili servise başvuruda bulunulduğunu, yetkili servis tarafından ürün ücretsiz olarak garanti kapsamında incelediğini, dosyada mübrez servis formlarından görüleceği üzere; yapılan incelemede cihazda herhangi bir arıza görülmediğini ve cihazın renk ve görüntü durumu normal vaziyette olduğu için ürünle ilgili herhangi bir onarım işlemi yapılmadığını, yetkili servis tarafından garanti yükümlülüğüne uygun olarak ürünün incelendiğini, ürün tam ve eksiksiz çalışır vaziyette olduğundan herhangi bir işlem yapılmadığını, dava konusu ürünün ayıplı olduğu iddiasının dinlenebilmesi, teslim tarihinde ürünün ayıplı olduğu hususunun ispat edilmesine bağlı bulunduğunu, tarafımızın teslim tarihinde var olmayan arızalar bakımından ayıba karşı sorumluluğun bulunmayacağını, üründe teslim anında var olmayan ve ayıp niteliğinde bulunmayan, sonradan ortaya çıkan arızalar "ayıp" kavramı kapsamında değerlendirilemeyeceğini,ava konusu ürünün işbu tanımlamada belirtilen eksiklik yahut aksaklıklardan hiçbirini ihtiva etmediğini, dava konusu ürün ayıplı olmadığından, davacının bedel iadesi talep etme hakkı bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ihbar sürelerine uymadan davalı şirkete başvurduğunu, basiretli bir tacir gibi hareket edilmesi ve malı teslim aldığı tarihten itibaren 8 günlük süre içerisinde inceleyerek ayıp tespit edilmesi durumunda davalı şirkete noter iadeli taahhütlü mektup veya telgraf ile bu ayıbı bildirmesinin gerektiğini, davacının Türk Ticaret Kanunu'nun ayıp ile ilgili bildirim yükümlülüğüne uygun hareket ettiğinin kabulü imkan dahilinde olmadığını, eksik inceleme ve tamamıyla hukuki değerlendirmelerden oluşan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmuş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, işbu dosyanın hukuki nitelendirme ve inceleme görevi ile bilirkişiye tevdi edilmesi açıkça kanun hükmüne aykırılık teşkil etmekte olduğunu, mahkeme tarafından kanun hükmüne aykırı olarak aldırılmış bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmuş olmasının yerinde olmadığını, dosyanın alanında uzman mühendis bir bilirkişiye tevdine karar verilmesini ve bilirkişi tarafından cihaz üzerinde teknik bir inceleme yapılmasını, gerektiği yerde cihazın içerisini açarak inceleyerek cihazın arızalı olup olmadığı hususunu saptanmasını, eğer cihaz arızalı ise ilgili arızanın neden ve cihazın hangi parçasından kaynaklandığını ve bu arızanın kullanıcıdan mı kaynaklandığını yoksa üretici mi kaynaklı olduğunun tespiti gerektiğini ancak somut olayda dosya kapsamında böyle bir inceleme ve tespiti yapılmadığını, bilirkişi tarafından uyuşmazlık konusu cihaz üzerinde davanın aydınlatılması adına derinlemesine araştırma içine girilmediğini ve hiçbir şekilde teknik inceleme yapılmadığını, işbu raporda yapılan tespitlerin ve bu tespitlere dayanarak verilen yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satıma konu üründeki ayıp nedeni ile sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, arızalanan televizyonun arızasının giderilememesi nedeniyle davalı satıcının sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafından, davalıdan 03.12.2014 tarihinde ...seri numaralı fatura ile 18.000,00 TL bedelle, ... marka bir adet televizyon satın alındığı, televizyonun bozulması üzerine, 06.10.2016 tarihli Tamir Servis Formunda garanti kapsamında panel arızası nedeniyle, panel değişiminin yapıldığı, 28.11.2016 tarihli Tamir Servis Formunda garanti kapsamında panel arızası nedeniyle, panel değişiminin yapıldığı, 30.11.2016 tarihli Servis Fişinde, ekranda siyah gölgeler olduğu, 03.12.2016 tarihli Kurulum Servis Formunda ekranda gölgeler olduğu, 03.01.2017 tarihli Kurulum Servis Formunda ekranın sol üst köşesinde kararma olduğu, 03.02.2017 tarihli Kurulum Servis Formunda ekranda sağ bölümde çizgi olduğu, 04.03.2017 tarihli Kurulum Servis Formunda blok halinde dikey çizgi olduğunun belirtildiği görülmüştür.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir. Davacı 07.06.2017 tarihli ihtarnamede ve dava dilekçesinde sözleşmeden dönülerek satış bedelinin iadesini talep etmiştir.Somut olayda; davacı şirketin, davalıdan 03.12.2014 tarihinde ... marka televizyonu 18.000,00 TL bedelle satın aldığı, davacı tarafça televizyonun ekranında çizgiler bulunduğu şikayeti ile davalının yetkili servisine başvurduğu, yetkili servisçe düzenlenen 06.10.2016 tarihli Tamir Servis Formunda garanti kapsamında panel arızası nedeniyle, panel değişiminin yapıldığı, 28.11.2016 tarihli Tamir Servis Formunda garanti kapsamında panel arızası nedeniyle, panel değişiminin yapıldığı, 30.11.2016 tarihli Serviş Fişinde, ekranda siyah gölgeler olduğu, 03.12.2016 tarihli Kurulum Servis Formunda ekranda gölgeler olduğu, 03.01.2017 tarihli Kurulum Servis Formunda ekranın sol üst köşesinde kararma olduğu, 03.02.2017 tarihli Kurulum Servis Formunda ekranda sağ bölümde çizgi olduğu,04.03.2017 tarihli Kurulum Servis Formunda blok halinde dikey çizgi olduğunun belirtildiği, Mahkemece davaya konu televizyon üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; davaya konu edilen televizyonun teknik servise garanti kapsamında iki kere gönderilerek tamir edildiğini, televizyonda parça değişiminin yapıldığını, yerinde inceleme yapıldığında televizyondaki ekran anzasımn hala devam ettiğini, televizyonda çalışmayı etkileyecek darbe, ezik, kırık bulunmadığı, sonuç olarak televizyonun ayıplı olduğu, ürünün üretimden kaynaklanan gizli ayıplı olduğu, ayıbın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı tespit edilmiş olup, davacının yetkili servise başvurarak ayıp ihbar yükümlülüğünü de yerine getirdiği, TBK'nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından sözleşmeden dönme hakkını kullandığı ve somut olayda sözleşmeden dönme koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla,davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 307,39 TL harcın, alınması gerekli olan 1.229,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye 921,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026