11. Hukuk Dairesi 2016/5733 E. , 2017/7361 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2014/68-2015/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2016/5733 E. , 2017/7361 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2014/68-2015/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalının 2000/21708 tescil numaralı ''BAHÇEDEN+Şekil'' markasının bulunmasına rağmen bu marka ile birebir aynı logoyu içeren ve yine 29 ve 30. sınıfları kapsar şekilde 2010/75634 sayılı markası ile mükerrer bir başvuruda bulunduğunu ve bu markanın 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi gereğince mutlak ret sebebine aykırı olarak tescil edildiğini ve davalının müvekkili şirketin ''PEYMAN BAHÇEDEN+Şekil'' markasından haberdar olduğu, markayı kullanma yükümlülüğünü dolanmak kastı ile kötüniyetli tescille sonuçlanan başvuruda bulunduğunu ileri sürerek davalının 2010/75634 sayılı markasının 29. ve 30. sınıflar bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; 2010/75634 numaralı marka ile 2000/21708 numaralı markanın bire bir aynı sınıflarda olmayıp, 29 ve 30. sınıfların da farklı alt sınıflarına dair olduğundan kötü niyetli bir marka tescilinin söz konusu olmadığını, dava konusu tescilde mutlak ret sebebi değil, nispi ret sebebi bulunduğunu, davacının açtığı hükümsüzlük davasının ve iptal talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu marka başvurusunu eski tarihli markasının tescilinden yaklaşık on yıl sonra yapıldığı, bu nedenle beş yıllık sürenin uzun süre önce geçtiği, beş yıllık sürenin dolmasından sonra yapılan tescilin bu süreyi kesintisiz ve birbiri ardınca uzatma etkisinden söz edilemeyeceği, ilk beş yılın geçmesi ile de sona erme nedeninin doğmuş olacağı, bu nedenle ilk tescil sahibine burada yeniden tescil yolunun açık olduğu, taraf markalarının 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi uyarınca "Aynı veya Ayırt edilemeyecek" derecede benzerlik arz etmediği buna karşılık taraf markalarının 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında benzerlik arz ettiği ancak dava konusu markanın bu nedenle hükümsüz kılınmasını talep etmediği, KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas oluştuğu sonucuna varılan mal ve hizmetlerde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, dava konusu davalı şirketin markasının tescilinin 556 sayılı KHK 35. maddesi uyarınca kötü niyet içerdiğine ilişkin gerekli ve yeterli kanıtın sunulmadığı, kötü niyetin varlığı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.