İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan ... plaka …
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/2312 KARAR NO:2026/104 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/07/2025 NUMARASI:2023/499 Esas - 2025/594 Karar DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasından Kaynaklanan Rücuen Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı 06/03/2021 günlü çok taraflı trafik kazasında hasarlanması nedeniyle dava dışı sigortalıya 27/05/2021 tarihinde poliçe kapsamında 148.000,00-TL hasar tazminatı ödendiğini ve aracın sovtaj bedeli olarak da aynı tarihte 45.140,00-TL tahsil edildiğini, 06/03/2021 günlü trafik kazasının oluşumunda kazaya karışan ... plaka sayılı araç sürücüsü olan ve kazada hayatını kaybeden ... ile yine kazaya karışan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın ayrı ayrı kusurlu olduklarını, vekil edeni tarafından sigortalanan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'e atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını ve müvekkili sigorta şirketinin, sigortalısının uğradığı zarar için ödediği tazminatı kusurlu araçların trafik sigortacılarından rücuen tahsilini talep etmesi üzerine ... plaka sayılı aracın ... sigorta poliçesini düzenleyen ... A.Ş. tarafından 28/02/2022 tarihinde poliçe limiti dahilinde 43.000,00-TL ödeme yapıldığını, ... plaka sayılı aracın ... sigortacısı olan davalı ... A.Ş.tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle bakiye kısmın tahsili amacıyla eldeki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk kanun yoluna başvurulmuş ise de; bu başvurunun anlaşmazlıkla sonuçlandığını beyanla, tahsil edilemeyen 59.860,00-TL alacağın ödeme tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, davalılar ... mirasçıları vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuş, diğer davalı ... ise yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya karşı yazılı veya sözlü herhangi bir beyanda bulunmamıştır.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın haksız fiilden kaynaklandığı, TTK'nın 4.maddesi kapsamında ticari dava niteliği bulunmadığı, bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne ait olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce verilen 13/07/2023 gün, 2023/1438 Esas - 2023/1268 Karar sayılı ilamla; görülmekte olan davanın diğer davalılar yanında ... plaka sayılı aracın ... sigortacısı olan ... A.Ş.'ye de yöneltildiği, sözü edilen sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve sigorta hukukunun 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde düzenlendiği dikkate alındığında, bu haliyle davanın mutlak ticari dava olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığa Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bakılıp sonuçlandırılması gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/3 hükmü uyarınca kaldırılarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderildiği görülmüştür.Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2023/499 esasına kayıtlanan davanın devam ettirilen yargılaması neticesinde mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; talep konusu kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'ın %75 oranında, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in ise %25 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra; "... alınan bilirkişi raporunda da davacının sigortalısı olan ve dava konusu edilen ... Plaka sayılı araçta meydana gelen hasarın 128.483,74 TL olarak hesap edildiği, aracın hasarsız değeri ile fazla bir farkı olmadığından aracın total pert olarak kabul edildiği, aracın kaza öncesi sigorta değerinin 148.000,00 TL olduğu, sovdaj değerinin 45.140 TL olduğu bu hali ile kaza tarihi itibari ile dava konusu edilen aracın hasar değerinin 102.860,00 TL olduğu ve davacının bu bedeli sigortalısına ödediği görülmüş, ... plaka sayılı aracın ... sigorta şirketinin davacıya 43.000, TL ödeme yaptığı analaşılmış, davalı araçların sigortalayan şirketlerin davacıya yaptıkları ödemeler düşüldüğünde davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar bedelinin 59.860 TL kısmını davalılara rücu edebileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile 59.860,00 TL alacağının ödeme tarihi olan 27/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle; davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; ilk derece mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, miktar itibariyle kesin olmadığı halde kararın kesin olarak verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca yetki itirazlarının mahkemece değerlendirilmediği gibi vekil edenine ait araç kiralık bir araç olması nedeniyle müvekkilinin işleten sıfatı bulunmadığına ve somut olayda 2918 sayılı KTK'nın 86.maddesi gereğince işleten sorumluluğunu kesen haller mevcut olduğuna ilişkin itirazları üzerinde hiç durulmadan karar verilmiş olmasının da isabetsiz bulunduğu; kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığının da karar yerinde gözetilmediği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; ... sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, zarar sorumlularından rücuen tahsili isteğine ilişkindir.Her ne kadar mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen davanın kabulüne ilişkin kararın miktar itibariyle kesin olduğu sonucuna varılmış ise de; davalı tarafın sorumluluğu yoluna gidilen tazminat miktarının 59.860,00-TL olduğu ve karar tarihinin de 16/07/2025 bulunduğu yani 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Yasanın 20.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek-1 maddesi ikinci fıkrasında yapılan değişiklik dikkate alındığında kesinlik sınırının dava tarihi olan 2023 yılı itibariyle belirlenmesi gerektiği ve buna göre kesinlik sınırı 17.830,00-TL olduğu konusunda tereddüt bulunmadığından, diğer bir ifadeyle kabule ilişkin karar kesin nitelikli olmadığından, davalının istinaf başvurusunun incelenmesi gerektiği sonucuna varılarak, esasa ilişkin istinaf incelemesine geçilmiştir.Dosya kapsamından ... plaka sayılı araçla, ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen 06/03/2021 günlü trafik kazasında, davacı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın hasarlandığı, davacı sigortacı tarafından bu nedenle sigortalısı ... Şirketi'ne poliçe kapsamında ödeme yapıldığı, müteakip davacı sigortacı tarafından sigortalı şirkete ait aracın hasarlanmasına; ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araçların sebebiyet verdiğine dayanarak 6102 sayılı TTK'nın 1472. madde hükmü gereğince ... plaka sayılı aracın ... sigortacısına ve kazada hayatını kaybeden sürücüsü ... mirasçılarına, ... plaka sayılı aracın maliki olan davalı ... ve iş bu aracın sürücüsü ...'a karşı rücu davası açtığı anlaşılmaktadır.Görülmekte olan davada, ... plaka sayılı araç maliki olan davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, kiralama işiyle iştigal eden müvekkili tarafından söz konusu aracın kazadan önce 06/03/2021 tarihinde ... isimli şahsa kiraya verildiğini, ...'la kaza anında aracı kullanan ...'ın kardeş olduklarını, ancak aracın kiracı ...'dan kardeşi tarafından zorla alındığını, bu durumda işleten sıfatı taşımayan vekil edeninin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini ve davanın da yetkisiz yer mahkemesinde açıldığını savunmuştur.2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa,motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (-kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır.Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.Açıklamalar gözetildiğinde, istinaf eden tarafça, yargılama aşamasında davalının işleten sıfatının bulunmadığının az yukarıda yazılı yasal hükümler kapsamında ispat edildiğini kabule yasal olanak bulunmadığından, davalının işleten sıfatının bulunmadığı yönündeki istinaf başvurusunun, ayrıca davalı sigorta şirketinin adresi göz önüne alındığında, ilk derece mahkemesinin davaya bakma hususunda yetkili olmadığı yönündeki istinaf başvurusununda yerine olmadığı sonucuna varılmıştır.Ancak; görülmekte olan davanın davacının açmış olduğu halefiyete dayalı bir dava olduğu, davalılar arasında müteselsil sorumluluk olsa da ... plakalı aracın ... sigortacısı (-istinaf talebinde bulunan davalıya ait aracın ... sigortacısı-) tarafından poliçe limitinin ödendiği, bu durumda müteselsil sorumluların ödenen nispette borçtan kurtulduğu ve kalan bakiye alacaktan da davalıların kusurları nispetinde (-hüküm altına alınan 59.860,00-TL alacağın 34.145,00-TL'sinden istinaf eden davalı sorumlu olmak üzere-) sorumlu olacağı gözetilmeksizin davalıların müştereken ve müteselsilen alacağın tamamından sorumlu tutulması hatalı olmuş olup, bu hususa temas eden istinaf başvurusunun yerinde bulunmuştur.Hal böyle olunca da; istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, kararın kaldırılması HMK'nın 353/1-b/2.maddesi hükmü gereğince yanılgılı hususun düzeltilmesi suretiyle esas hakkından (-kazanılmış haklara dokunulmaksızın-) yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2025 tarih, 2023/499 Esas, 2025/594 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle kabulüne,(HMK.m.353/1-b/2) 2/İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde istinaf eden davalıya iadesine, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 5/İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2025 tarih, 2023/499 Esas, 2025/594 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 6/Davanın kabulü ile; 59.860,00-TL alacağın (-davalı ...'ın sorumluluğu 34.145,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) ödeme tarihi olan 27/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine a/Karar ve ilam harcı 4.089,03-TL nin peşin alınan 1.022,26-TL den düşümü ile kalan 3.066,77-TL bakiye ilam harcının davalılardan (-...'ın sorumluluğu 1.310,18-TL ile sınırlı olmak kaydıyla ) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, b/Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.280,00-TL'nin davalılardan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, c/Davacı tarafından yatırılan 1.202,16-TL peşin ve başvuru harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ç/Davacı tarafından yapılan 5.117,50-TL yargılama giderinin (-davalı ... 2.919,00-TL'sinden sorumlu olmak üzere-) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, d/Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanının ilgilisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026