İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı birleşen dava davalısı... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde ÖZETLE; ... İnşaat San ve Dış Tic.Ltd. Şti.şirket müşterek yetkili müdürü ve hissedarı olduğunu, diğer şirket ortağı ve müşterek yetkili müdürü olan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1060 KARAR NO : 2025/2041 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/12/2021 NUMARASI : 2019/794 Esas - 2021/1188 Karar Birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/834 E.sayılı Dosyası DAVALI: ... ... - *********** DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)|Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı birleşen dava davalısı... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde ÖZETLE; ... İnşaat San ve Dış Tic.Ltd. Şti.şirket müşterek yetkili müdürü ve hissedarı olduğunu, diğer şirket ortağı ve müşterek yetkili müdürü olan... isimli şahıs bu yetki ve hisse durumunu yaptığı iki adet hukuksuz genel kurul toplantısı ile elde ettiğini, bu iki genel kuruldan 29/05/2014 - tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar ile ilgili Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/595 sayılı "Genel Kurulda alınan kararların Butlanı" davası karar aşamasında olduğunu, imza incelemesi sonuçları gelmiş olup, bu genel kurulda atılan imzaların ...'ın eli ürünü olmadığı tesbıt edildiğini, 29/07/2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarla ilgili olarak İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi (2015/873--2017/1134 sayılı "Genel kurulda alınan kararların İptali " davası sonuçlanmış ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 2018/908 Esas ve 2019/172 Karar sayılı İlamı ile 29/07/2015 tarihli genel kurulda alınan kararlar yok hükmünde kabul edildiğini, bu genel kurul toplantısında iptal edilen şirket müdürlüğünün kendisine geri verildiğini ve...'nun aldığı münferit temsil yetkinin kaldırıldığını, 15/01/2016 tarihli genel kurulda alınan kararların YOK hükmünde olduğunun tesbiti davasında İstanbul Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/220 esas sayılı davada 15/01/2016 tarihli genel kurul toplantısı ile...'ya verilen 10 yıl süre ile münferit temsil yetkisinin kaldırıldığını ve kendisine müşterek temsil yetkisi verildiğini, ... ... isimli şahıs hileli bir şekilde elde ettiği yetki ile şirkete ve ortaklarına sürekli zarar vermekte, şirketin mal varlıklarını ve demirbaşlarını satarak TTK nın ilgili maddeleri gereği suç işlediğinden öncelikle...'nun şirket müdürlüğünden azlini, hukuksuz genel kurul toplantilari ile ilgili süren davalarımız ve açmış olduğumuz bu dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir olarak şirketi diğer müdür ...'ın temsil etmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... İnşaat vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan işbu davada zorunlu dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmadan davanın açılmış olması doğru olmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı ...'a tebliğ edilen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/ 315 E, 2015/414 K. Sayılı karar ve işbu davanın dava dilekçesine konu edilen taleplerde %50 hissenin şirketin diğer hissedarı adına ticaret sicile tescil edildiği ve çift imza yetkili olduklarına dair resmi belgeler ve dava dosyası içeriği ile sabit olup, işbu davanın (2015/315 E ) açılmasına sebebiyet veren de davacının menfi tutumu olduğunu, davanın arabuluculuk şartı yerine getirilmeden açılmış olması nedeniyle usulden reddini, taraflar arasında devam eden ve kesinleşmeyen derdest davalar nedeniyle de usulden reddini, şirketin iki ortağı arasındaki temsil yetkisinin genel kurul yapılarak aşılması gerçeği ve sayılan sebeplerin hiç birinin davanın konusuyla alakasının olmaması karşısında açılan davanın esas yönden reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Birleşen Bakırköy 5. ATM'nin 2021/834 Esas sayılı dosyasında davacı ... dilekçesinde özetle; davacı 28/09/2021 tarihinde mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde aynı konu hakkında Bakırköy 6.ATM 2019/794 esas sayılı davaları bulunduğundan ivedi olarak dosyaların birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Somut olayda; uzun süreden beri (davacının müşterek imza yetkisi aldığı tedbir kararına kadar) dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalı şirket müdürü...’nun sorumluluğunda olduğu açıktır. Dosyada mübrez Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.04.2019 tarih ve 2019/220 E. sayılı yazısı ile 15.01.2019 tarihli genel kurul kararının 4. maddesinde ...’ın müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin karar ile aynı kararın 6. maddesindeki...’nun 10 yıl süre ile müdür seçilmesine ilişkin kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Davacı lehine verilen ancak henüz kesinleşmeyen yargı kararları dikkate alındığında, davacının davalı şirkette %50 ortak ve diğer ortak ile birlikte müşterek imzaya yetkili müdür olduğu anlaşılmaktadır. Dosyada mübrez İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/39 Esas sayılı ve 17.05.2018 tarihli duruşmasında davacı lehine, davalı şirket müdürü... aleyhine “sanığın üzerine atılı Cinsel Taciz suçunu işlediği sabit olduğundan … CEZALANDIRILMASINA” karar verildiği anlaşılmaktadır. Yine, İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesi’nin 2015/387 E. sayılı ve 10.07.2015 tarihli kararında davacı lehine, davalı şirket müdürü... aleyhine “6284 Sayılı Kanun’un 5/1-a maddesi gereğince... Ve...’nun, ...’a yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, … 6284 Sayılı Kanun’un 5/1-c maddesi gereğince, aleyhine tedbir istenilen... Ve...’nun, ...’a ve bu kişinin bulunduğu konuta, okula, işyerine yaklaşmamasına, … 6284 Sayılı Kanun’un 8/2 maddesi gereğince hükmolunan tedbirlerin 6 ay süre ile geçerli olmasına” karar verildiği görülmektedir. Bu deliller ışığında; davalı şirket müdürü... tarafından gerçekleştirilen genel kurullarda alınan kararların geçersizliklerine ilişkin verilen yargı kararları da dikkate alındığında; ortaklar arasında ciddi husumetler oluştuğu, davalı şirket müdür...’nun davacıya karşı bir takım suçlar işlediği ve ayrıca da şirkette bir takım usulsüz işlemlerde bulunduğu, bu bakımdan davalı şirket müdürü...’nun haklı nedenle müdürlük görevinden azli için şartların oluştuğu kanaatine varılarak davalı müdürün azline ve şirketin organsız kalmaması için yetkili organlar tarafından yeni bir şirket müdürü seçilene kadar ...' in kayyım olarak görevlendirilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı birleşen dava davalısı... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Birleşen dava Davalısı... vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin toplanmasına karar verilmeden dosyanın esas yönden karara çıkarılmasının hak arama kısıtlaması olduğunu, davacının ileride açacağı davalarda zemin oluşturmak için yaptığı bu işlemlere ve davaları gerekçe göstererek taleplerinin haklılığını ileri sürmesinin ve bunun da ilk derece mahkemesince kabul edilmesinin doğru olmadığını, ilk derece mahkemesinin bu konularda araştırma yapmaya dahi gerek görmediğini, ortaklar arasında ciddi husumetler oluştuğunun ve bunun da davalı...'dan kaynaklandığı şeklindeki kanaate varılmasının ayrıca vahim bir tespit olduğunu, davalının şirkette birtakım usulsüz işlemlerde bulunduğu hususunun gerçeği yansıtmadığını, şirketin içinde bulunduğu durumun sorumlusunun bizzat davacı olduğunu, davacı ...’ın eşi ve şirketin eski müdürü olan ... hakkında şirket aleyhine resmi evrakta sahtecilik suçundan kaynaklı yargılama yapıldığını, bu nedenle mahkemece dayanılan gerekçenin mesnetsiz olduğunu ve davalı tarafça kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Birleşen dava davalısı... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında hukuki ihtilafın devam ettiğini, ek karar ile kayyım ...'in görevine son verilmesinin hukuki olmadığını, bahse konu karar sonucu müvekkilinin ağır hak kaybına uğrayacağını, mevcut kayyımın görevine son verilmesinin şirket yönetimini davacıya bırakma anlamına geldiğini, İTO'ya bildirilmesinin istinaf hakkının hiçe sayılmış olduğu anlamına geldiğini belirterek ek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Asıl ve birleşen dava, TTK 630/2.maddesi uyarınca, haklı sebeplerle limited şirket müdürünün yönetim ve temsil haklarının kaldırılması (azli) ve davalının müdürlük yetkisinin kısıtlanması için dava kesinleşinceye kadar tedbiren davalı şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince 11/12/2019 tarihli ara karar ile davalı şirkete mali müşavir ...'nın denetim kayyımı olarak atanmasına, 06/07/2021 tarihli ara karar ile şirket yöneticilerinin arasındaki husumet nedeniyle bir araya gelip ortak karar almaları imkansız hale geldiği gerekçesiyle şirket yöneticilerinin yönetim yetkisi kaldırılarak denetim kayımı mali müşavir ...'nın yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiği ve taraflarca bu kararlara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmadığı ve kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bilahare davalı vekilinin talebi üzerine ilk derece mahkememsince 04/11/2021 tarihli ara karar ile; 6102 sayılı TTK m.235 "Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını, görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil ve ilan ettirir." hükmünü içermekte olup, taraflar arasında ki çıkar çatışması da gözönünde bulundurulmak sureti ile talebin kabulü ile; hâlihazırda ticaret sicilin 417783-0 numarasında kayıtlı ... İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne denetim ve yönetim kayyımı olarak atanan ...'nın görevden azli ile yalnızca yönetim kayyımı olarak SMM ...'in atanmasına, karar verildiği, ilk derece mahkemesinin 23/12/2021 tarihli nihai kararı ile şirket aleyhine açılan asıl davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen davanın kabulü ile davalı şirket müdürü...'nun azline, yetkili organlar tarafından yeni bir şirket müdürü seçilene kadar tedbiren yönetici kayyımı olarak atanan ...'in yönetici kayyımı olarak görevine devam etmesine, söz konusu yönetici kayyımının atanmasına ilişkin ara kararların aynen devamına karar verilmiştir. Nihai karar dan sonra ilk derece mahkemesi 17/02/2022 tarihli ek karar ile davacının kayyım değişikliği talebinin reddine kesin olarak karar vermiş, bu ek karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuş, dairimizin 2022/564 E. 2022/589 K. sayılı ilamı ile; davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek şirkete yönetim kayyımı atanmasına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararı istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş olup, ihtiyati tedbir talep eden davacının atanan kayyımının değiştirilmesi talebinin reddine ilişkin ek kararın (HMK 396/2 maddesi kapsamında ara karar niteliğinde olup) istinaf edilebileceğine ilişkin Kanunda herhangi bir düzenleme bulunmamasına ve HMK 341 maddesinde sayılan kararlardan olmamasına göre talebe konu ek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.Dosya dairimiz inceleme aşamasında iken davacı tarafın başvurusu üzerine ilk derece mahkemesince 27/11/2023 tarihli Kayyımın görevine son verildiğine ilişkin Ek Karar ile; 1-Mahkememiz dosyasının tetkikinden 04/11/2021 tarihli ara karar ile denetim ve yönetim kayyımı olarak atanan Mehmet Fatih Maraslı'nın görevine son verilmesine, yönetim kayyımı olarak ...'in atanmasına karar verilmiştir. Asıl ve birleşen dosya davacısı ... tarafından mahkememize sunulan 20/10/2023 günlü dilekçe ekinde yer alan Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/595 E. 2019/1134 K.sayılı ilamının incelenmesinde 29/05/2014 tarihli genel kurulda alınan kararların TTK 416/2.maddesi gereğince yoklukla malul olduğunun tespitine dair kararın BAM ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve anılan dilekçede ortaklığın ... %51, ... %48 ve ... %1 olarak şekillendiği, yine 21/11/2023 günlü dilekçe ekinde yer alan ... İnş. San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin 20/11/2023 tarihli 1 nolu genel kurul toplantı tutanağında şirket müdürlüğüne 10 yıllığına ... ve ...'ın seçildiği, ...'ın 10 yıl süre ile münferit imza yetkili olarak temsil ve ilzam etmesine karar verildiği, anılan Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de kesinleşen genel kurul iptali davası da gözetilerek davalı ... İnş. San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin şirket müdürleri ve temsil yetkilileri belirlenmekle kayyım ...'in bu bağlamda görevine son verilmesine, iş bu kararın İTO'ya bildirilmesine, karar verilmiştir. Bahsi geçen bu ek karara yönelik davalı tarafça istinaf isteminde bulunulmuş ilk derece mahkemesince 06/12/2023 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin kararında; 6100 sayılı HMK m.396/1 gereğince durum ve koşulların değişmesi halinde tedbir kararının değiştirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabileceği, somut olayda mahkememizden verilen 27/11/2023 günlü ek karar davalı ... İnş. San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin şirket müdürleri ve temsil yetkilileri belirlendiği, dolayısıyla kayyım ...'in bu bağlamda görevine son verilmesine ilişkin olduğu, bu kararların ise istinafa tabi kararlardan olmadığı, bu sebeple istinaf kanun yolu hususun belirtilmediği anlaşılmakla davalı... vekilinin 04/12/2023 günlü 27/11/2023 günlü ek karara karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, davalı vekilince bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin verilen kararın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiği, yine nihai karının 3. Maddesi ile; Yetkili organlar tarafından yeni bir şirket müdürü seçilene kadar tedbiren yönetici kayyımı olarak atanan ...'in yönetici kayyımı olarak görevine devam etmesine, şeklinde ihtiyati tedbirin uygulama süresinin belirlendiği, şirket organlarınca yeni yönetimin belirlendiği ve ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararının süresinin dolmuş olduğu, bu haliyle 27/11/2023 tarihli kararın yeni bir karar olmayıp önceki kararın uygulanma süresinin bittiğinin tespitinden ibaret olduğu,6100 sayılı HMK'nın 341/1. maddesine, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilineceği şeklindeki açık düzenleme karşısında, ara kararların istisnalar hariç olmak üzere istinafı mümkün değildir.İlk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek şirkete yönetim kayyımı atanmasına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararı istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş olup, bahsi geçen kararın uygulama süresinin sona erdiğinin belirlenmesine ilişkin kararın (HMK 396/2 maddesi kapsamında ara karar niteliğinde olup) istinaf edilebileceğine ilişkin Kanunda herhangi bir düzenleme bulunmamasına ve HMK 341 maddesinde sayılan kararlardan olmamasına göre talebe konu Kayyımın Görevine Son Verildiğine İlişkin Ek Karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davanın Esası Yönünden Yapılan İstinaf İncelemesinde; Limited şirketlerde TTK md. 630 (2) ye istinaden her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin azli talebi ve sorumluluk davaları idare ve temsil yetkisinin kaldırılması istenen yöneticiye karşı açılabilir. Asıl davanın azil talebini yöneticiye yöneltmemiş olması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur Tarafların ortak oldukları iki ortaklı şirketin dava tarihi itibarıyla görünüşteki pay dağılımı; davacı %50 , davalı %50 paya sahiptir. Bu pay yapısı ile genel kurulda yöneticinin azlinin veya yetkilerinin sınırlandırılmasının mümkün olmadığı görülmektedir. O halde TTK md. 630 (2) ye istinaden her bir ortak tarafından mahkemeden haklı sebeplerin varlığına istinaden müdürün azli talep edilebilir. Bununla birlikte limited şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını isteyen ortağın haklı nedenlerin varlığını ispat etmesi gerekir. (11. HD 18.02.2003; E. 2003/8792, K. 2003/1261). Haklı sebeplerin neler olabileceği TTK md. 630 (3)’de örnekseme yoluyla sayılmıştır. Buna göre, genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının sürekli azalması, ortaklar arasındaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kâr getirmemesi, şirket amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkansızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şekilde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı sebep olarak kabul edilebilir.Dosya arasına alınan İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/39 Esas sayılı ve 17.05.2018 tarihli kararı ile şirket müdürü...'nun davacıya yönelik “sanığın üzerine atılı Cinsel Taciz suçunu işlediği sabit olduğundan … CEZALANDIRILMASINA” karar verildiği, İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesi’nin 2015/387 E. sayılı ve 10.07.2015 tarihli kararı ile, davacı ya yönelik olarak davalı şirket müdürü...'nun “6284 Sayılı Kanun’un 5/1-a maddesi gereğince... ve...’nun, ...’a yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, … 6284 Sayılı Kanun’un 5/1-c maddesi gereğince, aleyhine tedbir istenilen... ve...’nun, ...’a ve bu kişinin bulunduğu konuta, okula, işyerine yaklaşmamasına, … 6284 Sayılı Kanun’un 8/2 maddesi gereğince hükmolunan tedbirlerin 6 ay süre ile geçerli olmasına” karar verildiği, davalı şirket müdürü... tarafından gerçekleştirilen genel kurullarda alınan kararların geçersizliklerine ilişkin verilen yargı kararları bulunduğu, bu kapsamda Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/595 E. 2019/1134 K.sayılı ilamı ile 29/05/2014 tarihli genel kurulda alınan kararların TTK 416/2.maddesi gereğince yoklukla malul olduğunun tespitine dair kararın BAM ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve sonuç olarak ortaklığın ... %51, ... %48 ve ... %1 olarak şekillendiği gibi hususlar dikkate alındığında ortaklar arasında ciddi husumetler oluştuğu, davalı şirket müdür...’nun davacıya karşı bir takım suçlar işlediği ve ayrıca da şirkette bir takım usulsüz işlemlerde bulunduğu, bu bakımdan davalı şirket müdürü...’nun haklı nedenle müdürlük görevinden azli için şartların oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; 27/11/2023 tarihli Kayyımın Görevine Son Verildiğine İlişkin Ek Kararın (HMK 396/2 maddesi kapsamında ara karar niteliğinde olup) istinaf edilebileceğine ilişkin Kanunda herhangi bir düzenleme bulunmamasına ve HMK 341 maddesinde sayılan kararlardan olmamasına göre istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, esasa yönelik ilk derece mahkemesi kararının ise usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı... vekilinin 27/11/2023 tarihli ara karara yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nın 341/1 ve 346/1. Maddesi uyarınca REDDİNE, 2-Davalı... vekilinin esasa karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı... tarafından ara kararın istinafı için yatırılan 269,85 TL harcın davalı...'ya iadesine, 4-Davalı... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davalı...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davalı... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025