T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1417 - 2025/1713 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1417 KARAR NO : 2025/1713 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2023 NUMARASI : 2022/66 E. - 2023/117 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2021-M-11547 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fik…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1417 - 2025/1713 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1417 KARAR NO : 2025/1713 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2023 NUMARASI : 2022/66 E. - 2023/117 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2021-M-11547 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2023 Tarih ve 2022/66 Esas - 2023/117 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, 1994 yılında kurulan ve kurucuların aile büyüklerinin adlarının ilk hecesinden alınan iham ile oluşturulan ... markasının sahibi olan müvekkilinin ülke içinde 1.800'ü aşan satış noktasının mevcut olup 50 aşkın ülkeye ihracat yaptığını, hal böyle iken davalıların 2020/120047 sayılı "..." ibareli markanın tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu markanın ilk üç harfini müvekkilinin tanınmış "..."markasının ilk üç harfinden oluştuğunu, müvekkilinin satış ve ürün politikası uyarınca "..." unsuru yanında ek unsurlar ile oluşturduğu "...", ..." gibi markaları karşısında kullanılan renk de nazara alındığında davaya konu markanın müvekkilinin markasının uzantısı olarak algılanmaya müsait olduğunu, davaya konu markanın tescilinin istendiği sınıflardaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasının tescili kapsamında bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davalıların bu tanınmışlıktan haksız kazanç elde etmek amacıyla hareket ettiklerini, markanın tescilinin müvekkilinin markasının itibarına zarar vereceğini, ve bu düzeyde benzer bir markanın tescilinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek 2021-M-11547 saayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili, davacının davaya dayanak yaptığı markaları kullandığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkillerinin markasının kırmızı dikdörtgen içerisine "sempatik bir imaj yaratılması açısından" özgün bir yazı fontu ile seçilerek "..." ibaresinden oluştuğunu, ibare içerisinde yer alan "O" harflerinin insan yüzünün göz kısmına benzetilerek içinin doldurulduğunu ve noktacıklar ile göz bebeği vurgusu yapıldığını, bu özellikleri itibariyle müvekkilinin markasının davacının markalarından açıkça farklı olduğunu, markanın bölünerek davacının markaları ile benzerlik oluşturduğu iddiasının bütüncül inceleme yöntemine aykırılık teşkil ettiğini ve davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddiasının herhangi bir somut dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "şekil+..." ibareli (2019/116039) tescilli markası arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 18. sınıftaki tüm mallar, 25. sınıftaki tüm mallar ve 35. sınıfta yer alan 18 ve 25. sınıfa ait malların satış hizmetleri yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu markanın kapsamında yer alan anılan mal/hizmetler açısından ayırdığı satın alma / yararlanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının " şekil+..." ibareli (2019/116039) tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle bu mal ve hizmetlerde her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği gibi, her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılayabileceği, dolayısı ile taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, buna karşılık SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve TTK 54. madde anlamında haksız rekabetin varlığının kanıtlanmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 2021-M-115417 sayılı YİDK Kararının dava konusu edilen 2020/120047 sayılı markanın kapsamında yer alan 18. sınıftaki tüm mallar, 25. sınıftaki tüm mallar ve 35/5. sınıftaki 18 ve 25. sınıfa ait malların satış hizmetleri yönünden iptaline ve 2020/120047 sayılı markanın kapsamında yer alan 18. sınıftaki tüm mallar, 25. sınıftaki tüm mallar ve 35. sınıftaki 18 ve 25. sınıfa ait malların satış hizmetleri yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 1994 yılında temelleri atılan müvekkili şirketin ... markalı ürünlerinin Türkiye’de 1800 perakende noktasında satışının ve Dünya’nın 50’den fazla ülkesine ihracatının söz konusu olup markanın tanınmış marka niteliğinde olduğunu, müvekkilinin bu tanınmışlığa 30 yıldan beri sürdürdüğü yüksek bütçeli reklamlar ve tanıtımlar ile ulaştığını, davalıların marka işareti ve emtia yönünden benzerlikler oluşturan davaya konu markayı tescil ettirerek müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeyi amaçladıklarını, markanın mevcut haliyle tescilinin müvekkilinin markasının ayırt edici karakterine zarar vereceğini, dolayısı ile davaya konu markanın bütün sınıflar yönünden reddi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkillerini ait markanın tertip tarzı, kullanılan font ve verilmek istenen mesaj itibariyle davacının itiraza dayanak markalarından farklı olduğunu ve markalar arasında ortak olan "..." ibaresinin markaları benzer yapmaya yetmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu "..." ibareli başvuru markası ile davacının iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürdüğü "...", “... şekil", "m ...", “...", “m ..." ibareli itiraz markalarının görsel, işitsel, anlamsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığını, dolayısı ile ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi davaya konu markanın davacının seri markası olarak da algılanamayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, davalılar ... ve ...'nın 2020/120047 sayılı "..." ibaresinin 14, 16, 18, 21, 24, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan davacı itirazının da YİDK'in 5/1/2022 tarih, 2021-M-11547 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 5/1/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 24/2/022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve davalıların istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuruda yer alıp uyuşmazlık konusu olan18, 25 ve 35/5 sınıfta yer alan mal ve hizmetler yönününden dava konusu başvuru ile davacının markaları arasında karıştırılma tehlikesi olup olmadığıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu marka kırmızı-bordo renkte dikdörtgen zemin içinde beyaz renkli "..." ibaresinden oluşmaktadır. İbare içinde yer alan "O" harflerinin içi insan gözünü andıracak şekilde zemin ile aynı renkteki noktalarla doldurulmuş ve bu harflerin altına gelecek şekilde yine insan ağzını andıracak şekilde beyaz bir çizgi çizilmiştir. Buna karşılık, davacının itiraza mesnet markaları çoğunlukla "..." ibaresinden oluşuyor ise de, bir kısım markada bu ibareye ek ibarelere yer verildiği görülmüştür. Davacının dava aşamasında dayanmış olduğu "..." ve "..." markalarında bu ibarelerin yanı sıra erkek ve dişi köpeği temsil eden şekil unsuru da mevcuttur. Böyle bir tertip şekline sahip taraf markaları her ne kadar "..." ibaresi ile başlamakta ise de, davaya konu "..." markası ile davacının "..." ibareli markaları arasında bu üç harf dışında bir benzerlik bulunmadığı, markalardaki diğer harflerin farklı olduğu, bu farklılık nedeniyle dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markasını yeterince uzaklaştığı, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.12.2024 tarih ve 2024/1195 E.-2024/9163 K. Sayılı kararında ... ve ... ibareli markalarla ilgili olarak ilk üç harf aynı ise de markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı şeklinde bir değerlendirmenin yapıldığı ve davacı tarafından dava aşamasında dayanak yapılan ... ve ... ibareli markaların kullanım ispatına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Dosya içinde bulunan 6/11/2022 tarihli bilir kişi raporunda ... ve ... kelimelerinin ortak harfler içermelerine karşın markaların tamamen farklı bir genel görünüme sahip olup benzer olmadıkları yönünde bir değerlendirme yapılmıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar ..., ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2023 gün ve 2022/66 Esas - 2023/117 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 7-Davalı ... tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Davalı ... tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alının 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 11-Davalı kurum ve davalılar ..., ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.