4. Ceza Dairesi 2016/18143 E. , 2017/478 K. "" Şantaj suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 107/1, 62 ve 52. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 1.660,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2015 tarihli ve 2015/528 esas, 2015/750 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 12.10.2016 gün ve 94660652-105-34-9430-2016-KYB sayılı yazılı istemleri ve Yarg…
**4. Ceza Dairesi 2016/18143 E. , 2017/478 K.** **"İçtihat Metni"** Şantaj suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 107/1, 62 ve 52. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 1.660,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2015 tarihli ve 2015/528 esas, 2015/750 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 12.10.2016 gün ve 94660652-105-34-9430-2016-KYB sayılı yazılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2016 günlü ve 2016/379395 sayılı tebliğnamesiyle bozma düşüncesiyle daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede, 1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kanun koyucunun ayrıca adlî para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 107/1. maddesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırı olan 1 yıl hapis cezasına hükmedildiği halde adlî para cezasının belirlenmesi sırasında alt sınır olan 5 gün yerine 100 gün adlî para cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayininde, 2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/4. maddesinde yer alan “Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” şeklindeki amir hüküm karşısında, sanık aleyhine olacak şekilde para cezasının takside bağlanmamış olması, bağlanmaması halinde ise bunun gerekçesi ve adli para cezasının ödenmemesi halinde karşılaşabileceği muhtemel durumun sanığa ihtar edilmemiş olmasında isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Olay: