T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:11/07/2024 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:11/07/2024 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin maliki olduğu "Antalya ili ... ilçesi/ ... Mah. ... Ada 1 Parselde yer alan taşınmazı, ... Euro bedel ile ve satış bedelinin dört taksit halinde bonolar ile ödenmesi konusunda 09.11.2022 tarihinde anlaşıldığını, taşınmaz satış bedeli için davalı şirket adına 4 adet bono düzenlenerek davalı şirkete teslim edildiğini, açıklamalı banka ödeme dekontlarından görüleceği üzere, arsa satış bedeline karşılık verilen bono bedellerinin fazlası ile ödendiğini, davacı tarafından önceki fazla ödemelerin dava konusu son bonodan mahsup edildiğini, bono bedelinin davalı şirketin banka hesabına ödenmiş olmasına rağmen, dava konusu bononun bu güne kadar iade edilmediğini, davalı şirketin hiç bir açıklama yapmadan davacı şirket tarafindan yapılan son ödemeyi şirketin banka hesabına iade ettiğini, icra takibine ugraramamak için, Antalya 1.Sulh Huk. Mah. ... D.İş. Sayılı dosyasından, dava konusu bono ile ilgili ödeme yeri tespit talep edilerek, mahkemece verilen karar gereği tespit edilen tevdii yerine, davalı şirkete ödenmek üzere ödeme yapıldığını belirterek, bedelsizlik nedeni ile bu bononun davalı veya 3. Kişilerce icra takibine konulmasının ve 3. kişilere ciro edilmesinin önlenmesi amacı ile ihtiyatı tedbir kararı verilmesini, yapılacak icra takiplerinin durdurulmasına karar verilmesini, İİK. 72. Md. gereği dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini ve bononun iadesine iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı tarafın yabancı para (Euro) ödemesi şeklinde düzenlenmiş sıralı senetlerden ilk üçünün vade tarihlerine sadık kalmayarak ve TL cinsinden olmak üzere şirketin banka hesabına yatırdığını, ödemelerin Euro cinsinden yapılması hususunda davacı taraf ile defalarca konuşulduğunu ancak davacının bono ödemelerini şirketin banka hesabına TL cinsinden yapmaya devam ettiğini, davacının ödemelerini serbest döviz kuruna göre yapmadığı gibi Türk Lirası ödemelerini yasal olmayan bir şekilde Merkez Bankası "satış kurundan" Euro cinsine çevirdiğini, yabancı para cinsi borcun TL cinsinden ödenirken Merkez Bankası “efektif satış kuru” nun baz alınması gerektiğini, bahse konu dördüncü bononun tedarikçi firmalara cirolanmak üzere İstanbul’daki ofise gönderildiğini, 30.04.2023 vadeli (85.000-Euro bedelli) dördüncü senedin vade tarihi geçtikten sonra davacı tarafın toplam Euro ödemelerinin 296.899-Euro olduğunu, oysa davacının dört senetten toplam borcunun ...-Euro olduğunu, davacının ödeme yaptığı 04.05.2023 tarihi itibarı ile (... – 296.899) = 33.101 Euro borcu bulunduğunu, ilk üç ödemede serbest döviz piyasası fiyatlarından ödeme yapıyormuş gibi görünen davacının son senette niyetini belli ederek -yasal durumun da aksine- Merkez Bankası “satış kuru”na göre ödeme yapacağını belirttiğini, bunun üzerine davacıya bononun borcu karşılığı tedarikçi firmalara verileceği, ödemeyi onlara yapmaları gerektiğinin hatırlatıldığı, davacının ilk üç senedinin teslim edildiğini, dördüncü bonodan 33.101-Euro borcu bulunduğu için dördüncü bononun teslim edilmediğini, 17.05.2023 tarihinde şirketin banka hesabına davacı tarafından “30.04.2023 tarihli senet ödemesi” açıklamasıyla 885.000-TL yatırıldığını, senedin ciro için gönderdiğinden aynı zamanda gönderilen paranın yanlış gönderildiğinin davacı tarafından beyan edildiğinden 885.000-TL'nin aynı gün içinde davacıya iade edildiğini, bunun üzerine davacının Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyadan dava konusu bono ile ilgili olarak ödeme yeri tayini talep ettiğini, mahkemenin talebi kabul ederek, şirket adına açılan hesaba 23.05.2023 tarihinde bu kez 700.000-TL yatırıldığını, davacı tarafın 23.05.2023 tarihinde 700.000-TL ödemekle (M.B. efektif satış kuru:21,4653’den) 32.610,77-Euro daha ödemiş bulunduğunu, böylece 30.04.2023 tarihli dava konusu bonodan dolayı 33.101-Euro borcu bulunan davacının işbu bonodan dolayı (33.101 – 32.610,77) = 490,23-Euro borcu kaldığını, bu nedenle davacının “senedin iptali” ve “senedin iadesi” “senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti” yönündeki taleplerinin yasaya aykırı olduğunu, reddi gerektiğini, davacının, kısmi ödeme yaptığı 30.04.2023 vade tarihli bono ile ilgili olarak TBK. 103/2 ve TTK. 709 maddeleri gereğince “ödemenin borç senedi üzerine yazılmasını ve kendisine makbuz verilmesini” talep etme hakkı olduğunu, bono borcunu ödemek için sulh hukuk mahkemesinden ödeme yeri tayin ettiren davacının bononun (490,23-Euro) bakiye bedelini yatırmayarak, tamamı için menfi tespit davası açmasının yasaya aykırı olduğu gibi dava açmakta hukuki yararı da bulunmadığını, bononun icra takibine konulması ihtimali karşısında borçlunun elinde ödeme emrine karşı icra mahkemesinde yapacağı itirazın kabulünü sağlayacak resmi belge (Sulh Hukuk Mahkemesi’nden bono için aldığı tevdi mahalli kararı ve dava konusu bonoya istinaden tevdi mahalline yatırdığı ödeme dekontu) bulunduğunu belirterek davanın reddini ve davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini cevap ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...taraflar arasında Antalya ili ... ilçesi/ ... Mah. ... Ada 1 Parselde yer alan Fabrika nitelikli taşınmazın davacıya 7.242.840-TL bedelle satıldığı ve tapuda taşınmazın davacıya devredildiği ve davaya konu olan senetler dışında Euro cinsinden de düzenlenen diğer senetlerin davacı tarafça benimsenerek ödendiği dosya kapsamı ve alınan raporlardan anlaşılmaktadır. Her iki taraf da yapılan taşınmaz satış sözleşmesine uymuş ve ihtirazi kayıt konulmadan söz konusu sözleşme de kısmen ifa edilmiş olduğundan, davacının sonradan davaya konu senedin geçersiz olduğuna ilişkin itirazları dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğinden mahkememizce bu itiraz kabul görmemiştir. Diğer yandan davalı tarafın yabancı para borcunu aynen ifa talep etmiş olması nedeni ile fiili ödeme gününde Efektif Satış Kuru dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucunda, 30.04.2023 vadeli 85.000-EURO tutarlı Bononun ...-EURO'luk kısmının ödendiği, 490,21-EURO'luk kısmının ödenmediği incelenen ticari deftere ilişkin rapor ile tespit edilmekle menfi tespit talebinin ... Euro üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Davacı talepleri arasında 0/04/2023 ödeme tarihli, 85.000,00-EURO bedelli senedin iadesini de talep etmiştir. TBK'nın 103maddesine göre Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse, buna ilişkin borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir. Borcun tamamı ödenmemiş veya borç senedi alacaklıya başkaca haklar da vermekte ise borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir. Mahkememizce davaya konu senedin tam olarak ödenmemiş olması nedeni ile menfi tespit istemi kısmen kabul edilmiş olmakla davacının senedi iadesi TBK 103 maddesi gereğince senedin iadesi mümkün olmadığından bu talebin de reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının kötüniyet iddiası ve yargılama giderleri açısından yapılan değerlendirmede ise; Davalı tarafın senedin tamamı ödenmemiş olduğu için iade etmemekle haklı olduğu, dava açıldıktan sonra ise de ödenen bedelleri kabul ederek sadece 490,21 Euro ödenmediği yönündeki savunmasının yerinde olduğu ve senet hakkın da icra takibi başlatmadığı ve senedin tamamı yönünden açılan davada dava açmasına sebebiyet vermediği gibi kötüniyetli olarak da davranmadığı anlaşıldığından kötüniyet tazmimatı talebinin reddi ile kabul edilen dava değeri yönünden davalı tarafın yargılama giderleri ve vekalet ücretine mahkum edilmesinin de hakkaniyetli olmayacağı kanaatine varılmış ve davanın kısmen kabulü"şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın menfi tespit olmasına rağmen, taleple bağlı kalması gerekirken, 490,21 Euro'luk kısım yönünden davalıya borçlu bulunduğuna şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaz satışlarında sözleşme bedelinin ve ödeme yükümlülüğünün döviz endeksli olamayacağını, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 nolu Karara ilişkin ... nolu tebliğin 8. Maddesi gereğince bononun geçersiz olduğunu, bunun mahkemece resen dikkate alınmasın gerektiğini davacının 7.942,840,00 TL ödediğini ispat ettiğini, bilirkişi raporunda ise 21/12/2022 tarihinde yapılan 1.104,840,00 TL'lik tahsilatın dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini, borcun fazlasıyla ödendiğini, davacının kötü niyet iddiası ve yargılama giderleri noktasında ise davalının ikinci cevap dilekçesinde senedin kendisinde olduğunu kabul ettiğini, buna rağmen dava öncesinde çekilen ihtarnamede senedin kendisinde olmadığını üçüncü kişilere ciro edildiğini beyan ederek davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, buna rağmen yargılama giderleri ve yargılama harçlarının müvekkili üzerine bırakılmasının hatalı olduğunu, nitekim 17/05/2023 tarihinde yapılan 885.000,00 TL ödemenin davalının muhasebecisi tarafından yanlışlıkla iade edildiğini, gerekçede müvekkilinin kötü niyetli kabul edilmesine dair gerekçenin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinde özetle, taşınmaz satımı hususunda ... Euro'ya anlaşıldığını, dört adet bononun davalıya verildiğini, bono bedellerinin ödendiğini, ancak sonuncu bononun iade edilmediğini, en son yaptıkları ödemenin iade edilmesi üzerine Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş sayılı dosyada tevdi mahalli talep ettiklerini, ödeme yaptıklarını, 09/11/2022 tarihli 85.000 Euro bedelli bononun iade edilmediğini, bononun iadesini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde özetle, davacının 1.700.000 TL, 1.700.000 TL, 1.790.000 TL, 948.000 TL ödeme yaptığını, davacının toplam ödemelerinin 296.899 Euro olduğunu, 33.101 Euro borcunun bulunduğunu, Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasına 23/05/2023 tarihinde yatan 700.000 TL para ile 490,23 Euro alacağının kaldığını, bononun bu nedenle iade edilmediğini, bono bedelinin tamamı için menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını savunmuştur. Davacı cevaba cevap dilekçesinde özetle, bonoların taşınmaz bedelinin teminatı olduğunu, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Nolu Karara ilişkin ... nolu tebliğin 8. maddesi gereğince bononun geçersiz olduğunu, davalı tarafa toplam 7.942,840 TL ödendiğini, davalının kabul ettiği ödemeler haricinde 21/12/2022 tarihinde 1.104.840 TL ödemesi de bulunduğunu, davalının, davacı tarafın davalıya borcu bulunmadığını ikrar ettiğini, 7.242,840 TL fatura satış bedelinden daha fazla ödeme yaptığını savunmuştur. Davalı ise düplik dilekçesinde özetle, 1.104.840 TL ödemenin bonolara istinaden yapılmadığını, dekonttan da bunun anlaşılacağını, davacının iddialarını genişlettiğini ve değiştirdiğini savunmuştur. Alınan bilirkişi raporunda özetle, davacının ticari defterlerinde KDV dahil 7.242.840 TL tutarlı faturanın kayıtlı olduğu, 1.104.840 TL'nin alış bedeline yönelik yapılan ödeme olarak kayıtlı olduğu davacı defterlerinde satış kuru karşılığı hesaplama yapıldığı, defterlerinde davalıdan alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde ise yine 7.242.840TL tutarlı faturanın kayıtlı olduğu,1.104.840 TL tutarlı tahsilatın kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıdan 640.225 TL alacaklı olduğu, defterlerdeki farklılığın davacının TCMB satış kuruna göre hesap yapmasından kaynaklandığı, 1.104.840 TL ödemenin KDV tutarı olduğu, 7.242.840 TL fatura bedelinin 1.104.840 TL'sinin KDV olduğu, KDV çıkarılınca, taşınmaz satış bedelinin 6.138.000 TL olduğu, TCMB efektif satış kuruna göre yapılan hesaplamada davacının 490,21 Euro'luk borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. 21/12/2022 tarihinde yapılan 1.104.840 TL ödeme dekontunda, tapu ödemesi açıklamasının bulunduğu, diğer dekontlarda ise senet karşılığı ibaresinin bulunduğu anlaşılmıştır. Yine davacının Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasına verdiği talep dilekçesinde, taşınmaz satımı hususunda ... Euro'ya anlaşıldığını, müvekkili şirketin 1.104.840 TL KDV'yi de ayrıca ödediğini, 7.242.840 TL' yi ödediklerini, 32.655,62 Euro borcu kaldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki faturada 6.138.000 TL+ 1.104.840 TL KDV= 7.242.840 TL olduğu görülmektedir. Sözleşme tarihi itibari ile 6.138.000 TL karşılığı ... Euro'nun verildiği yani ... Euro'ya KDV'nin dahil olmadığı satış tarihi günün kur değerleri dikkate alındığında görülmektedir. Nitekim davacı tevdi mahalli dosyasında KDV olan 1.104.840 TL'nin ayrıca ödendiğini de ikrar etmiştir. Bu durumda bilirkişi tarafından ... Euro'nun ne kadarının ödendiği tespiti yapılırken KDV tutarı olan 1.104.840 TL'nin bu tutara dahil edilmemesi yerindedir. Bu nedenle davacının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Yine davacı vekili Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Nolu Karara ilişkin ... nolu tebliğin 8. maddesi gereğince bononun geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde bu hususun ileri sürülmemesi, davacının 18/05/2023 tarihli tevdi mahalli tayin talepli dilekçesinde Euro üzerinden borcu kaldığını ikrar etmesi, eldeki dava dilekçesinde de bu husustan bahsedilmemesi, nitekim bu iddianın yargılama sırasında ileri sürülmesi, sözleşmenin yabancılık unsuru taşıması durumunda sözleşmenin geçerli olması, eldeki dava dilekçesinde ve halen dahi sözleşmenin yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığının tespit edilememiş olması karşısında ilk derece mahkemesinin bu hususta yaptığı değerlendirme yerinde bulunmuştur. Yargılama giderleri noktasında ise, davacı her ne kadar davalının 885.000 TL tutarındaki ödemeyi reddettiğini savunmuş ise de, sonrasında tevdi mahalli kararı ile bu bedeli yatırdığı, tevdi mahalli kararı gereği zaten tevdi mahalline yatan kısım yönünden de TBK 107. madde uyarınca borcundan kurtulduğu, elinde ilam olduğu, netice olarak ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi yerinde olup, taraflar arasındaki niza dövizin hangi kur değeri üzerinden Türk Lirasına çevrileceği hususundan kaynaklandığından ve bu noktada davalı haklı olduğundan, kabul edilen kısım yönünden davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden bu yöne ilişen istinaf istemi de reddedilmiştir. Ancak eldeki dava menfi tespit davası olup, talep dikkate alınmadan menfi tespit davalarında kurulacak hükümle uyumlu olmayacak şekilde olumlu tespit içerecek şekilde davacının talebini aşar nitelikte davacının davalı tarafa 490,21 Euro borçlu olduğu şeklindeki kabul yerinde olmamıştır. Kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiş bu husus Dairemizce düzeltilmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 3.asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2024 tarih ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan 30/04/2023 ödeme tarihli, 85.000,00-EURO bedelli senetten dolayı davacının davalıya ... EURO borçlu olmadığının tespitine, 3-Davacının senedin iadesi talebi ile davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE, a-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 125.068,78 TL harcın peşin yatırılan 31.267,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 93.801,58 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresi yazıldı ise yeniden işlem yapılmasına YER OLMADIĞINA, b-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, c-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ye göre reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 10.701,28 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, d-Davacı tarafından yapılan; 731,00 TL harç ile 2.675,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.406,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 19,91-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 455,00 TL posta masrafı ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.624,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...