İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile aralarında 2019-2020 yılı öğrenci servisi hususunda anlaştıklarını, davalı tarafa Mart 2020 ayına ilişkin olarak 160.126,20 TL fatura kesildiğini dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1338 KARAR NO:2026/189 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:28/04/2022 NUMARASI:2020/683 Esas - 2022/330 Karar DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile aralarında 2019-2020 yılı öğrenci servisi hususunda anlaştıklarını, davalı tarafa Mart 2020 ayına ilişkin olarak 160.126,20 TL fatura kesildiğini davalı tarafın bu faturayı iade ettiğini, pandemi nedeniyle mutabakat yapılarak Mart 2020 ayına 120.094,65 TL öğrenci taşıma bedeli ile 979,40 TL otoban geçiş bedeli faturası kesildiğini, davalı taraftan cari hesap alacağı doğduğunu, davalı tarafın borcunu ödemediğini, bunun üzerine İstanbul 12. İcra müdürlüğünün .... Sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu, davacı şirketin, yukarıda sayılan nedenlerle, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın 23.03.2020 tarihine kadar hizmet verdiğini iddia etse de coronavirüs tedbirleri kapsamında 16-30 Mart 2020 tarihleri arasında eğitime ara verildiğini, davacı tarafın alacaklı olduğunun iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, haksız kazanç elde etme niyetinin olduğunu, yukarıda arz ve izah nedenlerle, davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...; davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesine dayalı ticari ilişki olduğu hususu ihtilafsızdır. Uyuşmazlık davacının düzenlemiş olduğu 2020 yılı Mart ayı taşıma bedellerine ilişkin faturaların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak tanzim edilip edilmediği, hangi bedel üzerinden fatura düzenlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin ücretinde değişikliğe gidilip gidilmediği, buna göre davacının davalıdan alacağı olup olmadığı ile takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir. Bilirkişi kök raporunda davacının davalıdan 65,750 TL ve bunun KDV si ile alacaklı olduğunu, ek raporda ise otoban ücreti olan faturanın da eklenmesi suretiyle 66.580, 00TL tutarında alacaklı olduğu ve takibe bu miktar yönünden yapılan itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği raporlanmıştır. Mahkememize mali değerlendirmelerden sonra taraflarca rapora yapılan itirazların özellikle hukuki değerlendirmeler içermesi ve sözleşme nazara alınarak mahkememizce de resen değerlendirilebileceğinden bilirkişi raporlarına itibar edilmemiş ise de yeniden rapor alınması yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceğinden usul ekonomisi gereği gerekli görülmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin aylık bedelinin başlangıçta bilirkişi raporunda da yer verildiği gibi KDV hariç 131.500,00 TL olduğu açıktır. Davacının sözleşmenin karşılıklı mail yazışması yolu ile bedelinin revize edildiğine yönelik iddiasının taraf ticari defterleri kapsamında irdelenmesine geçildiğinde; davacı yanca 2020 yılı Ocak ayında davalıya 162.021,48 TL tutarında fatura tanzim edildiği ve bunun davalı yanca itirazsız olarak ödendiği, yine 2020 yılı Şubat ayında 160.126,20 TL lik fatura keşide edildiği ve bunun bedelinin de ihtirazi kayıt düşülmeden ödendiği davalı cari hesabı ve defterleri ile sabittir. Buna göre ücretin davacı iddiası gibi revize edildiğinin kabulü gerekir. Bilirkişi raporuna açıklanan nedenle iştirak edilmemiştir. Bilirkişi, raporda faturanın düzenlenmesine esas alınan süre hesabında da yanılgıya düşmüştür. Ek raporda 2020 yılı Mart ayı için çalışmasının 2 hafta olduğu ve bunun üzerinden hesaplama yapıldığı vurgulanmıştır. Davalı da benzer şekilde davacının 16 Mart tarihinden sonra hizmet vermediğini ayrıca 2019 Eylül ve Kasım aylarında da davacının ara tatiller nedene ile 3 haftalık hizmet vermesine karşın 4 haftalık fatura düzenleyerek tahsil ettiğini, bu fazladan tahsilatlar ile 2020 yılı Mart ayında davacının 2 haftalık hizmet vermesi karşısında alacağı bulunmadığı iddiasında bulunmuştur. Öncelikle davalının 2019 yılı Eylül ve Kasım aylarına ilişkin faturalara yönelik iddiaları yargılama konusu olmadığı, bunlara süresi içinde itiraz edilmediği ve itirazsız olarak ödendiği hususları dikkate alındığında bunların tek yanlı işlem ile davacı alacağından mahsup edilmesi mümkün değildir. Bunun aksine ara tatil olmasına rağmen tam ay üzerinden faturaların tanzim edilmesi ve ihtirazi kayıt düşülmeksizin davalı tarafından ödenmesi karşısında; davacının ara tatiller ile ilgili sözleşmede ücret alınmayacağına ilişkin bir düzenleme olmadığı, nitekim 2019 yılında da taraflar arasında buna ilişkin bir kesinti yapılmadan ücretin tam olarak ödendiği yönündeki beyanlarını destekler mahiyettedir. Davacı, 2020 yılı Nisan ayında uygulanacak ara tatilin ülke genelindeki tedbirler nedeni ile öne çekildiğini, buna ilişkin ücretin ödenmesi gerektiğini, faturanın buna göre düzenlendiğini söylemiştir.Gerçekten de basın yayın organlarında da yer verildiği üzere ilgili dönemde ara tatil öne çekilmiştir. Bunda davacının kusuru bulunmamaktadır. 2019 yılı ara tatil ücretlerinin de davalı yanca ödenmesi, sözleşmede buna yönelik ayrıksı bir hükme yer verilmemesi ve dava tarihine kadar da bu konuda bir itirazı bulunmamasına göre davacı talebinin yerinde olduğu ve öne çekilen ara tatil nedeni ile bu bir haftalık ücretin da davacıya ödenmesi gerekmektedir. Nitekim eğer ara tatil öne çekilmemiş olsaydı davacı 2019 yılı uygulamasına göre 3 hafta fiili hizmet vererek yine tam ücret üzerinden fatura tanzim edecekti. Sonuç olarak davacının fiilen verilen 2 haftalık hizmet ile birlikte ödenmesi gereken ve önceki yılda da itirazsız olarak ödenen 1 haftalık süre dahil olmak üzere davalıdan 3 haftalık süre üzerinden fatura tanzim etmesi mahkememizce yerinde olarak görülmüştür. Düzenlenen fatura tutarı da az yukarıda açıklandığı gibi revize edilen ücret üzerinden hesaplandığında yerindedir. Ayrıca davalı, davacı yanca tanzim edilerek bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere 12.05.2020 tarihinde kendisine tebliğ edilen faturalara tam 8 ay (mahkememizde açılan davadan 1 ay) sonra 20/01/2021 tarihinde iade faturası düzenlemiştir. Sözleşmenin ücret başlıklı kısmının 51. Maddesinde ücretin ne zaman ödeneceği taraflar arasında kesin olarak kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının icra takibinde takip öncesi faiz istemi de usul ve yasaya uygundur. İzah edilen nedenlerle davacının davasının KABULÜ ile alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatına; davacının kötü niyeti sabit olmadığından ise davalının kötü niyet tazminatının reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı vakıf işletmesinin dava konusu faturaları, ticari defterlerine kayıt etmediği, vergi dairesine bildirmediği, iade faturası düzenlediği ortada olmasına rağmen, sırf faturalara itiraz süresinin uzunluğundan bahsedilerek davacı taraf lehine nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda davacı tarafın sunmadığı hizmetin karşılığını istediğini, mahkemenin taraflar arasındaki 2 haftalık ücret, 3 haftalık ücret şeklindeki mutabakatsızlıkta varsayıma dayalı bir kanaatle nihai karar oluşturduğunu, ancak hukuk yargılamasında varsayıma dayalı kanaatle nihai karar oluşturulamayacağını, davacı tarafın davalıdan alacağı bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede, "okulun tatil olduğu, diğer bir değişle eğitim öğretimin olmadığı zamanlarda sözleşmede kararlaştırılan söz konusu ücretin ödenmeyeceği" nin hüküm altına alındığını ve taraflar arasında imzalandığını, 2019-2020 eğitim döneminin tamamı incelenerek, eğitime ara verilen tatil dönemlerinin hesaplanmadığını, eksik inceleme yapıldığını, davalı bünyesinde eğitim gören öğrenciler tarafından davalı aleyhine eğitim öğretim bedeli iadesi talepli tüketici hakem heyetine yapılan başvurular sonucunda verilen kararlarda pandemi döneminde uzaktan eğitimin devam ettiğini, ancak yol yemek gibi faaliyetlerin yapılmaması nedeni ile bu kapsamda alınan ücretlerin kısmen iade edilmesi gerektiğine karar verildiğini, verilen kararlarda yol ücretinin öğrencilerden ve dolayısı ile yüklenici firmalar tarafından davalı vakıftan istenemeyeceğinin hakem kararları ve mahkeme kararları ile sabit olduğunu, haklı ve hukuka uygun itirazlarının gözetilmediğini, bilirkişi kök ve ek raporuna itirazlarının dikkate alınmadan davacı lehine nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı ile davalı arasındaki mevcut sözleşmenin 2019-2020 Eğitim- Öğretim yılına dair verilecek hizmeti kapsadığını, davacı tarafın düzenlediği tek faturanın değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın alacak iddiasının likit olmadığı halde, bilirkişi kök ve ek raporuna göre davacı tarafın dava konusu alacak iddiasına dayanak icra miktarı kadar olmadığı halde, davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı tarafın davalı vakıf işletmesini takip öncesi temerrüde düşürmediğinin belirtildiğini, davacı tarafın, davalı vakıf işletmesinden muaccel bir alacağı bulunmadığını, davacı tarafın alacak davası açmadan icra takibi başlatmasında hukuka uygunluk bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği dikkate alınmaksızın nihai karar oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ihtilaf konusunun münhasıran öğrenci servisi esasına dayalı taşıma akdinden kaynaklandığını, dolayısıyla özellikle servis taşımacılığı konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmasını, davacı tarafın toplamda kaç gün hizmet sunduğunun tespit edilmesini, davalı vakıf işletmesinden toplamda ne kadar ücret aldığını, bakiye ücret alacağı bulunup bulunmadığını, net olarak ve hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, servis sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı, hesaplamanın hatalı olup olmadığı, icra inkar tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile "30.04.2020 tarihli 120.094,65 TL tutarlı fatura, 30.04.2020 tarihli 979,40 TL tutarlı fatura" nedeniyle toplam 127.961,17 TL alacağın tahsili istemiyle 14.09.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi raporu ve ek raporunda, davacı tarafından düzenlenen takip konusu 30.04.2020 tarihli ...nolu 120.094,65 TL bedelli, ''öğrenci taşıma'' açıklamalı ve 30.04.2020 tarihli ... numaralı 979,40 TL '' otoban geçiş bedeli'' açıklamalı faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,takibe konu olan 2 adet faturayı davacı tarafın BS FORMU ile beyan ettiği, davalı tarafın BA FORMU ile beyan etmediği davacının ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davalıdan 121.074,05 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafın ticari defterlerine göre davalının davacıya borcu bulunmadığı belirtilmiştir.Taraflar arasında ... Kurumları 2019-2020 Eğitim Yılı Servis Sözleşmesi imzalanmış olup, tarafların aylık 131.500,00 TL +KDV üzerinden anlaştıkları, Sözleşmenin 31. Maddesinde, otoban ve köprü ücretleri fiyata dahil değildir, 51. Maddesinde, ücretler eğitim yılı süresi aylık olarak taşımacının her ayın sonunda keseceği faturaya istinaden devam eden ayın 10.'da okul taşımacısının hesabına yatırılacağı, 53. Maddesinde okul yarıyıl tatil süresince söz konusu ücreti ödemeyeceği düzenlenmiştir.Somut olayda, taraflar arasındaki servis sözleşmesine göre aylık 131.500,00 TL+ KDV üzerinden anlaşılmış olup, davacı tarafından 01.10.2019 tarihli mail yazışması ile fiyatlandırmanın revize edildiği beyan edilerek söz konusu mail sunulmuşsa da, mailde davalıya yeni fiyat teklifi sunulduğunun belirtildiği ancak sunulan revize fiyatların dosyaya sunulmadığı gibi bu fiyatların davalı tarafından kabul edildiğine ilişkin de dosyaya herhangi bir belge sunulmadığından taraflar arasındaki sözleşmeye göre taşıma bedelinin aylık 131.500,00 TL+% 18 KDV olduğunun kabulü gerektiğinden Mahkemenin fiyatın revize edildiğine ilişkin tespiti hatalıdır.2020 yılında koronavirüs salgını nedeniyle, 06-10 Nisan 2020 tarihlerinde olması planlanan 1 haftalık ara tatil 16 Martta başlatılmıştır, sonrasında ülke genelinde kapanma yaşanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 51. Maddesine göre davacıya sadece yarıyıl tatilinde ödeme yapılmayacağı belirtildiğinden, sözleşmeye göre ara tatillerin bu kapsamda olmadığından Mart 2020 de 1 haftalık ara tatilde eklenerek davacının 3 haftalık ücrete hak kazandığı sabit olup, davacı tarafından da 23.03.2020 tarihine kadar hesaplama yaparak fatura düzenlediğini görülmüştür. Bu durumda davacının 2020 Mart ayında, 131.500,00 TL'den 131.500,00/4 X 3 = 98.625,00 TL+ % 18 KDV 17.752,50 TL toplam 116,377,50 TL servis ücreti alacağı, sözleşmenin 31. Maddesine göre, otoban ve köprü ücretleri fiyata dahil olmadığından, 2020 Mart ayına ait 830,00 TL'lik +149,40 TL KDV = 979,40 TL köprü ve otoban ücretine de hak kazandığından, davanın 117.356,90 TL yönünde kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Davaya konusu sözleşmenin ifasına ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 51.maddesinde ücretin eğitim yılı süresi aylık olarak taşımacının her ayın sonunda keseceği faturaya istinaden devam eden ayın 10.'da okul taşımacısının hesabına yatırılacağı kararlaştırıldığından, bu vadeye göre davacı işlemiş faiz talep edebileceğinden, 10.05.2020 tarihinden takip tarihi olan 14.09.2020 arasındaki 127 gün için ( 10.05.2020 ile 12.06.2020 (bu tarih dahil) arasındaki 34 gün için yıllık %13,75, 13.06.2020 ile 14.09.2020 (bu tarih hariç) arasındaki 93 gün için yıllık %10 faiz oranı üzerinden) yıllık reeskont avans faiz oranı üzerinden 4.493,32 TL işlemiş faize hükmedilmiştir.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluştuğundan Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 117.356,90 TL asıl alacak ve 4.493,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 121.850,22 TL yönünden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranında 24.370,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Alınması gerekli 8.323,58 TL harçtan peşin alınan 1.545,45 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 6.7778,13 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafın yatırmış olduğu 1.545,45 TL peşin harç ile 54,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacının yapmış olduğu posta, bilirkişi ve müzekkere masrafı toplam 1.717,50 TL'nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.635,47 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Arabulucu ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.256,96 TL'nin davalıdan, 63,04 TL'sinin davacı taraftan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 6.110,95 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 11-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 50,00 TL olmak üzere toplam 270,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/02/2026