T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/729 - 2026/86 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/729 KARAR NO : 2026/86 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2020 NUMARASI : 2019/303 E. - 2020/78 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Huk…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/729 - 2026/86 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/729 KARAR NO : 2026/86 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/07/2020 NUMARASI : 2019/303 E. - 2020/78 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/07/2020 Tarih ve 2019/303 Esas - 2020/78 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin “... şekil” ibareli markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2018/87917 sayılı ve "..." ibareli, başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanımış olduğunu, "..." ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu başvuru müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, dava konusu marka başvurusunun müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla yapıldığını, davalı gerçek kişinin kötü niyetli olduğunu, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, 2019-M-8685 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, karşılaştırılan markalar arasında "..." ibaresinden kaynaklı ortaklık bulunsa da, davaya konu markanın esas unsurunun "..." ibaresinden oluşmadığı, esas unsurun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu, tek başına "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, nitekim davacıya ait "..." ibareli markaların standart yazı karakteri ile oluşturulmadığı, renk ve stilize yazı unsurları ile farklılaştırıldığı, bu hale göre dava konusu marka ile karşılaşan makul derecede dikkatli, ihtiyatlı ve makul derecede zekâya sahip ortalama tüketicinin, dava konusu emtiaları satın almak için ayıracağı süre içerisinde, bu markanın davacıya ait markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla SMK m.6/1 hükmünde düzenlenen ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin somut olayda oluşmayacağı, davacının T/01504 sayılı "ŞEKİL ..." markası 08.02.2007 tarihinde tanınmış marka olarak ... nezdinde kabul edilmesine rağmen dava konusu başvuru tarihinde (03.10.2018) davacı markalarının tanınmışlığını ispata yarayan yeterli delillerin dosyada olmadığı ve bu anlamda davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar vereceği, ayırt ediciliğini zedeleyeceği iddialarının da ispat edilemediği, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuruda yer alan "..." harfinin, müvekkilinin logosuyla birebir aynı bulunduğunu, markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına harflerin tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarında ortak olarak yer alan ve uyuşmazlık konusu olan "..." harflerinin, düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, somut olay açısından emsal olabilecek nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4459 Esas, 2022/8042 Karar ve 10/11/2022 tarihli ilamında da ‘‘...-...’’ markası ile aynı sınıflarda tescilli bulunan ‘‘...,..., ...’’ ibareli davacı markalarının benzer bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili görülmediği, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.