11. Hukuk Dairesi 2010/6647 E. , 2011/16913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2009 tarih ve 2007/519-2009/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2010/6647 E. , 2011/16913 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2009 tarih ve 2007/519-2009/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından Alanya Vergi Dairesi'ne ödenmek üzere Bank Asya Konya Şubesi aracılığıyla davalı banka şubesine havale yapıldığını, ancak havale edilen miktarların davalı tarafından vergi dairesi hesaplarına aktarılmadığını, müvekkilinin bu durumu öğrenmesi üzerine davalı bankaya yazdığı yazı sonrasında vergi ödemelerinin davalı tarafından gecikmeli olarak gerçekleştirildiğini, geç ödeme nedeniyle müvekkiline gecikme cezası tahakkuk ettirildiğini, söz konusu cezanın müvekkili tarafından ödendiğini, vergi ödemelerinin gecikmesinde davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 6.637,97 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının Bank Asya Konya Şubesi'ne verdiği EFT talimatına istinaden ilgili meblağların davacının hesabına alacak olarak geçtiğini, yapılan havalenin vergi dairesi hesabına aktarılması için davacının müvekkiline yazılı talimat vermediğini, müvekkili bankanın kusuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı vergi dairesine olan vergi borcunu ödemek için Bank Asya Konya Şubesi aracılığıyla davalı bankaya EFT yaptığı, yatırılan bu paranın Alanya Vergi Dairesi'ne ödenmesi hususunun dekonta yazıldığı, ancak davacının bu konuda davalı bankaya ayrı bir yazılı talimat veya fax mesajı göndermediği, bankanın böyle bir talimat almadığı sürece gelen EFT talimatındaki bedeli vergi ödemesi olarak değerlendirip işlem yapmasının mümkün olmadığı, davacının ödediği gecikme cezasından dolayı davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı bankaya gönderilen paranın vergi dairesi hesabına aktarılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafından davalı bankaya EFT edilen paranın vergi dairesi hesabına aktarılması konusunda yazılı talimat verilmediği, böyle bir talimat olmadan davalı bankanın söz konusu meblağı vergi tahsilatı olarak değerlendirip işlem yapmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, davalı bankanın kendisine yazılan yazıya verdiği cevapta, EFT'nin yapıldığı 1002358 nolu hesabın Alanya Vergi Dairesi'ne ait olduğunu bildirmesine ve Alanya Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ise 2006 yılı itibariyle davalı banka şubesinde hesabının bulunmadığını açıklamasına rağmen bu çelişki giderilmediği gibi davacı tarafın vergi tahsilatının usulüne ilişkin iddiaları üzerinde de durulmamıştır. Bu itibarla, mahkemece bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişi ile mali müşavir bilirkişiden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden, davacının davalı banka şubesinde hesabının bulunup bulunmadığı, davacı tarafından kime ait hesaba EFT yapıldığı, şayet EFT yapılan hesap ilgili vergi dairesine ait ise paranın neden bu idareye gitmediği, bu süreçte paranın hangi hesapta tutulduğu, gönderilen paranın davacının vergi borcunu karşılayıp karşılamadığı, daha önce bu şekilde vergi tahsilatının olup olmadığı ve vergi tahsilatlarının davacının iddia ettiği biçimde yapılıp yapılmadığı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu aldırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.