11. Hukuk Dairesi 2009/761 E. , 2010/11509 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/70 - 2008/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalılar avukatı tebligata rağmen gelmediğniden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazı
**11. Hukuk Dairesi 2009/761 E. , 2010/11509 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/70 - 2008/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalılar avukatı tebligata rağmen gelmediğniden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi verilerek ve ikna edilerek müvekkilinden 26.12.2000 tarihinde 41.000 DM tahsil edilip, “Yimpaş İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş. Hisse Senedi Talep Formu” ibareli makbuz verildiğini, davalılardan bu şirkete ve ...'a gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini,davalı şirketin ise davacının her iki davalı şirketin de ortağı olduğunu savunarak ve TTK'nun 329 ve 405. maddelerini sebep göstererek parayı ödemediğini, Yimpaş Holding A.Ş.'nin anılan belgede geçmediğini,bu şirkete de ortak edilmesinin geçerli olmadığını,bu şirketin de para toplamanın bir parçası olarak sorumlu olduğunu,davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329. ve 405. maddelerine dayanılamayacağını, müvekkillerinin dolandırıldığını, davalılardan ...’un TTK’nun 67. maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, Yimpaş Holding A.Ş.’nin anasözleşmesinin 4/a bendinde faiz ve temettü garantisi verildiğini, imza atan kişinin kim olduğunun ve yetkisinin belli olmadığını, şirket defterlerindeki kayıtların gerçeği yansıtmadığının belirlendiğini, bu defterde yazılı ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, davalı ...’un davalı şirketleri paravan olarak kullandığını, TTK'nun 336. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse satımı yapılamayacağının tespitini, mevzuata aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünü, tahsil edilen 41.000 DM (20.962.96 TL'nın)'ın en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının her iki davalı şirketin ortağı olduğunu, ...'a da ortaklık payı iadesi davası açılamayacağını,husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili bulunduğu şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul tarafından faaliyetleri denetlenen bir Anonim Şirket olduğunu, TTK'nun 405. maddesi gereğince Anonim Şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketlerin tasfiye halinde olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalıların Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirketlerde toplam 525 pay ile ortak olduğu, Yimpaş Yozgat İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş.'de 180 adet hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine kararilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler. Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline 26.12.2000 tarihli “Yimpaş İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş. Hisse Senedi Talep Formu” imzalatılarak (31.000 DM) para alındığını, ancak geçerli bir şekilde davalılardan bu şirkete ve bu belgede adı geçmeyen diğer davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu talep formu davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş. unvanını taşımakta olup,bu belgede hisse devrinden , hisse adedinden, birim fiyatından söz edilmeden, ödenen miktarın (41.000 DM) olduğuna ve hisse senetlerinin fiziken teslim edildiğine yönelik açıklama bulunmakta,kime ait olduğu ve niçin attırıldığı belirtilmeden alınan iki imzaya yer verilmiş,bu imzaların davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye ise yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davacının her iki şirkete ortak olduğunu dava öncesinde davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede,yanıt dilekçesinde savunmuş, her iki davalı şirkete ait ortaklık pay defterlerinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgelere göre, davacının davalılardan Yimpaş Holding Anonim Şirketi’nde (1.000.000) TL. nominal bedelli 56 hissesi, diğer davalı ... İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş.nde 50.000 nominal bedelli 469 hissesi vardır. Hangi davalı şirketin yazısı olduğu anlaşılamayan 22.04.2008 tarihli yazıda da aynı hususlara yer verilmiş, davalılardan ...'ne davacının dava dışı Yimpaş A.Ş.'den 11.8.2000 tarihinde hisse devir alarak, diğer davalıya ise 2000 yılında davacının halka arz döneminde talep formu ile başvurarak ortak olduğu da mahkemeye bildirilmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının davalı şirketlerdeki hisse adetleri aynı şekilde 56 ve 469 olarak bildirilmiştir. Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerde ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.